24 TEMMUZ, CUMA, 2026

Çocuklar İçin Doğru Dili Kurmanın Peşinde

Eğitimci, yazar Özge Doğar ile bir atölye alanının ötesinde çocukların, yazarların ve eğitimcilerin buluşacağı ortak bir üretim yeri olarak tanımladığı Çocuk Edebiyatı Evi’ni, çocuk yayıncılığını ve okuma kültürüne uzanan yaklaşımını konuştuk.

Çocuklar İçin Doğru Dili Kurmanın Peşinde

Türkiye’de çocuk edebiyatı her geçen gün büyüyor ancak bu büyümenin niteliği üzerine tartışmalar da sürüyor. Eğitimci ve yazar Özge Doğar, bu tartışmaların ortasında, çocukların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri, çocuk edebiyatı meraklılarının da öğrenerek üretebilecekleri bir alan oluşturmak amacıyla Bostancı’da Çocuk Edebiyatı Evi’ni hayata geçirdi. Doğar, çocuk merkezli bir yaklaşımın neden hâlâ eksik kaldığını ve bu eksikliği nasıl gidermeyi hedeflediğini anlattı.

Çocuk Edebiyatı Evine giden süreci biraz açar mısınız?

Psikolojik Danışman ve Rehberlik öğretmeniydim, çocuk kitapları da yazıyordum. Hem okulda çalışmam hem de edebiyat dünyasından baktığımda, dünya ölçeğinde bir “çocu” meselemiz var. Biz çocuğa yüzyıllardır nasıl yaklaşmamız gerektiğini bilmiyoruz. Biz yetişkinler onlardan bir adım önde olduğumuzda, çocuk dilini geliştirecek atmosferi yakalamak zorundayız. Ama bunu bir türlü yakalayamadık hem eğitim hem edebî açıdan. Çocuk dediğimiz şeyi bir yere oturtabilmiş değiliz. Bir taraftan; çocuk hakları ve çocuğun üstün yararı diyoruz. Söylemler çok fazla ama bununla beraber çocuklar için yapılan hiçbir şey yok. Bu çokluğun içinde çocuğa nasıl yaklaşmamız gerektiğini bilmediğimiz için çocuk da bir yerde konumlanmıyor. O dönem yaşadıklarım bende birikti ve bunun sonucunda Yeter” dedim. Bu ülkede çocuğun üstün yararı ilkesini bilmeyen yayınevleri var ve biz bunlarla çalışmak zorunda kalabiliyoruz. “Medyada çocuk dili kullanılmaz” diyen bir kitle de var. Bu kadar yanlışın içerisinde birilerinin doğruyu yapması gerekiyordu. Bu birileri her zaman olduğu gibi tabii ki öğretmenler olacak. Elbette öğretmenliğimden beslendim, yazarlığım da öyle. Gün geliyor, bir duruş sergilemek zorunda kalıyoruz. Ben bu dönemde bir eğitim kurumu açamam ama bir “çocuk edebiyat evi” açarak faydalı olabilirim. Çünkü bunun teorisini biliyoruz.

Burası sadece çocuklara açık bir yer mi?

Hayır, sadece çocuklara yönelik bir mekân değil. Çocuk kitabı yazmak isteyenler ile başka disiplinlerle beraber çocuk edebiyatına ilişkin aklınıza ne gelirse bunların gerçekleştirilebileceği bir atölye yeri. Tüm çocuk ve çocuk edebiyatı sevenlerin buluşma noktası olsun istedim. İki ay oldu açılalı. Okulların tatil yoluna girdiği ve çocukların atölyelere yönelmediği bir dönemde açıldık.

Ne tür atölyeleriniz var?

Animasyon atölyemizde çocuklar kendi animasyonlarını yaptılar. Hem çocuklar hem de yetişkinler için yaratıcı yazarlık atölyemiz var. Kendi hikâyelerini çok keyif alarak yazdılar hatta biri yazdıklarını kitaplaştırdı. Çocuk kitapları ile yaratıcı drama atölyesi vardı. Burası “Yapamam, yazamam” diyenler için bir ortak nokta hâline geldi. Çocuk edebiyatı üzerine yoğunlaşıp rotasını yetişkin edebiyatına çeviren, kendilerini bulanlar oldu. Çocuklardan da bunu söyleyip kitap okuma alışkanlığı kazandırdıklarımız var. Etkileşimli kitap kulüplerimiz var.

Özel gereksinimi olan çocuklara yönelik çalışıyor musunuz?

Üzerinde en çok durduğum, beni en çok heyecanlandıran konu o. Özel gereksinimi olan çocuklara yönelik olarak edebî anlamda kimse bir şey yapmamış. Ben çevrim içi böyle bir çalışmaya başladım geçen hafta. Otizmli, Down Sendromlu, öğrenme güçlüğü olan çocukların buna ihtiyaçları var, onlar edebiyatın ve yaratıcı dramanın diliyle başka bir alana yöneldiler. Bu alanı güçlendirmek istiyorum çünkü bu çocuklar toplumsal yaşamda da dışlanıyorlar, kaynaşamıyorlar. Buna uygun ortam da yok okullarında. Küçük küçük gruplarla da olsa ben bu çalışmalarımı devam ettireceğim.

Çocuk Edebiyat Evini tasarlarken çocukların hayal dünyasını zenginleştirecek ne tür ayrıntılar düşündünüz?

Tek derdim bir ev olmasıydı. Çünkü çocuklar ev ortamında kendilerini rahat ve mutlu hissederler; yaratıcılıkları da daha yüksek seviyede ortaya çıkar. Güven duygusu duyarlar. Geldiklerinde huzurlu olacakları, rahat oturup kalkabilecekleri bir mekân tasarımı hayal ettim ve yaptım. Yetişkinler için de durum böyle. Biz mutsuz bir toplum olduk, insanlar burada mutlu olsunlar istedim.

Çocuklar atölyelerde veya okumalarda ne tür temalara ilgi duyuyorlar?

Çocuk macera sever. Çocuk heyecan ister, koşmayı, atlamayı sever. Ama biz bunların yanında iklimi, çevreyi, hayvan haklarını, kişisel haklarını, öz benliklerini, dışarıya karşı korunma yöntemlerini anlatmalıyız.

Atölyelerin teknolojiyle ilişkisi nasıl?

Animasyon ve çizgi film atölyelerinde direkt olarak teknolojiden faydalanıyoruz. Biz ekrandan kaçmıyoruz. Zaten başaramayız, yeni nesil telefonla büyüyor çünkü. Biz bunu doğru şekilde kullanmalıyız.

Türkiyede çocuk edebiyatının yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şey çok hızlı değişiyor. Nitelik o oranda artmıyor. Ebeveynler kendileri okumuyor ama çocuklarının okumasını sağlıyor. Eskiye göre edebî üretim yetişkinlerden çok çocuklara döndü. Çocuklar neyi seçeceklerine karar verebiliyorlar, ebeveynler de çocuklar için daha doğru seçimler yapmaya çalışıyorlar. Bunu da yayınevleri keşfetti, daha önce çocuk edebiyatıyla ilgilenmeyenler de bir aşkla sarıldılar buna. Bu arada çocuk edebiyatı basılıyorken, ücret karşılığı çocuk kitabı basımı da var. Böyle bir saha var artık.

Basılamayan çocuk kitaplarıyla karşılaşıyor musunuz?

Lider Hepgenç’in kitabını hazırladık geçen hafta. İsmi, Noel Babanın İlginç Hikâyeleri. Çok güzel bir dosyaydı. Ama isminde Noel Baba olduğu için basılmamış, gerekçe de okullara giremeyeceği endişesi. Mevzu okul olmamalı bu durumda. Ben editörlüğünü yaptım. Birilerinin cesur olması gerekiyor, aksi takdirde çocuklarımız gelişmeyecek. Çocuk çeşitliliği görmek zorunda. Çocuk çeşitlilikle, farklılıkla büyür; böylece seçebilir.

41inci Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın teması “Çocukluk Şenliktir”di ama çocuk kitapları çok pahalıydı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben de bu konuda bir yazı yazmıştım. Kâğıt, illüstrasyon, boya, matbaa süreci… Her şey pahalı. Bu noktada da kitap kalitesi düşüyor. Süreç gereği ne yazık ki böyle bir gerçeklik var ve bundan kurtulmak zor.

Yakın dönem için planladığınız atölye projeleriniz var mı?

Farkındalık (mindfulness) Atölyesi yapmayı planlıyoruz bir arkadaşımla. “Çocuklarımızın mutlu olmaya ihtiyacı var” diyerek bir Mutluluk Atölyesi gerçekleştireceğiz. İngilizce ve Fransızca okuma anlama atölyeleri de yapacağız.

0
288
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage