24 ŞUBAT, SALI, 2026

Kırılmaz Camın Altında Kalanlar: “Cam Sehpa”

Can Evrenol’un sıradan bir ev eşyasını aile trajedisinin merkezine yerleştirirken suçluluk, inkâr ve erkeklik krizini rahatsız edici bir kara mizahla harmanladığı filmi Cam Sehpa üzerine bir yazı.

Kırılmaz Camın Altında Kalanlar: “Cam Sehpa”

Cam Sehpa, Caye Casas imzalı 2022 yapımı La mesita del comedor (The Coffee Table)’un yeniden çevrimi olarak karşımıza çıkıyor. Yönetmen koltuğunda, Türkiye’de korku sinemasının uluslararası alandaki en görünür isimlerinden Can Evrenol yer alıyor. Evrenol, daha önce BaskınHousewife ve Peri: Ağzı Olmayan Kız gibi yapımlarla türün sınırlarını zorlamış bir isim. Film, dünya prömiyerini 2025 yılında Cannes Film Festival kapsamında “Marché du Film Fantastic Galas” bölümünde gerçekleştirdi. Yapım süreci ise Grupo Morbido, kurucusu yapımcı Pablo Guisa Koestinger’in Cannes’da sunduğu teklif ile başlamıştı. AKC Sinema yapımı olan film, Globalgate Entertainment ve MorbidoGate ortaklığıyla hayata geçirildi ve 20 Şubat 2026’da Türkiye’de vizyona girdi. Başrollerde, korku türünde görmeye alışkın olmadığımız iki isim yer alıyor: Alper Kul ve Algı Eke. Bu tercih, filmin hem tonunu hem de seyirci beklentisini bilinçli biçimde kıran bir hamle oluyor.

Cam Sehpa; çiçeği burnunda bebek sahibi olan İbrahim ile Zehra çiftinin, rüküş bir mobilya mağazasında yaşadıkları hararetli bir tartışmanın ardından “Neo-Osmanlı tarzında ama İtalyan tasarımlı” bir cam sehpa satın almasıyla başlar. Evlilik içi güç savaşlarının küçük ama sembolik bir uzantısı olan bu alışveriş, kurulum sırasında yaşanan korkunç bir kazayla geri dönülmez bir trajediye dönüşür. İbrahim’in yaptığı hata, yalnızca bir kazadan ibaret kalmaz; inkâr, utanç ve panikle örülen bir yalan zinciri yaratır. Film, bu zincirin her halkasında seyirciyi ahlaki olarak sıkıştıran bir gerilim kurar.

Başarılı Bir Yerelleştirme Örneği

Sinemada remake (yeniden yapım) her zaman mesafeli durulan riskli bir zemin olmuştur. Bu durumu kıran nadiren başarılı remake filmler (The Thing, Evil Dead vb.) vardır. İşte Cam Sehpa da bu riskli zemine rağmen zekice yerelleştirilen, orijinal ögeler içeren bir remake olmayı başarıyor. Cam Sehpa, birebir taklit yerine kültürel yeniden üretimi tercih ederek bu riski lehine çeviriyor. Temeldeki hikâye orijinaliyle aynı olup bir cam sehpa yüzünden bebeğinin ölümüne sebep olan bir babanın travma ile bu olayı eşinden saklamaya çalışmasını işliyor. Ancak bunu Türkiye’ye özgü karakterler, diyaloglar ve atmosfer ile harmanlayarak orijinal filmden sıyrılıyor. Karakterlerin ikna edici yapısı ve diyalogların akıcılığıyla neredeyse tamamına yakını tek mekânda geçmesine rağmen sürükleyiciliğini koruyor.

Cam Sehpa, yerelleştirilen diyalogların yanı sıra Can Evrenol sinemasının rahatsız edici “gore” yönünü de içererek İspanyol orijinalinden daha fazlasını gösteriyor ve izleyicinin sinirlerini bozuyor. Tıpkı “Evil Dead” serisi gibi grotesk sahneler kara komediyle birleştiriliyor, gülünmemesi gereken anlarda güldürerek izleyicinin sinirleriyle oynuyor. Orijinal İspanyol film minimal, daha mesafeli ve kara mizahı daha kuru bir ton üzerinden kurarken; Evrenol’un versiyonu daha dışavurumcu, daha fiziksel ve daha görünür bir dehşet dili benimsiyor. Özellikle kazanın gösterilme biçimi bu farkı netleştiriyor. İspanyol versiyon ima gücüne yaslanırken, Cam Sehpa olayın fiziksel sonuçlarını seyirciden saklamıyor. Bu tercih, şok etkisi yaratmanın ötesinde, inkârın imkânsızlığını görsel düzeyde dayatıyor. Yerelleştirmenin haricinde bu kanlı ve rahatsız edici sahnelerle öne çıkıyor ve yine biricik olmayı başarıyor. Özellikle bebeğin cam sehpaya düştüğü sahne incelikli bir kurguya sahip olup dehşeti sonuna kadar hissettiriyor. Filmin finaliyse orijinaline göre fazlasıyla beklenmedik oluyor. Tabii Evrenol’un önceki filmlerine nazaran gore dehşet sahneleri yine hafif ve az kalıyor. Ancak Cam Sehpa’nın hikâyesi ve atmosferi için bu sahnelerin dengesinin ve miktarının iyi ayarlandığı gözlemleniyor. Tüm bu yönleriyle Cam Sehpa orijinalinden bile iyi bir remake olarak zoru başarıyor.

Metaforlar ve Babalık Üzerine

Cam Sehpa, yalnızca bir korku-komedi filmi olmayıp özünde bir erkeklik krizi anlatısı sunuyor. İbrahim yeni baba olmuştur ancak babalık İbrahim’de bir kontrol baskısı üretiyor. Cam sehpa tercihi bile aslında bir güç gösterisi hâline geliyor. Zehra ile İbrahim arasındaki güç gerilimi, trajedinin zeminini hazırlıyor. Kazadan sonra yaşanan süreçte ise bir suç gizleme hikâyesinden çok erkekliğin çöküşü işleniyor. İbrahim’in paniği yalnızca eşine gerçeği söyleme korkusu değil, “yetersiz baba” ve “başarısız erkek” olma korkusudur. Film, utancı ve inkârı fiziksel bir baskıya dönüştürüyor ve tek mekânın klostrofobik yapısı, bu psikolojik sıkışmayı görünür kılıyor.

​Filmin neredeyse tamamının tek mekânda geçmesi, dramaturjik bir tercih olarak filmi güçlü kılıyor. Ev, güvenli alan olmaktan çıkarak bir işkence odasına dönüşüyor. Cam sehpa burada kırılganlık, şeffaflık ve görünürlük metaforu hâline geliyor. Kırılışı ise aile yapısının da kırıldığı anı temsil ediyor veya tetikliyor.

Takdiri Hak Eden Oyuncu Performansları

Cam Sehpa’yı başarılı ve sürükleyici kılan senaryosu ve teknik yönleri haricinde güçlü oyuncu kadrosu oluyor. Tek mekânda geçtiği gibi oyuncu sayısı da oldukça minimal ancak doğru cast seçimiyle birlikte izleyiciyi etkilemeyi, güldürmeyi ve şaşırtmayı beceriyor. 2025 Morbido Fest’ten de En İyi Erkek Oyuncu Ödülüyle dönen Alper Kul, korkuda da komedide olduğu gibi harikalar yaratabileceğini İbrahim karakteriyle ortaya koyuyor, karakterin yaşadığı travmayı derinden hissettiriyor. Eşi Zehra’yı canlandıran Algı Eke ise 2017 yapımı politik gerilim-gizem filmi Kaygı’daki rolünden türde deneyimli olduğunu gösteriyor ve mizahi yönde de kendini kanıtlıyor. İbrahim’in erkek kardeşini canlandıran Özgür Emre Yıldırım ise şen şakrak mizacı ile karakter için doğru seçim oluyor. Başarılı oyuncu Hatice Aslan satıcı karakteriyle filmin genelinde biraz daha yapay kalıyor ve göze batıyor ancak bu durum da filmin mizahi atmosferi içinde eriyor. Kadrodaki genç oyuncular; Ece Su Uçkan ile Elif Sevinç de karakterleriyle uyum sağlayan, filmin atmosferini destekleyen performanslarıyla öne çıkıyor. Elif Sevinç, Can Evrenol’un Peri: Ağzı Olmayan Kız filmindeki başrolünde yer aldığı için Cam Sehpa, yönetmenle çalıştığı ikinci filmi oluyor ve seneler içinde oyunculuğunu da geliştirdiğini gösteriyor. Filmin yapımcılarından Pablo Guisa, filmin başında dükkân sahibi cameosu ile tanıyanların yüzünü gülümsetiyor, filme hoş bir detay katıyor.

Ritmik Kurgunun Gücü

Cam Sehpa, açılış sekansından itibaren müzik ritmiyle uyumlu kamera hareketleri ve ritmik kurgusuyla dinamik bir film olacağını söylüyor. Bir tek mekân filmini ayakta tutup sürükleyici kılan senaryo, diyaloglar ve oyuncular olduğu kadar aynı zamanda teknik detaylar ile kurgudur. Filmin kurgusunu da üstlenen Can Evrenol burada da ustalığını göstermiş oluyor. Film, kara komedisi içindeki kaosu Hey Douglas’ın hareketli deli dolu parçalarıyla dinamik kamera hareketlerini ve kurguyu harmanlayıp izleyiciyi avucunda tutan bir işe dönüşüyor. Aynı zamanda sinematografisiyle de göz doyuran film, Evrenol’un önceki pek çok projesinin üstüne çıkıyor.

Cam Sehpa, bir remake’in yalnızca hikâyeyi yeniden anlatmak değil, onu başka bir kültürel bağlamda yeniden inşa etmek anlamına geldiğini gösteriyor. Can Evrenol, sıradan bir ev eşyasını aile trajedisinin merkezine yerleştirirken suçluluk, inkâr ve erkeklik krizini rahatsız edici bir kara mizahla harmanlıyor. Tek mekânın klostrofobisi, ritmik kurgu ve güçlü performanslarla birleştiğinde ortaya hem sinir bozucu hem de unutulması zor bir deneyim çıkıyor. Cam Sehpa, seyirciyi yalnızca şok etmekle kalmayıp onu ahlaki olarak köşeye sıkıştırmayı hedefleyen bir film olarak Türk korku sinemasında kendine ayrı bir yer açıyor. Can Evrenol’un filmografisinde Baskın’dan sonraki en iyi filmi olan (hatta belki bazıları için Baskın’dan bile iyi) Cam Sehpa’yı vizyondayken sinemada izlemenizi tavsiye ederim.

0
216
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage