
Giorgio Parisi’nin hayal gücünün sadeliği üzerine inşa ettiği birbirinden tılsımlı beş uyku vakti öyküsünden oluşan kitabı Yeşil Sinek ve uyumak istemeyenler için başka öyküler üzerine bir yazı.
İngilizcenin söz cambazı Oscar Wilde, “çocukları için masal yazmak her babanın vazifesidir,” demişti. Stevenson, Tolkien ve hatta -kendisinin değil ama meslektaşının kızı için masal yazan- Lewis Carroll bu edebî misyonun en meşhur takipçileridir. Bu masal anlatıcı ebeveynler sayesinde dünyanın başka yerinden ve başka başka yaşlarından pek çok okur hiç uykusuzluk çekmemiş veya can sıkıntısından asla şikâyet etmemiştir.
Nobel Fizik Ödülü sahibi Giorgio Parisi de evvela kendi çocuklarına üç, ardından da torunlarına iki masal yazarak bu edebiyat geleneğinin esaslı bir takipçisi olmayı başarmış. Camilla Pintonato’nun desenleriyle hayat verdiği, Türkçeye S. İpek Ortaer Montanari’nin tercüme ettiği, Can Çocuk’tan çıkan Yeşil Sinek ve Uyumak İsteyenler İçin Başka Öyküler işte bu beş masaldan ve masallara giriş taksimlerinden meydana gelen harika bir kitap.
Nobel Fizik Ödülü ibaresini duyunca insanlar belki de ciddi, sıkıcı bir dede hayal etmiş olabilirler ama Paris’i bu tahminin aksine dâhi bir masal mucidi olduğunu ispat ediyor. Bu ödüllü fizikçinin aynı zamanda müthiş bir anlatma ve uydurma yeteneği var. Hayal gücünün sadeliği üzerine inşa ettiği birbirinden tılsımlı ve eğlenceli hikâyeleriyle hem torunlarını hem biz okurlarını baştan çıkaran bir söz ustasıyla karşı karşıyayız. Böyle bir dedesi olan hangi çocuk kendi özgür iradesiyle uyumak ister ki!
Torunlarının ve okurlarının zihinlerine önce merakın o kor tutmuş ateşini düşüren ve sonra da harekete geçen o zihinleri telaşsız kelimelere dökülmüş bir masalın rehavetiyle uykuya yollayan Parisi, bazen sığırcıkların niye birlikte uçtuklarını bazense ısınan havanın nasıl yükseldiğini anlatıyor ama bunu bir bilgi bombardımanıyla değil de sorular sorduran masallarla yapmayı tercih ediyor. Torunu çilek yemek yerine mısır yemek mi istiyor, o vakit Tonino’nun masalını anlatma zamanı gelmiş demektir. Üç torunu da uyumak değil de oyuncaklarıyla oynamak mı istiyor, o hâlde gelsin bakalım “İstediğim Ot Kralın Bahçesinde Bile Yetişmiyor.” Helikopterler nasıl uçuyor, sinekler gibi; peki sinekler nasıl uçuyor, demek ki şimdi içinde sinek olan, hem de yeşil bir sinek olan masal okumanın tam vakti.
Sorular soruları tetikliyor, masallar da masalları. Neden gece olunca yatmak zorundayız? Neden gece var? Gündüz neden okula gidiyoruz? Dedesi başarılı olan torunlar okulda doğrudan başarılı mı olurlar? İşte bütün bu soruların açtığı yoldan Babalù Ödülünü kazanan küçük şövalye Gianni’nin hikâyesine varıyoruz.
Parisi’nin, ustası Italo Calvino’nun orijinal İtalyan Masalları’ndan hiç de geri kalmayan bu harikulade beş masalının içinde her masalda olduğu gibi kötü cadılar, büyücüler, kurtlar, kurbağalar, prensesler, şövalyeler at koşturuyor ama fazladan kendisinin alâmet-i fârikası olan bilim de bulunuyor. İyi ki çocuklarına veya torunlarına masal anlatan ebeveynlerin mensup olduğu böyle bir edebiyat geleneği hâlâ varlığını sürdürüyor da bu yaşta bile keyifle masallar okuyabiliyoruz.