GÜNDEM
  • 29-05-2021

    Yönetmen ve senarist Tayfun Pirselimoğlu’nun yeni film projesi İdea Cannes Film Festivali’nin Cinefondation Atelier bölümüne seçildi.

    Uluslararası film endüstrisinin en önemli geliştirme ve ortak yapım platformlarından biri olan Cannes Cinefondation Atelier’e her sene dünyanın farklı ülkelerinden yüzlerce proje başvuruyor. Sanatsal kalitesi, yönetmenlerin önceki filmlerinin başarısı ve finansal gelişimi üzerinden değerlendirilen başvurular arasından sadece 15 proje Cannes Cinefondation Atelier’de yer almaya hak kazanıyor. Seçilen 15 projenin yönetmenleri ve yapımcıları Cannes Film Festivali esnasında Cannes’a davet ediliyor ve potansiyel uluslararası ortaklarla bir araya gelme fırsatı yakalıyorlar. Bu sene 17’inci kez düzenlenecek Cannes Cinefondation Atelier, seçilen 15 yönetmen ve yapımcının yeni projelerinin uluslararası finansmanına katkı sağlayacak iş birliklerine imza atacakları ve prodüksiyon süreçlerini hızlandırabilecekleri bir ortam yaratmayı amaçlıyor.

    2020 yılında düzenlenen 12 Punto’da TRT Ortak Yapım Ödülü kazanan film, gece yarısı bindiği otobüste yüzünü göremediği birinin bıraktığı üzerinde İdea yazan kitabı bulmasıyla hayatı anlayamadığı şekilde cehenneme dönmeye başlayan Kemal’in hikâyesine odaklanıyor. Türkiye-Fransa-Yunanistan ortak yapımı İdea’nın yönetmenliğini ve senaristliğini Tayfun Pirselimoğlu, yapımcılığını ise Vildan Erşen üstleniyor.

    ​74. Cannes Film Festivali esnasında Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenecek 17. Cinefondation Atelier, bu sene 8 - 13 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

    0
    0
    3430
  • 29-05-2021

    Seramik sanatçısı LÜTFÜ’nün I ME CE direktörlüğünde hayata geçirilen “MIZIKÇISIN SEN” başlıklı sergisi, 27 Haziran’a kadar Passage Petit-Champs’ta sanatseverlerle buluşacak.

    İnsanlığın ortak hafızasında yer etmiş plastik ördek ve sarı mutfak bezine odaklanan sergi, 2019 yılındaki “I ME CE 1.0” sergisinden bu yana LÜTFÜ’nün tasarladığı işlerin üretimine geniş bir zaman ayırıyor ve seramikte “hata payı”na yer veriyor. Sergide nesnelere atadığımız sınıfsal özellikler tartışılırken kimlik, tanımlamanın dışına çıkma isteği ve bu istekle baş etme çabası sanatçının doğduğu ve büyüdüğü ev bağlamında hikâyeye dönüşüyor. Bu hikâye sergiye giriş anından itibaren başlıyor ve patavatsız, plastikten seramiğe dönüşmüş bir ördeğin oyun bozanlığını gözler önüne seriyor.

    Materyaller arasında sıklıkla geçiş yapan LÜTFÜ, plastik ördek ve sarı mutfak bezine yüklenen karakteristik özellikleri yeniden tanımlayarak izleyiciye alternatif bir bakış açısı sunuyor. Seramik, sarı mutfak bezi ve Amerikan bezi gibi malzemelerin bir arada kullanıldığı sergide bir oda bütünlüğünde yerleşime sahip olan on iki sanat eseri yer alıyor. Serginin akademik perspektifine dair metnini ise AICA üyesi Ecem Arslanay yazdı.

    ​I ME CE direktörlüğünde gerçekleşen “MIZIKÇISIN SEN” sergisini 27 Haziran’a kadar Meşrutiyet Caddesi NO: 67’deki Passage Petit-Champs’ta ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    2083
  • 29-05-2021

    Çöl Bahçıvanı kitabıyla 2018 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’nü alan Bekir Dadır’ın yeni şiir kitabı Bana Yeni Bir Hayret, Klaros Yayınları’ndan çıktı.

