07 OCAK, ÇARŞAMBA, 2015

Merceğin Gözünden: Şehir ve Fotoğraf

Gün içerisinde hızla akan zamanı ve belki de yıl boyunca ıskalananları yakalamak için son şansınız olabilir. Şehrin hiç durmayan temposunda bir ‘an’ bile olsa nefeslenmek ve etrafınıza birbirinden farklı merceklerin gözünden bakıp 2014’e güzel bir kapanış yapmaya ne dersiniz?

Merceğin Gözünden: Şehir ve Fotoğraf

Zaman hızla akıyor. Birçok anı farkedemeden ıskalıyoruz. Yaşıyoruz, gidiyor. Bazı anlar nefes alabildiğimizi bile farketmiyoruz. 

Belki şehir hayatı bizi bu hale getirdi, belki bizler küreselleşmenin yardımıyla böyle olmayı tercih ettik. Bunun cevabını aramak yumurta-tavuk ikileminden çıkmak kadar zorlayıcı bir devinim halinde hayatlarımızı etkilemeye devam ediyor. 

Ve bu bitmeyen döngünün içinde hayat bizden bir çok şeyi çalıyor. Etrafımızda olup biten bir çok olaya, yaşananlara ve hayatın kendisine kayıtsız kalabiliyoruz. Bu açıdan fotoğraf, bizi zamanla birbirimize bağlayan önemli bir unsur. 

  • Büşra Savlı, Growing Pains
  • Büşra Savlı, Growing Pains

Büşra Savlı, Growing Pains

Hele konu şehir ve fotoğraf olduğunda, artık sadece profesyonel analog veya dijital kameralara ihtiyacımız yok. Günlük hayatımızın içine iyiden iyiye yerleşmiş olan akıllı telefonlarımız ve onların içindeki kameralar sayesinde belki bir an’ı, belki geçmiş zamanın izlerini, kim bilir belki de gerçek olduğuna inanmakta zorlandığımız hikayeleri kendi perspektifimizle yaşama ve şehre dokunabilme çabamızı perçinliyoruz.

Şehre dokunurken fotoğraf, özellikle merceğin gözünden bakıldığında, hepimize “bakmak”, “görmek” ve “zamansızlık” üzerine farklı hisler yaşatıyor. 

  • Fikret Kahaman, Stranger by the Forest
  • Demet Koçak, Girls in Mosque

Demet Koçak, Girls in Mosque

Fındıklı’dan Tophane’ye Genç Fotoğrafçılar Sergisi 

Hem görsel hem de tarihi açıdan şehrin en can alıcı noktalarından olan Fındıklı, bu sene dördüncüsü düzenlenen Genç Fotoğrafçılar Yarışması’na yine ev sahipliği yapıyor. Yarışmanın kazananları ve ön elemeyi geçmiş öğrencilerin çalışmaları 25 Aralık 2014 – 8 Ocak 2015 tarihleri arasında Mimar Sinan Fotoğraf Galerisi’nde görebileceğiniz fotoğraflar aslında şehir ve fotoğraf açısından hem çok farklı hem de genç açıları birleştiriyor. 

Sergiyi gezerken fotoğrafın ve şehrin yaşam alanlarının genç sanatçılar için hem ülkemizin geçirdiği mimari değişiklikleri, zarar gören tarihi ve bununla birlikte kaybolmaya yüz tutan altyapıyı, terk edilmiş endüstriyel alanları farkederken, hem de sokaklardaki kaosun temsilcileri olarak da bilinen, çoğunlukla geceleri ortaya çıkan graffiticileri, başka deyişle sokak sanatçılarını, ve madencileri kendine özgü şekilde çekerek sosyal bir araç haline dönüştürmelerini izleyebilirsiniz.

  • Okan Ulusoy, Ampute Futbol
  • Erdem Şahin, TOMA'ya Direnmektir

Erdem Şahin, TOMA'ya Direnmektir

Örneğin, bu yılın birincilik ödülünü 2005 yılında hükümet tarafından kapatılan ve terk edilmiş SEKA kağıt fabrikası arazisinde çektiği siyah beyaz fotoğraf serisiyle Kocaeli Üniversitesi’nden Sara Yazal kazandı.

Mansiyon ödülünde birincilik, kişisel ve feminen bakış açısı nedeniyle Bahçeşehir Üniversitesi’nden Büşra Savlı’ya verilirken, ikincilik ise, “İşgal Altında” başlığıyla İstanbul’un mimarisini yalın bir şekilde dijital görselleriyle sunan Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Berna Küpeli’nin oldu.

  • Sara Yazal, Seka'nın Yalnızlığı
  • Özkan Önal, İsimsiz

Özkan Önal, İsimsiz

Hu, Tophane! Mixer ve ‘Yok-Yer’ 

Yolun diğer ucundaki Mixer Arts’a gezebileceğiniz Mehmet Kahraman’ın incelikle kürate ettiği “yok-yer” sergisi mekânların bireyler ile arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Ve tam da, genç yeteneklerin merceğinden şehir ve fotoğraf, bizleri tarihsel miras, mimari döngüler ve değişimler, mekânsızlık ve zamansızlık kavramlarıyla düşündürürken, aspirin gibi imdadımıza yetişip günümüz dünyasındaki kentselleşme, dönüşüm ve küreselleşme kavramlarını Fransız antropolog Marc Augé’nin öne sürdüğü, çağdaş kapitalist sistemin yeni mekan tipolojisi olarak da tanımladığı “yer-olmayan” (non-place) kavramıyla harmanlayarak bizlere sunuyor.  

​20 Aralık  2014 – 1 Şubat 2015 tarihlerinde izleyebileceğiniz karma sergide Aslı Narin, Egemen Tuncer ve Hasan Deniz’in işlerini görebilirsiniz. Üç farklı sanatçıdan, dolayısıyla üç farklı merceğin gözünden hem şehri hem de mekânların evrimleşmelerini, bu metamorfoz sonrasında aldıkları yeni formların değişkenliklerini Mixer’in konum olarak içinde bulunduğu tarihi sosyal altyapı ve mimari açısından farklı bir rota olarak da gözlemleyebilirsiniz. 

  • Aslı Narin, Difüzyon Diffusion, 2014, diasec c print, 50x70 cm, edisyon
  • Egemen Tuncer, 27 Kutu, 2014, diasec print, 66-x100 cm, edisyon

Egemen Tuncer, 27 Kutu, 2014, diasec print, 66-x100 cm, edisyon

Sonuç olarak, merceğin gözünden şehir ve fotoğraf bizleri yılın bu son günlerinde de şaşırtmaya ve yeni şeyler farkettirmeye devam ediyor. Tarih tekerrürden ibaret olabilir, ama farklı bakışlarını yakalamak, mekânları ve belleklerimizi sorgulayıp gerçekte hangi an’ı ne kadar tutabilip, hangisini ne kadar ıskaladığımızı görmek bizim elimizde. Bizleri her daim sorgulamaya itekleyen fotoğraf sanatı, belki de şehrin tercümanlığını yapıyor ve teknolojinin duygularla birleştiği evrensel bir dil haline gelip, sadece nazikçe sararan bahar yaprakları veya günün ilk ışıklarında çekilen bir manzara olmaktan çıkıp daha önemli soru işaretlerinin altını çiziyor. 

0
2280
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle