NELER OLUYOR
  • 27-07-2020

    Banksy, Bethlehem Hospital için gerçekleştirilen bir yardım kampanyasına tahmini değeri 1.2 milyon pound olan Mediterranean Sea View 2017 isimli bir triptik tablo bağışladı.

    19. yüzyıldan kalma tipik bir fırtınalı deniz manzarası olarak görünen tablo, Banksy’nin politik figürlerini de kendi içerisinde taşıyor ve Bethlehem'deki bir hastahaneye yardım etme amacıyla Sotheby’s’de satışa çıkarılıyor.

    Mediterranean Sea View 2017 isimli triptik tablo, sanatçının geçtiğimiz yıllarda Akdeniz’de meydana gelen göçmen krizini odağına alıyor. İlk bakışta geleneksel bir Romantik dönem deniz manzarası gibi görünen tablo, detaylara bakıldığında ortaya farklı bir hikâye çıkarıyor. Kıyıya yakın noktalarda görünen can simitleri ve turuncu can yelekleri izleyiciye farklı bir hikâye daha anlatıyor.

    Sotheby'nin Avrupa çağdaş sanat başkanı Alex Branczik, konuyla ilgili değerlendirmesinde kendilerinin Banksy'nin üç yağlı boya tablosunu teslim aldıklarını ve bu eserlerin 21. yüzyılın büyük sorunlarından birini vurgulayan çalışmalar olduğunu belirtiyor.

    Branczik konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle sonlandırıyor:

    “Bu tablo Sotheby's’in galerilerinde Bellotto, Van Goyen ve Turner gibi tarihin en büyük manzara ressamlarının çalışmalarının hemen yanında asılı duruyor. Eserler, Banksy'nin güçlü siyasi mesajlarını apaçık bir şekilde gözler önüne seriyor.”

    Banksy tarafından bağışlanan tablolar Sotheby’s’in 28 Temmuz 2020’de yapılacak müzayedesinde satışa çıkarılacak. Müzayede sırasında uzun yıllar Rembrandt’ın kayıp olduğu düşünülen bir self-portresi ve bir Picasso çalışması da gün yüzüne çıkarılacak.

    ​Kaynak: The Guardian

    0
    0
    1453
  • 27-07-2020

    Büyük ölçekli yerleştirme çalışmalarıyla tanınan Fransız mimar ve tasarımcı Emmanuelle Moureau, yeni çalışmasıyla Tokyo’da sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının kamusal alanda gerçekleştirdiği ilk çalışma olan dev heykel, Mirai adını taşıyor. Heykel, sanatçının artık kendisiyle özdeşleşmiş renkli figürlerini içeriyor ve önümüzdeki 100 yılı içeren rakamları sembolleştiriyor.

    Emmanuelle Moureau, bu yeni çalışmasına verdiği isimle aslında çalışmanın konsepti için de birçok ipucu veriyor. “Mirai”, kelime anlamı olarak Japonca’da “gelecek” anlamına geliyor ve çalışmanın konseptiyle büyük bir bağ kuruyor. Moureau, 100 farklı renk kullanarak gerçekleştirdiği çalışmasında gelecek 100 yılı görsel bir forma dönüştürüyor. 2020’den 2119’a kadar olan süreci sayısallaştıran heykel, soluk mordan canlı turuncuya kadar renk skalasından birçok farklı rengi içerisinde barındırıyor.

    Dört metre yüksekliğinde olan Mirai, çocukların çalışmayla etkileşime girebilmesi için bünyesinde çeşitli boşluklar da barındırıyor.

    Heykelin ana gövdesine bakan ziyaretçiler, geleceği temsil eden renkli rakamların, geçmişi temsil eden beyaz rakamsal formlarla desteklendiğini de fark edebiliyor.

    Mirai, önümüzdeki süreç boyunca The Tachikawa Stage Garden Entrance Plaza’nın bahçesinde gösterilecek.

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    1113
  • 26-07-2020

    İngiliz şarkıcı Nilüfer Yanya geçtiğimiz gün Amerika’da yayın yapan NPR’ın “Tiny Desk (Home) Concert” isimli programına konuk oldu. Yanya, program boyunca farklı dönemlerde yaptığı şarkıları dinleyicilerin beğenisine sundu. Sanatçı 2019 tarihli Miss Universe albümünde yayımlanan 3 şarkı ile birlikte -şarkıcının çıkış şarkısı olan “Paralysed” dâhil- yeni şarkısı “Day 7”ı da ilk kez çaldı.

    Nilüfer Yanya, performansı öncesinde gündemle ilgili şu açıklamalarda bulundu:
    “Şu an için aklımdaki en önemli mesele ırkçılık, şiddet, siyah ve farklı milletlerden insanlara karşı giderek artan ayrımcılık. Bu durum Amerika’nın değil, Birleşik Krallık’ın ve hatta dünyanın geri kalanının da sorunu. Farklı kökenlerden biri olarak bu konu benim için çok önemli.”

    ​Kaynak: Pitchfork

    https://www.youtube.com/watch?v=bfY1i-XONxo

    0
    0
    1329
  • 26-07-2020

    Milyarder Ronald Perelman kişisel koleksiyonunda yer alan bir Matisse ve Miró tablosunu satışa çıkarıyor. Satışın önümüzdeki günlerde Sotheby’s’in Londra oturumunda gerçekleştirilmesi planlanıyor.

    Perelman tarafından listeye dâhil edilen eserler, Sotheby's’in 28 Temmuz 2020’de gerçekleşmesi planlanan Londra oturumunda, “Rembrandt to Richter” bölümünün bir parçası olarak satışa sunulacak.

    Biri Joan Miró diğeri Henri Matisse’e ait olan tabloların bugünkü maddi değerinin toplamda 42 milyon sterlin civarında olduğu düşünülüyor.

    Miró’nun Peinture (Femme au Chapeau Rouge) (1927) isimli tablosunun 20 ile 30 milyon sterlin arasında bir rakama satılabileceği düşünülüyor. Sanatçının “rüya resimler” serisi kapsamında ürettiği tablo daha önce Alexander Calder'a aitti ve en son 1984'te halka açık olarak gösterilmişti.

    Matisse'in Danseuse dans un intérieur, carrelage vert et noir (1942) isimli çalışmasının ise yaklaşık olarak 8 ila 12 milyon sterlin arasında bir rakama satılabileceği konuşuluyor. Perelman her iki eseri de 1980'lerin sonunda Zürich merkezli koleksiyoner Thomas Ammann'dan satın almıştı.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    1284
  • 25-07-2020

    Önümüzdeki yıllarda Londra’nın West Smithfield bölgesinde açılması planlanan The Museum of London için yerel otoritelerin onayı alındı. Bu gelişmenin ardından ilk olarak 2016 yılında duyurulan projenin 2024 yılında sonlandırılarak kamuya kazandırılmasına yönelik çalışmalar da hızlandı.

    Stanton Williams ve Asif Khan tarafından tasarlanan The Museum of London projesinde mimar Julian Harrap’ın da katkısı bulunuyor. Yerleşkedeki topluluk ve çevreyle de uyumlu şekilde inşa edilecek müze ile Londra’nın bu tarihi bölgesine yeni bir hareketlilik getirilmesi planlanıyor.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Stanton Williams’ın direktörü Paul Williams, şu ifadeleri kullandı: “Bu proje Londra için sadece iddialı bir mimari çalışma değil, aynı zamanda kültür ve eğitim konusunda küresel bir konuma sahip şehrimizin mevcut değerini de ortaya koyan yepyeni bir girişim.”

    Williams son olarak konuyla ilgili açıklamalarını şu sözlerle sonlandırıyor: “Lonra’nın şehir olarak tarihi yenilenme, icat ve kültürel çalışmalarla dolu. Biz de the Museum of London ile birlikte şehrin West Smithfield bölgesindeki tarihi değeri gelecek nesillere başarılı bir şekilde aktarmak istiyoruz.”

    Müzenin tasarımcılarından Asif Khan ise konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “The Museum of London, Docklands’ın önünde bugüne kadar bir köle tüccarı olan Robert Milligan’ın heykeli bulunuyordu. Bu heykel geçtiğimiz hafta kaldırıldı. Dünyanın her yerinde ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı protestolar devam ediyor ve bu bizi de tarihi farklı bir şekilde ele almaya itiyor. Sanki bir dönüm noktasındaymışız gibi hissediyoruz ve Victorian Market Hall’deki bu yeni müzenin tasarımıyla bu konuda harika bir gelişmeye neden olacağını düşünüyoruz. Bu bize geleceğin şehir ve topluluklarını biçimlendirme konusunda yeni bir vizyon ve sorumluluk yüklüyor.”

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    1162
  • 24-07-2020

    The Rolling Stones, Jimmy Page’in daha önce yayımlanmamış bir şarkısı dinleyicilerin beğenisine sundu. “Scarlet” başlığını taşıyan şarkı, Led Zeppelin’in gitaristi Jimmy Page tarafından 1974 yılının Ekim ayında kaydedildi.

    “Scarlet”, grubun yakın zamanda yeniden dinleyicilerle buluşacak 1973 tarihli Goats Head Soup albümü kapsamında yeniden yayımlanacak.

    Mick Jagger “Scarlet” ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Jimmy ve Keith ile birlikte Ronnie’nin bodrum katındaki stüdyosunda yaptığımız toplantıyı hatırlıyorum. Çok iyi bir görüşmeydi.”

    Keith Richards ise konuyla ilgili olarak şu açıklamada bulundu: “Hatırladığım kadarıyla bir Zeppelin görüşmesinin sonuna doğruydu. Herkes ayrılıyordu ve sırada biz vardık. Sonra Jimmy kalmaya karar verdi. Aslında onu olduğu gibi bir şarkı olarak düşünmedik, sadece basit bir demoydu, bir gösteri. Bilirsiniz, sadece onu hissetmeniz gerekir, o da ortaya böyle çıktı. Onu böylece daha iyi değerlendirdik.”

    The Rolling Stones’un Goats Head Soup’u 4 Eylül’de dinleyicilerle buluşacak.

    ​Kaynak: Pitchfork

    https://www.youtube.com/watch?v=Fl0COtEG-TM

    0
    0
    997
  • 24-07-2020

    Mart ayından beri pandemi nedeniyle etkinliklerine ara veren Beykoz Kundura, kontrollü normalleşme süreci kapsamında tüm sağlık önlemlerini alarak bu hafta sonu kapılarını açacak.

    Beykoz Kundura, 25 ile 26 Temmuz 2020 tarihlerinde Bir Yaz Gecesi Sahnesi isimli bir konser serisi ile ziyaretçilerle buluşacak.

    İlk olarak 25 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilecek konserler kapsamında yeni nesil Türkçe müziğin ön plana çıkan isimlerinden Chico, Hedonutopia, The Kites ve Undomondo; 26 Temmuz Pazar günü ise melodik tekno tarzda çalan DJ Büber, groove, house ve caz notalarını DJ kabininde bir araya getiren Tolga Duyan feat. Bulut Adalı Seçkin ve başarılı trompetçi Barış Demirel - Barıştık Mı? canlı performansıyla izleyicilerin karşısına çıkacak.

    Beykoz Kundura’dan yapılan açıklamaya göre açık hava etkinlikleri yaz boyu devam ettirilecek. Ayrıca Beykoz Kundura, Beşiktaş iskelesinden kalkacak özel tekne servisi ile ziyaretçilerine ulaşım kolaylığı sağlayacak.

    ​Beykoz Kundura etkinlikleri ile ilgili daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=vQWPW5dpKj8

    0
    0
    12
  • 23-07-2020

    David Lynch, uzun bir aranın ardından ikinci stüdyo albümü Crazy Clown Time’a görsel bir şölen sunmak üzere geri dönüyor.

    Lynch, son olarak 2011 tarihli “I Have a Radio” isimli parçası için gerçekleştirdiği yeni video çalışmasını sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

    Lynch tarafından YouTube kanalı üzerinden paylaşılan videoda, birlikte hareket eden biri siyah diğeri beyaz olmak üzere iki figür görünüyor. Videonun arka planında görülen hayaletler gıcırtılı seslerle birleşerek ortaya farklı katmanlardan görüntü ve seslerin çıkmasını sağlıyor.

    6 dakika uzunluğundaki video, tek renk yağlı boya çalışmalarından oluşuyor ve nihayetinde siyah bir ekranla son buluyor.

    ​Kaynak: Somewhere

    https://www.youtube.com/watch?v=DZ-aSL0WMEM

    0
    0
    1352
  • 23-07-2020

    Chris Cornell mirasçıları sanatçıyı onurlandırmak için gerçekleştirdiği çalışmalara devam ediyor. Mirasçılar son olarak yaptıkları yeni sosyal medya paylaşımda sanatçının 56. doğum gününü kutlamak için Cornell’in daha önce hiç yayımlanmamış olan Guns N' Roses’ın ünlü “Patience” cover’ını dinleyicilerin beğenisine sundu.

    Cornell’in Facebook hesabından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
    “Cornell’in doğum günü bize bu paylaşımı yapmak ve onu, sesini, müziğini, hikâyelerini ve sanatını hatırlamak için harika bir fırsat olarak göründü.”

    “Adı hâlâ zikredilen bir adam ölü değildir. Ve sanatı sayesinde, onun ruhu kendisine ve onun anısına bakanlara ışık tutar.”

    Cornell’ın eşi Vicky ise paylaşımla birlikte şu notu düştü:
    “Chris için özel olan bir şarkıyı paylaşmak onun bir parçasını hâlâ aramızda tutmamızı sağlıyor. Onun kalbini ve ruhunu. Onun sevgisini ve mirasını.”

    Facebook üzerinden yapılan paylaşımda Cornell’in “Patience” kaydını kızı Toni’den ilham alarak gerçekleştirdiği de belirtiliyor. Büyük bir Guns N' Roses hayranı olan Toni, babasından grubun bu şarkısının gitarla nasıl çalındığını kendisine öğretmesini ister ve bir gün çalışmaları sırasında bu kayıt gerçekleştirilir.

    “Onun cover’ı insanı şaşırtacak derecede güzel. O, insana bir anda arkasındaki bütün acı tatlı hikâyeleri hatırlatıyor.”

    Chris Cornell, 2017 Mayıs’ında the Fox Theatre’da gerçekleştirdiği bir performansın ardından MGM Grand Detroit’te intihar ederek yaşamına son vermişti. Cornell arkasında eşi Vicky ve iki çocuğu, Toni ile Christopher’ı bırakmıştı.

    ​Kaynak: Etonline

    https://www.youtube.com/watch?v=myZ32Pf-5PE

    0
    0
    1915
  • 22-07-2020

    Netflix’ten yapılan son açıklamaya göre The Crown’ın beşinci sezon çekimlerine 2021 yılına kadar ara verildi. Dizinin yeni sezonunun 2022’de izleyicilerle buluşacağı belirtildi.

    The Crown’ın beşinci sezonu Queen Elizabeth II ve Princess Margaret’a hayat verecek yeni oyuncular Imelda Staunton ve Lesley Manville ile birlikte çekilecek.

    Dizinin ikinci ve üçüncü sezonu arasında da benzer bir durum yaşanmış, çekimlere bir süre ara verilmişti. Netflix adına dizinin sorumluluğunu üstlenen Peter Morgan ilk iki sezon sonrasında da diziyle ilgili birtakım değişiklik kararları almış; Olivia Colman, Tobias Menzies ve Helena Bonham Carter ile anlaşmıştı. Dizinin üçüncü sezonunda Claire Foy’un yerine Colman, Vanessa Kirby yerine ise Bonham Carter ekibe dâhil olmuştu.

    Öte taraftan kurum tarafından yapılan bu yeni açıklama, gecikmenin sadece salgın nedeniyle gerçekleşmediği fikrini de doğuruyor. Konuyla ilgili Deadline’ın elde ettiği bilgiler, çekimlerin sürdürülmesi durumunda dizinin gelecek yıla yetişebileceğini gösteriyor.

    Ancak çekimlerin gerçekleştirildiği alan ve stüdyodaki çeşitli aksaklıkların bu süreci uzattığı da belirtiliyor.

    The Crown’ın dördüncü sezon yayın tarihi de belirsizliğini koruyor. Dizinin tüm aksiliklere rağmen bu yılın Kasım veya Aralık ayında izleyicilerle buluşacağı tahmin ediliyor.

    Ocak ayında başında yaptığı açıklamada beşinci sezonun dizinin son sezonu olacağını söyleyen Peter Morgan, bu kararından vazgeçtiğini de duyurdu. Bu ay başında konuyla ilgili açıklama yapan Morgan, diziye bir sezon daha devam edileceğini belirtti.

    Dizinin beşinci sezonunun 2021’de, altıncı ve final sezonunun da 2022’de çekilmesi planlanıyor.

    ​Kaynak: Independent

    0
    0
    1068
DAHA FAZLA
Geldanlage