0 YAPILAN YORUMLAR
7655 GÖRÜNTÜLENME
4 TAKİPÇİ
0 BEĞENİ
Barışın Görsel Dilini Konuşmak Mümkün mü?
  • Walid Siti
  • Walid Siti
  • Bahram Hajou

11 Şubat’ta Karşı Sanat’ta açılan “Yeryüzünün Sınırları” başlıklı sergi savaş, göç ve bellek temalarına odaklanıyor. Viyana’dan Hinterland Galeri’nin de katkılarıyla gerçekleşen sergi, Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de doğup,  üretimlerini sürdürmüş dünyanın dört bir yanında 12 önemli sanatçıyı bir araya getiriyor. 

Sergideki sanatçıların ortak noktası son derece ilginç ve çetin yaşam öyküleri; fiziksel ve kültürel sınır aşımı tecrübeleri. Her biri uzun göç yollarından geçip, yeni bir yaşam kurmuş ve inatla sanatsal üretimini sürdürmüş. Duhok doğumlu Walid Siti Londra’da, Erbil doğumlu Azad Nanakeli Floransa’da, Suriye’li Bahram Hajou Berlin’de yaşıyor ve üretiyor. Adel Daood ve Vooria Aria Viyana’ya, Niştiman Erdede Zürih’e, Tahran doğumlu Parastou Forouhar Frankfurt’a yerleşmiş. Sergi bu güzergahların ürettiği dili görünür kılmaya çalışıyor. Sonuçta beklenmedik bir sanat deneyimi çıkıyor ortaya: İzleyici sert ve açık bir politik söylem yerine, derin estetik etkisi olan, çok katmanlı kişisel anlatılarla karşılaşıyor. Semboller ve açık ifadelerden ziyade Ortadoğu kültürünün göç yolları boyunca soyutlanmış izleri ve şiirsel bir dil mekanı dolduruyor. 

Khadija Baker

Khadija BakerBenim küçük sesim yalan söyleyemez, Video, performans & ses, 2009-2012

“Yeryüzünün Sınırları”nı gezerken ayağınıza dolanan, gözünüze takılan, tüm sergiyi kuşatan motif; bağ, düğüm ve örgüler. Halatlar, ipler, saç telleri geçtiler ve geçişlerle dolu, damarlı, engebeli bir topografya oluşturuyor. Suriye doğumlu Khadija Baker’ın uzun saç örgülerinden izleyiciye akan anıları, Walid Siti’nin ipler, düğümler ve merdivenlerle yaptığı, duvara sarmaşık gibi tutunan yerleştirme, Vooria Aria’nın mekanın dar koridoru boyunca uzanan, halat ve kağıt kullanarak yaptığı iş, benzer unsurlar taşıyor. Devlet, dil, ırk ve din gibi ideal bütünlükler uğruna feda edilmiş parçaların, kendi aralarında kurmaya çalıştığı yeni bağları düşündürüyor. Bütüne duyulan güvenin ve inancın yitimi; parçalar arasında yeni, esnek, geçici bağların kurulması özlemini büyütmüş. Yüce bir ideale değil ama birbirine tutunabilme arzusu sergide görünür oluyor. 

Azad Nanakeli

Azad Nanakeli, Arınma, Video, 7' 02'', 2011

Sergide ayrıca, zeminden yoksun kalma duygusu da belirgin biçimde hissediliyor. Bu duygunun temelinde elbette şiddet var: Farklılığı, ötekiliği, tekilliği barındırmayan bütünlüğün şiddeti. Bugün barıştan söz edebilmek için öncelikle; sürgün, katliam ve soykırım girişimleriyle parçalanmış halkların belleğinin onarılması gerekiyor. Tam da bu duygu ile üreten Osman Kader Ahmet’in tavandan yere bir patika gibi uzanan yedi metrelik resmi, geriye hiçbir belge kalmamış Enfal katliamının kaydını tutuyor. Osman Kader Ahmet’in 355 deseninden biri olan bu çalışma, sanatçının bizzat tanığı olduğu katliamdan sağ kalan insanlarla yaptığı derinlemesine görüşmelere dayanıyor. Sonuçta bu desenlerde yüzler ve isimler, kaligrafik bir dile bürünüp, acı çeken insanlığın ortak yüzü altında birleşiyor. “Tanrı bizi terk etmişti” diyor ressam “bu nedenle çalışmalarımda fon, beyaz bir boşluk. Kürt halkının belleğini onarmaya çalıyorum ama kötülük karşısında etnik kimlikler önemini yitiriyor. İnsanlık bugün hala sınırlarda ve toplama kamplarında can çekişiyor.” Bahram Hajou’nun tuvallerinde de aynı gri, beyaz boşluk var. Boşluk içinde yüzen figürler kayıp ve yersiz yurtsuz, gözleri tuvalin dışına doğru bakıyorlar. Adel Daood’un kağıt işlerindeki canavarlar da bu bağlamda anlam kazanıyor. İnsan, bitki ve hayvan arasında, sınıflandırılamayanın göstergesi olarak var oluyorlar. Uyumsuzluğun, yabancılığın izi, ötekiliğin delili olarak sınırlar arasında serbestçe dolaşıyorlar. 

Adel Dauood

Adel Dauood, İsimsiz, kağıt üzerine mürekkep ve akrilik, 100x70 cm, 2016

i

Sergide yer alan işlerde kullanılan malzemelerin; geçici, hafif, taşınabilir oluşu ayrıca anlam taşıyor. Sanatçıların ulaşma, dokuma, derdini anlatma isteğini kanıtlıyor. Tuval üzerine yağlıboya bile, Bahram Hajou tuval bezini alıp İstanbul’a geldiğinde bir başka anlam kazanıyor. Niştiman Erdede’nin Zürih’ten yazdığı sürgün mektubu sergilemek istemesi gibi. Erdede Kürtçe, İngilizce ve Türkçe yazdığı mektubunda, bugün hala süre giden savaşın, bir barış anlaşması masasında karara bağlandığını anlatıyor. Lozan Barış Antlaşması masası, bir teşrih masası ona göre. Sanatçı Diyarbakır Cezaevi’nden Zürih’e uzanan yolunu, parçalanmış hayatlardan sadece biri olarak tanımlıyor. Şefik Özcan ise ölümle yaşam arasında salınan aile fotoğrafını sergiliyor. Kişisel anlatılar özel alandan çıkıp, kolektif belleğe düğüm atıyor.


Bu serginin önemi, tüm dünyada göç gerçeği derinleşirken; yükselen tahammülsüzlük, yabancı olanı reddetme ve ırkçılık karşısında tavır alıyor olması. Göçmenler, niteliksiz kalabalık, mülteciler, sığınmacılar olarak tanımlanan, yeryüzünün sakinlerine söz vermesi. Gerçekten de onlar, sınırsız ve sürgünsüz bir dünya mitini yaşatıyor, insanlığın ortak kültürel mirasına kök salıyorlar. Ayrımcı kimliklendirmeler altına sığmayan yaşamları, tekillikleri ve değerleri sanat alanında daha da belirginleşiyor. Yeryüzünün sınırları silinirken, yeni direniş ve ifade biçimleri, yeni diller ve ritimler meydana çıkıyor. Göçün etkisi altında değişen mesafeler ve koordinatlar, bellek ve tarih algısı, kimlik ve alışkanlıklar sanat aracılığıyla göze gelmenin bir yolunu buluyor. Tüm dünyanın şiddetin dilini konuştuğu şu günlerde, barışın görsel dili konuşabilmek için bu sanatçılardan öğreneceğimiz çok şey var. Böyle zamanlarda sanatın kendisi bile, hatırlamanın, yüzleşmenin ve belki de affetmenin aracı olarak düşünüldüğünde bir anlam taşıyor.

Fatoş İrwen

Fatoş İrwen, Tuz, video yerleştirme, 2015

Viyana Hinterland Galeri’nin de katkılarıyla gerçekleşen sergiye katılan sanatçılar şöyle: Bahram Hajou, Adel Dauood, Azad Nanakeli, Fatoş Irwen, Hiwa K, Khadija Baker, Osman Kader Ahmed, Parastou Forouhar, Şefik Özcan, Vooria Aria, Walid Siti, Niştiman Erdede. Serginin küratörlüğünü Barış Seyitvan ve Ezgi Bakçay üstleniyor. Yeryüzünün Sınırları 11 Şubat- 10 Mart tarihleri arasında Karşı Sanat’ta görülebilir.


Adres:

Gazeteci Erol Dernek Sokak

No:11/4 Hanif Han, Beyoğlu/İstanbul

0
2977
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle