NELER OLUYOR
  • 22-07-2020

    Nobel komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre Nobel Ödül Töreni bu yıl düzenlenmeyecek. Yarım asırdan fazla bir süredir düzenlenen törenin ilk kez iptal edilmesine neden olaraksa hâlâ etkisini sürdüren koronavirüs salgını gösteriliyor.

    Konuyla ilgili olarak İsveç gazetesi Dagens Nyheter’e açıklama yapan Nobel Foundation Başkanı Lars Heikensten, şu ifadeleri kullandı:

    “Ortada iki büyük sorun var. Bu kadar çok insanı bir araya getirip yan yana oturtamazsınız. Ayrıca insanların İsveç’e gelmeyi isteyip isteyecekleri konusunda da belirsizlik devam ediyor.”

    Komite tarafından yapılan açıklamada her ne kadar bu yıl Nobel Töreni düzenlenmese dahi ödülleri kazanan isimlerin açıklanacağı ve sahiplerine teslim edileceği belirtiliyor. Nobel Ödül Töreni en son 1956 yılında Sovyetler Birliği’nin Macaristan’ı işgalini protesto etmek için iptal edilmişti. Tören, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında da gerçekleştirilmemişti.

    Her yıl geleneksel olarak İsveç Kraliyet Ailesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen törenle sahiplerini bulan Nobel Ödülleri, kurucusu Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 1300 konuğun ağırlandığı tören, Stockholm’de düzenleniyor ve tıp, fizik, kimya, edebiyat, barış ile ekonomi dallarında veriliyor.

    Bu yıl Nobel töreninin iptal edilmesine karşılık Stockholm’deki The Nobel Prize Museum on Stortorget’ın kapıları ziyaretçiler için açıldı. Bu ay başında açılan müze, alınan tedbirler kapsamında konukları ağırlamayı sürdürüyor.

    ​Kaynak: Reuters

    0
    0
    1502
  • 22-07-2020

    Telluride Film Festival’in bu yıl salgın nedeniyle iptal edilmesinin ardından birçok yapım dünya prömiyerini gerçekleştirmek için gözünü Venedik’e dikti. Bu yıl önceki edisyonlarına göre daha küçük bir organizasyonla gerçekleştirilecek Venedik Film Festivali’nin şimdiden birçok önemli yapıma ev sahipliği yapacağı da duyuruldu. Tilda Swinton ve Ann Hui’nin Golden Lion Lifetime Achievement Awards’a değer görüldüğünün açıklanmasının ardından uzun süredir beklenen The Book of Vision filminin resmi fragmanı da izleyicilerle paylaşıldı.

    Bir drama filmi olarak sinemaseverlerle buluşacak olan The Book of Vision’ın yönetmen koltuğunda İtalyan Carlo Hintermann’ın oturuyor; filmin prodüksiyonunu ise Terrence Malick üstleniyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Charles Dance (Game of Thrones), Lotte Verbeek (Outlander) ve Sverrir Gudnason (Borg, McEnroe) gibi isimler yer alıyor.

    18. yüzyılda geçen bir dönem filmi olan The Book of Vision, bir tıp öğrencisi olan Eva’nın gözünden doktor-hasta ilişkisini anlatıyor.

    Daha önce The Tree of Life gibi çeşitli filmler üzerinde çalışan Hintermann’ın yönettiği filmin sinematografisini Jörg Widmer (A Hidden Life) üstleniyor. The Book of Vision’ın yapım tasarımını ise David Crank (The New World, There Will Be Blood, Inherent Vice, The Master, To the Wonder) gerçekleştiriyor.

    The Book of Vision’ın yayımlanan ilk fragmanı izleyicilere bir görsel şov vadediyor. Film öte taraftan Barry Lyndon ve Labyrinth gibi filmlerin bir karışımı olarak da niteleniyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Hintermann, filmin “iki boyut arasındaki bir ayna oyunu gibi hareket ettiğini” ve izleyicileri 90 dakika boyunca sert bir girdaba hapsetmek istediğini belirtiyor.

    ​Kaynak: The Film Stage

    https://www.youtube.com/watch?v=1zuwh0zs7hA

    0
    0
    1125
  • 22-07-2020

    Kengo Kuma, Japonya’ya özgü, yeni bir monolitik müze tasarladı. Bu yıl içerisinde açılması planlanan müze, Tokyo’nun merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alıyor ve Kadokawa Culture Museum ismini taşıyor. Daha büyük bir kültürel gelişimin ifadesi olarak inşa edilen müze, Tokorozawa Sakura Town’ın bir parçası olarak konumlanıyor.

    Kengo Kuma tarafından tasarlanan kültürel alan, müzeye ek olarak animelerden ilham alarak tasarlanan bir otel, bir kitapçı ve çeşitli etkinliklerde kullanılacak çok yönlü binalardan meydana gelecek ve Japonya’nın modern yüzünü temsil edecek.

    Kadokawa Culture Museum temel olarak granit ile inşa edilecek ve sanatseverler için özel olarak düzenlenen 5 kattan oluşacak. Müzenin ilk katında küçük bir kütüphane ile doğa, bilim, sanat, doğa tarihi, moda, iklim ve toplum gibi konularda sergilerin gerçekleştirileceği 1000 metre karelik bir sergi alanını yapılacak. Müzenin ikinci katında bir kafe ve mağaza, üçüncü katında ise animelere odaklanacak özel bir alan bulunacak.

    Müzenin dördüncü katında oldukça yüksek bir raf sistemine sahip, projeksiyonla “kitaplık tiyatrosu”na dönüşebilecek özel bir alan yer alacak. 50 bin kitaplık kütüphane geniş bir sergi alanıyla birçok farklı aktiviteye uygun olarak tasarlanacak. Müzenin beşinci katındaysa bir restoran konukları ağırlayacak.

    Kadokawa Culture Museum 1 Ağustos 2020 tarihinden itibaren ziyaretçilerle buluşmaya başlayacak.

    ​Kaynak: Designboom

    Tag: Japonya
    0
    0
    2458
  • 21-07-2020

    Hollywood yıldızı Keanu Reeves bir çizgi roman serisi üzerinde çalıştığını duyurdu. Proje için New York Times’ın çoksatar grafik romancılarından Matt Kindt’le birlikte çalışan Reeves, çizgi roman serisinin 12 sayıdan meydana geleceğini ve BRZRKR ismini taşıyacağını açıkladı.

    BRZRKR için illüstratör Alessandro Vitti ile çalışacağını ve serinin Power Rangers ve Bill and Ted’in de yayıncısı olan Boom! Studios iş birliğiyle gerçekleştirileceğini belirtti.

    BRZRKR’in ana karakteri kendi var oluşunun anlamını ve bu evrendeki rolünü sorgulayan bir kişilik olarak ön plana çıkacak. Berzerker, yüzyıllara yayılan bir ömür sürdükten ve tüm yeryüzünü gördükten sonra nihayet ABD hükûmeti için savaş ve tehlikeli işler yürüten biriyle tanışır ve çizgi roman serisinde konu alınan asıl olaylar gelişmeye başlar.

    Yeni projesiyle ilgili çalışmalara kısa bir süre önce yoğunlaştığını söyleyen Keanu Reeves, bu proje fikrinin esas olarak COVID-19 nedeniyle çekimlerine ara verilen John Wick çekimleri sırasında geliştiğini belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyor:

    “Çocukluğumdan beri çizgi romanları çok sevdim ve sanatsal olarak benim üzerimde her zaman büyük bir etkileri oldu.”

    Usta oyuncu bu süreçte Kindt, Vitti, Bill Crabtree ve Clem Robins gibi isimlerle çalışmanın kendisi için büyük bir fırsat ve âdeta bir rüya olduğunu da sözlerine ekliyor.

    USA Today ile bir söyleşi gerçekleştiren sanatçı, ilerleyen süreçte eğer Berzerker bir film karakterine dönüşürse ona seve seve hayat vereceğini de belirtiyor.

    BRZRKR’in ilk sayısının 7 Ekim 2020’de basılı ve dijital olarak piyasaya sürülmesi planlanıyor.

    ​Kaynak: CNN

    0
    0
    1165
  • 21-07-2020

    100architects, Şanghay’daki Puji Road Yaya Köprüsü’nün yenileme çalışmaları hakkında açıklama yaptı.

    1997 yılında Suzhou Nehri üzerine inşa edilen ikonik köprü, gri asfalt üzerinde kullanılan parlak ve göz alıcı renklerle mimarlar tarafından daha cazibeli bir hâle getiriliyor. Kendi içerisinde “yüksek döngü” bir tasarımla oluşturulan köprü, farklı yolcu sirkülasyonlarını farklı renklere göre düzenleyerek ortaya herkes için kullanışlı bir alan çıkarıyor. Köprü, yeni hâliyle yayaların yanı sıra scooter ve bisiklet kullanıcıları için de trafiğe uygun bir dönüşüm vadediyor.

    Şehrin ilgi çekici bir bölgesinde ziyaretçiler için çarpıcı manzaralar sunan Puji Road Yaya Köprüsü, çeşitli platformlar aracılığıyla 1 kilometreden uzun bir alana yayılıyor. Bununla birlikte bölge için yerel bir değer de olan köprü, benzersizliği ve şaşırtıcı özelliklerine rağmen diğer köprülere kıyasla daha az ilgi görüyor. Bu algıyı değiştirmek gayesiyle harekete geçen 100architects, köprünün prestijini arttırmak ve onu şehir için önemli bir alan ve parka dönüştürmek için çalışmalarını sürdürüyor. Kurum böylelikle Şanghay’ın en yoğun bölgelerinden birinde yer alan köprüyü ziyaretçiler için eşsiz bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyor.

    Köprü, Şanghay’ın Jing ve Zhabei bölgelerini birbirlerine bağlıyor. Köprü daha önce, 2009 yılında, bu iki bölge arasındaki trafiği iyileştirmek maksadıyla bisiklet ve scooter gibi küçük araçların geçişine olanak sağlamak için de yenilenmişti.

    ​Puji Road Yaya Köprüsü son olarak ziyaretçilere durup Suzhou Nehri üzerinden şehrin manzarasını izleyebilecekleri zengin bir alan önerisinde de bulunuyor.

    ​​Kaynak: Designboom

    https://www.youtube.com/watch?v=uOMb-jVoC7A

    0
    0
    1414
  • 20-07-2020

    Sanatçı Gijs Van Vaerenbergh, Belçika’nın en önemli doğa rezervlerinden olan Hoge Mouw’a “dev bir heykel” isimli çalışmasını yerleştirdi.

    Sahaya özel olarak üretilen eser, bölgenin doğal yapısıyla kültürel tarihi arasında çeşitli bağlantılar kurdu. Sanatçı, bu yeni heykeliyle doğal yaşamı ve ormanlık alanı bir tür sanat merkezine dönüştürdü. Bu ilginç heykel, kendi içerisinde bölgedeki kumlu toprak, iğne yapraklar, bölgedeki açıklıklar ve tepeler gibi birçok unsuru da belirgin kıldı.

    Gijs Van Vaerenbergh’in Hoge Mouw’un yaklaşık olarak 100 metre yüksekliğindeki zirvesindeki kumluk arazinin üzerine yerleştirdiği heykel dev bir insan başından meydana geliyor. 6 milimetre kalınlığında 2115 metal üçgen parçasından meydana gelen eser, farklı parçaların farklı biçimlerde bir araya gelmesinden oluşuyor.

    Vaerenbergh tarafından yaratılan heykel her ne kadar devasa boyutlarda olsa da sanatçının yapıtı doğayla uyumlu bir şekilde üretmesi, eserin izleyicide sanki doğal bitki örtüsünün bir parçasıymış gibi hissedilmesine neden oluyor. Sanatseverlerde antik çağlardan kalma bir esermiş izlenimi uyandıran heykel, bir insan başından meydana geliyor. Yarı yatık bir şekilde doğrudan izleyiciye bakan çalışma, sanatseverlere klasik Yunan heykellerini hatırlatıyor.

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    1944
  • 20-07-2020

    Sir Ian McKellen, Britanya’da devlet desteğinden yararlanamayan tiyatro çalışanları için 40.000 sterlinlik bağışta bulundu.

    Özellikle salgın döneminde maaş alamayan ve bu nedenle zor günler geçiren sahne arkası tiyatro çalışanlarını kapsayan bağış, büyük bir anlam ifade ediyor. Britanya hükûmetinin maddi yardım paketinde kendilerine yer verilmeyen çalışanlar, bu nedenle çok zor zamanlardan geçiyor. The Theatrical Guild’e göre kimi çalışanlar ciddi ciddi intihar etmeyi dahi düşünüyor.

    Sir Ian McKellen, bu acil yardım paketiyle birçok insana umut olmayı amaçlıyor.

    Sahne arkası çalışanlarının da en az oyuncular kadar değerli ve önemli olduğunu belirten sanatçı, 80. doğum yılında gerçekleştirdiği Britanya turnesi kapsamında elde ettiği geliri bu kampanyaya bağışlıyor. 40.000 sterlinlik bağış, bu açıdan büyük bir değer ifade ediyor.

    Usta oyuncu konuyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor:
    “Tiyatro endüstrisinde çalışan birçok insan COVID-19 nedeniyle gelirlerini büyük oranda kaybetti. Örneğin geçtiğimiz günlerde hükümet tarafından verilen yardımlardan faydalanamayan bir sahne müdüründen üzücü bir mektup aldım.”

    Kısa zaman içinde Hamlet'i son kez 50 yıl sonra tekrar oynama planını açıklayan ve şu anda rol için provalara başlayan usta oyuncu, acil durum fonu planının “harika bir fırsat” olduğunu da ekledi.

    ​Kaynak: The Guardian

    0
    0
    1292
  • 20-07-2020

    20. yüzyılın en büyük fotoğrafçılarından Helmut Newton’ın hayat hikâyesine ve sanatına odaklanan Helmut Newton: The Bad and the Beautiful’un fragmanı izleyicilerle paylaşıldı.

    Henüz gençken Nazi Almanya’sından kaçan ve kendisine Singapur’da yeni bir yaşam kuran Helmut Newton, burada onu dünyanın her yerine götürebilecek bir fotoğrafçılık kariyeri yarattı. Helmut, yıllar içerisinde VogueHarper’s Bazaar ve Playboy gibi birçok ünlü dergi için çalışmalar yürüttü. Alman-Avusturyalı sanatçının birçok kıtaya yayılan bu sıra dışı yaşamı şimdi bir o kadar ilginç bir belgesel olarak izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

    Yönetmenliğini Gero von Boehm’un üstlendiği Helmut Newton: The Bad and the Beautiful, sanatçının yakın çevresinden birçok kişiyle yapılmış röportajı da içeriyor. Grace Jones, Isabella Rossellini, Anna Wintour, Charlotte Rampling, Marianne Faithfull, Claudia Schiffer ve Nadja Auermann gibi isimler, Newton hakkında bildiklerini ve sanatçıyla ortak anılarını belgesel aracılığıyla izleyicilerle buluşturuyor. Öte taraftan fragmanda da görüleceği üzere Helmut Newton kadınları yakaladığı siyah beyaz fotoğraflarıyla tanınıyor.

    Helmut Newton: The Bad and the Beautiful 24 Temmuz’da Kino Marquee Virtual Cinemas’ta gösterime girecek.

    ​Kaynak: The Film Stage

    https://www.youtube.com/watch?v=1LcgA-wLGsQ

    0
    0
    1533
  • 17-07-2020

    Paris, zorlu pandemi sürecinin ardından insanların sosyalleşmesi için yeni yollar arıyor. Birçok kurumun ve kamusal alanın kapalı olmasına, kültürel faaliyetlerin de gerçekleştirilememesine neden olan salgının etkilerinin azalmaya başlamasıyla birlikte Paris, bu zor süreçte yeni ve ilginç bir deneyimi gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

    Şehir, Paris’teki Seine Nehri’nin üstüne kurulacak bir sinema ekranıyla insanların toplu bir şekilde film izleyebilmesine olanak tanıyacak. Sinemaseverler ilk olarak 18 Temmuz 2020 tarihinde gerçekleştirilecek gösterimler kapsamında birbirleri arasına belirli bir sosyal mesafe koyulacak 38 elektrikli bot üzerinden filmleri takip edebilecek.

    Cinéma sur l’eau (Cinema on the Water) başlığını taşıyan etkinlik ile sinemaseverlerin sıra dışı bir deneyime ortak olması hedefleniyor. İnsanlara sevdikleriyle birlikte zaman geçirmeleri için sıra dışı bir etkinlik vadeden program kapsamında ilk olarak Le Grand Bain filmi gösterilecek.

    Öte taraftan bu ilginç sinema deneyiminin 30 Ağustos 2020 tarihine kadar sürdürüleceği, projenin ortakları arasında ise Häagen-Dazs, La Ville de Paris ve mk2’nin yer aldığı belirtiliyor.

    ​Kaynak: Designboom

    0
    0
    1175
  • 17-07-2020

    2017 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kolonizasyon döneminde Afrika’dan çalınan tarihi eserlerin orijinal ülkelerine iade edilmeye başlanacağını açıklamıştı. Geçtiğimiz çarşamba günüyse Fransız konsey üyeleri Benin’den çalınan 26 tarihi eserin ve Senegal kökenli bir kılıcın iade edilmesini sağlayacak bir yasa tasarısı üzerine görüştüler. Bunun üzerine çalışma yürüten konsey, Fransız yasalarına göre bu sürecin başlatıldığını ve Fransız otoritelerin de bu süreci desteklediğini ifade etti.

    Benin’e iade edilecek tarihi eserler arasında üzerinde kraliyet arması bulunan antropomorfik (insan biçimci) heykeller de bulunuyor. 1892’de Abomey Sarayı’ndan çalınan eser, Fransız kolonel Alfred Dodds tarafından Paris’teki the Musée du Quai Branly’e hediye edilmişti. Fransa ve Benin, Aralık 2019’da arasında imzalanan resmi bir anlaşma ile birlikte yeni müze ve galeriler inşa etmek, yeni kültürel hareketleri desteklemek için bir anlaşma imzalamıştı.

    Öte taraftan geçtiğimiz yıl Fransa Başbakanı Édouard Philippe de tarihi bir kılıcın orijin ülkesi olan Senegal’e iade edildiğini açıklamış, Macron’un da bu kararı desteklediğini ifade etmişti. Paris’teki the Musée de l’Armée’de sergilenen kılıç, şu an the Museum of Black Civilisations’da gösteriliyor.

    ​Kaynak: Artsy

    0
    0
    1136
DAHA FAZLA
Geldanlage