GÜNDEM
  • 02-07-2021

    Tove Ditlevsen'in kaleme aldığı otobiyografik serisi “Kopenhag Üçlemesi”nin ilk kitabı Çocukluk, Leyla Tamer’in Danca aslından çevirisiyle MonoKL’dan çıktı.

    Ditlevsen bu üçlemeyle Ferrante ve Knausgaard’ın ardından dünyada kadın edebiyatının ve otobiyografik anlatının yeni simgesi hâline geldi. Serinin ilk kitabında II. Dünya Savaşı öncesi işçi bir ailenin çocuğunun kendisiyle ve etrafıyla olan ilişkisini, büyüme macerasını canlı ve lirik bir şekilde anlatıyor.

    “Çocukluğumun oturma odasında tek başımayım. Eskiden burada annem şarkı söyler, babam yıllardır görmediğim yasak kitabı okur, ağabeyim ise bir tahtaya çivi çakardı. Bunların hepsi asırlar evveldi ve o zamanlar, çocukluğun sonsuza dek süreceğini acıyla hissetsem de, daha mutluydum gibime geliyor... Bundan sonra evde uyumaya devam etsem de, bu gece oturma odasıyla vedalaştığımı hissediyorum. Yatmak içimden gelmiyor, uykum da yok. Derin bir hüzün içindeyim. Sardunyaları cam kenarından kaldırıyorum ve gökyüzüne, esip geçen bulutların arasında hafifçe sallanan yeni ayın beşiği altında ışıldayan küçük yıldıza bakıyorum. Johannes V. Jensen’in, birçok kere okuduğumdan uzun bölümlerini ezbere bildiğim Buzul adlı romanından birkaç satırı kendi kendime söylüyorum: ‘Kâh sabah kâh akşam yıldızı gibi parlıyor annesinin koynunda öldürülen küçük kız, sonsuz yollarda beyaz ve dalgın, yalnız başına gezen, kendi oyununa kapılmış bir çocuk ruhu gibi.’”

    0
    0
    5095
  • 01-07-2021

    İş Sanat’ın çevrim içi sezonunda başlattığı “Provadan İzle” başlıklı yayınları William Shakespeare’in kaleme aldığı Yaz Gecesi Rüyası ile devam ediyor. Yaz Gecesi Rüyası Kumbaracı50 oyuncularının yorumu ve okuma provası düzeninde 1 Temmuz saat 20.30’da (bu akşam) izleyiciyle buluşuyor.

    Aşk ve evlilik temalarını karışık ilişkiler üzerinden ele alan Shakespeare’in romantik komedyası Yaz Gecesi Rüyası’nın yönetmenliğini Yiğit Sertdemir üstleniyor. İş Sanat’ın yaz programında yer alan oyunun kadrosunda Nurullah Erkan Kortan, Burcu Özhızalan Yazıcı, İsmail Sağır, Ayşegül Uraz, Can Deniz Erzaim, Meriç Rakalar, Nur Ceyda Akel, Tuğra Can Bıçak, Yiğit Sertdemir, Murat Kapu, Ersel Dursun, İbrahim Arıcı, Yaman Ömer Erzurumlu ve Sinem Öcalır yer alıyor.

    “Yaz Gecesi Rüyası” 1 Temmuz saat 20.30’da İş Sanat’ın YouTube kanalında ve internet sitesinde ilk gösterimini yapacak. İlk gösteriminden itibaren yıl boyunca İş Sanat’ın YouTube kanalında ve internet sitesinden ücretsiz olarak izlenebilecek.

    0
    0
    1903
  • 01-07-2021

    Vav Hakobyan’ın “Ters Yüz Ütopya” başlıklı İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 11 Temmuz’a kadar Galeri 77’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Vav Hakobyan geleneksel figüratif sanatın ötesine geçiyor ve tasvirci figürasyonla yapısökümcü soyutlamayı birleştiriyor. Sanatçının günümüzdeki eserleri spontane ve dürtüsel bir renk ve biçim kullanımıyla nitelendirilebilir. Dengeli kompozisyon, simetri, ışık pozisyonu, gözlem, öykü ve doygunluk dengesi gibi klasikleşmiş kavramları alternatif ikonlar ve var olan gerçeklikte herhangi bir geçmişe ya da geleceğe sahip olmayan meçhul figürler yaratmak için değiştiriyor.

    Sanatçının parçalı kompozisyonlarında yer alan figürlerin ve bu figürlere ait rollerin özgün yapısı dikkat çekiyor. Resimlerinde sıklıkla karikatürize olarak tasvir edilmiş ana karakterler çeşitli objeler ve geometrik biçimlerle birlikte karalama, fırça darbesi izleri ve renk alanları gibi resme dair elementlerle çerçeveleyen Hakobyan’ın eserlerindeki insansı figürlerin ve biçimsiz hayvanların tasviri natüralizmden çok uzak, daha çok dışavurumculuk ve soyutçu figürasyonla ilişkilendirilebilir.

    Sıra dışı figür ve kompozisyon anlayışının yanı sıra Hakobyan’ın renk kullanımı da çarpıcı. Sanatçının resimlerine çoğunlukla geniş renk skalaları hâkim. Vav Hakobyan ressam paleti kullanmıyor, bunun yerine boyayı direkt ve spontane olarak tuvalin beyaz yüzeyine uyguluyor. Renkleri palette birleştirmek yerine, farklı renk tonlarını direkt zemin üstünde karıştırıyor ya da birbiri üstüne seri bir şekilde renk katmanları uyguluyor. Boyanın yoğunluğu kompozisyondaki bölümlere göre değişkenlik gösteriyor. Homojen ve uyumlu bir uygulama yerine aynı eser üzerinde belirli kısımları kalın boya katmanlarıyla şekillendirirken, bazı yerlerde de çizgiler ya da çizimler kullanıyor. Ancak aynı eser üzerindeki bazı bölümlerde de farklı boyutlardaki renk alanları baskın oluyor. Bu bireysel renk kullanımı sanatçının dinamizme ve parçalılığa olan inancını gözler önüne seriyor. Tuvalin ardındaki resimsel fikirlerin estetik bir izdüşümü bu. Aynı zamanda, boyanın bu şekilde kullanımı eserin gücünü destekleyen bir şekilde güçlü ritim değişimleri yaratıyor.

    Vav Hakobyan’ın “Ters Yüz Ütopya” sergisi, 11 Temmuz’a kadar Galeri 77’nin Karaköy’deki mekânında veya buradan çevrim içi olarak görebilirsiniz.

    Künye:
    1- Vav Hakobyan, Bad Day, 2021, Oil On Canvas, 150x190cm
    2- Vav Hakobyan, The Concert is Over, 2021, Oil On Canvas, 150x180cm
    3- Vav Hakobyan, Unexpected Shot, 2021, Oil On Canvas, 175x205cm
    ​4- Vav Hakobyan, Boom, 2021, Oil On Canvas, 130x150cm

    0
    0
    2909
  • 01-07-2021

    Global Agency’yi kurarak dünyada Türk dizi ihracatı furyasını başlatan, uluslararası başarılara imza atan iş insanı İzzet Pinto’nun hayat hikâyesini anlatan, Stella M. Trevez’in kaleme aldığı Babam İçin, Destek Yayınları’ndan çıktı.

    Pinto adını ilk kez aldığı ulusal ve uluslararası ödüllerle duyurdu. Portföyünde bulunan Muhteşem YüzyılBinbir Gece gibi birçok yerli diziyi ve yarışma programı formatlarını çeşitli ülkelerindeki televizyon kanallarına ulaştırdı. Geçtiğimiz aylarda ise Cüneyt Özdemir’in tweet’ini, Saba Tümer’in kahkahasını satın alarak NFT’yi hayatımıza sokan İzzet Pinto şimdi de gerçek hayat hikâyesini anlattığı Babam İçin ile adından söz ettiriyor.

    Babam İçin’de baba oğul ilişkisini, aile dayanışmasının değerini, her şeye rağmen yılmadan çalışmayı ve hayallerinden vazgeçmemeyi anlatıyor. Okurlarıyla Bangkok’ta işportacılıktan sektörde yılın adamı seçilmeye uzanan renkli yaşam hikâyesini paylaşıyor. Pinto’nun babasını onurlandırmak için oluşturduğu kitabının kapak fotoğrafını ünlülerin fotoğrafçısı olarak da bilinen Özgür Ülker çekti. İlgi ve merakla beklenen kitabın film hakları kitap henüz basılmadan satıldı.

    “Babam bana hayatımın en güzel hediyesini verdi, bana inandı.”

    0
    0
    4819
  • 01-07-2021

    Institut français Türkiye, bu yaz ve sonbaharda tüm ülkeyi gezecek Fransız Sinema Haftası başlıklı sinema projesini hayata geçiriyor. Program kapsamında Türkiye’de vizyona girmemiş 5 Fransız yapımı uzun metrajlı film ve 5 Türk ya da ortak yapım kısa metraj film Ankara’dan başlayarak 20’den fazla şehirde izleyiciyle buluşacak.

    Program kapsamında bulunduğu şehirde 5 gün boyunca her akşam bir Türk yönetmen ya da yapımcı tarafından çekilen bir kısa metrajlı filmin ardından aynı temada ve Türkçe altyazılı bir Fransız filmi gösterilecek. İzleyiciler programla bir sosyal komedi, bir drama, bir animasyon filmi, bir belgesel ve bir aile komedisini keşfedecekler.

    Fransa Büyükelçiliği ve Institut français Türkiye audiovisuel iş birliği ataşesi Ghislain Vidal-Giraud, Fransız Sinema Haftası’nı başka şehirlerde yaşayan ve İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan Institut français sinemalarından faydalanma olanağı bulamayan sinemaseverlere yönelik olarak düzenlediklerini ifade etti.

    Ghislain Vidal-Giraud yeni yeteneklerin çıkması için çok önemli olan ancak daha az izlenen kısa metrajlı filmleri desteklemek istediklerini belirtti ve şunları söyledi: “Bu nedenle her bir uzun metrajlı Fransız filminin öncesinde bir kısa metrajlı film gösterimi planladık. Ayrıca sinema alanındaki iş birliğimizi ilerletmek istiyoruz, mesela Türk-Fransız sinema iş birliğinin en iyi örneklerinden Hayaletler filmini programa koyduk. Burada amacımız genç sinemacılara Fransa’nın uluslararası ortak üretim ülkesi olduğunu hatırlatmak. 2019 yılında 35 farklı ülke ile iş birliği yapılarak 116 Fransız filmi çekildi.”

    Fransız Sinema Haftası projesi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Temmuz 2021
    Ankara CerModern (1, 4, 5, 6, 11 Temmuz)
    Antalya Kültür Sanat - AKS Kaleiçi Evi  (6 - 10 Temmuz)
    İstanbul Sinema Müzesi – Atlas 1948 Sineması (28 Temmuz - 1 Ağustos)
    Foça Film Days & Foça Belediyesi - Foça Beş Kapılar Kales (31 Temmuz, 1, 2, 3 Ağustos)

    Ağustos 2021
    Çanakkale Bienali & Mahal Sanat Mekânı
    Bodrum CineMarine Sineması - Turgutreis Açık Hava Cinemarine
    Edirne Erasta AVM Cinemarine
    Institut français İzmir
    Lüleburgaz Sinema Topluluğu

    Eylül 2021
    Gaziantep Kırkayak Kültür Merkezi
    Mersin Palm City AVM Cinemarine
    Mardin 13 Metrekare Sanat Kolektifi

