04 OCAK, PAZARTESİ, 2016

İnadına Queer!

Türkiyeli eşcinsellerin bir araya gelip maruz bırakıldıkları ayrımcılığa karşı mücadele ederek özgürleşmesi amacıyla Ankara’da kurulan Kaos GL Derneği, 20. kuruluş yılını derginin sayfalarında yer almış sanatçıların işlerinden oluşan “Gelecek Queer” adlı sergiyle kutluyor. Övül Durmuşoğlu’nun küratör ve Aylime Aslı Demir’in yardımcı küratör olduğu sergi, ARK Kültür’de 7 Şubat 2016 tarihine kadar devam ediyor. 

İnadına Queer!

Sergi ilhamını José Muñoz’un Cruising Utopia adlı kitabından alıyor ve tamamlanamaz bir queer kimlikten bahsediyor. Muñoz’un belirttiği gibi queerlik bu dünyanın yeterli olmadığını, bir şeylerin eksik olduğunu hissettiren o şey. Durmuşoğlu queer kavramını, “LGBTİ hareketinin içerisinde de var olabilen normativitelere ve konformizmlere eleştirel bir duruş takınan bir pozisyon” olarak tanımlıyor ve sergide geleceğe bu perspektiften bir bakış öneriyor.

Kaos GL grubunun 90’ların ilk yıllarında ev sohbetleriyle başlayan LGBTİ konulu tartışmaları, yavaş yavaş evlerden sokaklara afişler, dergiler, yürüyüşler, eylemler, etkinlikler olarak görünürlük kazanarak yayılıyor. Kaos GL ilk dergisini 20 Eylül 1994’te çıkardı, Kültür Merkezi’ni ise 1999’da açtı. İlk kamusal eylemine 1 Mayıs 2001’de çıkarak eşcinsellerin özgürlük mücadelesini alanlara taşıdı. Sergide bu eylem üzerinde özellikle duruluyor. Eylem fotoğraflarından oluşan duvar düzenlemesi, kullanılan gökkuşağı bayrağı ve döviz, bildiri metni, Oktay İnce’nin arşiv görüntülerini kullanarak eylemin hazırlık ve basına yansıması biçimlerini konu edindiği video yerleştirmesi eylemin önemine dikkat çekiyor.

Serginin giriş katı biçimsel ve kavramsal ikiliklerin iç içe geçtiği bir alan. Nilbar Güreş’in Doğal Rakip (Yeşil) adlı fallik referanslar içeren heykel enstalasyonu ile CANAN’ın Çeşme videosu dişilik vurgusuyla hem zıtlık hem de diyalog içinde. Susanne M. Winterling’in Untitled (the pressure behind your nailpolish my dear) fotoğrafı farklı kimlikleri ve kültürleri temsil eden iki kadının dayanışma adına el ele verdiği anı gösteriyor. Kamusal alan ve domestik alanın ikiliği serginin bir diğer temel meselesi. Sokak, iç mekâna yüklü sembolik objeler, fotoğraflar ve videolarla sızsa da “Gelecek Queer”, küratörün de ifade ettiği gibi bir “ev sergisi”, yani LGBTİ örgütlenmelerinin çoğunun evden yola çıkan örgütlenmeler oluşuna referans veriyor. Örneğin kaide yerine sehpa, etajer gibi ev eşyaları tercih edilmiş. Ayrıca küratörün sanatçılardan istediği gündelik objeler sergi alanına herhangi bir açıklama olmadan, gizemli ipuçları gibi bırakılmış. Mekânın kendisine baktığımızda ise burasının 1930’lardan kalma üç katlı bir köşk olduğunu ve mazisinde ilginç bir hikayeyi barındırdığını söyleyebiliriz. Vaktiyle bu evde uzun yıllar geçirmiş ve burada yaşama veda etmiş Sergio isimli bir antikacı varmış. Cihangir’in önemli dandy karakterlerinden olan Sergio’yu ailesi gay olması sebebiyle dışlamış, o da uzaklaşıp özenle dekore ettiği bu evde yaşamış. Ev tamamen bitkilerle örtülü, görünmez bir vaziyette, adeta kuş yuvası gibiymiş ve çok az insanı kabul edermiş. Hikayeyi dinleyince sanki Sergio’nun ruhu bu sergiyi çağırdı ve bu ekibi bir araya getirdi hayaline kapılıyoruz. Mekânın geçmişinde sessizce saklı kalan ev hikayeleri bir yanda dururken, diğer yanda Erdem Taşdelen’in queer günce diyebileceğimiz gündelik ve bireysel queer anları kayda geçtiği, meraklı okurla açık yüreklilikle paylaştığı sayfalardan oluşan işi Hükümler yer alıyor. Metehan Özcan, Gökçen Cabadan ve Melanie Bonajo’nun işleri de bu katta görülebilir.

Üst kat sergisi ise çok daha dobra, sözünü sakınmayan, kışkırtıcı bir içeriğe sahip; sesler daha yüksek, dışavurum daha cesurca. Erinç Seymen, Fulya Çetin, Istanbul Queer Art Collective, Gökçen Cabadan, Pauline Boudry & Renate Lorenz’in işlerini burada görmek ve Nilbar Güreş’in sergi için ürettiği posterlerden almak mümkün. Merdivenlerden çıkarken Ahmet Öğüt’ün fotoğrafında 2012 Onur Yürüyüşü sırasında “Tünel Heykeli”ne tırmanan ve gökkuşağı bayrağı sallayan aktivistleri görüyoruz. Sonrasında karşılaştığımız aynanın kenarına iliştirilmiş Boysan Yakar’ın fotoğrafı, aynanın tanık olduğu neşeli pride hazırlıklıklarını buruk bir tatla anımsatırken, LGBTİ hareketinin acı kayıplarını her birimize hatırlatıyor.

Serginin alt katı Kaos GL’nin arşivinden getirilen zengin malzemeyle hazırlanmış bir bellek alanı olmasının yanı sıra Alper Şen & Özge Çelikaslan, Fulya Çetin, Gözde İlkin, Ahmet Öğüt’ün işlerine ev sahipliği yapıyor. Burası haber kayıtlarından seçkiler, gazete kupürleri, Kaos GL dergisinin elle yapılmış ilk sayılarından örnekler, yayınlar, okur mektuplarından oluşan bir bilgi alanı. Yılların emeğiyle, özeniyle, inadıyla hazırlanmış Kaos GL ciltlerine, Türkiye’deki queer hareketin seyrini tutan bu kıymetli güncelere hayranlıkla bakarken, sayfalar arasından bir paragraf yaydığı cesaret ve parıltıyla gözüme çarpıyor: “İki şeyden emin olmamız gerekiyor. Birincisi mücadele yoksa özgürlük de yok. İkincisi, eşcinsellerin kurtuluşu heteroseksüelleri de özgürleştirecek!”

​Adres: Batarya Sk. No:2 Cihangir, 34430 Beyoğlu

0
3170
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle