GÜNDEM
  • 15-06-2021

    Hanna Jameson’ın dünyanın sonu geldiğinde bir otelde sıkışıp kalan son 20 kişinin arasında yaşanan bir cinayeti konu edinen, polisiye, psikolojik gerilim ve distopyanın kesiştiği romanı Sonuncular, Gamze Bulut’un çevirisiyle Çınar Yayınları’ndan çıktı.

    Netflix tarafından uyarlanarak izleyiciyle buluşacak roman, içlerinden biri katil olan 20 kişinin bir otelde yaşadıkları olaya odaklanıyor.

    ​Nükleer saldırılar dünyanın sonunu getirdiğinde tarihçi Jon Keller İsviçre’deydi. Uygarlık yavaş̧ yavaş̧ karanlığa gömülürken o da eşi ile iki çocuğunun iyi olup olmadığını merak ediyordu ama bunu öğrenme fırsatını kaçırmıştı. Jon’un kaldığı otelde hayatta kalanların sayısı yirmiydi. Şehirden uzaktalardı ve bekleyip hayatta kalmaya çalışmaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Derken bir ceset bulundu; anlaşılan o ki bu yirmi kişiden biri cinayet işlemişti.

    0
    0
    1387
  • 14-06-2021

    Tepenin Ardı, Abluka ve Kız Kardeşler filmleriyle ulusal ve uluslararası pek çok festivalde ödüller kazanan Emin Alper’in Balkaya isimli yeni filminin çekimleri temmuz ayında başlayacak. Başrollerini Selahattin Paşalı ve Ekin Koç’un paylaşacağı filmin oyuncu kadrosunda Erol Babaoğlu, Erdem Şenocak, Selin Yeninci ve Nizam Namidar yer alacak.

    Alper’in yazıp yönettiği dördüncü uzun metraj projesi olan Balkaya’nın çekimleri ağırlıklı olarak Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde yapılacak. Balkaya politik ve psikolojik gerilim türlerinin unsurlarını bir araya getirecek. Film bir süredir kuraklık sorunuyla boğuşan Balkaya kasabasına yeni atanan genç savcı Emre ile belediye başkanı Selim, yerel gazeteci Murat ve kasabanın eşrafı arasında yaşanan çekişmelere odaklanacak.

    Emre, Balkaya kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Kendisini bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere, kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bütün bu hoş karşılanmaya rağmen ilk günden itibaren birtakım gariplikler ve gerginlikler yaşanır. Kasabada ciddi bir su sorunu vardır. Sualtı mağaralarından gelen yer altı suyunun kullanılması çevre kurulları ve mahkemelerce yasaklanmıştır. Selim’in belediye başkanı olarak en büyük projesi bu meseleyi çözmek ve modern borularla yer altı sularını kasabaya bağlamaktır. Susuzluktan kırılan kasaba bu projenin hayata geçmesini beklemektedir. Fakat kasabada Selim’e karşı ciddi bir muhalefet de vardır. Bu muhalefetin öncüsü, yerel gazetenin sahibi Murat’tır. Emre, Murat’ın kendisini belediye başkanına karşı kışkırtma çabalarına temkinli yaklaşır. Nitekim birkaç hafta içinde yerel seçimler yapılacaktır ve Emre bu seçimlerde herhangi bir tarafın yanında görünmek istememektedir. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş Murat'la ittifak yapmaya zorlar ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngü içinde sıkışıp kalır.

    ​Vizyon tarihi henüz belli olmayan Balkaya filminin yapımcılığını Nadir Öperli, görüntü yönetmenliğini Christos Karamanis, yapım tasarımını ise Nadide Argun van Uden yapacak. 

    0
    0
    3329
  • 14-06-2021

    Jeanette Winterson’ın gotik edebiyat klasiği Frankenstein’dan esinlenerek kaleme aldığı, içinde yaşadığımız ve arzuladığımız bedenler hakkındaki romanı Frankissstein: Bir Aşk Hikâyesi, Pınar Kür’ün çevirisiyle Kafka Kitap’tan çıktı.

    İki farklı zamandan iki farklı öykü anlatan Frankissstein’ın açılışını on dokuz yaşındaki Mary Shelley yapıyor. Bu ilk öyküde Shelley, 1816 yılında yakın arkadaşlarıyla birlikte kaldıkları ıssız bir kulübeden Frankensteinöyküsünün tohumlarıyla ayrılışını okurlara kendi ağzından anlatıyor. İkinci öyküde ise Britanya, Avrupa Birliği’nden çıkış kararıyla çalkalanırken genç transseksüel doktor Ry, ünlü yapay zekâ uzmanı Victor Stein’a âşık olur. Ancak ikisi de bu tutkulu birlikteliğin bir yeraltı laboratuvarında nihayete ereceğini aklına getirmemiştir… Evliliği kısa süre önce dağılan Ron Lord ise yeniden annesiyle birlikte yaşamaya başlamış, yalnız erkekler için geliştirdiği yeni nesil seks robotlarından bir servet kazanmaya hazırlanmaktadır. Ne var ki, teknoloji fuarında danışmanlık yapan dindar Claire’le tanışıp ona âşık olduğunda işi konusunda birkaç küçük yenilik yapması gerekecektir.

    Frankissstein, iki farklı zamandan iki farklı öykü anlatırken kahkahayla gözyaşını harmanlıyor ve okurlarını sayfaları arasında sürükleyici bir yolculuğa davet ediyor.

    0
    0
    1546
  • 14-06-2021

    Bozcaada Caz Festivali’nin 5. edisyonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) katkılarıyla, 3dots ve fermente tarafından 20 - 22 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.

    Kendine Has, Volkswagen, Jack Lives Here ve Metro Türkiye’nin destekleriyle hayata geçirilen Bozcaada Caz Festivali, zengin müzik içeriğiyle ve disiplinler arası KEŞİF programıyla cazın ustalarını ve genç müzisyenleri fiziksel olarak Bozcaada’da ve çevrim içi platformunda bir araya getirecek.

    Bozcaada’nın doğasına zarar vermeden, kalıcı ve sürdürülebilir katkı sağlamayı hedefleyen festival katılımcılarına nefes alabilecek bir alan sunacak. Bozcaada’da 2017 yılından beri müzikseverlerle buluşan festival, farklı jenerasyonlardan uluslararası müzisyenleri dinleyiciyle bir araya getirmesinin yanı sıra çağdaş sanat ve gastronomi dahil olmak üzere farklı disiplinlerin yer aldığı bir etkinlik programı da düzenliyor.

    Akış kavramını literatüre kazandıran psikolog Mihály Csíkszentmihályi’nin, kişiyi konfor alanından çıkaran ve gündelik konulardan uzaklaştıran aktivitelerin getirdiği mutlulukla zamanın hızla akması arasındaki ilişkiyi araştıran ototelik kavramından esinlenerek yola çıkan Bozcaada Caz Festivali, katılımcılarını anın içinde ve farkında olmaya davet ediyor. Her konuda erişilebilirlik üzerine çalışan Bozcaada Caz Festivali, 2019’da caz müziği destekleyen Europe Jazz Network’e dahil oldu ve daha fazla kişiyi bilgilendirmek ve bir iletişim ağı kurmak amacıyla da 2020 yılında Türkiye Caz Ağı’nın kurucu üyesi oldu. Aynı zamanda festival uluslararası müzik endüstrisinde cinsiyet eşitliğini hedefleyen İngiltere merkezli Keychange programında yer alıyor.

    Festival, iklim krizine dikkat çekmek için uzun dönem partnerlik yaptığı Esmiyor podcast serisi ile Keşif programında özel içerikler yapıyor. Ayrıca Ecording iş birliğiyle festival için alınan her bilet doğada bir tohum topuna dönüştürülüyor. Reflect Studio ortaklığıyla ise festival ürünlerinin etik üretim anlayış ve sürdürülebilir yöntemlerle üretiliyor.

    Medya ve içerik partneri Aposto!’nun desteğiyle gerçekleşecek 5. Bozcaada Caz Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. 

    0
    0
    1992
  • 14-06-2021

    Mimar Gizem Büyüktürkoğlu tarafından kurulan Pom Art & Design Levent Galeri, farklı disiplinlerden sanatçı ve tasarımcıların eserlerinin bir araya geldiği “İçten Dışa” başlıklı sergiye 29 Eylül’e kadar ev sahipliği yapıyor.

    Yasemin Semercioğlu koordinatörlüğünde düzenlenen “İçten Dışa” başlıklı sergide Arzu Kaprol, Alev Araslı, Canto 21, Ekin Varon, Esat Fişek, Gülfem Kessler, Harun Antakyalı, Hilal Polat, Maria Kılıçlıoğlu Baraz, Sevgi Karay, Tayfun Mumcu ve Tina Varon’un eserleri yer alıyor.

    “İçinde bulunduğumuz pandemi süreci her birimizde stres, kaygı ve endişeye sebep olurken, sosyalleşmeye, sarılmaya hasret kaldık. En içe dönük halimize tanık olduk. Kimimiz depresiftik, kimimiz üretken. Sürekli sorgular olduk. Dünya bize neyi anlatmak istiyor? Yoksa ektiklerimizi mi biçiyorduk?

    Dünya, içten dışa doğru çalışır. Her çözüm, her iyileşme, içten gelir. Gerçek dediğimiz dünya bunu takip eder. Bu yüzden dünyamızı değiştirme gücümüz var. Muhtemel bir yakın gelecekte, robotlar ve akıllı makineler düşünme, hatta gülme becerisine sahip olabilecekler, ancak hiçbir zaman düşleyemeyecekler. Tüm etkinlikler içinde en insani boyutta olan eylemdir düşlemek. İnsanın iç özüne düşmektir düş…  İnsana has, eşsiz ve belirleyici özelliğimiz ‘düşünmek’ değil ‘düşlemek’tir. Vermek, kendinden vermek demektir. Neysek onu veririz. Bildik ki içeride başlar her şey... Kendimizi gözlemlemek, kendimizi düzeltmektir. Mükemmel ya da korkunç bir dünyanın her haliyle gerçek olabilmesi için önceden hayal edilmiş olması gerekir. Öyleyse biz de yeniden hayal ettik.

    ​Belki de bulunmaz bir fırsattı tek başınalığımız. Şimdi içeride bulduklarımızı dışa vurma vakti! Sergide yer alan 13 tasarımcı ve sanatçı içeride bulduklarını bizlere yansıtıyorlar. Bu bir kucaklaşma, sarılma, buluşma… Aynı zamanda sanatın tasarıma evrilmesi, tasarımın da sanata…”

    0
    0
    1875
  • 14-06-2021

    Türkiye'de sözsüz karikatürün öncüsü Turhan Selçuk'un kendi zamanının çok ötesindeki çizgilerine farklı bir bakış imkânı sunmak ve mizahını genç nesillere tanıtmak amacıyla tasarlanan, üç ciltlik “Turhan Selçuk Seçkisi”nin ikinci cildi Manzara-i Umumiye, Desen Yayınları'ndan çıktı.

    Desen tarafından Turhan Selçuk'un, yıllar içinde çeşitli kitaplarda ve mecralarda yayımlanan siyah beyaz karikatürlerinin ayrıntılı bir kataloglama ve tematik düzenleme ile yayına hazırlanan ''Turhan Selçuk Seçkisi'' üç kitaptan oluşuyor: Siyasetin GöbeğiManzara-i Umumiye ve İnsan Denen Garip Hayvan.

    Manzara-i Umumiye, sanatçının, 1952-2003 yılları arasında, Türkiye'nin ve dünyanın seçkin gazete ve dergilerinde kendine yer bulan, bazıları farklı dönem ve mecralarda tekrar tekrar yayımlanarak yankı uyandırmış 80 karikatürünü bir araya getiriyor.

    Turhan Selçuk'un, eleştiri oklarını siyasetçilerden göbekli patronlara ve sömürü dünyasına yönlendirdiği karikatürlerine yer veren Manzara-i Umumiye, emekçilerin mevcut küresel düzen karşısındaki duruşuna, ekonomik istikrarsızlığın ve el değiştiren sermayenin halkın üzerinde yarattığı baskıya odaklanıyor. Kitaptaki seçki ayrıca çürümüş ve yozlaşmış sistem içinde medyanın nasıl pasivize edildiğini, düşünce özgürlüğü ve insan hakları konusunda toplumun nasıl üç maymunu oynamaya itildiğini olağanüstü bir incelikle hicvediyor. Simite talim eden işçilerle giderek semiren patronlar arasındaki karşıtlığa da tuz basmaktan çekinmeyen sanatçı; mizahın birleştirici gücüyle doğru bildiğimiz yanlışlara farklı bir perspektiften bakmamıza olanak tanıyor.

    0
    0
    2238
  • 13-06-2021

    Synth-pop grubu Klor, yeni nesil şarkıcı, şarkı yazarı Canay Doğan’ın da vokallerine eşlik ettiği “Uzak” adlı parçasını GROW etiketiyle yayımladı.

    Grup üyelerinin 10 yıllık dostluğu, 80’lerin neon ışıltılı dünyasına ve retro oyunlara olan ortak ilgilerini, 2020 yılında yayımlamaya başladıkları parçalarına yansıtan Klor, daha önce üç parçadan oluşan Son Jeton adlı EP’sini ve “İstesem Ben” adlı teklisini dileyiciyle buluşturmuştu.

    Yeni parçasında dinleyiciyi kapalı kaldığı evinden kurtarıp uzaklara götürmeyi amaçlayan Klor, “Uzak” hakkında şunları söylüyor: “Evimizden uzaklaşamadığımız bu sıralar, kendimizden uzaklaşıyoruz. Gözümüzde parlayan şehir ışıklarının uzaklaşan hayalinde kayboluyoruz. “Uzak” şarkısı bu sahneyi özlemle işlerken Klor’un çizgisini yeni bir noktaya taşıyor.”

    Klor ve Canay Doğan’ın ortak çalışması olan “Uzak”ı buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1521
  • 13-06-2021

    Kalyon Kültür, farklı teknik ve malzemelerle çalışan yedi sanatçının eserlerinden oluşan “Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler” başlıklı sergiye 25 Kasım’a kadar ev sahipliği yapacak. Küratörlüğünü Sezgi Abalı’nın, koordinatörlüğünü ise Bahar Güneş’in üstlendiği sergi, doğanın kendine has örüntülerinin, mekanizmalarının ve manzaralarının yorumlanarak sanat yapıtlarına dönüşme fikrini ve sürecini zaman, emek, sabır ve detay kavramları üzerinden ele alıyor.

    “Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler” başlıklı sergide, Ali İbrahim Öcal, Ahmet Duru, Ayşe Gül Süter, Melis Buyruk ve Sadık Arı’nın yeni ve yakın dönem eserleri izleyiciyle buluşurken aynı zamanda Dikine Ongoing Project’in Şey ve Tekrar isimli mekâna özgü uzun süreli performans ve video yerleştirmesi, Umut Sevgül ve Barbaros Kayan tarafından gerçekleştiriliyor.

    Ali İbrahim Öcal’ın üretim sürecinde resim, fotoğraf, heykel, yerleştirme, video ve doğa kökenli nesneler gibi farklı mecraları bir arada kullanarak disiplinler arası bir örgüde ilerleyen imgesel evrenler oluşturduğu sergide, Ahmet Duru doğanın makro ve mikro manzaralarını farklı anlatım biçimleriyle sunarken, üretiminde çoğunlukla doğada yaptığı uzun yürüyüşlerden ve gözlemlerden yararlanıyor. Ayşe Gül Süter sergide yer alan yapıtlarında bilimsel verileri yeni medya teknolojileri ve geleneksel sanat teknikleriyle birleştiriyor. Detaylı seramik çalışmalarıyla bilinen Melis Buyruk ise bitki, hayvan ve insanı tanımsızlaşan formlarda ve ters yüz olmuş bir hiyerarşide bir araya getirdiği yapıtlarında, birbirini tekrar eden dokular ve biçimlerle yeni yaşam alanları yaratıyor. Sadık Arı’nın sergide yer alan detaylı desenlerinde izleyici insanın vahşi olanı tanımlama arayışına ve ona karşı verdiği ehlileştirme çabasına direnen bir düşüncenin izlerini sürüyor. Dikine Ongoing Project’in Umut Sevgül ve Barbaros Kayan tarafından gerçekleştirilen Şey ve Tekrar isimli mekâna özgü uzun süreli performans ve video yerleştirmesi de sergi kapsamında sanatseverlerle buluşuyor.

    Sergi ismini “Evren duyularımızın keskinleşmesini sabırla bekleyen büyülü şeylerle doludur” sözünden alıyor. “Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler” izleyiciyi doğanın kendine has ritmine dikkat kesilerek yavaşlamaya, detaylarına mercek tutarak duyumsamaya, zaman, emek ve sabır kavramları etrafında birlikte düşünmeye davet ediyor.

    ​“Sabırla Bekleyen Büyülü Şeyler” sergisi 25 Kasım’a kadar Kalyon Kültür’de ziyaret edilebilir.

    0
    0
    3836
  • 13-06-2021

    Karikatürist, yazar Behiç Ak’ın günümüz dünyasını çocukların gözünden yorumlayan 143 karikatürünün yer aldığı ikinci “Karikatür Kitabı” Yaşasın Çocuklar, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Ak, 40 yıllık benzersiz karikatür emeğini yeni bir albümle taçlandırarak her yaştan okura çocuk neşesini ve bilgeliğini taşıyor. Çevre duyarlığından pandeminin zorlu koşullarına, okul yaşamından gelecek kaygısına pek çok temada mizahla felsefeyi harmanlayan karikatürler çocuklara taptaze sorular, yeni düşünme yolları sunuyor.

    Behiç Ak’ın kitaptaki “Önsöz yerine…” başlıklı sunuş yazısından:

    “Komşum geçenlerde, ‘Çocukluğumda kaybettiğim bilyelerimi yıllarca aradım bulamadım,’ dedi. ‘Ta ki, çocuğum onları bulana kadar.’ Deminden beri merak ettiğini söylediğin, kaybettiğimiz sorular da çoktan bulundu. Hem de, meraklı çocuklarımız tarafından. Onlar şimdi çocuklarımızın zihninde... Yanına yenilerini de eklediler üstelik. İstersek kavuşabiliriz onlara, yeter ki izin verelim, çocuklarımızın soru sormasına...” 

    0
    0
    3555
  • 12-06-2021

    The Ringo Jets’in ilk zamanlarından gelen kayıtlarını yeni miksleriyle ve ilk defa dijital olarak sunan yeni kısa çaları Unlimited Lunch Pack müzikseverlerle buluştu.

    The Ringo Jets, geçen ay beş şarkıdan oluşan bu kısa çaların ilk teklisi olan “Fool's Crown”u yayımlamıştı. EP’nin ikinci odak şarkısı olan “Tease”, TRJ klasiklerinden biri olan “Tease Pt. 2”nin ilk ve orijinal versiyonu olarak yer alıyor. Ayrıca EP’de “Collar”, Hellhound” ve “Give or Take” yeni miksleriyle dinleyiciyle buluşuyor.

    Unlimited Lunch Pack’de yer alan şarkılarının tamamı Memet İncili tarafından kaydedildi ve mikslendi, kapak tasarımını ise Lale Kardeş yaptı. The Ringo Jets, dinleyiciyi on sene önce olduğu gibi bir kez daha, tavizsiz ve enerji dolu garaj rock sesleriyle yakın geleceğe umutla bakmaya davet ediyor.

    0
    0
    1132
DAHA FAZLA
Geldanlage