11 MAYIS, PAZARTESİ, 2026

Yapay Yaratımlar: “Öykü Makinesi”

Ricado Gómez’in yazdığı, Emilio Urberuaga’nın resimleriyle hayat verdiği, okurları edebiyatın gücü ve yapay zekâ üzerine düşünmeye davet eden Öykü Makinesi kitabı üzerine bir yazı.

Yapay Yaratımlar: “Öykü Makinesi”

İyi bir okur olmanın yolu iyi edebiyat ile yollarımızın kesişmesi ile başlıyor. Peki iyi bir edebiyat dediğimizde ne anlıyoruz? Hatta nitelikli çocuk edebiyatı dediğimizde akıllara neler geliyor? Günümüzde ebeveyn tutumları edebiyat ile pedagoji yaklaşımını birbirine harmanlayan bir noktaya evriliyor. Oysaki iyi edebiyatın olduğu bir yerde pedagoji olmaz. Hayatın içinden karakterlerin yer aldığı öyküler, hikâyeler, romanlar bizi yaşama hazırlar hatta hiçbir zaman olamayacağımız yaşamlar hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar. Farklı bir bakış açısı, yeni bir perspektif ve bir estetik algı deneyimi sağlayan her okuma serüveni okuyan için büyük kazançtır. Edebiyatın içinde iyi de vardır kötü de. Acı da vardır mutluluk da. Sadece iyi çocukların iyi kişilerin olduğu bir sığ diyarlar değildir edebiyat. Unutulmamalıdır ki yaşadığımız dünya steril bir dünya değil.

Öykü Makinesi; belki günümüzün yapay zekalarına atıf ve okuma kültürünün yavan hikâyeler ile nasıl da darbe aldığını gösteren keyifli ve maceralı bir yolculuk gibi çıkıyor okuyanın karşısına. İyi niyetle başlayan bir süreç onu kullananların gerçekten neyi istediklerine yönelik aslında güzel bir panorama çiziyor popüler olana karşı duyulan istekler için.

Okuma kültürüne katkı sunmak için bir profesörün geliştirmiş olduğu bir öykü makinesi düşünün. Makineye bir öyküde olması gereken ana malzemeleri veriyorsunuz. Öykünün kahramanı, öykünün nerede geçtiği, öykünün hangi zamanda geçtiği, öykü kahramanını yaşadığı problem için bir nesne adı ve makine bu malzemeleri alarak size kısa bir öykü veriyor tabii kendiniz yazmış gibi sizin adınızla. Son dönemlerde bu durumlara sık rastlıyoruz değil mi? Ve asıl tam burada sorulması gereken şey öyküyü aslında kim yazdı? Öyküyü yazan kişi olarak adınızın olması o öyküyü sizin yapar mı?

​Hikâyede bunu sorgulayan çocukların ve öğretmenlerin hatta bazı ebeveynlerin olması oldukça anlamlı. Bu başlıklar ile bu kitabın sorgulamasını sınıf ortamında ya da bireysel olarak yapabilirsiniz. Hatta bir sayfada öğretmen çocuklara öykülerin yapısı hakkında kısa bilgi vererek ki çocuklar bu konuda bilgililer onlara şu soruyu soruyor. “Peki bütün bu okuduğumuz öykülerde eksik olan nedir?” 

Hikâyemizin ana karakteri kitaplarla çok iyi bir ilişkisi olan bir kız çocuğu. Hatta doğum gününde hediye olarak kitap isteyen bir çocuk. Bütün bu süreçte iyi gözlemci olması sayesinde tüm yaşanılan olumsuzlukları çözebiliyor. Olaylar profesörün bu öykü makinesini kasabasına getirmesi ve tüm çocukların ücretsiz bir öyküye sahip olmasını istemesiyle başlıyor. Profesörün bu girişimi iyi niyetli iken bu durumdan para kazanmak isteyenlerin bunu büyük bir yatırım olarak görerek profesörü kaçırmalarıyla süreç artık çocukların öykü okuması değil tamamen ticari bir girişim ile yüksek gelir elde etme hâline dönüyor. Bu durumu sorgusuz sualsiz kabul edenler, kabul etmeyenler, sadece bu popüler sürecin parçası olmak isteyenler ki toplumsal olaylarda bu popüler hâlin eylemin amacının ne kadar da önüne geçtiğini maalesef hepimiz deneyimliyoruz. Kimse öykülerini aslında okumuyor sadece makineye öykü yazdırma eylemi için orada olmayı tercih ediyor. Tam da burada aslında böylesi bir girişim okuma kültürünü geliştiriyor mu yoksa yok mu ediyor sorusuna güzel bir noktadan bakmamızı sağlıyor. Niteliksiz bir dolu çocuk kitabı çocukların okuma sevgisini ne kadar baltalıyor bilemiyoruz ya da çocuklar hep öyle kitaplar okuduğu için iyi edebiyatın tadını hiçbir zaman alabilecekler mi bilemiyoruz. Burada da makinenin yazdığı öyküler çoğunlukla okunmuyor.

​Sonuç olarak iyi öykü hayatın gerçekliğinden beslenmek zorunda. Çocukların öğretmene verdiği cevaplarda olduğu gibi duygu, gizem, mizah, korku, aşk gibi temel kavramların olması gerektiği. Hatta çocuklar hayatın tam içindeler. Kötü şeylerin olduğunu her zaman mutlu olamadıklarını, hastalıkların da ölümlerin de yanı başlarında olduklarını biliyorlar. Edebiyat ile ilişkimiz umarım hep iyi ve nitelikli kitaplarla olur. Yapay zekânın hayatımıza bu kadar rahat sızmasına izin vermesek mi ne dersiniz? Yaratıcılığımızı çalan bir sisteme evet demeden önce bizden neyi alıp neyi bırakacağını iyi düşünmemiz gerekiyor. Hem büyüklerin hem çocukların bu alanda düşünmelerini sağlayacak bu kitap ile yollarının kesişmesi dileğiyle… Yapay zekâ olmadan da var olabileceğimizi unutmadığımız yarınlar olsun… Keyifli okumalar olsun…

Öykü Makinesi
Yazar: Ricado Gómez Çizer: Emilio Urberuaga Çeviri: Çiğdem Öztürk Yayınevi: Mea Kitap

0
174
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage