05 ŞUBAT, CUMA, 2021

21. Yüzyılın Tüketim Kültürü ve Bireyin Kimlik Arayışı

Heykeltıraş Aykut Öz’ün tüketim toplumunun ilkeselliği sanılan ‘‘hazzın’’ kurumsallaşmasına dikkat çektiği farklı tekniklerle ürettiği 40 eserinden oluşan kişisel sergisi “Eğleniyor muyuz” üzerine bir inceleme.

21. Yüzyılın Tüketim Kültürü ve Bireyin Kimlik Arayışı

“İnsan olmak, gerçek insan, etiyle kemiğiyle insan olmak bile ağır gelir bize. Utanırız bundan, insan olmayı yüz karası sayarız, benzeri olmayan toplumsal birtakım insanlar olmak için çabalarız. Ölü doğmuş insanlarız biz ve uzun zamandır canlı babaların çocukları değiliz, giderek daha çok hoşlanıyoruz böyle doğmuş olmaktan. Zevk duyuyoruz bundan. Çok yakın bir gelecekte bir şekilde düşüncelerden doğmanın yolunu bulacağız.” Dostoyevski - Yeraltından Notlar

Bireyin kimlik arayışı, toplum içinde farklı olma istemine ulaşamama ve kolay yoldan kimlik kazanma, sahte bir biçimde kendini beğenme arzusu 1970’lerin sonunda gelişen kendini yücelten ve toplumda yer edinmeye çalışan, egosu güçlü, kendine hayran bireylerin yarattığı  oluşumlar, Aykut Öz’ün CerModern’deki (22 Aralık- 21 Şubat 2021) “Eğleniyor Muyuz?” başlıklı sergisinde aktarmaya çalıştığı kavramlarla örtüşmektedir. (Lasch, 1992)

Öz, son yıllarda açtığı sergilerinde kapitalist toplumun aşağıya çektiği bireylerin toplum içinde kaybolmayı göze alamayıp ortaya çıkmak için kendilerini kaybettikleri tüketim çılgınlığı ve bu döngü içinde yiten insana has değerler ve etik kodlarının da değiştiği vurgusunu yapmaktadır (Tekkök, 2017; Tekkök, 2019). Gerçek dünya ile bireylerin kendilerini hapsettikleri döngüsel sahte dünya arasında gidip gelmelerinin işlendiği eserlerde bu “yok oluş” ve “yitme” duygusu çarpıcı bir biçimde verilmiştir.

​Modernleşme ile birlikte üretim toplumunun tüketim toplumuna dönüşmesi, küreselleşme ile birlikte üretimin kapasitesinde artış ve  üretim şekillerinin değişmesi, tüketim şekillerinin değişmesini zorunlu kılmıştır. Postmodernizmle birlikte ise tüketim sadece yeme, içme, barınma gibi zorunlu ihtiyaçların ötesine geçerek hayat tarzı ve dinlenme faaliyetlerini de kapsayan son derece geniş bir alanı etkisi altına alarak tüketim kültürünün ortaya çıkmasına yol açmıştır (Featherstone, 2007), Bireyi mutluluğu bulduğu bu yeni yaşam tarzı, gereksiniminden çok tüketme istemi Öz’ün elinde büyük torbalarla işlediği kadın imgelerinde sabitleşmektedir.

Öz’ün son sergisinde yine değişen yaşamlar, bireyin yaşadığı toplumda kendini ifade etme arayışı ve  tüketim kültürü üzerine odaklanan işlerinde tüketilenin artık insan olduğunun bilincinde çarpıcı heykeller, eskizler ve neon işleri ile insanın ürettiğini tüketirken kendisinin de bu döngüde hızla yittiğini çarpıcı bir şekilde sunmaktadır. 

Öz: “Yaşamıyla ve gelişimiyle, kurduğu uygarlıklarla, yarattığı din, dil, kültür, sanatla birlikte dünyanın en kurgusal canlıları biziz. Öyle bir hâl aldı ki önce kavramsal anlamda gerçeği bulduk, bilimle temellendirdiğimizi düşündük. Mağaradan çıktığımızı zannederken duvarları haz unsurlarından örülü, renkli cafcaflı başka bir mağarada bulduk kendimizi. Şimdi neyin gerçek olduğunu bilemediğimiz muğlak bir ortamda eğlenceli, mutlu bir hayat sürüyormuşcasına bu mağarada yaşıyoruz. İhtiyacımız olmadığı hâlde, sahip olduklarımızın kıymetini bilmeden yenilerinin peşine düşüyoruz. En hayati olanları da ev ve araba sahibi olmak ve tabii tüm bunları başkalarına en fiyakalı şekilde göstermek, bu artık bir zorunluluktur adeta” derken yaşadığımız hayatın bir gösteri alanına dönüştüğü ve oyuncuların da bizler olduğunu ifade etmektedir.

Bu oyunun devam edebilmesi için birey “mutlu gibi” hissettiği sanal ortamlarda sürekli eğleniyormuş gibi bir dışavurumculuğu sergileme zorunluluğu içindedir. Başkalarından onay alınılması beklenen bu paylaşımlar ve hoş vakit geçirmenin bile bir başkası tarafından onaylanması beklentisi, neden bu denli gerçek yaşamlarımızdan koptuğumuzu irdelememizi gerektirmektedir. Gerçekte sürekli eğlenmek ve hedonist bir hayatı yaşamamız gerekiyor mu? sorusu da aynı Öz’ün eserleriyle ortaya koyduğu gibi ve tarihsel süreçte bu konuyu irdelemek, bizleri hedonist birey ve toplum hâline getiren süreçleri gözden geçirmek gereklidir.

​​Bireyin kimlik kazanma ve farklı olma güdüsü çağımızda etikten çok bireysellik ve toplumda yer edinmeye çalışan bireyin egosunun öne çıktığı bu yeni çağın oluşumlarında aranmalıdır (Hetherington, 1998, 45). Bu çağın narsist bireyleri hem kültürel, hem de sosyal olarak gelecekle ilgili duydukları kaygıya tepki olarak geliştirdikleri bu çözüm arayışıyla yaşama kendilerine yönelik anlamlar yükleme ve kendini değerli kılma çabası içindedirler. Ailenin geçim zorluğu ile değişimi ve babanın ailede otoritesini yitirmesiyle gelişen bu durum yanı sıra özgün olamama, bir duyguya tam bağlanamama gibi sonuçları da doğurur. Daniel Bell’in de ifade ettiği gibi: “Modernist kültürel gelenekten gelen kendine odaklı bireyler, kapitalist toplumun tekno-ekonomik yönetim ve kültürünün ürünleridir. Modernist bireyin kendini öne çıkarma ve hedonizmi önceliklendirmesi burjuva kültürünün çalışma etiğine de karşıt bir kavramdır” (Bell, 1979, 14). Burada ortaya çıkan sorun, 19. yüzyıldan beri süregelen bireyin disipline edilmiş yaşamı ve buna karşın ödüllendirilme mekanizmasının ertelenmesi ve çağımızda bireyin ödüllendirilmeyi beklemeden kendini ödüllendirmesi ve bunun da bireyin öne çıkma arzusu ile şekillendiği gibi düşünülebilir (Bell 1979, 37)

Bireyselliğin dışavurumcu gösteri hâline dönüştüğü çağımızda bunu geri planda körükleyen faktörün ne olduğunu da düşünmek gerekir (Hetherington 1998, 47). Tüketim toplumu ve tüketimin yarattığı yeni kimlik oluşturma “gösteri devam etmeli” anlayışıyla bireyin sanal paylaşım ortamlarında sürekli mutlu ve eğlenceli bir hayat sürüyormuş gibi imajlarla kendini yansıtması ile sonuçlanır.

Tüketim toplumunun yarattığı mutluluk ve hazzı aramak için yaşamını bir dönerceye kilitleyen bireylerin işlendiği roller coaster’larda çılgınca zaman tüketen ve heyecanı arayan bireylerin aradıklarını Öz: “Hayat biraz roller coaster gibi, arada bir düşme hissinin de tadına varmayınca çıkış anlamını yitiriyor. Bir de aynı anda yemek yememek lazım. Üst baş batar ne roller coaster’ın keyfini alırız, ne de yemeğin tadını” şeklinde özetlemektedir.

Jean Baudrillard’ın da ifade ettiği gibi, tüketimin ilkesinin ve erekselliğinin sadece haz olmadığının en iyi kanıtlarından birinin bugün haz alma isteminin zorlama olmasından, bunun bir hak ve zevk olmaktan ziyade yurttaşlık görevi gibi kurumsallaşmış olmasıdır.

​Tüketibilir madde ve bunun aşırılığı karşısında tüketen insanın haz almak ve tatmin almak zorunluluğu içinde hissetme döngüsü sanatçının eserleriyle vurgulanmıştır (Baudrillard 2015, 17-18).

​Öz: “Sürekli her şeyi olumlayarak evrene pozitif enerjiler göndermek isteyenler, kısa zamanda parayı bulmak isteyenler, tensel zevklerin peşinde koşanlar, zihinsel değişimler için maddeler kullananlar, oyun peşinde koşanlar vs. hepimiz bunlardan en az biriyiz. Sürekli haz ve mutluluk zorlaması içinde gerçekten ne istediğimizi , bizi neyin mutlu ettiğini anlayamadığımız bir hal içine sokuyoruz kendimizi” derken modern insanın durumunu özetler.

Antik Yunan mitolojisinde Zeus’un kaçırıp tecavüz ettiği Ganymedes mitosdaki anlatıya bağlı olarak Yunan sanatında Zeus’un kanatlarının arasında gösterilir. Oysa ki, bu Ganymedes, Öz tarafından kendi özgürlüğünü seçme yetisine sahip, Zeus’un kartal kanatlarını koparıp elinde tutan şekilde mücadeleci şekliyle sunulmuştur. Yanındaki hayvanları ile çocukluğunu yaşama şansına sahip, huzur içindedir. Öz, burada tüketmenin diğer nesnesi hâline gelen cinsellikte, çocuk tacizlerine karşıt duruşunu da  yansıtmaktadır.

Referanslar:

J. Baudrillard, Tüketim Toplumu, İstanbul: Ayrıntı Yay. (2015).
F. Dostoyevsky, Yeraltından Notlar, İstanbul: Can Yay. (2018).
M.Featherstone, Consumer Culture and Postmodernism, London: Sage Publ. (2007).
K. Hetherington, Expressions of Identity: Space, Performance, Politics, London:Sage Publ. (1998).
S . Lasch ve J . Friedman (eds.), Modernity and Identity, Oxford: Blackwell Publ. (1992).
B. Tekkök Karaöz, Güneşin Sustuğu Yer, RH+ (147), İstanbul (2019).
​B. Tekkök Karaöz,  Düşe Yuvarlana Bir Sergi, RH+, İstanbul (2017).

"Eğleniyor muyuz" sergisini 21 Şubat'a kadar CerModern Güney Hangar Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.

0
3592
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage