02 MART, PAZARTESİ, 2026

“Üretirken Başka Bir İnsana Dönüşebilmeliyim”

Yerli sahnenin üretken isimlerinden Batu Akdeniz ile doğup büyüdüğü şehirden ilhamla yayımladığı son teklisi “Ankara’nın Sokaklarında”yı ve müzikal yolculuğunu konuştuk.

“Üretirken Başka Bir İnsana Dönüşebilmeliyim”

Son teklin “Ankara’nın Sokaklarında” oldukça can yakan bir şarkı. Şarkını bir aşk mektubu olarak ifade ediyorsun. Gönderen belli peki bu mektubun alıcısı kim?

Ankara! Doğup büyüdüğüm, müziğe başladığım ve kendimi bulduğum şehir. Bu şarkı yolu ya Ankara’dan ya da bir Ankaralıdan geçmiş herkese bir aşk mektubu.

Doğup büyüdüğün şehrin sokaklarında çektin klibi. O ikonik sokakları gezerek klibi çekerken neler hissettin? Yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar… Neler döndü zihninde?

Buraya her geldiğimde kendimi evimde hissettiğim için huzurlu hissettim. Bu hissi başka bir yerde bulamıyorum. Hoşuma en çok giden şey, artık Ankara sokaklarında çok fazla insanın beni durdurması ve müziğime olan sevgilerinden bahsetmesi. Bu benim için her şey demek. Yıllarca o sokaklarda kendi müziğini yapmak için çabalayıp savaşan Batu için bir hayalin gerçekleşmesi gibi. Ankara’yla olan bütünleşmem hep bilinen bir şeydi ama bu şarkı son noktayı koydu bence. Ne mutlu bana.

Sokaklar demişken, Ankara’da aşk yaşamak sosyal medyada çok romantize ediliyor. Gerçekten öyle mi?

(Gülüyor) Ben de bunun farkındayım. Geçen konserde de söyledim, Ankara’da yapacak çok şey olmadığı için insanlar birbirlerine daha fazla zaman ve ilgi ayırıyor gibi hissediyorum ben. Ulaşım da sonuçta İstanbul kadar zor değil. Aynı zamanda bir öğrenci şehri. Bütün bunları birleştirdiğimizde evet, insanların neden bunu romantize ettiklerini anlayabiliyorum. Potansiyeli her zaman çok büyük bir şehirdi her anlamda.

Her şehrin bir karakteri var. Ankara hiçbir şey vaat etmemesiyle insanları kendisine bağlayan bir şehir. Bu noktada şehirlerin insanın ruhuna müzikal olarak bulaştığına inanıyor musun? Ankara senin müziğine nasıl etki ediyor?

Ankara tüm bunların yanında rock’n roll’un Türkiye’de başladığı şehir. 90’lardan falan bahsetmiyorum, direkt olarak 70’ler. Bürokratlar, diplomatların çocukları burada ilk elektro gitarlara sahip olup müzik yapmaya başlıyorlar. Şehrin gece hayatı zaten tüm İstanbullu müzisyenlerin de hep bahsettiği gibi çok uzun yıllar İstanbul’un çok ötesinde. Benim en büyük şanslarımdan biri, burada yıllarca Süleyman Bağcıoğlu gibi, Nusret Gürs gibi benim için yaşayan Ankara efsaneleriyle sahneler yapma ve onları izleme fırsatı bulabilmem.

Ankara’yı bir kenara bırakırsak üretme heyecanını ne kamçılıyor? Dinlediğin, izlediğin, okuduğun ya da yaşadığın neler ilham veriyor üretim pratiklerine?

Çoğunlukla evet. Tüm şarkılarım otobiyografik değil. Böyle olsa garip olur zaten. Başka bir insana dönüşebilmeliyim üretirken diye düşünüyorum. Bazen insanlar bütün yazdıklarımı yaşadığımı düşünüyor, böyle hayal etmek istiyorlar. Evet çoğunluğu kendi duygularımdan çıkma ama tamamı değil. Son dönemde çok izleyip okuma fırsatı bulamıyorum. Bu en büyük üzüntüm çünkü bu yıl çok çalışmam gereken bir yıl, yapmak istediğim çok şey var önümde. İlk fırsatta bu rutinlerime geri dönmeyi arzuluyorum.

Bir röportajında “Sadece aşk şarkılarıyla anılmak istemiyorum” diyorsun. Seni heyecanlandıran ama henüz yeterince yazmadığını düşündüğün duygular neler?

Ne güzel bir soru. Gelecek kaygısı, hak, hukuk, adalet gibi konularla ilgili daha çok söylemek isterim. Son dönemde anksiyete ve depresyonla ilgili şarkılar yazdım “Madem” ve yakında sürpriz bir isimle yayımlayacağım “Ayna” gibi. Bunlara ek olarak bu duyguların üzerine gitmeyi çok ama çok isterim.

Hem Türkçe hem İngilizce üretim yapıyorsun. İki dilde yazmak, duygularını ifade etme biçimini nasıl değiştiriyor ve geliştiriyor?

İngilizce söylemek her zaman daha konforlu bir alan benim için, şaşırtıcı gelecek belki ama bu böyle. Yazma konusunda ikisinden de zevk alıyorum ama İngilizce ile daha az kelime ve eforla daha çok şey anlatabiliyorsun. Türkçe biraz daha edebi olman gereken bir dil bence yazarken. Aynı zamanda Türkçe söylerken İngilizcedeki bazı nüansları yapman garip hissettirebiliyor.

Ürettikçe sözler, sound’lar ve akış daha da oturuyor. Şu anda bulunduğun noktadan baktığında yola yeni çıkan Batu ile bugünkü Batu arasındaki en büyük fark ne sence?

Motivasyonum ve hevesim aynı. Ben müziğe çok aşığım. Bir dinleyici olarak da rock’n roll’a öyle. Beni her zaman diri tutuyor ve daha fazlasını yapmak istiyorum çünkü grunge da çok seviyorum blues da çok seviyorum hard rock da çok seviyorum alternatif rock da... Kocaman bir dünyaya aşığım. Bütün bunların yanında, özgüvenimin ve kendime saygımın geliştiği bir dönemdeyim. 30’larımın başına geldim ve geriye dönüp baktığımda artık şunu diyebiliyorum, “Evet ben çok güzel şeyler başardım, bazı çocukların gitara başlama sebebi bile olabildim. İnsanların hayatlarına soundtrack olabildim. İdol aldığım, tanışmaya hayal bile edemeyeceğim sanatçılarla yurt içinde ve yurt dışında çalıştım. Demek ki devam etmeliyim.”

Algoritmaların, trendlerin ve sosyal medyanın bu kadar belirleyici olduğu bir dönemde, kendi iç sesini koruyarak üretmek seni zorluyor mu?

Bazen evet. Müziğin PR ve marketing kısmının küçük ekranlara sığdırılması benim bünyemin de midemin de kaldırdığı bir şey değil. Ama 2026 yılındayız ve zaman buna dönüyor. Öyleyse geri basmanın bir alemi de yok. Üretmek konusunda bazı açmazlara girdiğim zamanlar oldu ama ne zaman kendimi sıkışmış hissetsem hemen İngilizce yazıp söylemeye başlıyorum, birçok kapı var gidilebilecek ve kendimi tek bir duyguya, tek bir ezbere hapsetmek istemem.

Ürettiğin teklilerin yanı sıra çok güzel düetler de yapıyorsun. Hayalini kurduğun ama henüz gerçekleşmemiş bir müzikal iş birliği var mı?

Çok teşekkür ederim. Bad Company davulcusu Simon Kirke ile yaptığımız düet hayatımdaki en büyük dönüm noktalarından biriydi. Bunun devamını getireceğim hatta birkaç isim var aklımda ama şimdilik bende kalsın.

Bu sene hangi güzel haberleri vereceksin dinleyicilerine? 

Bu sene hiç olmadığı kadar yoğun ve fazla müzik duyacaksınız Batu’dan. Benimle kalın!

0
223
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage