GÜNDEM
  • 27-05-2021

    DasDas Online, yaz sezonunda da çevrim içi gösterimleriyle tiyatroseverlerin evine konuk olmaya devam edecek. Haziran ayı boyunca DasDas Online’da Rivayet RadyosuTimsah, Güle Güle Diva!Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet ve Westend / Batının Sonu izleyiciyle buluşacak.

    Aras Kargo’nun katkılarıyla dijitalleştirilen Rivayet Radyosu 12 Haziran Cumartesi akşamı saat 21.15’te izleyiciyle bulaşacak. Mert Fırat, Sabahattin Ali’den hikâyeler okuyacak ve ona Korhan Futacı ile orkestrasının müzikleri eşlik edecek. 18 Haziran Cuma akşamı saat 21.15’te Mert Fırat ve Volkan Yosunlu tarafından sahneye konulan Tom Basden imzalı Timsah oyunu DasDas Online’da olacak. Oyunun kadrosunda Alper Baytekin, Berkay Tulumbacı, Naz Çağla Irmak ve Özgün Aydın yer alıyor.

    Kariyerinin zirvesindeyken inzivaya çekilen bir divanın geri dönüşünü ele alan Güle Güle Diva! 19 Haziran Cumartesi akşamı saat 21.15’te seyirciyle buluşacak. Firuze Engin imzalı oyunda Selen Uçer performansıyla izleyenlere yoğun duygular yaşatacak. Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından Ceren Boz ve Nagihan Gürkan tarafından sahneye uyarlanan ve kadrosunda Ceren Boz, Nihan Işık, Sabahattin Yakut, Ümit Erlim’in yer aldığı Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 25 Haziran Cuma akşamı saat 21.15’te gösterilecek.

    26 Haziran Cumartesi akşamı saat 21.15’te Anadolu Efes tarafından dijitalleştirilen Westend / Batının Sonu oyunuyla DasDas Online haziran ayına veda edecek. Moritz Rinke imzalı Westend / Batının Sonu’nun kadrosunda Evren Bingöl, Gün Koper, Mert Fırat, Naz Çağla Irmak, Pervin Bağdat ve Tülin Özen bulunuyor. Tuğsal Moğul’un yönetmenliğindeki oyun, Eduard ve Charlotte çiftinin şehirden uzak yeni evlerinde eski dostlarını ağırladıkları bir akşamda konuşulmaya cesaret edilemeyen konuların açılmasını ve ortaya dökülen sırları seyirciye aktaracak.

    DasDas Online haziran ayı programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan, biletlere ise buradan ulaşabilirsiniz. 

    0
    0
    1831
  • 27-05-2021

    Evliyagil Dolapdere, Volkan Diyaroğlu’nun “Hemen Hemen Her Şeyin Kuramı” başlıklı yeni kişisel sergisine 1 Haziran - 18 Temmuz tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.

    “Hemen Hemen Her Şeyin Kuramı” sergisinde sanatçının tuval, fotoğraf ve video gibi farklı medyumlarda ürettiği son dönem çalışmaları ve siyasetten kuantum fiziğine, kimlik meselesinden sanat üretimi kavramının kendisine kadar birçok alanda kurguladığı diyalogları yer alacak. Diyaroğlu’nun 2002’den 2018’e kadar ürettiği eserleri ele alan, sanat teorisyeni ve sanat tarihçi Altan A.Marcelli’nin editörlüğünü, Mehmet Ergüven, Nilo Casares ve Denis Maksimov’un ise yazarlığını yaptıkları 6 ciltlik 3 dilde yazılan sanatçı kitabı da sergisiyle birlikte sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

    José Luis Clemente katalog metninde şöyle söylüyor: “Üretmeye başladığı 2000li yılların başından beri Volkan Diyaroğlu tuvali ve sonrasında da başka zeminleri, görme ihtimalleri ve ardından da siyasetten kuantum fiziğine veya kimliğin sorgulanmasından sanat üretimi kavramının kendisine kadar birçok alandaki meseleler üzerinde deneyler yaptığı birer test alanı olarak ele alıyor. Neredeyse Her Şeyin Teorisi sergisi, sanatçının işleri içerisinde tekrar eden meseleleri görünür kılıyor. İzleyicinin sergi rotasında ilerleyebilmek için yavaş yavaş çeşitli ipuçları keşfedeceği bir tür labirent gibi tasarlanan bu sergiye, sanatçı tarafından kusursuz bir biçimde organize edilmiş bir tedirginlik hissi eşlik ediyor. Şans da bu rotada büyük bir role sahip; ancak sanatçının bize matematikçi ve fizikçi Pierre-Simon Laplace ile benzer bir şekilde anımsattığı gibi: ‘parçacıkları yöneten mekanizmalar tabiatları gereği rastlantısaldır. Bu rastlantısallığı yöneten yasaları keşfedebilir ve mümkün olan her olayın gerçekleşme ihtimallerini hesaplayabiliriz.’ Bu bilinen tüm fiziksel olayların birbirine bağlandığı ve tek bir teori ile açıklanabileceği anlamına gelen her şeyin teorisidir ve Volkan Diyaroğlu bunu çevremizde gördüğümüz her şeye uygulamaktadır.”

    ​Volkan Diyaroğlu’nun “Hemen Hemen Her Şeyin Kuramı” başlıklı sergisi, 1 Haziran - 18 Temmuz tarihleri arasında Evliyagil Dolapdere’de görülebilecek.

    Künye:
    1- Boğulduk Biz, We are Drowned, Tuval üzerine karışık teknik Mixed media on canvas, 193x216 cm, 2019
    2- 21.Yüzyıl İnsanının Zaman Öldürmek İçin Kullandığı Aletler, Tools of 21st-century Man to While Away His Time, Dijital Baskı Digital Print, 81x61cm, 2015
    ​3- Her Şey Neredeyse Simetrik  Ya Da Değildir, Everything is Almost Symmetrical or Not, Tuval üzerine karışık teknik Mixed media on canvas, 390x 175cm, 2020

    0
    0
    2321
  • 27-05-2021

    Ahmet Ümit’in 15 Haziran’da Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanacak, polisiyeyi, arkeolojiyi ve mitolojiyi harmanladığı son romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi, 28-29 Mayıs tarihlerinde Clubhouse’ta okurlarla buluşacak.

    Yapı Kredi’nin hayata geçirdiği bu özel proje kapsamında, Ahmet Ümit ve Craft’ın kurucusu, yönetmen Çağ Çalışkur ilk olarak Clubhouse’ta 28 Mayıs’ta yapılacak söyleşide dinleyicilerle bir araya gelecek. Ardından Çağ Çalışkur’un yöneteceği canlı kitap okuması Clubhouse Yapı Kredi Kulübü’nde 29 Mayıs saat 21:00’de canlı olarak okurlarla buluşacak.

    Kayıp Tanrılar Ülkesi’nin birinci bölümünün okunacağı canlı etkinlikte Zeus karakterini seslendirecek olan Ahmet Ümit’in yanı sıra İpek Bilgin, Alican Yücesoy, Cem Avnayim, Merve Dizdar, Murat Kılıç, Ozan Varol ve Olgu Baran Kubilay gibi deneyimli sanatçılar da seslendirme yapacak isimler arasında yer alacak. Ayrıca etkinlikte yer alacak ses efektleri usta foley sanatçısı Ali Ören’in imzasını taşıyacak.

    Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan etkinlik serisi, 28-29 Mayıs tarihlerinde saat 21:00’de Clubhouse Yapı Kredi Kulübü’nden canlı olarak takip edilebilecek.

    0
    0
    2689
  • 27-05-2021

    Tufan Taştan’ın Sen Ben Lenin isimli ilk uzun metraj filminin özel afiş çalışmaları yayımlandı. Taştan’ın, senaryosunu Barış Bıçakçı ile birlikte yazdığı film, Türkiye prömiyerini önümüzdeki günlerde 40. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirecek.

    Sovyetler Birliği’nden denize atılan ve Düzce’de kıyıya vuran bir Lenin heykelinin gerçek hikâyesi anlatan Sen Ben Lenin, dünya prömiyerini geçen ay 43. Moskova Film Festivali’nde yapmıştı. Barış Falay ve Saygın Soysal’ın başrollerinde yer aldığı filme özel yapılan farklı iki afiş çalışması yayımlandı. Grafik tasarımcı Uğur Erbaş’ın hazırladığı afiş, kasaba ve Lenin birlikteliği filmden metaforlarla anlatıyor. İllüstratör Sezen Özyıldız’ın hazırladığı diğer afişte ise kasabalıların ilişki ağı kara tahtada bir Lenin silüeti olarak ortaya çıkıyor.

    ​İstanbul Digital (ID) Film ve Yapım-eki’nin yapımcılığını yaptığı filmin müzikleri Barış Diri imzası taşıyor. Edip Cansever’in Mendilimde Kan Sesleri adlı şiirinden bestelenen filmin şarkısı ise Seyyal Taner seslendirildi. Polisiye ve kara mizah türündeki filmin oyuncu kadrosunda Falay ve Soysal’la beraber Melis Birkan, Serdar Orçin, Nur Sürer, Salih Kalyon, Hasibe Eren, Özgür Çevik, Şerif Erol, Binnur Kaya, Mustafa Kırantepe, Serkan Keskin, Nazlı Bulum, Murat Kılıç, Sarp Aydınoğlu, Barış Yıldız, Sarp Akkaya, Necip Memili, Bige Önal ve Utku Çakar gibi birçok isim bulunuyor.

    0
    0
    5997
  • 27-05-2021

    SABO’nun insan doğasına ilişkin gözlemlerini kendi doğasıyla harmanlayarak ele aldığı “Time Machine” başlıklı sergisi 3 Haziran - 10 Temmuz tarihleri arasında Versus Art Project’te sanatseverlerle buluşuyor. “Time Machine” sanatçının figürleri üzerinden izleyiciyi zamanda bir yolculuğa çıkartıyor.

    Geçmiş, şimdi ve gelecek kurgusunda temellenen sergide SABO, “an”dan çıkıp, zaman kavramına bütünsel bakıyor ve zaman kipleri arasında bağlantılar kurarak tek bir düzlemde birleştiriyor. Serginin çıkış noktasını sanatçının eskiz defterleri ve desenlerinin kendi içindeki yolculuğu oluşturuyor. Sanatçının Versus Art Project’teki ikinci kişisel sergisi olan “Time Machine” kapsamında zaman ve mekânın aurasıyla kendi yaşamından parçaları kullanarak kurgusal bir döngü yaratan sanatçının hayal gücü zamanın ironisini hatırlatıyor. Sergide SABO’nun sanatçı kitabı, yağlı boya ve sulu boya resimleri, seramik, video ve harita eserleri yer alıyor.

    Melis Bektaş sergi için yazdığı metinde şunları söylüyor: “Anlık düşünceler, gerçek ve kurgu arasında ince çizgiler, öznel arzular, birbirine selam veren eski-yeni serilerle kurduğu bağlantılar SABO’nun sanatsal tavrında büyük yer tutar. O, öğrendiği geleneksel yöntemi tuvalden taşırır ve gözlerin alıştığı pentürün ötesine taşır. Gördüğünüz her parça bir bütünün parçasıdır, hiçbiri yalnız değildir ve zamanda yolculuğun en güzel örneği olurlar. Bu yolculuk sadece geçmişe gitmek ve buraya gelmekle ilgili değildir. Gelecekte yapacağı bir resmin de parçasıdır bu gördükleriniz. Kurgusundaki malzeme ve yöntem çeşitliliğini ‘Ortak Salon’ (2014) sergisinden referansla düşünebileceğimiz gibi, ‘Paracetamol’ (2019) sergisini hatırlayarak sanatçının imge dünyasının zamanla ilişkisini ve bakan her göz için bıraktığı o tanıdık hikâyeyi ‘Time Machine’de de okuyabiliriz.”

    SABO’nun “Time Machine” başlıklı sergisi, 3 Haziran - 10 Temmuz tarihleri arasında Versus Art Project’te görülebilir.

    Künye:
    1- Time Machine, 2020, Kanvas Üzerine Akrilik ve Suluboya, 210 x 280 cm
    2- Time Machine, 2019, Sanatçı kitabı, 50x35 cm, 30 sayfa
    3- It Sucks To Be You Serisi, 2020, Tuval üzerine yağlıboya 
    ​4- Time Machine, 2019, Tuval üzerine yağlıboya, 170x170 cm

    0
    0
    1591
  • 27-05-2021

    Geçtiğimiz yıl dilimizde yayımlanan Babamı Kim Öldürdü romanıyla tanıştığımız Édouard Louis’nin toplumsal eşitsizlik, cinsellik ve şiddet üzerine tartışmalara yol açan romanı Eddy’nin Sonu, Ayberk Erkay’ın çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Louis, evrensel bir büyüme hikâyesi anlatırkan aynı zamanda cinsel uyanışa ve eril zorbalığa dair çarpıcı bir metin sunuyor.

    1990'ların sonunda, Kuzey Fransa'daki yoksul bir kasabada, işsizlik, alkolizm, ırkçılık ve homofobiyle iç içe büyüyen Eddy Bellegueule'ün tek istediği ailesinin, arkadaşlarının ve kasabalıların gözünde bir delikanlı olmaktır çünkü burada oğlan çocuklarından, kasabadaki yaşam tarzının ürünü olan bir erkeklik tipine uymaları beklenir. Fakat kendini çocukluğundan beri farklı hisseden Eddy, her geçen gün etrafındakiler için daha fazla sorun teşkil edecektir.

    Fotoğraf: Christopher Anderson/Magnum, for The New York Times

    0
    0
    3107
  • 26-05-2021

    MUBI, haziran ayında da sevilen filmleri izleyiciyle buluşturmaya devam ediyor. Haziran programının dikkat çeken filmi ise sinemamızın heyecan verici genç yönetmenlerinden Deniz Tortum’un 39. İstanbul Film Festivali ve 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülüne layık görülen filmi Maddenin Halleri . Konusu ve estetiğiyle belgesel türünün sınırlarını zorlayan film 19 Haziran’dan itibaren MUBI’de izlenebilecek.

    Emma Seligman’ın senenin en iddialı komedilerinden olmaya aday filmi Şiva Bebeği, Kosova doğumlu yönetmen Visar Morina’dan sert bir toplumsal eleştirisi olan Yabancı, geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Panorama bölümünde gösterilen Danimarka yapımı gerilim filmi Vahşi Bölge, İlyas Salman’ın başroldeki güçlü performansıyla dikkat çektiği bu bol ödüllü Gürcü filmi Mısır Adası, Çağdaş Rus sinemasının en büyük yeteneklerinden Andrey Zvyagintsev’in çıkış filmi Dönüş, Kıvanç Sezer’in, şehirde mantar gibi çoğalan lüks konutların ardındaki hikayelere adadığı üçlemesinin ikinci filmi Küçük Şeyler, Salâh Birsel’in romanının serbest bir uyarlaması olan Dört Köşeli Üçgen, yönetmen, şair ve yazar Faysal Soysal’ın ilk uzun metraj filmi Üç Yol, James Gray imzalı bilimkurgu filmi Yıldızlara Doğru, Lewis Klahr’ın farklı animasyon tekniklerini harmanlayarak yarattığı Rastlantısal Zevkler ve çağdaş Alman sinemasının en önemli isimlerinden Angela Schanelec filmi Evdeydim, Ama MUBI’nin haziran programında önce çıkan filmler arasında yer alıyor.

    MUBI Haziran Programı:

    1 Haziran Mısır Adası (Simindis kundzuli, 2014)
    2 Haziran Dört Köşeli Üçgen (2018)
    3 Haziran Evdeydim, Ama (Ich war zuhause, aber..., 2019)
    4 Haziran Yabancı (Exil, 2020)
    5 Haziran Tek Başına Bir Adam (A Single Man, 2009)
    6 Haziran Arkadaşımın Evi Nerede? (Khane-ye doust kodjast?, 1987)
    7 Haziran Ölü Adam (Dead Man, 1995)
    8 Haziran Son Şans (The Congress, 2013)
    9 Haziran Nereye? (Ila Ayn?, 1957)
    10 Haziran Kadın İsterse (Potiche, 2010)
    11 Haziran Şiva Bebeği (Shiva Baby, 2020)
    12 Haziran Küçük Şeyler (2019)
    13 Haziran Zeytin Ağaçları Altında (Zire darakhatan zeyton, 1994)
    14 Haziran Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (Only Lovers Left Alive, 2013)
    15 Haziran Korkak (Kapurush, 1965)
    16 Haziran Hatırlanınca Var Olan Hikayeler (Historias Que So Existem Quando Lembradas, 2011)
    17 Haziran Yeni Kız Arkadaşım (Une nouvelle amie, 2014)
    18 Haziran Vahşi Bölge (Kød & Blod, 2020)
    19 Haziran Maddenin Halleri (2020)
    20 Haziran Hücre 211 (Celda 211, 2009)
    21 Haziran Paterson (2016)
    22 Haziran Dokunma Bana (Touch Me Not, 2018)
    23 Haziran Rastlantısal Zevkler (Circumstantial Pleasures, 2020)
    24 Haziran Frantz (2016)
    25 Haziran Yıldızlara Doğru (Ad Astra, 2019)
    26 Haziran Dönüş (The Return, 2003)
    27 Haziran Üç Yol (2013)
    28 Haziran Buz ve Gökyüzü (La Glace et le Ciel, 2015)
    29 Haziran Kuş İnsanlar (Bird People, 2014)
    30 Haziran Beyaz Üstüne Beyaz (Blanco en blanco, 2019)

    0
    0
    5846
  • 26-05-2021

    İstanbul Modern, geçtiğimiz ay hayatını kaybeden sanatçı Selma Gürbüz’ü 27 Mayıs’ta gerçekleşecek bir söyleşi ile anıyor. “Dünya Diye Bir Yer” sergisinin küratörü Öykü Özsoy ve yazar Fisun Yalçınkaya, Selma Gürbüz’ün zamanı ve mekânını çevrim içi söyleşide ele alacak.

    Selma Gürbüz’ün daha önce sergilenmemiş eserlerine odaklanan “Dünya Diye Bir Yer” sergisi kapsamında yazar ve editör Fisun Yalçınkaya ile serginin küratörü Öykü Özsoy, zamansal ve mekânsal seyahatlerin sanatçının pratiğindeki yerini konuşacaklar. Gürbüz’ün pratiğinde seyahatler, “farklı döngüler, farklı hikâyeler” bulmaya araçtır. Sanatçının tüm yapıtlarına hâkim olan hareket duygusu, değişimlerin hem zamansal hem de mekânsal seyahatlerle şekillendiğini gösterir. Mitolojilerden ve yolculuklarında karşılaştığı insanlardan gelen etkiler sanatçının sanatı içinde özgün bir yapıya yerleşir. 

    “Selma Gürbüz: Dünya Diye Bir Yer” sergi kataloğunda sanatçıyla kapsamlı bir söyleşi yapan Fisun Yalçınkaya ve serginin küratörü Öykü Özsoy’un gerçekleştireceği söyleşiyi 27 Mayıs Perşembe saat 18.00’da İstanbul Modern’in YouTube kanalında izleyebilirsiniz. 

    0
    0
    1632
  • 26-05-2021

    Nilay Özkara, “Seninle” isimli yeni teklisini yayımladı. Özkara, 2020’de ev stüdyosunda hazırlayıp yayımladığı, sözü ve müziği kendisine ait olan “Uzaklara” ve “Uyanın” adlı şarkılarının ardından bu sefer “Seninle” ile müzikseverlerle buluştu.

    İlk kez profesyonel müzisyenler ve mühendislerle bir araya gelerek “Seninle” teklisini hazırlayan Özkara, şarkının hazırlık sürecini şu şekilde anlatıyor: “Pandemi koşulları nedeniyle fiziksel olarak bir araya gelemesek de teknolojinin de yardımıyla özde bir araya geldik. Uzaktan da olsa gönüllerimiz, ruhlarımız birbirine o kadar güzel dokundu ki şarkı su gibi aktı ve yolunu buldu.” Pandemi nedeniyle vokal kayıtlarının ev stüdyosunda yapıldığı ve her müzisyenin kayıtlarını kendi ortamlarında gerçekleştirdiği şarkının mix ve mastering çalışmaları da yine benzer şekilde yapıldı. “Seninle” şarkısının tüm süreci çevrim içi video görüşmeler yardımıyla yürütüldü.

    Çalışmanın prodüktörlüğünü şarkıda elektrik gitarlarda yer alan Berk Bayri yaparken, Hakan Gürbüz perdesiz bas gitardaki, Ekin Cengizkan ise davuldaki performanslarıyla Nilay Özkara’ya eşlik ediyor. Şarkının mix süreçlerinin yardımcı prodüktörlüğü Orçun Ayata üstleniyor. Teklinin mastering çalışmasında mastering mühendisi Marcin Bociński’nin imzası bulunurken, Derin Sarıyer de çalışmanın müzik süpervizörlüğünü yapıyor.

    ​Nilay Özkara’nın “Seninle” isimli yeni şarkısını tüm dijital platformlardan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1556
  • 26-05-2021

    Şeniz Baş’ın aile kavramını yeniden tartışmaya açarak yarattığı karakterlerle sadece bireyin değil toplumun da çıkmazlarına işaret ettiği romanı Kahraman ve Cellat, İthaki Yayınları tarafından yayımlandı.

    Ev, ailenin karakutusu. İçeride çok ses var, çoğu zaman aynı şeyi söylemeyen sesler. Orada her şey coşkuyla, umutla ve iyi niyetle başlıyor ama böyle devam etmiyor. Toplum, aile için roller seçiyor: Anneler cefa çekiyor, babalar fedakârlık ediyor. Ya çocuklar? Orada değiller sanki. Aile olmak, insandan verebileceği en çetin mücadeleyi talep ediyor.

    “Aynadaki bakışı anlamaya çalışıyorum. Kim bakıyor bize oradan? Kahraman mı cellat mı? Yüzüne bir gülümseme yayılıyor babamın.”

    0
    0
    1722
DAHA FAZLA
Geldanlage