13 NİSAN, PAZARTESİ, 2026

Ötekiler Nasıl Canavarlaştırılır?

Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da izleyiciyle buluşan; insan ve insan olmayan bedenlerin, hâllerin temsillerini araştıran on sanatçıyı bir araya getiren “Canavarların Vaatleri” sergisi üzerine bir yazı.

Ötekiler Nasıl Canavarlaştırılır?

“Canavarların Vaatleri” sergisinin küratörü, etkileyici bir kadın: Ezgi Hamzaçebi. Hamzaçebi, doktora tezinde ele aldığı kavramsal çerçeveyi Hara’ya sunuyor ve Hara’da bu kavramın üç boyutlu bir hâle gelişini izliyoruz. Akademik arka planla örülmüş, derinlikli ve titizlikle düşünülen bu serginin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığı çok açık.

Hara’nın kurucusu Canan Bozbağ, kendi sanat pratiğini yürütürken sanatçının kendini özgürce ifade edebilmesine verdiği önem nedeniyle, sanatçıların söz sahibi olduğu, genç ve sürekli dönüşen bir yapı kurmak istemiş ve bu vizyon doğrultusunda Hara’da sergilenecek eserleri seçen bir sanat kurulu oluşturulmuş. “Canavarların Vaatleri” sergisi de bu kurul tarafından seçilen ilk sergi olma özelliğini taşıyor.

​Sanat kurulu, altı bağımsız sanatçı ve Hara’nın bünyesinden beş kişi olmak üzere toplam on bir kişiden oluşuyor. İsimler açık oylamayla belirleniyor, ardından seçilen sanatçılara kapalı çağrı yapılıyor ve gelen projeler değerlendirilerek sergi hayata geçiriliyor. Bu süreçte Ezgi’nin ismi de öne çıkanlardan biri olmuş.

1. Zeynep Kılınç, Mutatis Mutandis, 2026  Keçe, yün, metal konstrüksiyon  Fotoğraf Kayhan Kaygusuz
2-3. Sergi görünümü

Ezgi’nin doktora tezinin konusu, insan olmayanların edebiyattaki etik ve estetik temsili üzerine. Sergi ile aynı ismi taşıyan doktora tezi Canavarların Vaatleri: Türkçe Feminist Spekülatif Kurmacaya Musallat Olanlar, Metis Yayınları’ndan da kitap olarak yayımlanmış. Serginin arkasındaki fikri anlamak için ilk kaynak bu olabilecekse de Hara’da Ezgi Hamzaçebi ile düzenledikleri ücretsiz sergi turları ve YouTube’da paylaştıkları videolarla serginin bağlamını ve arkasındaki bakışı detaylı anlatmayı ve fikri kamusallaştırmayı amaçlıyorlar.

Hamzaçebi’ye göre son zamanlarda canavarların Dünya’mıza geri dönmesi bu çalışma üzerine düşünmesine sebep olmuş. Kime ve hangi bağlamlarda figürlere canavar dendiği üzerine düşünmeye başlamış. Yüksek lisansından itibaren feminist teoriyle insan-olmayan varlık düşüncesi arasında bağlar kuran Hamzaçebi, kadınların erkek tarafından, hayvanların insan tarafından, bitkilerin ise benzer mekanizmalarla ötekileştirilmesinin ortak bir belleğe dayandığını fark etmiş.

1. Canavar Sevilmesi Zor Çiçekler, 2026 Tuval üzerine sprey boyaı
2-3. Sergi görünümü

Gerçekten de bir figüre veya bir yapıya bizden olmadığı, topluma uymadığı etiketini yapıştırmak o figüre her türlü şiddeti, ötekileştirmeyi makul kılan bir vahşileşme hakkı yaratıyor. Burada Hamzaçebi’nin canavarlara kulak verme isteği çok değerli. Çünkü Hamzaçebi günümüzde LGBTİ+ bireylerin marjinalleştirilmesi, 2024’te gündeme gelen sokak hayvanlarının toplatılması ve öldürülmesini içeren ve aile yılını takip eden yasa düzenlemelerini düşündüğünde bu cezalandırılan “Canavar”ların ne vaat ettiğinin peşine düşüyor. Ona göre canavar, insanlık tarihi boyunca “insan” dediğimiz varlığın sınırlarını belirleyen bir figür; kimi zaman korkulan, kimi zaman dışlanan, çoğu zaman da sınır çizen.

