14 MAYIS, PERŞEMBE, 2026

Bulutları Parçalayarak Güneşi Selamlamak

Tuğçe Isıyel’in insanın hem zihinsel hem de ruhsal dünyasını harekete geçiren, “kurda, kuşa, aşa” ithaf ettiği kitabı Parçalı Bulutlu’ya dair Dr. Onur Uzer’in yazısı.

Bulutları Parçalayarak Güneşi Selamlamak

“Bulutları Severim… işte şu… şu geçip giden bulutları… eşsiz bulutları! - Charles Baudelaire

Tuğçe Isıyel, ilk baskısı Kasım 2022de yayımlanan Parçalı Bulutlu adıyla ada rüzgarını sayfalara taşıdığı deneme kitabını okuyucuyla buluşturduktan dört yıl sonra Everest Yayınları ile adayı sembolize eden mor-beyaz-siyah kapak tasarımıyla okuruna yeniden “merhaba” dedi. Kitap birbirinden farklı yirmi başlıkla yazarın iç dünyasını Kuzey Ege’nin sert rüzgârları ile harmanlayarak okuru ile görünmez bir bağ oluşturuyor. Pandemi döneminin tedirgin edici seyrinde, “Bir kaçış mı yoksa bir sığınma mı?” ikilemine tutunarak Geyikli feribotundan çıkan köpüklere sardığı düşüncelerini Bozcaadanın revnaklı sokaklarına ram olup yeni yaşamına merhaba derken, Isıyel, adada geçen zamanı verimli bir üretime dönüştürmüş.

Kitabın ilk sayfalarında yazarın kendisinin de James Joycedan alıntıladığı “Ey yaşam, hoş geldin! Milyonunca kez gidiyorum karşılamaya deneyimin gerçekliğini…” diyerek bir halı dokumacısı gibi işleyeceği günlere başlayan yazar için ada, dışarıda yankılanan seslerden uzak, biz bize, iç içe geçmiş bir zaman kovalamacasından ibaret. Tuğçe Isıyelin Parçalı Bulutlu kitabından yüreğinizin içine sızan bir gün ışığı var. Kendisinin de dediği gibi; Bu kitabın içinde hava var, su var, toprak var. Onlarla kurduğumuz ilişkinin bizi dönüştürme yolculuğu var. Doğanın çağrışımlarının zihnimde ve ruhumda dolandığı yerler var, bazen ipin ucunun kaçtığı, bazen düğümlendiği, bazen ise çözüldüğü…”

Doğanın Matematiği Her Şeyden Büyük

Tuğçe Isıyel, Parçalı Bulutlu kitabını adada belleğin zamandan kopuşu ile yeniden üretilen bir manzaraya büründürüyor. Balıkçılar sabahın seherinde kalamara çıkıp vira derken, ayın bulutların altından ışıklanan gökyüzü evinin devasa salonuna dönüşüyor. Onun için insanın rüzgârı yürümek oluyor. Yürüdükçe ada denen kara parçasının tabiatla ilişkiselliği kuruluyor. Modern dünyanın kente sürüklediği tüketici konumundaki insan, adada adeta üreten, duyan, duygunun farklı katmalarında var olan bir hâle dönüşüyor. Isıyel kitabındaki anekdotlarda okura bu manzaraları son derece rafine sunuyor.

Ada ve Bağbozumu Günlerine Tutunmak 

Tuğçe Isıyel, Parçalı Bulutlu kitabının derinliklerinde tabiatın döngüselliğine okurunu da çekerek yaz mevsiminin bitişi ile bağbozumu günlerinin gelişini, üzümlerin dinlendirildiği, doğanın sahnesinin narlara bırakıldığı, ipte kuruyan biberlere ve zeytin ağaçlarının esintisine, çilingir sofralarına uzanan ada akşamlarına misafir ediyor. Adada bağbozumu vakitleri yaşanılan coğrafyada yeni yıl zamanı gibi bir şenlik oluşturuyor. Bağ bahçe ile ilgilenmek bağbozumunun döngüselliğine göre şekilleniyor. Fabrikalara kasa kasa taşınan üzümler, ada insanı için emeğin dayanılmaz hafifliğinde geçen bir gerçekliğe dönüşüyor. Evlat yetiştirir gibi bakılan bağlar, bu coğrafyayı anlamak için üzümü anlamaya eş değer bir hikâyeye dönüşüyor. Isıyel, tam da buradan, bağbozumu günlerine tutunarak, bir telaşın içinde, kelimenin hem mecaz hem gerçek anlamıyla adayı bize eşsiz cümleleriyle yansıtıyor. Zamanı doğanın döngüsü üzerinden takip ederek, büyük bir canlılık hissiyle, yeryüzü ile sonsuz bir barış içinde yaşıyor.

Doğanın Paranteze Alınmış Hâli: Bahçeler

Isıyel, ada rüzgârına takılan duygularını derin bir gözlem yeteneği ile bütünsel bir anlatımla derinleştiriyor. Altını kazıdığı her bir detayda doğa ile ilişkilenen özel bir anlatım var. Bahçeyle ilgilenen insanların sabırlı ve teslimiyetçi ruh hâlini beklemenin tarifsiz şifasına duçar olan insanların hikâyelerini bize anlatıyor. Isıyel bu hikâyeyi Bahçeler doğanın paranteze alınmış hali” olarak yorumluyor. Bahçeler ile felsefe arasındaki organik ilişkiyi, insanın ruh halindeki değişimlerle benzerlikler kurarak açıklıyor: Aristoteles, Epikuros, Platon gibi Yunan filozofların beslendiği birer nefes alanları olmuş. Bahçe daima düzen ile karmaşa, yeşerme ile çürüme, çoğalma ile azalma, bilinç ile bilinçsizlik, hareketsizlik ile canlılık, ölüm ile yaşam arasındaki çatışmayı açığa çıkarır. Bahçelerde sadece ışık, güneş olmaz, orada gölgeler de vardır, loş alanlar, çürümeler, kurumalar, boşluklar… İnsanın ruhsallığında olan şeyler gibi. Bahçeler zamanların, rayihaların, sessizliklerin karşılaşması…”

Cırcır Böcekleri, Sokak Hayvanları, Yıldız Tozları

Tuğçe Isıyelin 2026 Şubat ayında çıkan Parçalı Bulutlu kitabının yeni baskısında bir metin daha okuyucu ile buluştu. Temmuz ayında etrafı ağaçlarla çevrili müstakil bir evin verandasında koyu bir sohbete cırcır böceklerinin sesinin dâhil olması ruhun meneviş hâlini yansıtan anlara tanık olmuş. Isıyel, Anadoluda çok zarif, kadim bir deyişten bahsediyor: Kurda, kuşa, aşa…” ve bu kitabı onlara ithaf ediyor. Bu deyişle bağa, bahçeye, tarlaya ekilenin sadece insan için olmadığını, tüm doğa için olduğunu ifade ediyor. Kocaman bir gezegende hep beraber yaşamak zorunda olduğumuzu hissettiriyor. Doğa merkezli bakış açısı ile gezegende hepimizin payının olduğunu söylüyor. Cırcır böcekleri peki? O çıkardıkları sesler ile insanın içindeki cırtlak sesi hatırlatmaz mı? Susturamadığı sesleri… Bu gezegen üzerinde yaşayan her varlık birbiriyle bağlantılı. En vahşisinden en evciline, gökyüzündeki yıldızlardan, yeryüzündeki en ufak bir toz tanesine kadar. İşte Isıyel, Parçalı Bulutlu’da doğadaki bu akış ve döngüyü görerek ve ekolojik ilişkilerin ruhu tazeleyen yanına vurgu yapıyor.

Isıyelin 2023 yılında Vedat Günyol Jüri Özel Ödülü aldığı Parçalı Bulutlu kitabı, insanın hem zihinsel hem de ruhsal dünyasını harekete geçiren eşsiz bir metin. İnsanın gökyüzü ile kurduğu derin ilişki zamanın masalsı değişkenliğine yansıyor. Bitirirken söz Isıyelde:

“Bulutları gökyüzünden, gökyüzünü de bulutlardan ayrı düşünemeyiz. Bulutlar sürekli hareket halindeler, sabit olan gökyüzü. Bulutların hareketliliği güneşin de kendisini göstermesine yol açıyor. Işık oyunlarını ancak o zamanlar görüyoruz. Işık varsa oyun var, oyun varsa da yaşam… İnsan hem parçalı hem bulutlu. Çünkü insan, ancak gökyüzünün altında insan. Hem de insan, kocaman bir gökyüzü…”

0
298
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage