20 NİSAN, PAZARTESİ, 2026

Anlam Arayışının Askıya Alındığı Bir Alan: “Sessiz Diyalog”

Özer Toraman ile yaşarken gözden kaçırdığımız durgun ve sakin anlara odaklandığı resimlerinden oluşan, ilk kez bir enstalasyonunun da yer aldığı sergisi “Sessiz Diyalog” üzerine konuştuk.

Anlam Arayışının Askıya Alındığı Bir Alan: “Sessiz Diyalog”

Eserlerindeki fotoğrafik kompozisyon anlayışı ve çarpıcı renk kullanımı ile öne çıkan sanatçı Özer Toraman, pratiğinde yeni bir yönelimin de müjdesini verdiği yeni sergisi “Sessiz Diyalog”da izleyicisini iç dünyasında unuttuğu huzur adalarına geri götürmeyi teklif ediyor. 2 Mayıs’a kadar Pi Artworks, İstanbul’da sergilenecek “Sessiz Diyalog” Toraman’ın kendisiyle yaptığı bir söyleşi videosuyla açılıyor. Sanatçı bunu “içsel hesaplaşmanın dışa vurulmuş bir provası gibi” diye ifade ediyor. Mavi gökyüzü, yeşil çimenler, bir göl yansıması, boylu boyunca uzanmış figürler, henüz kimsenin gelip dağıtmadığı simetrik düzenlenmiş plajlar, sırtı bize yüzü maviliğe dönük bedenler, yüzü örtük belki de bir otoportre… Tüm bu tabloların arasında resmin iki boyutlu dünyasından mekâna taşan çimler ve iki sandalye. Bu boş sandalyeler bir buluşma ihtimali yaratırken aynı zamanda paylaşılan bir sessizliği de işaret ediyor. Bu enstalasyon sergi bütününe bakıldığında sanatçının sürdürdüğü pratiğinde açılan yeni boyutun habercisi oluyor.

​Özer Toraman “Sessiz Diyalog” ile “anın tadını, ışığın sıcaklığını veya mavinin bir tonunu hissetmelerini öneriyorum” diyor. Sanatçı ile bu anların peşinde, sergiye ve pratiğini var eden dünyasına dair sohbet ettik.

“Sessiz Diyalog” kendinizle yaptığınız bir söyleşi videosu ile başlıyor. Kendinizle baş başa kalmak konusunda nasılsınızdır? Bu içsel konuşmalar sanatınıza nasıl yansıyor?

Kendimle baş başa kalmak, benim için bir zorunluluktan ziyade en verimli sığınağım. Kalabalıkların ve hızın içinde insanın kendi sesini duyması giderek zorlaşıyor. Ben bu içsel konuşmaları bir nevi “zihinsel ayıklama” süreci olarak görüyorum. Sanatıma yansıması ise genellikle bir arınma şeklinde oluyor; zihnimdeki gürültü dindiğinde geriye kalan o saf, dingin imge tuvale aktarılıyor. Videodaki o söyleşi de aslında bu içsel hesaplaşmanın dışa vurulmuş bir provası gibiydi.

Özer Toraman, "Sessiz Diyalog" galeri görünümü

Bu anları bulmak için nasıl bir yaşam pratiğiniz var? Kendinizi soyutlamadığınız ama o yoğunluğun içinde huzurlu adalar yaratmanın yolu nedir sizin için?

Yaşam pratiğimde en önemli rutinlerimden biri yüzmek. Su altındaki o mutlak sessizlik, dış dünyanın uğultusundan kopmamı sağlayan gerçek bir terapi. Bunun dışında, seyahatlerimde—örneğin İtalya’daki Garda Gölü kıyısında yaptığım gibi—sadece ışığın ve gölgenin hareketini izlediğim uzun anlar yaratıyorum. Hayatın içinde “huzurlu adalar” kurmanın yolu, bakışlarımı kaostan çekip küçük detaylara, bir parktaki ışık süzülmesine veya bir plajın henüz bozulmamış geometrisine odaklamaktan geçiyor.

Bulduğunuz bu adaları sanat pratiğinizle nasıl buluşturuyorsunuz? Sanatsal üretimlerinizde, bir kompozisyonda kendine nasıl yer buluyor?

Bu anlar önce fotoğraf makinemin vizöründen geçiyor. Çektiğim fotoğraflar benim için birer not defteri gibi. O “ada” anını dondurduğumda, onu tuvale aktarırken sadece gördüğümü değil, o anın hissettirdiği sessizliği de boyuyorum. Kompozisyonlarımda geniş boşluklar bırakmayı seviyorum; bu boşluklar, izleyicinin de o huzurlu adaya adım atabilmesi için açtığım nefes alanlarıdır.

Özer Toraman

“Sessiz Diyalog” serginizin de odağında durgun ve sakin anlar var. Açtığınız alanlara adım attığını mutlaka hissediyor izleyicisi. Serginizdeki işlerin üretim sürecini ve bir sergiye evrilme yolculuğunu anlatır mısınız?

Bu sergi, son birkaç yılımın görsel günlüğü niteliğinde. Süreç, toplumsal hızın aksine benim yavaşlama kararımla başladı. Garda Gölü’ndeki yansımalardan İstanbul’un sakin bir köşesine kadar, “durma”anlarını biriktirdim. Pi Artworks ile olan beş yıllık yolculuğumun bu evresinde, eserlerin birbiriyle konuşması ama bu konuşmanın “sessiz” olması üzerine kurguladık her şeyi. Atölyedeki üretim aşaması, ışık ve gölgenin tuval üzerinde en saf hâlini bulana kadar süren sabırlı bir katmanlaşma süreciydi.

Bu serginizde bir de enstalasyonunuz yer alıyor. Bu enstalasyon bizi tablo yüzeyinden zemine davet ediyor. Bu ilk karşılaşmamızdan ve enstalasyondan bahseder misiniz?

Yeşil zemin üzerindeki o iki sandalye, aslında serginin isminin fiziksel bir somutlaşması. Resimlerimin içindeki o davetkar ama mesafeli atmosferi, izleyicinin fiziksel olarak içine girebileceği bir alana dönüştürmek istedim. İki sandalyenin karşılıklı duruşu, kelimelere ihtiyaç duymayan bir anlaşma zeminini temsil ediyor. İzleyiciyi o yeşil alana, yani bir nevi “güvenli bölgeye” adım atmaya ve bu sessiz diyalogda bir taraf olmaya çağırıyorum.

Özer Toraman, "Sessiz Diyalog" galeri görünümü

Derinliğin arttığı, yüzeylerin boyutlandığı bu sergi ile pratiğinizde yeni bir yönelime doğru gittiğinizden söz etmek mümkün mü?

Kesinlikle. Resimlerim her zaman fotografik bir temel üzerine otursa da bu sergide malzemenin fiziksel varlığını ve mekânla olan ilişkisini daha fazla sorgulamaya başladım. Üç boyutlu formlar, polyester ve metal gibi malzemelerle olan denemelerim, tuvalin iki boyutlu sınırlarını aşma isteğimden doğuyor. Bu, sanatımın daha mekansâl ve deneyimsel bir yöne evrildiğinin bir işareti.

“Sessiz Diyalog”, anlam arayışının askıya alındığı bir alan öneriyor. İzleyicinin fark etmesini istediğiniz neler var? Yoksa tam tersine bu beklentiyi de askıya mı alıyorsunuz?

Aslında izleyicinin bir şeyi “anlamaya” çalışırken harcadığı o entelektüel eforu bir kenara bırakmasını istiyorum. Modern dünya bizi her şeyi hemen tanımlamaya ve bir kutuya koymaya zorluyor. Ben ise sadece o anın tadını, ışığın sıcaklığını veya mavinin bir tonunu hissetmelerini öneriyorum. Beklentileri askıya almak, izleyiciye kendi iç dünyasına bakması için bir özgürlük alanı tanımaktır.

1. Özer Toraman, Ruhun Serap Bahçesi, 2026, tuval üzerine yağlıboya 100 x 150 cm
2. Özer Toraman, Çimenlere serilmiş düşler, 2026, 105x159 cm

Sanatsal pratiğinizin, özgün ifadenizin nasıl geliştiğini, nelerle beslendiğinizi anlatabilir misiniz?

Benim pratiğim gözlem üzerine kurulu. Fotoğrafçılık ve yağlı boya arasındaki o ince çizgide yürümek beni besliyor. Işığın nesneler üzerindeki dramatik etkisi ve doğanın kendi içindeki geometrisi temel esin kaynaklarım. Renk kullanımım ise duyguların bir dışa vurumu; bazen çok canlı bir renk, dingin bir sahnedeki o tek canlı noktayı yani yaşamın kendisini temsil ediyor.

Belli bir çizgide yürüseniz de sanatsal üretimlerinizin temelini ne oluşturuyor? Bir resim nerede başladığına ve bittiğine nasıl karar verirsiniz?

Temelinde “insan ve doğa arasındaki sessiz gerilim” yatıyor. Bir resim, zihnimdeki o anlık duygu fotoğraf karesiyle buluştuğunda başlar. Bitmesi ise çok sezgisel bir süreç; tuvaldeki o boşluk ve doluluk dengesi bana “artık yeter” dediğinde, yani anlatmak istediğim sessizlik tam olarak orada oluştuğunda fırçayı bırakırım.

Yıllar içinde sanatsal düşünme ve üretimlerinizde sizi değiştiren dönüm noktaları neler oldu?

Kendi fotoğraflarımı birer referans olarak kullanmaya başlamam en büyük dönüm noktalarından biriydi. Bu, sanatıma bir “tanıklık” boyutu kattı. Ayrıca, heykel ve enstalasyonlarla çalışmaya başlamak, form algımı ve izleyiciyle olan mesafe anlayışımı kökten değiştirdi.

Özer Toraman

Son zamanlarda sizi etkileyen yaratıcı dünyanızı tetikleyen dinlediğiniz, okuduğunuz, izlediğiniz bir eserle karşılaştınız mı?

Doğaya yaptığım yürüyüşler başta olmak üzere, müzik ve sinema beni her zaman besleyen şeylerdir. Fakat son zamanlarda Amerikalı şair Mary Oliver’in şiirleri beni çok derinden besliyor. Özellikle “Yaban Kazları” şiiri favorim.

Son olarak “Sessiz Diyalog”un durduğu, kelimelerin tamamen çekildiği o yerden sonra bizi neler bekliyor?

“Sessiz Diyalog” bir varış noktası değil, bir durak. Bundan sonraki süreçte, bu sessizliğin mekândaki yankılarını daha fazla araştırmak istiyorum. Belki daha büyük enstalasyonlar, belki de doğanın içine yerleştirilmiş geçici müdahaleler... Ama her zaman o sakinlik ve durma hâli üzerine düşünmeye devam edeceğim.

Özer Toraman'ın "Sessiz Diyaloglar" başlıklı kişisel sergisini 2 Mayıs'a kadar Pi Artworks, İstanbul'da ziyaret edebilirsiniz. 

0
173
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage