
Francis Bacon’ın Triptych Inspired by the Oresteia of Aeschylus adlı tablosu geçtiğimiz günlerde Sotheby’s’de gerçekleştirilen sanal açık arttırmada 84 milyon dolara satıldı.
Katılımcılar Londra’dan canlı olarak yapılan çevrim içi müzayedeye telefon ve video-konferans yoluyla katıldı. Müzayede sırasında Francis Bacon’ın 1981 tarihli Triptych Inspired by the Oresteia of Aeschylus başlıklı tablosu da satışa sunuldu. Tablonun 60-80 milyon dolar barajında satılacağı düşünülüyordu.
Beklenenin üzerinde bir çekişmeye tanık olunan tablo için New York ve Hong Kong’dan iki koleksiyoner arasında ciddi bir çekişme yaşandı. Tablo nihayetinde Çinli koleksiyoner tarafından 84 milyon dolara satın alındı.
Sotheby’s’in farklı bir formatla gerçekleştirdiği müzayede, dünyanın birçok farklı yerinden koleksiyoner ve sanatseverlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Sotheby’s’in Avrupa Bölge Sorumlusu Oliver Barker konuyla ilgili yaptığı açıklamasında bu müzayedenin kendileri için oldukça önemli olduğunu ve bu yeni sistemin onlar için “sinematik bir yapımın merkezinde” olmaya benzer bir his uyandırdığını ifade etti.
Tablo satışının eser için belirlenen fiyatın üzerinde sonuçlandığını ifade eden Barker, Bacon tarafından üretilen çalışma için 10 dakika süren bir açık arttırma düzenlendiğini sözlerine ekledi.
Ayrıca aynı akşam Roy Lichtenstein’ın "White Brushstroke I" adlı eseri 25.4 milyon dolara, Jean-Michel Basquiat’ın "Untitled (Head)" eseri 15.2 milyon dolara satıldı. Müzayede sonunda eserlerin %93’ü satıldı ve toplamda 363.2 milyon dolar gelir elde edildi.
Kaynak: CNN
Washington D.C.’deki The National Gallery of Art koleksiyonuna ilk kez bir Kızılderili sanatçının eserini dâhil etti.
Jaune Quick-to-See Smith’in yaklaşık 3.5 metre yüksekliğindeki I See Red: Target (1992) isimli tablosu, müzenin daimi koleksiyonunda yer alacak. See Smith, bu gelişmenin ardından eseri bu koleksiyona girmeyi başaran ilk Kızılderili sanatçı oldu.
1941 yılında açılan The National Gallery of Art, geçmişten günümüze dek koleksiyonuna kattığı önemli çalışmalarla biliniyor. Bağışçıları arasında birçok önemli ismin bulunduğu galeriye I See Red: Target isimli tablo Emily and Mitchell Rales tarafından hediye edildi.
Kootenai Nation in Montana ve the Confederated Salish gibi birçok önemli organizasyonun üyesi olan Jaune Quick-to-See Smith, Amerikan tarihine dair gönderme içeren işleriyle tanınıyor. Sanatçının galeri koleksiyonuna dâhil edilen işinde de bu tutum açıkça gözüküyor. See Smith’in Christopher Columbus’un Amerika’ya ilk kez ayak basışının 500. yıl dönümü kapsamında ürettiği eserde, birçok ilginç detay göze çarpıyor. See Smith eserinde Amerikan sömürge tarihinden gününün ön plana çıkan haber gündemlerine kadar birçok farklı olaya yer veriyor.
Bu özel haber kapsamında the Star-Tribune’e açıklamalarda bulunan sanatçı, Kızılderililerin çok uzun zamandır yalnızca birer meta olarak kullanıldığını ifade ediyor.
I See Red: Target, galerinin East Building Pop bölümünde Andy Warhol’un Let Us Now Praise Famous Men (Rauschenberg Family) (1962) ve Jasper Johns’un Target (1958) isimli eserleriyle birlikte gösterilecek.
Kaynak: Artsy
Tame Impala, On Track’in yeni akustik versiyonunu ilk kez YouTube üzerinden izleyicilerle buluşturdu. Kevin Parker tarafından yapılan kayıt, ilk kez geçtiğimiz Nisan ayında gerçekleştirilen bir canlı yayında sevenleriyle buluşmuştu.
Tame Impala’nın son albümü The Slow Rush’ın sevilen şarkısı On Track, ritmi ön plana çıkaran temposuyla dinleyiciler tarafından oldukça beğenildi. Şarkının bu yeni versiyonunda da benzer bir tutum benimsendi.
Videoda Kevin Parker stüdyosunda gitarıyla birlikte çalışırken görülüyor. Sanatçı akustik performansı tek başına gerçekleştiriyor.
Grup geçtiğimiz mayıs ayında da One More Year’ı 18 dakikalık bir remiks olarak dinleyicilerin beğenisine sunmuştu.
On Track’in yeni akustik versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Pitchfork
Netflix, başrolünde Hilary Swank’ın rol aldığı yeni dizisi Away’ın tanıtım fragmanını izleyicilerle paylaştı. 4 Eylül 2020’de tüm dünya ile aynı anda gösterime girecek Away, izleyicilere oldukça heyecan verici, duygusal bir hikâye vadediyor.
İnsanların inandıkları konularda ne denli büyük fedakârlıklar yapabileceğini konu alan Away, Amerikalı astronot Emma Green’in hikâyesine odaklanıyor. Mars’a yapılacak ilk yolculuk için uluslararası bir mürettabatı komuta etmeye hazırlanan Green, eşi ve ergenlik dönemindeki kızını arkasında bırakmak zorundadır. Uzayın derinliklerine doğru uzanan bu yolculuk sırasında tüm mürettebat, kendilerini arkalarında bıraktıkları yakınlarıyla önlerindeki zorlu görev arasında gidip gelen çalkantılı bir sürecin içerisinde bulur.
İzleyicilere oldukça farklı bir uzay macerası vadeden Away’ın oyuncu kadrosunda Hilary Swank, Josh Charles, Talitha Bateman, Mark Ivanir, Ato Essandoh ve Ray Panthaki gibi isimler yer alıyor.
Filmin fragmanına buradan ulaşabilirsiniz.
Netflix, başrolünde Hilary Swank’ın rol aldığı yeni dizisi Away’ın tanıtım fragmanını izleyicilerle paylaştı. 4 Eylül 2020’de tüm dünya ile aynı anda gösterime girecek Away, izleyicilere oldukça heyecan verici, duygusal bir hikâye vadediyor.
İnsanların inandıkları konularda ne denli büyük fedakârlıklar yapabileceğini konu alan Away, Amerikalı astronot Emma Green’in hikâyesine odaklanıyor. Mars’a yapılacak ilk yolculuk için uluslararası bir mürettabatı komuta etmeye hazırlanan Green, eşi ve ergenlik dönemindeki kızını arkasında bırakmak zorundadır. Uzayın derinliklerine doğru uzanan bu yolculuk sırasında tüm mürettebat, kendilerini arkalarında bıraktıkları yakınlarıyla önlerindeki zorlu görev arasında gidip gelen çalkantılı bir sürecin içerisinde bulur.
İzleyicilere oldukça farklı bir uzay macerası vadeden Away’ın oyuncu kadrosunda Hilary Swank, Josh Charles, Talitha Bateman, Mark Ivanir, Ato Essandoh ve Ray Panthaki gibi isimler yer alıyor.
Brooklyn Nine-Nine’ın başrol oyuncularından Andy Samberg, son dönemde Amerika’da yaşanan polis şiddeti protestoları sonrası dizinin güncel durumunu yeniden gözden geçireceklerini açıkladı.
Dizide Jake Peralta karakterine hayat veren Samberg, People’a verdiği bir demeçte Brooklyn Nine-Nine’ın geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dizinin geri dönmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyen Samberg, özellikle son dönemdeki protesto gösterilerinin ardından kendilerini moral olarak buna hazır hissetmedikleri sürece çalışmaya dönmeyeceklerini de belirtti.
Samberg, açıklamalarının devamında ise şu ifadeleri kullandı:
“Ekip olarak sürekli iletişim hâlindeyiz ve polisler üzerine bir komedi şovuna devam etme konusunda önemli tartışmalar yaşıyoruz. Eğer bu konuda kendimizi mental olarak iyi hissedersek diziye geri dönebiliriz. Bunu bir şekilde atlatacağımızı biliyoruz ve bu süreci bu konuyu tartışmak için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.”
Geçtiğimiz aylarda Amerika’da polis tarafından öldürülen George Floyd’un ardından ırkçılık karşıtı protestolar devam ediyor. Ülkenin dört bir yanında süren protestolar, kimi bölgelerde oldukça şiddetli tartışmalara neden oluyor.
Öte taraftan Brooklyn Nine-Nine ekibi geçtiğimiz günlerde the National Bail Fund Network’a 100 bin dolar değerinde bağış yaparak protestoculara olan desteklerini de açıkça gösterdi.
The Weeknd, Black Lives Matters hareketine yaptığı bağıştan sonra şimdi de Toronto’da bir sağlık organizasyonuna 500 bin Kanada doları bağışladığını duyurdu.
The Scarborough Health Network Foundation’a yapılan bağış, temel olarak şehirdeki sağlık kurumlarının eksiklerinin giderilmesi ve salgın nedeniyle ihtiyaç duyulan ekipmanların temin edilmesinde kullanılacak. Scarborough, salgın sürecinde diğer birçok şehirde görüldüğü gibi ciddi bir biçimde tıbbi ekipman, yatak ve çeşitli elektronik araç gerece ihtiyaç duymuştu.
Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan The Weeknd ise şunları ifade etti: “Scarborough’da büyüdüm ve yetiştiğim topluma hizmet etmenin, onlar için yararlı bir şeyler yapmanın çok önemli olduğunu hissettim. Onlar zor zamanlarımda bana yardım etti, ben de salgın sırasında onlara ediyorum.”
The Weeknd son dönemde The Scarborough Health Network haricinde Black Lives Matter hareketi kapsamında da çeşitli bağışlarda bulunmuştu. The Black Lives Matter Global Movement, The Colin Kaepernick Know Your Rights Camp Legal Defense Initiative ve the National Bail Out sanatçının yakın dönemde bağışta bulunduğu kuruluşlar arasında yer alıyor.
Kaynak: Somewhere Magazine
Komedyen Scott Aukerman ve aktör Adam Scott, yeni bir podcast serisiyle uzun bir aranın ardından dinleyicilerle buluşuyor. Daha önce birlikte gerçekleştirdikleri projelerle büyük başarı yakalayan ikili, bu kez odağına Red Hot Chili Peppers’i alıyor ve grup hakkında detaylı bir podcast serisiyle dinleyicilerin karşısına çıkıyor.
Konuyla ilgili geçtiğimiz gün bir açıklama yapan Scott Aukerman’a göre bu podcast dizisi “Red Hot Chili Peppers hakkındaki her şeyin kapsamlı ve ansiklopedik bir özeti”ni sunuyor.
The Red Hot Chili Peppers isimli podcast serisi, Aukerman ve Scott’ın müzik merkezli yeni çalışması olarak gerçekleştiriliyor. İkili daha önce, 2018 yılında, R.E.M. ile ilgili R U Talkin’ R.E.M. RE: ME? ve U2 hakkında gerçekleştirdikleri U Talkin’ U2 To Me? serileriyle de büyük bir başarı yakalamıştı.
Podcast serisine buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Pitchfork
Dünyanın en çok merak edilen müzelerinden biri olan Tokyo’daki Ghibli Museum, şimdi sanal bir tur aracılığıyla sanatseverlerle buluşuyor. Özellikle sınırları içerisinde fotoğraf ve video çekimini yasaklayan politikasıyla bilinen Ghibli Museum, şimdi kendi sosyal medya kanalları aracılığıyla müzeyi dünyanın dört bir yanındaki insanların beğenisine sunuyor. İzleyiciler, Hayao Miyazaki ve Studio Ghibli işlerinin bir bölümünü bu sanal tur aracılığıyla keşfedebiliyor.
YouTube kanalı aracılığıyla sanal bir tur düzenleyen Ghibli Museum, müzenin belirli bölümlerine erişim imkânı sağlıyor. Hayao Miyazaki’nin bizzat kendisi tarafından tasarlanan müze, stüdyonun animasyon çalışmaları, bu süreçte yaşananlar, bir animasyon filminin nasıl ortaya çıktığı gibi birçok merak edilen soruya cevap veriyor. Çeşitli animasyonlara ait çizim, illüstrasyon ve görselleri içeren müze, şimdi evlerine kapanan sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Sanal turun bir diğer önemli yanıysa sadece Ghibli Museum’a özel olarak tasarlanan animasyonlardan da örnekler sunması.
Sloganı “Haydi yolumuzu birlikte kaybedelim,” olan müzenin YouTube kanalına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak: The Film Stage
Tate Britain, bu yıl iptal edilen Turner Prize’ın yerine 10 sanatçıya burs vereceğini duyurdu.
Tate Britain tarafından yapılan çalışma doğrultusunda bu yıl Turner’a aday gösterilen ancak ödüllerin iptal edilmesiyle zor bir sürece giren sanatçıların mağduriyetlerinin en aza indirilmesi hedefleniyor. Her birine 10 bin Pound’luk bir çek verilecek sanatçıların bu zorlu süreçte üretimlerine ara vermeden devam etmeleri amaçlanıyor.
Tate Britain tarafından verilecek bursu kazanan isimler arasında Siyah gençleri ve onların kültürel değerlerini fotoğraflamasıyla ünlü Liz Johnson Artur ve Edinburg merkezli politik sanat organizasyonu Arika gibi isimler de yer alıyor. Diğer bursiyerler arasında ise Oreet Ashery, Shawanda Corbett, Jamie Crewe, Sean Edwards, Sidsel Meineche Hansen, Ima-Abasi Okon, Imran Perretta ve Alberta Whittle bulunuyor.
Konuya ilgili Tate Britain Başkanı ve jüri üyesi Alex Farquharson şu değerlendirmelerde bulundu: “Oldukça titiz bir çalışmanın ardından Tate jürisi çağdaş İngiliz sanatına katkı sunan 10 fantastik sanatçıda karar kıldı. Seramikten filme, fotoğraftan performansa kadar birçok disiplinde çalışma yürüten bu sanatçılar, oldukça heyecan verici işler gerçekleştiriyor ve bu zor süreçte desteği hak ediyorlar.”
Jüri tarafından seçilen sanatçılar fotoğraftan film, seramikten performans sanatlarına kadar birçok farklı alanda faaliyet yürütüyor. Sanatçıların büyük çoğunluğu kimlik ve aidiyet sorununu ele alırken günlük sanat pratiklerinde farklı konulara da değiniyorlar.
Kaynak: Artsy