03 HAZİRAN, ÇARŞAMBA, 2026

Renkler ve Çizgilerle Bir İktidar Eleştirisi: “Karar Verenler”

“Dışlananlar grubundaki uzun perçemli çocuk benim! Ancak ayrıca sonradan görünen ikizlerden biri benim; kendini kitaba çizmek eğlenceli, hem de ikizinle birlikte. Her zaman kitaplarımdaki çocuklardan biri benimdir” diyen Karar Verenler’in yazarı İsveçli illüstratör, çizgi roman ve çocuk kitabı yazarı Lisen Adbåge ile merak ettiklerimizi konuştuk.

Renkler ve Çizgilerle Bir İktidar Eleştirisi: “Karar Verenler”

Orijinal dili İsveççede 2018’de yayımlanan Karar Verenler, henüz birkaç ay önce Dinozor Çocuk tarafından Ali Arda çevirisiyle, Nihal Ünver editörlüğünde Türkçeye kazandırıldı. Tam da tekdüze ve birbirinin neredeyse aynısı resimli kitaplar görmekten sıkıldığım bir dönemde benim nitelikli kitap özlemimi dindirdi. Asıl, çocuklarımıza hayata sadece toz pembe bakacakları gözlükler verdiğimiz zaman onları gerçeklere ve zorluklara karşı savunmasız bırakırız. Tam da bu yüzden yaptığımız okumaları çeşitlendirmek çok önemli; çocuğumuz eğlenceli, komik ve hatta “minnoş” kitaplar okusun tabii ama ciddi, düşündüren ve sorgulatan kitaplar da okumalı. Kitabın yaratıcısıyla yaptığım bu röportajı okuduktan sonra sizden ricam, dönüp kütüphanenizi gözden geçirmeniz ve derhal Karar Verenler’i dâhil etmeniz.

Sizi Karar Verenler kitabıyla tanıdım. Ödüllü bir yazar ve illüstratörsünüz. Bize, kendinizi çocuk edebiyatına giden yolda bulma hikâyenizi anlatır mısınız?

Yazmak ve resimler aracılığıyla hikâye anlatmak bana daima kendimi evimde hissettirir; kendimi yaşamda bu yolla, bu dille ifade ediyorum. Resimli kitap aracılığıyla neye ilgi duyduğumu keşfediyorum. Formatı açısından bana tam anlamıyla uyan, muhteşem bir sanat biçimi; bir bakıma özüne indirgenmiş. Ancak aynı zamanda, satır aralarında kendi yorumlamalarınız için de bir alan var. Çocukken içedönüktüm (hâlâ da öyleyim) ve dünyayı belli bir mesafeden gözlemledim. Çok fazla düşündüm. Çok fazla hissettim. Fakat çok konuşmadım. Gözlemlerimi yazı ve resimler aracılığıyla işledim. Burası güvende hissettiğim yerdi. Çocukken çok ve sıklıkla okurdum. Çok ve her şeyden biraz biraz. Evde devamlı kelime oyunu oynanırdı. Eğlence odası, kelimeler ve renkler, sohbet ve müzikle dolu bir odaydı. Ebeveynlerimin resmi eğitim ya da benzeri konulara hâkim olduğu söylenemez ancak her konuda fazlasıyla yetkinlerdi. Her şeyi kendi yöntemleriyle çözdüler. Onların gözünde hiçbir şey tehlikeli ya da “hayır, yapamazsın” değildi. Bazı sosyal aktivitelerden çekinirdim, ne takım sporlarına yatkın bir insanım ne de bir maceraperest; ama denemekten çekinmem. Olasılıkları öngören ve beni destekleyen ebeveynlere sahip olduğum için minnettarım. Hayal gücünün en az gerçeklik kadar önemli olduğunu bilen ebeveynlere. Hayal etmezseniz, uzaklaşamazsınız. Ayrıca, mesleği sanat olan ve okuldaki matematik kitaplarıma illüstrasyonlar çizen bir adamın kapı komşusuyduk. Bir gün olmak istediğim kişi için harika bir örnekti. Evinin yanındaki bahçede stüdyosu vardı. Zamanı kendine aitti. Bugünü de tam olarak bu şekilde yaşıyorum. Her gün minnettarlık duyuyorum. Hayal etme gücüne sahip olmak adeta bir hediye. Buna elimden geldiğince özen gösteriyorum.

Kardeşiniz Emma’yla ortak kitaplar yaptığınızı biliyorum, hatta bu kitaplardan biri çoktan ödül kazanmış (2017 Lennart Hellsing Prize). Kardeşinizle birlikte çalışmak ve benzer tutkuları paylaşmak nasıl bir şey?

Emma hayatımdaki en önemli insanlardan biri. Hiçbir zaman sadece ben olmadım, daima iki kişiydik. Bundan başka bir şey bilmiyorum ve Emma’nın olmadığı bir hayat hayal etmekte zorlanıyorum. İkiz olmak insanı çokça etkiliyor kuşkusuz, bu kaçınılmaz… Fakat çoğunlukla ikizinin olması harika bir şey. Yaptığımız iş organikleşti; birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve sıklıkla benzer düşünüyoruz. Ancak aynı zamanda birlikte büyüyoruz; yeni şeyler istiyoruz, denemek istiyoruz. Eğleniyoruz ve bence bu, ortaya koyduğumuz şeyden anlaşılıyor. Biriyle saçmalamak ve şakalaşmak için tamamen güvende hissetmeniz gerekir. Öbür türlü başka biriyle çalışmak biraz korkutucu olabilir, özellikle birlikte yazıyorsanız. Ancak kız kardeşinizle utanca yer yok. Büsbütün berbat olmaya cüret ediyoruz. Bu özgürleştirici!

Kardeşinizle çalışmanın yanı sıra Per Nilsson ve Ulf Nilsson gibi pek çok yazarın kitaplarını resimlemişsiniz. Sizce bunun artıları ve eksileri nedir?

Bu gibi durumlarda benim payıma düşen iş, yalnızca resimden ibaret oluyor. Aslında yaptığım bir iş birliği ancak yine de kısıtlı. Yazar kendi üstüne düşeni yapıyor, ben ise kendiminkini. Ne kadar özgürlük varsa, o kadar eğlence vardır! Ben metni daha ileriye taşımanın sorumluluğunu ve gururunu üstleniyorum; bir kostümün renklerini seçmek, bana verilen bitkilerle bir çiçek bahçesi peyzaj etmek, hepsini ahenkle harmanlayıp parlatmak gibi! Başkasının materyaliyle çalışmak eğlenceli. Kimi zaman ise zor. Kendi hikâyelerimi yazıp resimlerken her şey yalnızca benden geçiyor. Daha doğrudan – kim veya nasıl bir ortam hakkında yazarsam yazayım onu gören benim. Başka bir yazarın metnine evet demem için üslubun doğru olduğunu hissetmem önem taşıyor. Her şeyi resimleyemem, resimlememeliyim de. Sınırlarımı biliyorum. Neyi sevip neyi sevmediğimi de.

“İyi bir çocuk kitabı, kapağını kapattıktan sonra bile seni uzunca bir süre boşluğa baktırıp düşündürendir,” derler hep. Ben Karar Verenler’i okuduktan sonra bunu tecrübe ettim. Bu resimli kitabı yaratırken nereden ve ne zaman ilham aldınız?

Ah, teşekkür ederim! Bunu duymak güzel. Bugün bile hâlâ kitabın beni heyecanlandırdığını hissediyorum. “Güç” teması bana her zaman ilgi çekici gelmiştir, henüz bir çocukken yazdığım zamanlarda bile. Neden kararı “karar verenler”in verdiğini daima merak etmişimdir; bazı insanlar bu görevi kendiliğinden üstlenmiş, bazılarına da bu görev verilmiştir. Ancak onların etrafındaki bizlerin de bir sorumluluğu var, onların karar vermesine izin verdiğimiz gibi biz de karar verebiliriz! Benim okulumda yaşça büyük bir kız grubu vardı ve neyin havalı olduğuna, kimin dâhil olup olamayacağına, neyin iyi göründüğüne vb. onlar karar verirdi. Pek çok kişi onların yanında olmak, onlar gibi olmak, onlar gibi görünmek isterdi... ben hariç. Neden üstün görüldüklerini ve bu kadar güce sahip olduklarını bir tülü anlamadım. Karar verenlerin sıklıkla dışlamak istemesi beni şaşırtıyor. Burada bir korku söz konusu. Belki de bir kontrol gereksinimi… Aynı şekilde, birinden yaratım gücünün sökülüp alınamaması gerçeği de ilgimi çekiyor. Dışlananlar ne olursa olsun oyunu sürdürme yetisine sahip. Hayal gücü, önüne bakmak… bunlar durdurulamaz! Bu yetinin bilhassa güçlü bir çeşidine sahip olan çocuklar var, dokundukları her şey eğlenceli hâle geliyor ve neşeyle doluyor. Kitapta bu enerji Dışlananlar’a ait. Zaten bunun bir parçası olmak istedikleri söylenemez, hayal güçlerine güveniyorlar ve (normlara?) Karar Verenler’e pek de fazla önem yüklemiyorlar. Bence bu, keşfetmesi harika bir şey! Ayrıca pek çok insanın da kurtulmak isteyeceği bir şey.