    2020 M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü sahibi de olan ve Dadır’ın şiirleri YasakmeyveVarlıkHürriyet GösteriSözcüklerEvrensel, BirGün Kitap gibi dergi ve gazete eklerinde yayımlandı. Dadır, bu kitabında okuru “bir kez olsun hayret etmeye” çağırıyor.

    Bana Yeni Bir Hayret, içerisinde yirmi iki şiir barındıran ve genel hatlarıyla varoluş şiirlerinden oluşuyor. Geçmişten bugüne nedenselliğini sorgulamış insanoğlu için bir benlik rehberi olmayı iddia etmiyor ancak yer yer bazı bölümlerde okura “acaba” dedirtmeyi amaçlıyor. Dadır, şiirlerinde insanın sırtındaki gassalden kalabalıklardaki ezberlenmiş ayak izlerine, dünyayı evi sanıp evsiz kalanlardan yaşadığı yerlerin mezarlarını içinde biriktirenlere, bir geyiğin rüyasındaki şaşkınlık imgelerini toplayan şairden dedesinin odasından aynasını toplayıp gelen yalnızlıklara kadar birçok konuyu aynı eksen içerisinde topluyor.

    “biriktirdiğim kuşlar tükendi
    gök de yenilerini vermiyor artık
    sevgilim gök dağıldı
    dağıldı içimde sürü”

    ​Görsel: Myoung Ho Lee

    0
    0
    1094
  • 28-05-2021

    Aytuğ Erdil’in indie, disco, funk türlerinde üretimler gerçekleştirdiği solo projesi Mavi Zebra’nın “Kabullenmem Gerek” isimli yeni teklisi müzikseverlerle buluştu.

    Önceki parçalarının aksine tür olarak daha çok R&B ve pop sound’una yakınlaşan Mavi Zebra, yeni EP’sinden ilk teklisi “Kabullenmem Gerek”i yayımladı. Şarkının sözleri Aytuğ Erdil imzası taşırken müziğinde Erdil’e Berk Çavdar eşlik ediyor. Mix’ini Aytuğ Erdil’in yaptığı şarkının mastering’i ise Bryan Shortell’e ait.

    BBI Music Co. etiketiyle yayımlanan “Kabullenmem Gerek” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1348
  • 28-05-2021

    Türkiye’yi kadın hakları, özgürlük ve eşitlik konularında “ilk”lerle tanıştıran Duygu Asena’nın anısını yaşatmak için Doğan Kitap tarafından 2007'den beri düzenlenen Duygu Asena “Kadının Hâlâ Adı Yok” Roman Ödülü’nün bu yılki sahibi son romanı Ev ile Nermin Yıldırım oldu.

    Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Seçici Kurul’da Asuman Kafaoğlu Büke, Filiz Aygündüz, İhsan Yılmaz, Sibel Oral ve Elif Tanrıyar yer aldı. Jüri, ödül gerekçesinde “İlk romanı Unutma Beni Apartmanı’ndan itibaren hikâyelerini kişisel ve toplumsal bellek ekseninde kuran Nermin Yıldırım, son romanı Ev’le edebiyattaki duruşunu koruyarak kurgu ve dildeki maharetini bir üst çıtaya taşımıştır. Yarattığı karakteriyle dikkat çeken Ev, roman kahramanın varoluş yolculuğunu tüm okurlar için empati kurabilecekleri bir serüvene dönüştüren başarılı bir roman. Yıldırım, kadın roman kahramanlarına yaptığı yoldaşlıkla onları toplumsal normlara sıkışmış halleriyle işlemenin aksine kahramanları aracılığıyla okura zorlanarak dahi olsa açacağı kapıları, gidecek yolları göstermekten çekinmiyor. Duygu Asena ismiyle yan yana gelmesinden mutluluk duyduğumuz Nermin Yıldırım’a, Türkçe edebiyata verdiği emeği için teşekkür ediyor, edebiyatıyla kadın olmanın her halini ele alarak yürüdüğü bu yolda Duygu Asena Roman Ödülü’nü oybirliği ile verdiğimizi açıklamaktan sevinç duyuyoruz.” cümlelerine yer verdi.

    Nermin Yıldırım ise ödülle ilgili açıklaması şöyle oldu: “Edebiyatı ve kız kardeşliği kendine ev bellemiş biri olarak, bu ödülün benim için manası çok büyük. Kalemimi, hayatını kadın mücadelesinin görünür kılınmasına adamış olan Duygu Asena’nın kıymetli adıyla onurlandıran değerli jüri üyelerine, Doğan Kitap’a ve elbette tüm okurlara gönülden teşekkür ediyorum. Bu ödülün manevi karşılığını ömrüm boyunca kalbimde taşıyacağım ve ona layık olmaya çalışacağım.

    Ödülün maddi karşılığını ise şiddet gören kız kardeşlerimle dayanışmak için – evvelce sevgili Gaye Boralıoğlu’nun da yaptığı gibi- Mor Çatı Vakfı’na bağışlıyorum.

    Bazen sesler kısılmış, umutlar azalmış, karanlık her yanı sarmış gibi görünebilir. Ama kitaplara, dayanışmaya, tünelin ucundaki o muazzam ışığa ve el ele yürüyerek muhakkak aydınlığa çıkacağımıza canı yürekten inanıyorum. İnanıyorum.”


    Ev, geçtiğimiz yılın ekim ayında hep kitap etiketiyle okurla buluştu. Kitaptan tadımlık bir bölüm okumak için tıklayınız

    0
    0
    2784
  • 28-05-2021

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo Dijital tarafından gerçekleştirilen “DALINÇ” başlıklı dijital sanat sergisi 15 - 17 Haziran tarihleri arasında Binbirdirek Sarnıcı’nda izleyicilerle buluşuyor.

    Dijital Sanat Festivali İstanbul’un başlangıç sergisi olarak tasarlanan “DALINÇ” sergisinde Özgür Demirci, Hazal Döleneken, Lara Kamhi, A. Bill Miller, Mehmet Öğüt, Furkan Temir, Deniz B. Turan, coMekaniKdoll, Strange Quark UED ve Haydiroket’in eserleri sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Küratörlüğünü Seyhan Musaoğlu’nun üstlendiği sergi, yüzlerce yıllık geçmişi, mimarisi ve dokusuyla İstanbul’un simge mekânlarından biri olan Binbirdirek Sarnıcı’nda gerçekleştirilecek. Geçmişle geleceği sergide bir araya getirmeyi amaçlayan İstanbul Dijital Sanat Festivali, “DALINÇ”tan sonra gerçekleştirilecek tüm organizasyonları da tarihi mekânlarda yapmayı planlıyor.

    Binbirdirek Sarnıcı’nda mekânın tarihsel dokusunu ve kültürümüzün ritüel ögelerini birleştirerek izleyiciyi farklı bir yolculuğa çıkarmayı amaçlayan “DALINÇ” sergisinde, sarnıcın mistik havası ve hikâyesine uygun, organik fiziksel ögelerle dijital sanatları harmanlayarak izleyicinin deneyimlemesi için işitsel ve görsel bir aura yaratılıyor. Yaşamın kaynağını anlamak için antik çağlardan beri felsefeye konu olan elementlerden ilhamla tasarlanan serginin ismi “güzel bir görünüş, bir düşünce karşısında, kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, meditasyon” anlamına gelen dalınç kelimesinden geliyor. Hava, ateş, toprak ve sarnıcın birincil inşa nedeni olan “su” yanında, bazı doğu felsefelerine göre -eğer bu dört mistik element varlığı açıklayan yapı birimleriyse- onu tamamlayan beşinci element olarak da transandantal meditasyon ya da diğer tabiriyle “dalınç” yer alır. Serginin küratörü Seyhan Musaoğlu’nun suyu odak noktasına alarak bir “dalınç” olarak kurguladığı sergi, bir yandan da çağın akımlarına ayak uydurmaya çalışan benliklerimizi ele alıyor.

    ​“DALINÇ” başlıklı sergi 15 - 17 Haziran tarihleri arasında Binbirdirek Sarnıcı’nda ziyaret edilebilecek. Serginin ilk günü ise ücretsiz olacak.

    0
    0
    4541
  • 28-05-2021

    Murathan Mungan’ın eski kuşaklardan ve günümüzden 80 şairin, ortak özelliği kişiyi eksen alan, bir anlamda vesikalık denebilecek 127 şiirini seçerek oluşturduğu kitabı Aile Albümü, Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Kitaptaki kimisi çok bilinen kimisi ise biraz karanlıkta kalmış bu şiirler kendi dönemsel özellikleri ve temsil kabiliyetleriyle başka bir ışık altında yan yana getirilmiş bir edebi portreler galerisi oluşturuyorlar.

    “Bu seçki sizde kucağınıza aldığınız bir ‘aile albümü’ hissi uyandırsın istedim; kendi hayatınızdan, yaşadığınız kentlerden, oturduğunuz mahallelerden, büyüdüğünüz sokaklardan tanıdık gelecek yüzlerin, hayatların, açık ya da örtülü varlığını sezdiren hikâyelerin içinde yer aldığı, ‘tasvir edilen’ kişileri gözünüzde canlandırabileceğiniz şiirlerden oluşan ‘aile boyu’ bir albüm yapmak istedim. Farklı bir prizmayla geçmişten günümüze, dedelerden, ninelerden torunlara iz düşüren bir soy ağacı, simli bir şiir tarihi… Ömrü yıllara, zamanlara dağılmış şairler ailesinin bir albümü.” (Murathan Mungan)

    ​Fotoğraf: Muhsin Akgün

    0
    0
    1804
  • 28-05-2021

    Başrollerinde Öner Erkan ve Sanem Öge’nin yer aldığı Podbee Media yapımı podcast dizisi KEFE’nin ilk iki bölümü yayımlandı.

    Podbee Media’nın Karanlık Bölge ve Denge’m’den sonra üçüncü podcast dizi yapımı olan KEFE, dinleyenleri gizem ve aksiyon dolu sorgulayıcı bir yolculuğa çıkarmayı amaçlıyor. Başrollerdeki Sanem Öge ve Öner Erkan’a, Kerem Atabeyoğlu, Sarp Aydınoğlu, Güliz Gencoğlu ve Ahmet Somers eşlik ediyor. Senaryosunu Başar Öztürk’ün yazdığı legal-drama türündeki KEFE’nin yönetmenliğini Tansu Biçer ve Tülin Özen üstlenirken, müziklerde ve ses tasarımında ise Okan Kaya yer alıyor.

    Altı bölümden oluşan KEFE isimli podcast dizisinin yeni bölümleri beş hafta boyunca her salı yayımlanacak. Bölüm uzunlukları 25-40 dakika civarında olan KEFE toplamda yaklaşık 190 dakikadan oluşuyor.

    Diziden birkaç replik ve dizi konusu:

    “Her şeyi eğip büküp çocuk gibi elimize tutuşturuyorlar hak adalet diye”

    Öner Erkan’ın canlandırdığı Can ile Sanem Öge ile hayat bulan Hülya karakterleri hukuka farklı yerlerden bakar... Hukukun çarklarında ziyadesiyle aşınan genç avukat Can’ın vicdanı, teorisini sorgulayan Hülya’nın zihni ile birleşir ve ikili ortak hocaları Şakir’in katilini arar... Bu macerada onlara, Can’ın babasının en yakın arkadaşı Yekta ve oğlu Tuna da dahil olur...

    “Ya günahlar da sevaplar da çayda şeker olup eriyivermişse?”

    Karşılarındaki seri katili cinayete götüren nedenleri çözmeye çalışırken Can ve Hülya kendilerini adalet terazisinin kefesinde sorgularla sanrılarla tartmaya başlar. Bu çetin yolculukta karşılaşılan sapaklar Can’ın kendi iç dünyasında saklı kalan isyanlarını da açığa çıkartacaktır.

    KEFE isimli podcast dizisini Spotify, Apple Podcast, Google Podcasts, Deezer platformlarından veya buradan dinleyebilir, fragmanını ise buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    6599
  • 28-05-2021

    Tuğçe Diri, Aras Seddigh ve Rabia Seyhan’ın işlerinin yer aldığı “Artık Hafıza / Residual Recollection” başlıklı grup sergisi 17 Temmuz’a kadar Simbart Projects Çukurcuma’da sanatseverlerle buluşuyor.

    “Artık Hafıza / Residual Recollection” başlıklı sergide sanatçıların desen merkezli son dönem üretimleri yer alıyor. Eserlerde bulunan mimari kesitler, dokular ya da semboller aracılığıyla bilinçaltından taşarak kurgusalı gerçekle bir araya getiren melez imgeler, yeni anlam katmanları oluşturuyor. Geçmişte yaşanan, görülen, öğrenilen, deneyimlenen veya unutulduğu sanılan bazı detayların yeniden canlandırılmasıyla elde edilen görüntüler sergi bağlamında hafızada “arta kalanlar” olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Edinilen bilgiler ve bilinçli olarak kaydedilen görüntüler arasında uçuşan imgeler, desen pratiğinde somut hâle geliyor.

    Tuğçe Diri, hatırladığı tarihi mekânlardan kesitleri ritüelistik bir çizim pratiğiyle canlandırdığı eserleriyle geçmişte görülmüş, deneyimlenmiş ve algıda seçilmiş olan çeşitli formlarla sembolleri yeni bir kurgu içine sokarak günümüze taşıyor. Tezhip, hat, bezeme gibi geleneksel el sanatlarından esinlenen Diri, geleneği ve tarihi mekânları bir tür kimlik ve köken sorunsalı olarak ele alıyor.

    Organize hâlden dağınık bir duruma geçişin simgesi olan harabe yapılar ve yıkıntılardan esinlenen Rabia Seyhan, yıkımı yaratıcı bir süreç olarak ele alıyor. Bu yapılardan yola çıkılarak oluşturduğu desenlerdeki üretim pratiği ise kavramın kendisinin aksine ayrı ayrı parçalardan oluşan yapıyı yeniden inşa ediyor.

    ​Aras Seddigh’in pandemi döneminin başlarında gerçekleştirdiği Yeniden Canlandırmak adlı serisi zamansızlık, mekânsızlık, dil ve kimlik arayışı gibi konuları, organik ve inorganik arasındaki geçişlerle ele alıyor. Kullandığı kâğıdı da kâğıt üzerine yerleşen malzemeleri de yüzeydeki etkilerine göre seçen sanatçının dünyasında keskin hatlar veya çizgiler farklı bir zamanın ve gerçekliğin sınırını, uçucu renkler veya yumuşak lekeler ise kurgunun sınırsızlığını imgeliyor.


    “Artık Hafıza / Residual Recollection” başlıklı grup sergisi 17 Temmuz’a kadar Simbart Projects Çukurcuma’da ziyaret edilebilir.

    0
    0
    2249
  • 28-05-2021

    Fabien Toulmé'nin gerçek kişilerden ve yaşanmış olaylardan esin alarak hazırladığı, sığınacak bir liman bulamadan yitip giden göçmenlere adadığı üç ciltlik grafik roman serisi “Hakim'in Yolculuğu”nun Makedonya’dan Fransa’ya uzanarak tamamlandığı üçüncü kitabı Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.

    Toulmé'nin uzun araştırmaları ve bir buçuk yıla yayılan ikili görüşmeleri sonucu şekillenen anlatısı, Suriye'deki savaş nedeniyle sahip olduğu her şeyi geride bırakıp yeni ve daha ''yaşanabilir'' bir hayat kurma hayaliyle yollara düşen kendi hâlinde bir bahçıvanın mücadelesine tanıklık ediyor. Seri, genç adamın Şam'ın güney banliyösünden başlayarak Lübnan, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya ve İsviçre üzerinden Fransa'nın Aix-en-Provence şehrinde noktalanan zorlu yolculuğunu odağına alıyor.

    ​Serinin üçüncü cildi, 2015 yılının eylül ayına uzanıyor ve Hakim'in yasadışı yollarla Makedonya'dan Fransa'ya kaçışını sayfalarına taşıyor. Baba ve oğul Atina'ya varmış olsalar da Fransa'ya ulaşabilmeleri için katetmeleri gereken yol uzun ve çetrefillidir. Orta Avrupa'da yükselen yabancı düşmanlığına bağlı olarak Hakim ve oğlu, yolculuk boyunca insanlık dışı muamelelerle karşılaşırlar. Balık istifi araçlara bindirilip mülteci kamplarında zorlu günler geçirirler. Açlık ve dondurucu soğukla sınanıp kimi zaman parklarda kimi zaman sokaklarda sabahlarlar. Sınırları, gecenin zifiri karanlığında yürüyerek geçerler. Çaresizlik ve korku hissi tüm hücrelerini kaplamış olsa da Hakim asla kaderine teslim olmaz. Kalbinde yeşerttiği umut, oğlu Hadi'nin varlığı ve diğer mültecilerle arasındaki koşulsuz dayanışma onu geç de olsa hedefine, ailesine kavuşturacaktır...

    0
    0
    3212
DAHA FAZLA
Geldanlage