    Ekim 2021
    Batman Yeni sinema & Bart
    Bursa Nilüfer Belediyesi
    Diyarbakır Mordem & Wêjegeh (Diyarbakır Edebiyat Evi)

    Ocak 2022
    Institut français İstanbul
    ​Istanbul Sinematek Kadıköy

    0
    0
    1629
  • 01-07-2021

    Wu Yalıkavak ve shopi go ART iş birliğinde 37 sanatçının eserlerinden oluşan bir seçki 1 Temmuz’dan itibaren Bodrum Gökçebel sahilinde yer alan WU Yalıkavak’ta sanatseverlerle buluşacak.

    İstanbul gastronomisi ile gece hayatına yeni bir bakış açısı getirmeyi amaçlayan ve ilhamını Uzakdoğu kültürü, coğrafyası ve lezzetlerinden alan WU Bomonti’nin yeni adresi Wu Yalıkavak, 37 sanatçının eserlerinden bir araya gelen seçkiye ev sahipliği yapacak.

    ​Sergide yer alan sanatçılar: Ada Tuncer, Arslan Sükan, Ayda Demirci, Begüm Yetiş, Bengisu Bayrak, Beril Gülcan, Beyza Yıldırım, Bıyıkof, Can Dost Öztürk, Cankat Kalyoncu, Chorus Of Body, Çağan Okuyan, David Doğan Levi, Doruk Kumkumoğlu, Ece Cangüden, Ece Özel, Ecem Yüksel, Elif Kahveci, Erdem Varol, Esk Reyn, Esra Özdoğan, Etem Şahin, Fırat Köletavitoğlu, Gaspar Martinez, Gizem Akgönül, Lara Kamhi, Lilla Eflatun, Maral Taşkırıcı, Meltem Sarıkaya, Murat Burhanoğlu, Özge Çokgezen, Özlem Ünlü, Pınar Birim, Selver Yıldırım, Sinem Mucur, Sinan Saül, Tom Fellows.

    Künye:
    1- Ecem Yüksel, Serena, 2018, Tuval üzerine yağlıboya, 90x130cm
    2- Gaspar Martinez, Teeth Whitening Princess, 2020, Kağıt üzerine yağlıboya ve kalem, 50x65cm
    3- Beril Gülcan, We're drowning, 2015, Hahnemühle Fine Art baskı, 54x95cm
    4- David Doğan Levi, Docial Sistance or Falms & Plowers, 2020, Tuval üzerine karışık teknik, 100x70cm

    0
    0
    2357
  • 01-07-2021

    Heather Hawk Feinberg’in duygularımızı kabullenmenin önemini vurguladığı, bilinçli farkındalık (mindfulness) üzerine bir hikâye anlattığı kitabı Ağlamak Yağmur Gibidir, Chamisa Kellogg’un resimleriyle Özlem Tutar’ın çevirisiyle İlksatır Yayınevi’nden çıktı.

    Yazarın ilk kitabı olan Ağlamak Yağmur Gibidir, 3 yaş ve üzeri çocuklara hitap ediyor. Çocuklara “Üzgün, kızgın, yalnız, kaygılı hissedebiliriz ama duygular hava olayları gibidir; gelip geçerler. Yeter ki onları anlayalım ve kabul edelim.” diyor.

    ​Ağlamayı yanlış mı anlıyoruz? İlla ters giden bir şeyler olduğu için mi ağlarız? Oysa yağmurdan sonra toprağın tazelenip yenilenmesi gibi ağladıktan sonra bedenimiz de sakinleşip tazelenmez mi?

    0
    0
    3404
  • 30-06-2021

    Sakıp Sabancı Müzesi digitalSSM Arşiv ve Araştırma Alanı, Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması projesi kapsamında hazırlanan Technological Arts Preservation adlı ilk e-kitabını yayımladı. Uluslararası bir niteliğe sahip olan kitabın editörlüğünü Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyeleri Selçuk Artut, Cemal Yılmaz ve Sakıp Sabancı Müzesi digitalSSM Arşiv ve Araştırma Alanı Yöneticisi Osman Serhat Karaman yaptı.

    Teknoloji yardımıyla üretilen ve teknolojiye ihtiyaç duyan sanat eserlerinin korunma yöntemleri ve kültürel mirası korumakla görevli kurumların yaklaşımlarını odağına alan Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması projesi, farklı disiplin ve uzmanlık alanlarından profesyoneller arasında işbirliği oluşturma ve bilgi paylaşımı sağlama amacını taşıyor.

    Proje kapsamındaki e-kitabın ilk bölümü, yazılıma dayalı sanat eserlerinin korunması, medya arkeolojisi, internet sanatı ve Web arşivleme konularını içeriyor. Bu bölümde aralarında medya arkeolojisi alanının kurucusu olarak kabul edilen Prof. Siegfried Zielinski’nin de yer aldığı ve INA (Institut national de l’audiovisuel), Rhizome, ZKM gibi önde gelen kurumların uzmanları tarafından kaleme alınan 12 makale yer alıyor.

    Kitabın ikinci bölümünde sanatçılar Alp Tuğan, Bager Akbay, Büşra Tunç, Can Büyükberber, Candaş Şişman, Ecem Dilan Köse, Eda Sütunç, Lara Kamhi, Onur Sönmez, Ozan Türkkan, Refik Anadol ve Selçuk Artut’un, eserlerinin korunmasıyla ilgili sorulara verdikleri cevaplar yer alıyor. Kitabın son bölümünü ise proje kapsamında 2019-2020 yıllarında Digilogue işbirliğiyle gerçekleştirilen etkinliklere ait içerikler oluşturuyor. Bu bölümde okuyucular, karekod yönledirmeleriyle proje kapsamında gerçekleştirilmiş konferansların video kayıtlarına da ulaşabiliyorlar.

    İngilizce olarak yayımlanan Technological Arts Preservation ile dijital kültürel mirasın geleceğe taşınması çalışmalarına özgün bir katkı yapması ve uluslararası referans kaynaklardan biri olması hedefleniyor. Kitaba Sakıp Sabancı Müzesi web sitesinden pdf ve epub formatlarında ücretsiz olarak erişebilirsiniz.

    0
    0
    2522
  • 30-06-2021

    İki Japon araştırmacı Yuzo Nagata ve Hikari Egawa’nın 1881-1921 yıllarına ait yüz yetmiş adet tiyatro afişi ve broşürünü çeşitli tiyatro temsillerinde seyirciye sunulan oyun programlarıyla birlikte değerlendirip modern çağ Türk tiyatrosu tarihi araştırmalarına katkı sundukları Bir Kentin Toplumsal Tarihi Açısından Osmanlı’nın Son Döneminde İstanbul’da Tiyatro ve Çevresi adlı çalışmaları Dergah Yayınları’ndan çıktı.

    Nagata ve Egawa, bu çalışmada Türk tiyatro tarihini hem dünya tiyatro tarihi içine yerleştirmeye, hem de Japon tiyatro tarihiyle bazı noktalarda karşılaştırmaya ve aralarındaki benzerliklere odaklanıyorlar.

    ​On dokuzuncu yüzyıl sonu İstanbul’unda, Batı’dan alınan tiyatro biçimleriyle geleneksel Türk tiyatrosu biçimlerinin kaynaşarak dinamik bir tiyatro çevresinin oluşturulduğu görülür. Buradan hareketle, Osmanlı’nın son dönemindeki İstanbul’u; Paris, Londra, Viyana hatta Tokyo gibi kentler ile aynı karakterde bir “tiyatro şehri” olarak yorumlamak mümkündür.

    ​Resim: Ressam Muazzez - "Orta Oyunu", 1954, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Resim Koleksiyonu

    0
    0
    2310
  • 30-06-2021

    Contemporary Istanbul Vakfı (CIF) ve Borusan Contemporary iş birliğinde gerçekleştirilen “Hareket Eden Anılar” başlıklı sergi, 6 Ağustos’a kadar Fişekhane bünyesinde yer alan sanat alanı Cocoon’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Teknolojinin sanat üzerindeki etkisinin giderek arttığı bir çağı, İstanbul gibi metropollerin yaşam deneyimi üzerinden ele alan sergide Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan 16 eser izleyiciyle buluşuyor. Sergi izleyiciyi çok katmanlı kentlerin barındırdığı duygular, hatıralar, sosyokültürel geçmiş, doğanın kentsel dokuyla uyumu gibi konular üzerinde düşündürmeye sevk ediyor.

    Küratörlüğünü Contemporary Istanbul Vakfı Sanat Direktörü Ayça Okay üstlendiği “Hareket Eden Anılar” başlıklı sergi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda yer alan fotoğraf ve yeni medya eserler arasından derlenerek hayata geçirildi. Güncel sanatın malzemelerinden biri hâline gelen teknolojinin gelişim yolculuğuna tanıklık eden bu sergide Olaf Otto Becker, Laurent Bolognini, Boomoon, Edward Burtynsky, Daniel Canogar, U Ram Choe, Reinhard Görner, Christa Sommerer & Laurent Mignonneau, François Morellet, Iván Navarro, Alan Rath, Daniel Rozin, teamLab, Frank Thiel ve Michael Wolf’un işleri yer alıyor. Yükselen katlar arasında kalan tarihi Fişekhane yapısının modüllerinin sergideki hareketli imgelere uyumundan hareketle, kent sakinlerinin karakteri, sosyokültürel birikimi, psikolojisi ve bulundukları coğrafyaya göre şekillenen ortak yaşam alanlarına değiniliyor.

    Contemporary Istanbul Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli sergi hakkında şunları söylüyor: “Vakfımızın çağdaş sanatı geniş kitlelerle buluşturma misyonu çerçevesinde, başarının aynı hedefleri paylaşan yurt içi ve yurt dışı kurumlarla iş birliğinden geçtiğine inanıyoruz. Borusan Contemporary ile gerçekleştirdiğimiz bu sergide çağdaş sanatın en yenilikçi ifade biçimlerini toplumun tüm kesimleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz. ‘Hareket Eden Anılar’ sergisi hem işlenen temalar hem de eserlerin uluslararası niteliği bakımından küresel bir sanat merkezi olma yolunda büyük yol kat etmiş olan İstanbul’un kozmopolit doğasıyla örtüşüyor. Yaşadığımız yoğun kentleşmenin sorunlarını çağdaş sanatın en yenilikçi teknikleriyle ele alan seçki, pandeminin olumsuz etkilerinden yavaş yavaş sıyrılmaya çalıştığımız bu günlerde bize sanat yoluyla bir yeni soluk alma olanağı sunuyor.”

    Borusan Contemporary Müdürü, Dr. Kumru Eren “güncel sanat sahnesinin uluslararası temsilcilerine ait video yerleştirmeleri, fotoğraf, ışık heykelleri, Artırılmış Gerçeklik gibi farklı pratiklere yer açan serginin, küresel bir kent tasavvuru inşa ediyor” olduğunu belirterek ekliyor: “Kültür kurumlarının pandemi koşulları nedeniyle yalnızlaştığı bir dönemde, koleksiyonumuzu Contemporary Istanbul Vakfı’nın değerli iş birliğinde, İstanbul’un kültür haritasını zenginleştiren Fişekhane sergi mekânında izleyiciyle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz.”

    ​“Hareket Eden Anılar” sergisi 6 Ağustos’a kadar Salı ve Cumartesi günleri arasında 10:30 - 18:00 saatlerinde Cocoon’da görülebilir.

    0
    0
    7170
DAHA FAZLA
Geldanlage