Henüz kitabı okumamış okurlar olabileceğinden fazla detaya girmeyelim ama bu resimli kitap zorbalıktan öte güç ve hâkimiyet hakkında, ayrıca bir yönetim eleştirisi. Diğer yandan, hayır demenin gücünü keşfetmek hakkında. Bu konuyu seçmenizin özel bir sebebi var mı? Hikâyeyi nasıl inşa ettiniz?

Belki de bunun cevabını yukarıda vermiş bulundum? Fazla hızlı davrandım. Baştan bu soruyu okumamıştım. Ben de sizin gibi düşünüyorum, bir ya da birden çok çocuk dışlansaydı daha bir zorbalık hakkında olurdu sanki. Burada, Karar Verenler’in sayısı daha az. Tıpkı hayatta olduğu gibi; azınlık savaş istiyor, azınlık olmayanlar ise istemiyor ancak yine de savaş var. Çılgınca, değil mi? Olumsuz güç, etkili ve tehlikelidir. Ancak iyilik ve barış isteyen bizler sayıca daha fazlayız, bunu hatırlamamız gerekiyor. Ve sınır çizmemiz, güçlü durmamız. Kaba kuvvetle karşılık vermek veya tartışma çıkarmak yerine hayır diyerek iyilik yaratabiliriz, güzellik inşa edebiliriz. Saf olabilirim ama bu güce inanıyorum. Metnin sonunu bulması birkaç yıl sürdü, bunu söylemek isterim. Yetişkinlerin gerçek hayatta sıklıkla istediği gibi, herkesin arkadaş olduğu ve birlikte oynadığı bir son istemedim. Dürüst olalım, hangi yetişkin herkesle zaman geçirmek ister? Eğer tek bir savunmasız insan söz konusu olsaydı, o zaman evet. Ama burada, bir diğerini rahat bırakma imkânına sahip iki grup söz konusu; ya da birlikte başka bir şey inşa edip yaratma imkânına... Bazen bizi biz yapan insan kombinasyonudur. Bence herkes hayatının bir döneminde iki taraftan birinde olmuştur. Aslında kitabın sonu açık hem şefkatli hem de acımasız, yine de Dışlananlar için bir nevi zafer. Buraya gelmem zaman aldı. Sonra doğru hissettirdi. Şiddetsiz intikam.

İllüstrasyon tarzınız sade, hiç karmaşık değil. Sanki bir çocuk tarafından resimlenmiş gibi. Tüm karakterler olabildiğine doğal; hepsi, her bir çocuğun benzersizliğini temsil ediyor. Bazı sahnelerde siyah renk tercih etmişsiniz, genellikle mekân ve nesnelerin dış çizgileri yok. Arka planı basit tutmuşsunuz. Tarzınıza bayıldım, bence bu kitabın ruhuna “cuk” oturmuş ne metni boğuyor ne de ötesine geçiyor. Resimlemesi en zor ve en sevdiğiniz sahne hangisiydi?

Başta, bu kitabın illüstrasyon çalışması epey zorlayıcıydı. Hangi çocuğun hangi gruba ait olduğunu nasıl daha kolay ve çabuk anlaşılır kılacağımdan emin değildim, çok fazla çocuk vardı ve hiçbirinin ismi yoktu. Bir sıcak bir de soğuk renk paleti tercih ettim. Ayrıca tüm olan biten, bütünlüğü korumak adına yekpare geniş bir mekânda geliştiği için buna da bir çözüm bulmam gerekiyordu; resimleri çocuklar ve renklerle fazla karmaşık hâle getirmemeliydim. Bu sorunu “metinde odak dışı kalan” unsurlar için sadece siyah konturlar kullanarak çözdüm. Örneğin, uzaklaştığımız çift sayfalarda Karar Verenler’i sadece siyah resmettim. Aynısı mekân için de geçerli; okulun bahçesi odak noktasıyken, oyun alanının sadece ana hatlarıyla resmedilmesi gibi. Sonradan fark ettim ki çitler de hikâyede güçlü bir sembol hâline geldi, tam da bu sebeple kapakta da kullandık. Çocukları çizmek en zevk aldığım kısım! Hepimiz farklıyız ve her çocuğun “sevimli” olması gerekmiyor. Abartmayı ve birinin palyaço burnuyla, diğerininse şapkasıyla özdeşleşmesini seviyorum. Bunlar kimin kim olduğunu daha anlaşılır kılıyor. Dışlananlar grubundaki uzun perçemli çocuk benim! Ancak ayrıca sonradan görünen ikizlerden biri benim; kendini kitaba çizmek eğlenceli, hem de ikizinle birlikte. Her zaman kitaplarımdaki çocuklardan biri benimdir, son çıkan şiir kitabım dışında. Bu kitapta kendimi bir ebeveyn olarak, duygusal açıdan resmetmek apaçık zor oldu. Çok daha teşhir edici ve savunmasız hissettirdiğini fark ettim. Henüz bu görev için yeterince büyüdüğümü düşünmüyorum. Çok daha uzun bir süredir çocuktum.

Bildiğim üzere Karar Verenler aynı zamanda Fransızca, Almanca, Polonyaca ve Arapçaya çevrildi. Bunun bir resimli kitap için kesinlikle büyük bir başarı olduğu düşüncesindeyim. Farklı kültürlerden okurlar tarafından tanınmak nasıl bir duygu? İletişimde olduğunuz yabancı okurlarınız var mı? Onlar bu kitap hakkında ne düşünüyor?

Elbette bu inanılmaz derecede eğlenceli, yıllar sonra bile kitabımın hâlâ hayatta olması beni çok mutlu ediyor! Şimdilerde Almanya’da bir tiyatro oyunu olarak sergileniyor. Henüz izleyemedim ama çok büyük hissettiriyor. Konunun farklı yerlerde, farklı insanlar hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından güncel ve ilgi çekici bulunması beni mutlu ediyor. Polonyalı bir yetişkin okur şöyle yazmıştı: “Hayatı güzel özetliyor, biz yetişkinler için bile. Ne yaptığımızı gözler önüne seriyor.” Çok etkilenmiştim. Burada ve orada farklı bağlamlara uyarlanmasıyla, ki ben kendim de iyi okuma deneyimini tam da bu şekilde yaşıyorum, daha fazlası için bir metafor hâline geliyor. Bu kitapla okullarda çok sık çalıştım, konu kitaplar ve temalarla çalışmak olunca öğretmenler çok yaratıcı oluyor! Orada ben bir adım geri çekiliyorum, neticede bu onların mesleği. Ama bir keresinde epey küçük bir sınıfta büyük bir tartışma yaşadığımızı hatırlıyorum. Sınıfta sinirli görünen küçük bir çocuk vardı. Hiç arkadaşının olmadığını, kimsenin ondan hoşlanmadığını, kendisinin de herkesten nefret ettiğini haykırdı… Güç bir durumdu. Belki de oğlan yalnız kalmanın verdiği üzüntüyü ifade etme yetisine, bunun için gerekli araçlara veya kelimelere sahip değildi ve muhtemelen sınıf arkadaşları ondan biraz korkuyordu. Oğlan hakkında konuşmadık ama kitap, sorun hakkında konuşmamızı sağladı. Hikâyeyi tartışarak sınıf arkadaşlarından yardım alıp destek gördü – diğerlerine nasıl dâhil olabilirsin, neden “karar verenler” kötü vb. Bir çocuk Karar Verenler’in bira içen kötü ebeveynleri olabileceğine dair tahmin yürüttü. Pekâlâ, bu fikir gaipten gelmemiş olsa gerek, diye düşündüm. Çocuklar başta zor görünen şeylere sıklıkla oldukça iyi ve basit cevaplar buluyorlar.

Lisen Adbåge

Eğer yanılmıyorsam, bu sizin Türkçe yayımlanmış ilk kitabınız. Küçük bir araştırmanın ardından, pek çok güzel kitabınız olduğunu gördüm ve onları da okumayı isterim… Kitaplarınız arasından en sevdiğiniz hangisi?

Hımm, sanırım haklısınız. Ancak Karar Verenler yayımlandığı için mutluyum! En sevdiklerimden biri o. Şu an en sevdiğim, sonuncu kitabım Vild (2025). Furan’ı da sayabilirim, 2021 yılında yayımlanan gerilim kitabım.

Sizce, Türkçe yayımlanan bir sonraki kitabınız hangisi olmalı?

Vild! Bu özerklik ve özgürlük hakkında bir kitap, biraz Karar Verenler gibi. Bir atın otoportresi!

Daha önce hiç Türkiye’ye geldiniz mi? Burayı ziyaret etme ve belki okurlarınızla buluşma konusunda düşünceleriniz neler?

Hayır, henüz değil! Ancak Türkiye’ye dair şöyle bir anım var: En yakın arkadaşım daha çocukken gitmişti ve üzerinde güller olan inanılmaz derecede güzel bir elbise almıştı. O kadar kıskanmıştım ki… Arkadaşım artık hayatta değil fakat o her aklıma düştüğünde, üzerinde o elbiseyle hatırlıyorum.

0
187
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage