
İtalyan sanatçı Fabio Viale, İtalya'nın Floransa kentindeki Galleria Poggiali'de devam eden sergisi “Acqua alta High Tide” kapsamında sanatseverlere bir bozulma ve yeniden meydana gelme hikâyesi sunuyor. Bir mermer şelalesi gibi görünen alana yerleştirilen kesilmiş heykel, kap, taştan büst ve uzuv parçaları, zaman içerisinde etkileyici bir görünüm kazanarak ziyaretçilere tüm bu bozulmanın içerisinde bile dikkate değer bir şeyler olabileceğini bir kez daha hatırlatıyor.
Sanatçı, Floransa’da yer alan galerinin tamamen beyaz renkte olan sergi alanını kullanarak odayı 18 ton taş parçası ve mermer heykel kalıntılarıyla doldurdu. Daha sonra bu parçaları tavandan zemine akacak şekilde yerleştiren Viale, ziyaretçiler için görülmeye değer bir yapı oluşturdu. Emergences başlıklı sanat enstalasyonu, aslında sanatçının daha önce Carrara, İtalya'daki Gioia ocağında gerçekleştirdiği Root'la isimli performansın bir aktarımından ibaret. Sanat eseri, izleyicilere taş ocağının 'raveneto'sunun belirli bölümlerini hatırlatıyor. Bu alan, taş ocağı açılırken çıkan boş moloz ve taşların geleneksel olarak yokuş aşağı döküldüğü ve mermer atığın kayalık bir eğimini oluşturduğu bir yer. Viale, Root'la performansının bir parçası olarak daha önce edindiği heykel ve mermer parçalarını kasıtlı olarak bu alana fırlatarak süreci yeniden başlattı. Bu da heykellerin çatlamasına, kırılmasına ve parçalarının zarar görmesine neden oldu.
Kısmen şekilsiz ve biçimden uzak gibi duran heykeller, şimdi sanatçının Galleria Poggiali'daki kişisel sergisi kapsamında sanatseverlerle buluşuyor.
Kaynak: Ignant
The Recording Industry Association of America’nın (RIAA) son yayımladığı verilere göre, plaklar ABD'de 1980'lerden bu yana ilk kez CD'lerden daha fazla satıyor. 2020'nin ilk yarısına ilişkin olarak hazırlanan rapor, plak satışlarının fiziksel müzik gelirinin %62'sini oluşturduğunu da gösteriyor.
Kayıt altındaki müzik endüstrisinde 2020'nin ilk yarısına ilişkin bir raporda şu ifadelere yer veriliyor: “232 milyon dolarlık vinil albüm gelirleri, toplam maddi gelirlerin %62'sini oluşturdu ve bu 1980'lerden bu yana bu tür bir süreç boyunca plak satışlarının ilk kez CD'lerin önüne geçtiği bir dönem olarak tarihe geçti.”
Rapor ayrıca plak satışlarının kayıt altındaki toplam müzik gelirinin yalnızca %4'ünü oluşturduğunu da ortaya koydu.
Gerçek zamanlı programlar ise pazardaki hakimiyetini artırmaya devam ediyor. 2020'nin ilk yarısında gelirin %85'ini oluşturan canlı projeler, geçen yıla kıyasla daha fazla maddi kazanç sağlayarak payını 4.8 milyar dolara çıkardı. Dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen ve indirilerek kaydedilen şarkılar ise bu gelirin %6'sını oluşturuyor.
ABD dinleyicileri, reklamsız müzik dinlemek için premium hizmetlere ödediği faturalarda ise 2019'un ilk yarısına göre ciddi bir artış sağladı. Bu tür hizmetler için gerçekleştirilen alım hacmi 58.2 milyon dolardan 72.1 milyon dolara çıktı.
Vinil’in popülaritesi İngiltere'de de artmaya devam ediyor. Satışlar bir önceki yıla kıyasla %4.1 arttı, ancak büyüme hızı son on yılın ortasındaki "vinil canlanma"sının ardından tekrar yavaşladı.
Kaynak: The Guardian
Güney Afrikalı görsel aktivist Zanele Muholi, Londra'daki Tate Modern'de açılacak kişisel sergisi için çekilen bir videoda “Benim dünyamda her insan güzeldir,” diyor.
2000'li yılların başından beri Güney Afrika'daki Siyah LGBTİ insanların durumunu iyileştirmek için film ve fotoğrafçılık yapan Muholi, tüm bunları “Başkalarının göremediği ruh hâllerini yakalamak için,” yaptığını belirtiyor.
Tate Modern, Kasım ayında Muholi'nin 260'tan fazla fotoğraf çalışmasının yer alacağı özel bir sergi gerçekleştirecek ve sanatçının ilk kez Birleşik Krallık’ta bu kadar çok eserle birlikte görünmesini sağlayacak. Kasım ayına sayılı günler kala lansman için hazırlıklarına devam eden Muholi, verdiği çeşitli röportajlarda düşüncelerinden bahsetti. Muholi, bu kapsamda bir video röportajda Faces and Phases başlıklı görsel serisi ve onun içerdiği mesajlar hakkında çeşitli açıklamalar yaptı. Lezbiyen, trans, biseksüel, toplumsal cinsiyet kalıplarına uymayan - Somnyama Ngonyama gibi- bedenlerin siyah beyaz portrelerinin yer aldığı seride Muholi kamerayı travmayı işlemenin bir yolu olarak kendilerine çevirdiğini söyledi.
Bu video röportajında Muholi, görsel dizilerinin arka planındaki nedenlerden ve Güney Afrika’daki durumdan da söz etti. Sanatçı, yaptığı işlerin Güney Afrika'daki siyah LGBTİ bireyler için anlamından ve “gerçekler ile güven” arasındaki farklardan bahsetti.
Muholi, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Özellikle fotoğrafçılık hakkında konuşmak ve kendimiz ve yaşantımızın bir ânını görsel olarak yakalama ihtiyacı sadece güzellik algısı ile ilgili değildir. Bu, aynı zamanda duyulmayı, görülmeyi ve yaşantıları belgelenmeyi hak eden insanlarlın duyduğu ihtiyaçla da ilgili. İnsanların varlığımızı ve önceliklerimizi anlamasını, ‘Biz varız,’ demesini istiyorum. Bu tür bir varoluş olumlu bir görünürlük kazanır."
Zanele Muholi’nin çalışmaları 5 Kasım 2020 ile 7 Mart 2021 tarihleri arasında Tate Modern'de görülebilir.
Kaynak: Dazed
https://www.youtube.com/watch?v=fppJn5N2-Ks
Temelinde Joy Division ruhunu barındıran efsanevi müzik gruplarından New Order, 2015’te yayımladıkları Music Complete albümünden 5 yıl sonra Be A Rebel isimli teklileriyle geri döndü. Yeni teklilerinde rock ile elektronik pop müziği birleştiren ekip, dinleyicilere farklı ve kendileri için daha önce denenmemiş bir şarkı sundu.
Önümüzdeki sonbahar sürecinde bir turneye çıkacaklarını belirten grup, pandemi nedeniyle 2021’e ertelenen canlı şovları nedeniyle böyle bir karar aldıklarını belirtti.
Konuyla ilgili açıklama yapan Bernard Sumner şu ifadelere yer verdi:
“Tüm dünya olarak geçirdiğimiz bu zor günlerde dinleyicilerimize bir şarkıyla ulaşmak istedik. Bir süre daha canlı konser veremeyeceğiz gibi görünüyor ancak müzik hep paylaşabileceğimiz bir şey. Dolayısıyla yeniden görüşene kadar umuyoruz bu şarkıyı seversiniz.”
Bernard Sumner, Gillian Gilbert, Stephen Morris, Tom Chapman ve Phil Cunningham’dan oluşan New Order, yeni teklilerinin ardından #adidasSPEZIAL, 2020 sonbahar / kış sezonu için Adidas Spezial ile kendileri için özel olarak tasarlanmış ortak bir seriye imza attıklarını da duyurdu. New Order'ın uzun süredir arkadaşı ve hayranı Adidas Spezial'ın kurucusu Gary Aspden, bu iş birliğini kendi sosyal medya hesabından paylaştı.
New Order’in 1983 tarihli efsanevi Power, Corruption & Lies albümü ise 2 Ekim 2020’de özel bir koleksiyon setiyle yeniden yayımlanacak.
https://www.youtube.com/watch?v=f6E6ugW7TOo
Cate Blanchett, sahne ve beyazperdede oldukça olumlu tepkiler toplayan kariyerinin yanı sıra yıllar boyunca bir dizi sanat enstalasyonunda da rol aldı. Sözgelimi 13 ünlü sanat manifestosunu da okudu, orgazm olan bir örümcek rolünü de üstlendi. Sanatçı, şimdi de yeni bir enstalasyon için video sanatçısı Marco Brambilla ile birlikte çalıştı.
Brambilla'nın The Four Temperaments başlıklı sanat eseri, aktrisin Yunan filozof Galen tarafından tasvir edilen Temperaments isimli çalışmasına dayanan dört farklı karakter üzerinden hayata geçiyor: Sanguine, Choleric, Melancholic ve Phlegmatic (sırasıyla sarı, kırmızı, mavi ve yeşil renklerle temsil edilir). Galen'e göre iyimser, "insanların ve eğlencenin dilini konuşur", asabi olan "güç ve kontrol", duygusuz olan "sakinlik ve uyum" ve melankolik olan "mükemmellik ve düzen"in diliyle konuşur.
Başarılı bir aktör olarak çok yönlü bir kimliğe sahip olduğunu Brambilla'nın yeni video ve ses enstalasyonunda açıkça gösteren Blanchett, bu dört karakteri eşzamanlı olarak canlandırıyor ve izleyiciye doğrudan "Seni seviyorum," sözleriyle hitap ediyor. Bu üç buçuk dakikalık film ileriye doğru sardıkça cümle bu kez "Seni sevmiyorum,"a evriliyor ve farklı anlamlar kazanıyor ve bu ifadeler, birbiriyle etkileşime geçip örtüşerek zamanla daha büyük etkilere neden oluyor. Videodaki duygusal alt tonlarda ise en küçük bir geçişin bile her şeyi nasıl değişebileceği gözler önüne seriliyor.
The Four Temperaments, prömiyerini 11 Eylül'de Berlin'deki Michael Fuchs Gallery'de yaptı. Çalışma, Acute Art uygulaması aracılığıyla artırılmış gerçeklik sanat eseri olarak da indirilebilir. Uygulama ayrıca Marina Abramović’in Rising’i ile Olafur Eliasson, Ai Weiwei, Mark Leckey ve Anish Kapoor’un çalışmalarından bazılarını da içeriyor.
Marco Brambilla son zamanlarda Marina Abramović’ın yeni operası 7 Deaths of Maria Callas üzerinde de çalıştı. (Abramović oldukça tartışmalı son işi.) Blanchett ise son olarak Guillermo Del Toro’nun Tilda Swinton’lı yeni filmi Pinnochio’da yer aldığını duyurdu.
The Four Temperaments, 14 Kasım 2020'ye kadar Berlin'deki Michael Fuchs Gallery'de görülebilir.
Kaynak: Dazed
Yayoi Kusama, Fransız şampanya evi Veuve Clicquot'un hediye kutusu ve şişesini tasarladı.
Ünlü Japon ressamın 2006 yılında gerçekleştirdiği bir çalışmadan izler taşıyan son iş birliği, markanın imzası niteliğinde olan 2012 tarihli harmanı La Grande Dame’in üzerinde sanatçının ünlü puantiye ve çiçek motiflerini taşıyor.
Konuyla ilgili şampanya üreticisinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yayoi Kusama, ikonik sembolleriyle La Grande Dame 2012 kutu ve şişesini süslüyor. Bu zengin çiçek içeriği hayatı, enerjiyi, sevgiyi ve yaşam arzusunu sembolize eder. Yayoi Kusama'nın içerisinde puantiye barındıran imza niteliğindeki desenleri, La Grande Dame 2012'de yer almak üzere şampanya balonları gibi şişeye yeniden işlendi.”
Kusama'nın büyük bir Grande Dame şişesi üzeirnde kendisine hayat bulan çiçek heykelleri 36.000 dolara, sınırlı sayıda üretilen hediye kutuları ise 195 dolara satışa sunulacak. Üretimlere 17 Eylül 2020’den itibaren Veuve Clicquot Champagne’nin internet sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Somewhere Magazine
Sanatçı Hanna Lee Joshi, son görsel serisinde kendisi için poz veren kadınların görsellerini canlı renklerle bambaşka bir forma sokuyor; figürlerin göğüslerini kobalt, omuzları ise gül ve misket limonu renginde resmediyor. Guaj ve renkli kurşun kalemle parlak tonlar yaratan sanatçı, “kadınlarımda farklı bir dünyevi yön var” ifadelerini kullanıyor ve farklı tonlarda çalışıyor. İçindeki tanrıçayı ortaya çıkarmak ve onun ruhunu mevcut formda somutlaştırmak isteyen Joshi, büyütülmüş kavisli gövde ve uzuvları koyu tonlarda kullanarak geleneksel çizgiden uzaklaşıyor ve kendi dünyasını meydana getiriyor.
Vancouver'da yaşayan ve yakın zamanda Hashimoto Contemporary'deki “Somebody” adlı grup sergisinde de temsil edilen Koreli-Kanadalı sanatçı, kendine özgü deneyimlerini üretimlerine taşırken kişisel olanı genel unsurlarla ilişkilendiriyor ve bu sayede işlerine anonim bir yan katıyor. Sanatçının her çalışması kısmen fiziksel, kısmense zihinsel ve ruhsal olanı kapsayan bir otoportre olarak ön plana çıkıyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan sanatçı şu ifadeleri kullanıyor: “Bu benim yeryüzünde kapladığımız yer ile ilgili sorunlarımı ifade etme yolum, özellikle de toplumda ve günlük yaşantımda. Çalışmalarım, sosyal sınırlamalar veya kendi kendine yaratılan sınırlamalar içinde kapana sıkılma hissini keşfetmekten, özgürlük için bitmek bilmeyen kovalamacayı ifade etmeye kadar birçok konuya değiniyor. Bu, benim için kadın bedeninin nasıl tasvir edildiğinin tedavi edici bir geri kazanımı, yavaş yavaş içselleştirilmiş kadın düşmanlığının veya bir kadının nasıl olması veya davranması gerektiğine dair yürütülen herhangi bir fikrin ortadan kaldırılması için ortaya koyduğum net mesaj. Bu, benim kendimi nasıl gördüğümü yeniden tanımlamaya çalıştığım uzun bir süreç.”
Joshi, temsil ettiği giysisiz figürlerde uzun parmak ve ellerin pozisyonlarıyla izleyicilere çeşitli mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor. Sanatçı, onları “güçlü sembolizmle yüklü şiirsel jestler” olarak somutlaştırmak için “yogik mudra”larla tasvir ediyor.
Sanatçının son dönem çalışmalarına göz atmak için Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Kaynak: Colossal
Andy Warhol’un Chelsea Girls’ü The Warhol Museum ve Animal Crossing iş birliğiyle 7/24 izlenebilecek bir hâlde izleyiciye sunuldu. Animal Crossing, karantina sürecinin başlarında günlük hayatımızın bir parçası olan yaratıcı simülasyon oyunlarının başlıcalarından biri hâline geldi. Oyun, daha sonraki altı ay içerisinde hızla gelişti ve sanal sanat gösterileri, moda kıyafetleri ve hatta IRL siyasi protestoları gibi birçok konuda insanlara ilham verdi.
Dün Twitter hesabında Jake Fogelnest, simülasyonlardan oluşan oyunda kendisine ait bir Andy Warhol gösterim odasını takipçileriyle paylaştı. Oyuncular, Pittsburgh'daki The Warhol Museum ile birlikte yapılan bir adada, Warhol'un 1966 tarihli deneysel filmi Chelsea Girls'ün 7/24 oynadığı bir adayı ziyaret edebilir hâle geldiler. Warhol'un orijinal çalışması gibi bölünmüş bir ekrana sahip olan kurulumla ilgili açıklamalarda bulunan Jake Fogelnest, "İki adet 16mm projektör kullanıyoruz ve uygun makara düzeni ile ses sistemine sahibiz,” değerlendirmesinde bulundu.
Bu özel çalışmanın AC versiyonunun orijinaliyle nasıl karşılaştırıldığı belirsiz olsa da, Chelsea Girls seks, uyuşturucu ve dramdan oluşan klasik bir Warholian koktely olarak ön plana çıkıyor ve sanatçının ticari açıdan başarılı ilk filmini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Warhol tarafından gerçekleştirilen çalışmanın Nico, International Velvet, Eric Emerson, Brigid Berlin, Mario Montez, Ondine, Gerard Malanga, Susan Bottomly ve Ingrid Superstar'dan meydana gelen 22 farklı 33 dakikalık makara ve görüntüye sahip olduğu da belirtiliyor.
Jake Fogelnest’in konuyla ilgili açıklamalarına ve Twitter hesabına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaynak: Dazed
Bu yıl 25’inci kez armağan edilen dünyanın saygın edebiyat ödüllerinden Women's Prize for Fiction (Kadınlar İçin Kurgu Ödülü)’ın kazananı Hamnet romanı ile Maggie O'Farrell oldu.
Yazar Maggie O'Farrell, William Shakespeare'in tek oğlundan esinlenerek adını koyduğu romanı Hamnet’te, Shakespeare'in 1596'da henüz 11 yaşındayken vebadan ölen oğlunun hayatının kurgusal bir anlatımını sunuyor. O'Farrell'ın sekizinci romanı olan Hamnet, yas üzerine bir çalışma; 11 yaşındaki bir çocuğun ölümüyle başlıyor ve Hamnet'in annesi Agnes ile ünlü oyun yazarı kocası arasındaki ilişkiyi araştırıyor.
Jüri başkanı Martha Lane Fox, roman hakkında şu cümleleri söyledi: “Roman, hem oldukça güncel, hem de aslında kalıcı olan insan deneyimi hakkında oldukça derin bir anlam ifade ediyor.”
Ödül, her yıl dünya çapında İngilizce yazan kadın yazarların kaleme aldığı en iyi kurgu esere armağan ediliyor. Bu yıl prestij ve 30,000 sterlin değerindeki ödül için yarışan kısa listede edebiyat dünyasının yükselen yıldızları yer aldı. Ödül jürisinde Open University’nin girişimcisi ve rektörü Martha Lane Fox’un başkanlığında yazar ve aktivist olan Scarlett Curtis, Black British Business Awards kurucu ortağı Melanie Eusebe, yazar ve komedyen Viv Groskop ve uluslararası en çok satan yazar Paula Hawkins yer aldı.
Oscar, 2024 yılında düzenlenecek 96. Akademi Ödülleri ile birlikte En İyi Film adayları için çıtayı yükseltmeye hazırlanıyor.
The Academy of Motion Picture Arts and Sciences, tarihi bir gelişmeyle geçtiğimiz Salı günü, cinsiyet, cinsel yönelim, ırk, etnik köken ve engellilik gibi konuları kendisine referans alan ve fırsat eşitliliğini teşvit etmek isteyen yapımları desteklemek için En İyi Film kategorisinde yeni reformlar yaptı.
Film akademisi, bu kapsamda dört geniş temsil kategorisi oluşturdu: ekran, çevre, stüdyo, filmin gelişim ve gösteriminin diğer yönlerini içeren eğitim ve gelişme fırsatları. Akademi, filmlerin festival kapsamında En İyi Film olarak değerlendirilebilmesi için bu dört yeni standarttan ikisini karşılaması gerektiğini açıkladı.
Bu yeni plan üzerine hazırlanan her kategori kendi içerisinde ayrıntılı alt kategorilere de sahip. Ekrandaki temsil standardını karşılamak için, bir filmin ya istenen şartları karşılayan en az bir baş karaktere sahip olması ya da yeterince temsil edilmeyen bir ırk veya etnik gruptan önemli bir destekleyici karaktere sahip olması gerekiyor. Benzer şekilde ikincil rollerin en az % 30'unun ekranlarda yeterince bulundurulmayan topluluklardan olması isteniyor; buna paralel olarak ana hikâye, tema veya anlatının da yeterince göz önünde bulundurulmayan bir topluluğa odaklanması gerekiyor. Akademiye göre yeterince temsil edilmeyen gruplar arasında kadınlar, beyaz olmayanlar, LGBTQ + insanlar veya engelli insanlar bulunuyor.
Bir filmin yapımcılarına verilen En İyi Film ödülü, her film akademisi üyesinin oy verebileceği bir kategoridir. Bu yıl Güney Kore filmi Parasite, ödülü kazanan İngilizce olmayan ilk film olarak tarihe geçti.
Oscar ödülleri kapsamında diğer tüm kategorilerin ise mevcut şartlarda devam ettirileceği belirtildi.
Akademi başkanı David Rubin ve CEO Dawn Hudson yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Filmlerdeki unsurlar hem film yapımında hem de onlarla bağlantı kuran izleyicilerdeki küresel etki alanımızı yansıtacak şekilde zaman içinde genişleyip gelişmelidir. Bu yeni standartların sektörümüzde uzun süreli temel değişimler için bir katalizör olacağına inanıyoruz.”
Yeni standartlar, akademi yöneticileri DeVon Franklin ve Jim Gianopulos liderliğindeki bir grup ile the Producers Guild of America arasındaki istişareler sonucunda geliştirildi. Ekip, bu kapsamda British Film Institute ve British Academy of Film and Television Awards tarafından kullanılan çeşitlilik standartlarını dikkate aldı.
Bu değişiklikler 25 Nisan 2021 tarihine ertelenen 93. Akademi Ödülleri’ni etkilemeyecek ve mevcut şartlarda ödüle başvuran filmler kabul edilecek.
Kaynak: The Guardian