Ezgi Hamzaçebi serginin kavramsal çerçevesine ilham olan Donna Haraway’in şu sözleri olduğunu belirtiyor: “… ancak canavar olduğumuzu kabul edersek, cinsiyet, ırk, tür ve sınıf ayrımının olmadığı, daha eşit ve adil bir dünya yaratabilir ve ‘canavarların vaatlerini’ gerçekleştirebiliriz.”

​Doktora tezinde feminist yazarların canavarlaştırılan figürleri nasıl sahiplendiğini ve onları muhalif, özgürleştirici figürlere dönüştürdüğünü inceleyen Hamzaçebi, bu kez sanatın farklı formlarında bu figürlerin nasıl görünür olduğunu araştırıyor: Sanatta canavarlaştırılan figürler hangi biçimlerde karşımıza çıkar? Nasıl görüntüler, nasıl hikâyeler üretir? Sergi, “canavar” olarak görülen, insan ve insan olmayan bedenlerin, hâllerin temsillerini araştıran on sanatçıyı bir araya getiriyor.

1. İrem Aydın & Seçil Epik Canavar Saatler, 2026 Tek kanallı video, stereo ses, hareketli yarı geçirgen perdeler, projektör Video-animasyon: Burcu Melekoğlu Dil: Türkçe, İngilizce altyazılı Uzunluk: 12’
2. Ömer Tevfik Erten Sınır Kadını (Limen serisi), 2024 Arşivsel pigment baskı, yılan yumurtalar
​3. Sergi görünümü Fotoğraf Kayhan Kaygusuz

Bu sergi, her biri kendi yarasını ve hafızasını sanatçıların canavar kavramına çok yönlü bakışlarını bir araya getiriyor. İrem Aydın’ın belgesel videosu “Canavar Saatler”, kolektif hikâye yazımından beslenerek hem izleyiciyi hem anlatıyı zamansal olarak kaydıran etkileşimli bir yapı kuruyor. Yanı başında, Lara Ögel’in kimliğe sabitlenmeyi reddeden heykelleri; Demeter–Persephone anlatılarından, nergisin “göz” oluşundan ve yüzsüzlüğün verdiği çoğul olasılıklardan sesleniyor. Melez bir varlık tahayyül eden Yaşam Şaşmazer, mor salkım gövdesinden yola çıkarak insan/insan olmayan/bitkisel bağları silikon dökümle tenselleştiriyor; kırılganlığı, bakım ihtiyacını ve sömürgeci botaniğin izlerini bedene taşıyor. Mekâna yayılan işleriyle Serkan Ata ise mıhlar, pas, ses ve hareket yoluyla hem medeniyetin kırılganlığını hem de eşyaların unutulmuş geçmişlerini ortaya çıkaran şiirsel mekanizmalar kuruyor; seyirciyi gölge, ritüel ve belirsiz kimliklerle yüzleştiriyor.

Üst katta Hilal Polat’ın “Elalem ve Sülalem” figürleri, çocukluk korkularını kırmızı rengin hükmüyle tersyüz ederken; keçeden ürettiği “Sıhhatli Sürüngen” ve “İhtimal Plastik Atölyesi” ile Zeynep Kılınç kazaya, rastlantıya ve kusura dayalı bir heykel dili kuruyor. Fotoğraf alanında ise, beden, sınır ihlali ve yılan arketipi üzerine çalışan Ömer Tevfik Ersen, “Musallat İmge” ve “Limen” serilerinde gerçeğin dikiş tutmayan parçalarını bir araya getiriyor; annesinin işlediği Şahmaran motifiyle kişisel bir koruyucu hat açıyor. Koridordaki mural, şehirliden yabanile doğru geçişi dikenli bitkilerle görünür kılarken; çıkışta bizi karşılayan dev Brugmansia çiçeğine benzer yapıtıyla Şafak Şule Kemancı şamanik ritüeller, halüsinasyon, ölüm–yaşam arası eşik ve bitkinin evrimsel belleklerini çağırıyor. Böylece tüm sergi, insan olmayanla, unutulanla, sökülen hikâyelerle ve hayal gücünün karanlık–oyuncul katmanlarıyla dolu, dev bir kolektif canavar atlasına dönüşüyor.

“Canavarların Vaatleri” sergisi 1 Mart-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Ezgi Hamzaçebi küratörlüğünde Hara’da izleyiciyle buluşuyor.

0
234
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage