16 HAZİRAN, SALI, 2026

Hurafeden Hicve: “Çarşamba Karısı”nı Bugün Okumak

Vassaf Kadri’nin yaklaşık yüzyıl sonra gün yüzüne çıkarılan, Osmanlı döneminden kayıp bir korku komedi romanı Çarşamba Karısı üzerine bir yazı.

Hurafeden Hicve: “Çarşamba Karısı”nı Bugün Okumak

Cumhuriyet öncesi Türk edebiyatından günümüze ulaşan eserler, hem dönemin sosyal ve toplumsal hayatını aktarması açısından hem de edebiyatımızın nasıl şekillendiğini, hangi yolculuklardan geçtiğini görmemiz açısından oldukça ehemmiyetli kaynaklar. Bu açıdan bakıldığında Karakarga Yayınları’nın “Kayıp Kitaplar Kütüphanesi” serisinden yayımlanan ve yaklaşık yüzyıl sonra gün yüzüne çıkarılan Vassaf Kadri’nin Çarşamba Karısı adlı romanı, Türk edebiyatının halk anlatılarıyla kurduğu ilişkinin de dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.

Merve Köken’in çeviri ve uyarlamasıyla yeniden yayımlanan kitap, II. Meşrutiyet döneminde eserler kaleme alan Vassaf Kadri’nin edebiyatına bakışımızı derinleştiren önemli bir çalışma olarak önümüzde duruyor. Çarşamba Karısı, Osmanlı toplumunun korkularını, batıl inanışlarını, sınıfsal yapısını ve gündelik zihniyet dünyasını taşıyan edebi bir belge niteliği taşıyor. Merve Köken’in hazırladığı sunuş yazısı, eserin folklorik ve kültürel arka planını açıklarken okura aynı zamanda metnin tarihsel değerini de gösteriyor. Halk arasında çocukları kaçıran, evlere musallat olan, huzursuzluk yaratan kötücül bir figür olarak anlatılan Çarşamba Karısı’nın bir roman karakterine dönüştürülmesi, dönem edebiyatı açısından oldukça dikkat çekici bir tercih.

Romanın konuşulması gereken çok fazla köşesi var ancak ilk başta söylenebilecek en güçlü taraflarından biri sanırım atmosfer kurmadaki başarısı. Daha ilk sayfalardan itibaren okur, anlatıcının gözünden garipliklerle dolu bir dünyanın içine çekiliyor. Vassaf Kadri’nin anlatıcısı son derece konuşkan, gözlemci ve ironik bir karakter. İnsanların davranışlarını “bir nevi cinnet” olarak değerlendiriyor, toplumun gündelik hayatına hafif alaycı bir gözle bakıyor ve bunu uzun gözlemler üzerinden aktarıyor; bu tercih romana güçlü bir anlatıcı sesi kazandırıyor. Bu tercih metni yalnızca olay odaklı bir roman olmaktan çıkarıp sosyal gözlem romanına dönüştürüyor.

Eserin hikâyesi temel olarak bir konağın etrafında şekilleniyor. Ancak romanın asıl merkezinde insanların korkular karşısındaki davranış biçimleri yer alıyor. Kedilerin gece çıkardıkları seslerin insanlar tarafından “kıyamet alameti” olarak yorumlanmasıyla başlayan süreç, kısa sürede kitlesel bir paniğe dönüşüyor. Bu noktada Vassaf Kadri, korkunun bulaşıcı doğasını oldukça başarılı biçimde gösteriyor. Bir kişinin batıl inancı kısa süre içinde bütün konağın gerçekliği hâline geliyor. Romanın trajikomik tarafı da tam burada ortaya çıkıyor.

​Özellikle Galip Efendi ve Hasene Hanım karakterleri, dönemin halk zihniyetini temsil eden figürler olarak dikkat çekiyor. Bu karakterler yalnızca “trajikomik” değil; aynı zamanda korkularıyla yaşayan, dinsel ve folklorik inanışları gündelik hayatlarının merkezine yerleştirmiş insanlar. Kıyametin geleceğine inanıp çocuk bezlerinin hesabını yapmaları, borçlarını düşünmeleri ya da keçiyi bile “mahşere götürme” telaşına düşmeleri romanın kara mizah tonunu güçlendiriyor.

İlk bakışta fantastik ya da korku anlatısı gibi görünen eser, aslında güçlü bir toplumsal hiciv örneği. Vassaf Kadri, doğrudan korku üretmekten ziyade insanların korkuya teslim oluşunu anlatıyor. Bu nedenle metin, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani’siyle aynı damarda ilerliyor. Hatta bazı bölümlerde Gürpınar’ın halk cehaleti ve hurafeleri ele alış biçiminin açık etkisi hissediliyor. Ancak Çarşamba Karısı, daha sert ve daha grotesk bir tona sahip. Özellikle toplu panik sahnelerinde roman neredeyse absürt tiyatro atmosferine yaklaşıyor.

Romanın karakterlerinin dili dönemin toplumsal yapısını gözlemlemek açısından önemli bir nokta. Vassaf Kadri yüksek edebiyat dili kurmak gibi bir amaç taşımaz. Tam tersine halk konuşmalarını, yöresel ağızları, gündelik söyleyişleri doğrudan metnin içine taşıyor. Aşçının Bolu şivesiyle konuşması, hizmetlilerin yöresel aksanları birebir diyaloglara yerleştirilmiş. Bununla beraber konak ahalisi içerisinde akılcı ve bu kaosu fırsata çevirmeyi beceren karakterler de var. Sadettin Bey karakteri bu noktada ayrı bir yerde duruyor. Konağın geri kalanından daha eğitimli ve daha “akılcı” duran Sadettin Bey, çevresindeki insanların korkularını gözlemleyen bir figür olarak romanın eleştirel bakışını temsil ediyor. Özellikle herkes kıyamet paniğine kapılmışken onun yaşananları ironik bir dikkatle izlemesi, romanın düşünsel merkezini oluşturuyor. Sadettin Bey sayesinde okur, metni toplum psikolojisini inceleyen bir anlatı olarak okumaya başlıyor.

Romana dair söyleyebileceğimiz en güçlü yönlerinden biri de mizahla korkuyu aynı potada eritebilmesi. Bugün bile birçok sahne hem güldürücü hem huzursuz edici bir etki yaratıyor. Mart ayında kızışan kedilerin seslerinden kıyamet alameti çıkarılması, gecenin kör vaktinde herkesin telaşla birbirinden helallik istemesi, borç alacak hesaplarının yapılması grotesk bir komedi atmosferi yaratıyor. Ancak bu komedinin altında ciddi bir toplumsal eleştiri var: Bilgisizlik, korku kültürü ve düşünmeden inanma hâli.

Çarşamba Karısı, şüphesiz ki çağdaşlarıyla beraber düşünüldüğünde Türk edebiyatının unutulmuş ama önemli halkalarından biri olarak görülebilir. Roman teknik açıdan kusursuz değil; yer yer uzayan diyaloglar, tekrar eden sahneler ve dağınık yapı hissediliyor. Ancak eserin asıl değeri taşıdığı kültürel ve edebi hafızadan geliyor. Vassaf Kadri, halk anlatılarıyla modern roman arasında ilginç bir köprü kurmuş; korku, mizah ve toplumsal eleştiriyi aynı potada birleştirmiş.

Bugünün okuru için Çarşamba Karısı toplumların korkuyla nasıl şekillendiğini anlatan zamansız bir metin olarak da okunabilir. Çünkü romanın merkezindeki mesele hâlâ güncelliğini koruyor: İnsanlar bilinmeyen karşısında aklı mı seçer, yoksa korkularına mı teslim olur? Vassaf Kadri’nin romanı bu soruyu mizahla, grotesk sahnelerle ve unutulmaz karakterlerle sormaya devam ediyor.

0
93
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage