
Bilsart, Esra Gülmen’in “Rrrrivers” başlıklı sergisini 4 Ağustos - 14 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Akışta kalmak, zamanda salınmak, bu dönemin ruhunu içselleştiren çoğumuzun ortak arzusu... izleyicinin bu video aracılığıyla 2 dakika süreyle akışta kalmaları, kâğıt ve su gibi birbiri içinde eriyen, yok olan ama aynı zamanda senkronize olan maddeleri düşünmeleri istenir. Peki tüm bunların bir anlamı var mıdır, olmalı mıdır? Duygularımızın dalgası bizi akışta tutmaya yeterli midir?”
Künye: Esra Gülmen, Rrrrivers, Video, Kamera: Firat Gürgen, Berlin, Spree Nehri, 2021, 2’21’’
Melih Aşanlı’nın Kazdağları’nın birbirinden eşsiz hikâyelerini kaleme aldığı Kazdağları Öyküleri isimli kitabı Yeni İnsan Yayınevi’nin edebiyat serisinden çıktı.
Ekolojik mimarlık ve tasarım gibi konularda yayınlanmış iki eseriyle beğeni toplayan Melih Aşanlı, bu kez okuyucuyu kurgu ile gerçeğin birleşiminden meydana getirdiği edebiyat dünyasına taşıyor. Aşanlı’nın Geleneksel Yapı Teknikleri ve Benim Atölyelerim isimli kitaplarından sonra yayınevindeki üçüncü kitabı olan Kazdağları Öyküleri dünyadan ve birbirine bağlı hikâyelerden oluşuyor. İnsanın doğanın ayrılmaz bir parçası, bir bütünün iki penceresi olduğunu anlatan kitap hüzünlerin, mutlulukların, insana ait tüm duyguları şeffaf bir gerçeklikle aktarıyor.
2021’in başlarında “Hastane Koridorlarında” teklisini dinleyicilerle buluşturan Derin Sarıyer’in “Yangın Çıksa da” isimli yeni şarkısı yayımlandı.
“Yangın Çıksa da” şarkısının altyapısında, son dönem Derin Sarıyer’in şarkılarında ağırlıklı olan synth sesleri ön plana çıkıyor. Sözleri ve müziği Derin Sarıyer’e ait olan şarkının ana vokallerini ise Nilay Özkara üstleniyor. Düzenlemesini Derin Sarıyer’in yaptığı şarkının mix ve mastering aşamalarında ise Berk Bayri yer alıyor.
Nilay Özkara “Yangın çıksa da” şarkısı için şunları söylüyor: “Derin, bu şarkının taslağını gönderdiğinde heyecanla dinlemiş ve çok beğenmiştim. Söylerken birilerinin elinden tutup, onları düştükleri boşluktan, karanlıktan gerçekten çıkartacakmışız gibi hissettim.” ve ekliyor: “Derin, duygularını o kadar yalın ve güzel dile getirmiş ki! Kendimi bu şarkının içinde hissetmemi sağlayan şey, tam olarak bu!”
Derin Sarıyer’in “Yangın Çıksa da” isimli teklisini buradan dinleyebilirsiniz.
İzmir Alsancak’ta Temmuz ayında faaliyete geçen, temeli müziğe dayalı kültür sanat alanı Link, “Mesafe” başlıklı ilk sergisini 17 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Glob.Era iş birliğiyle düzenlenen sergide Adem Toprak, Ali Kanal, Alper Bıçaklıoğlu, Aysel Güneş, Barış Atal, Berna Dolmacı, Hanife Buğurcu, İlyas Hayta, Menekşe Uslu ve Orhan Çaçan’ın eserleri yer alıyor. Doğa ile aramızda oluşturduğumuz boşluğa dikkat çekmeyi ve bu boşluğu insan-mekân ilişkisi üzerinden tekrar sorgulamayı amaçlan sergide, eserlerin bir kısmında geri-dönüşüm veya organik malzemeler kullanılırken bir kısmı geleneksel tekniklerin günümüz yorumlarını yansıtıyor.
“İnsan merkezli çağ denildiğinde kastedilen insanın fiziksel varlık halinden ziyade baskın yetisi aklın sürdüğü egemenliktir, elbette. Doğa karşıtlığı ve hayvan oluştan korku “insan” fikrinin temelini oluşturur.
Dünya ile aramıza koyduğumuz boşluğun derinliği tam da dehşet verici düzeylere ulaştığında, insanlık olarak toplum organizasyonunun çöküşüne şahitlik ediyoruz. Distopik öngörülerin gerçeğe dönüştüğü, bilim kurgunun yeni normal olduğu şimdiki zaman, bizi ‘küresel’ kavramını yıllardır kullanılan ekonomik anlamı ötesinde algılamaya itiyor.
Mesafe, ilkel oluş ve uygarlık arasındaki bu çatışmadan beslenerek kendi dilinde aktardığı anlatısıyla bizleri sezgilerimizi hatırlamaya davet ediyor.”
“Mesafe” başlıklı karma sergi 17 Ağustos’a kadar İzmir’de yer alan Link’te ziyaret edilebilir.
Türkiye’de kültür incelemelerinin gelişmesinde, özellikle popüler kültürün sosyal teorinin “muteber” bir konusu hâline gelmesinde büyük rol oynayan Meral Özbek’e armağan olarak hazırlanan Parlak Yıldızlardık O Zaman isimli derleme İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Nilgün Abisel, Umut Tümay Arslan, Narin Bağdatlı, Hülya Bulut, Aylin Sayın Gönenç, Sibel Kır, Eser Köker, Feryal Saygılıgil, Seval Şahin, Bahadır Vural, Egemen Yılgür ve Levent Yılmazok’un katkılarıyla hazırlanan kitap okuyucuya sinemadan edebiyata uzanan yazılar, gündelik hayatın içindeki sınıf mücadelelerinin, toplumsal cinsiyet meselelerinin, insan varoluşunun canlı görünümlerini sunuyor.
“Postmodernizm rüzgârının şiddetli esintisinde modernizm zaten sıklıkla eleştirilmekteyken Meral Özbek’in yazdıklarında yeni olan, modernitenin açtığı imkânları da gösterebilmesiydi. Böylelikle modernite havada süzülen, sadece kavramlarla bezenmiş bir mega kavram olmaktan çıkıp, yeniden yere, bizlerin dünyasına inmiş ve daha da önemlisi, ‘Kimin yaşamı?’ (öyle ise ‘Kimin sosyolojisi?’) sorusunu bir kez daha ve kuvvetle gündeme sokmuştu. İngiliz Kültürel Çalışmalar geleneğinden beslenen bu bakış kültürün politik bir mücadele alanı olarak nasıl okunabileceğini gösteriyordu. (…) Meral Özbek, kültürün politikayla ilgisini, hem de diri ve dinamik bir politik kamusal alan olarak nasıl yeniden kurulabileceğini hatırlatır.”
Tülin Ural
KüçükÇiftlik Bahçe Olduğu Gibi Sunar sahnesinde 15 Ağustos Pazar akşamı Hey! Douglas müzikseverlerle buluşacak.
Yekte, Ayva Çiçek Açmış, Ölem Ben, İkimiz Bir Fidanın gibi klasiklere yaptığı cover’larla tanınan Hey! Douglas, vurmalı ve üflemeli enstrümanların eşliğinde çalacağı canlı setiyle KüçükÇiftlik Bahçe’de sahneye çıkacak. Sahne adı VEYasin ya da Hey! Douglas olarak bilinen ünlü DJ, yaptığı müziği “farklı enstrümanları birleştirerek geçmişle geleceği mikslemek” olarak tanımlıyor.
Akşamın açılışını Türkçe ve yabancı parçaları farklı bir yorumla sentezleyen Kerkayas yapacak. Kerkayas 2014 yılından beri Türkçe nostaljik parçalarla yabancı parçaları iç içe geçirerek ortaya müzik kokteylleri ortaya çıkartıyor. Asıl adı Süleyman Kerkaya olan ve Youtube’daki “Ekolayzırdeli” adlı kanalında Barış Manço’lu Shape Of My Heart, Neşet Ertaş’lı Daft Punk şarkılarıyla dinleyiciyi farklı müzik türlerinin ahenkli birleşimiyle eğlendiren Kerkayas bu kez de KüçükÇiftlik Bahçe’de dinleyiciyle buluşacak.
Club Marvy’nin sanat galerisi Atelier Marvy, Çağrı Saray’ın “Kökleri Başıboş ve Çoğul Hakkında” başlıklı sergisini 2 Ağustos - 21 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Saray’ın 2010’dan beri kullandığı, katman katman çoğalan ve sürekli hareket hâlindeki desenleri ile hayat bulan “Kökleri Başıboş ve Çoğul Hakkında” başlıklı sergi, sanatseverleri yazın sakinliğiyle tazelenen zihinlerinde, erk ve iktidar üzerine bir düşünce penceresi aralamaya davet ediyor. İmgelerin betimlenmesine olanak sağlayan bu yöntemi sanatçı erk ve iktidarın belleğimizde, ruhlarımızda ve bedenlerimizde yarattığı hasarı betimlemek için kullanmayı tercih ediyor. Bunları bir davranış biçimine dönüştüren Saray, bir mimari yapının tasviri, bir aile fotoğrafı veya belleğimizde titreşen nesneler gibi birbiriyle bağlantılı görünmez bir ağın parçaları olarak ele alıyor. Geçmişi bugün üzerinden bu parçalarla şekillendiren Saray’ın eserlerinde hiçbir imge mutlak ve net değil, belleğimizdeki izler gibi sürekli hareket hâlinde. Her an kaybolma ile yepyeni formlar oluşturma arasında imgeler birbirleriyle ilişki kuruyor.
Çağrı Saray’ın “Kökleri Başıboş ve Çoğul Hakkında” başlıklı kişisel sergisi 2 Ağustos - 21 Eylül tarihleri arasında Atelier Marvy’de ziyaret edilebilir.
Güzide Sabri’nin karasevda romanı denince ilk akla gelen eseri Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi ve yazarın bu kitaptan 18 yıl sonra devam kitabı olarak yazdığı Nedret, yenilenmiş baskılarıyla bir kez daha Can Yayınları’ndan yayımlandı.
Güzide Sabri’nin iki defa filme alınmış kült romanı Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, sonraki yıllarda yazılmış birçok aşk romanını da etkilemiş, öncü bir eser olarak görülmekte. Güzide Sabri’nin Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi’nin devamı olarak, ondan 18 yıl sonra yazdığı Nedret isimli romanı ilk kitabın talihsiz kahramanı Fikret’in kızı olan Nedret’in hikâyesine odaklanıyor. Kitapta yüzünü bile hatırlamadığı annesinden kalan notlarla ve mazide kalmış hikâyenin kahramanı insanların hayatına girmesiyle geçmişin puslu perdesini aralamaya çalışan Nedret, kendini annesininkine hiç de uzak olmayan yeni bir aşk hikâyesinin ortasında buluyor.
“Ah, ben bu zaafı onların yanında neden göstermiştim? Şimdi ne kadar utanıyorum! Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Bunu ancak yine metanetimle tamir edebileceğimi düşündüm. Bu anda her şeyden, hatta kendimden bile iğreniyordum. Artık beyhude yorgunluk, bu faydasız didişmeden bıktım... Gözlerimden akan yaşlar, ruhumda yanan ateşle kurumuştu.”
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi
“Nedret burada birkaç defa kendi duygularına daldı. Kalbinin derin bir köşesinde, kendisine gizli gizli gülümseyen, ümide benzer bir şey vardı. Tekmil varlığını, ince ipek bir ağın cazibesi sarıyor, bunun düğümlerini ezelî bir kudretin yardımıyla bağlıyordu. Şu dakikada öksüzlük ve kimsesizlik eleminden daha acı bir mahrumiyet ıstırabı hisseden Nedret tahammülü kıran bir ruh mücadelesi içinde çırpınıyordu. Gözlerinde süzgün bir yeis vardı. Genç ve güzel çehresinin ince hatları üzerinde, geçen günlerin, ölmüş kurumuş hayallerinin gamlı ve solgun gölgeleri dolaşıyordu.”
Nedret
Baba Sahne’nin Bir Baba Hamlet oyunu artık iki farklı cast ile sahnelenecek ve Şevket Çoruh’a yaz ayları boyunca Günay Karacaoğlu eşlik edecek.
William Shakespeare’in en ünlü oyunlarından biri olan Hamlet’i farklı bir yorumla sahneye taşıyan Bir Baba Hamlet, 30 Temmuz’da İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda, 13 Ağustos’ta Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda, 25 - 26 Ağustos’ta KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu’nda, 27 Ağustos’ta Bozcaada Kalesi’nde, 29 Ağustos’ta ise Bergama Asklepion Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak. Sahnelendiği ilk günden bu yana kapalı gişe oynayan oyunun yeni sezonunda Şevket Çoruh’a, Murat Akkoyunlu ve Günay Karacaoğlu dönüşümlü olarak eşlik edecek. 2021 yazı boyunca farklı şehirlerde sahnelenecek oyun hiç azalmayan temposuyla izleyiciyi dolu dolu gülmeye davet ediyor.
Baba Sahne’nin çok ödüllü prodüksiyonu Bir Baba Hamlet, dünya literatürünün en önemli oyunlarından biri olan Hamlet’i şarkılarla, danslara, sürekli değişen bir dekorla ve kılıktan kılığa giren karakterlerle harmanlayıp tepetaklak bir yorumla sahneye koyuyor. Oyun Sebastian Seidel’in özgün metni, Yücel Erten’in çevirisi ve Baba Sahne’nin yorumuyla izleyiciyle buluşuyor. Emrah Eren’in yönetmenliğini üstlendiği oyunda izleyiciler de zaman zaman oyuna dahil oluyor.
“Kalaslarından dekor, heveslerinden oyun yapmak üzere yola çıkmış iki cüretkâr oyuncu, kendilerine kurban olarak Shakespeare’in başyapıtı Hamlet’i seçmişlerdir. Cansiparane bir cesaretle seyircinin önünde buna yeltenirler, ama kısa sürede temsil ‘can havli’ne dönüşür. Biri, oyunculuk için istediği ortamı bulamadığı anlaşılan Shakespeare uzmanı gibi davranan yarım porsiyon aktör; diğeri de şarkı söyleme hevesiyle sürekli müzikallerden dem vuran bir şaşkın... Eli yüzü düzgün, başı sonu belli, dört başı mamur, babalar gibi bir Hamlet düşlerlerken, ortaya çıkan kepazelik Bir Baba Hamlet’e döner. ‘Ha unutmadan, çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda!’”
Pera Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı “Zevk Meselesi” ve “İmkânsız Eve Dönüş” sergileri 8 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
“Zevk Meselesi” başlıklı grup sergisi ortaya çıktığı 19. yüzyıldan bu yana anlamı değişikliğe uğrayan kitsch kavramının günümüz görsel kültürüyle kurduğu yakın ilişkiye ve beğeninin şekillenmesindeki kritik rolüne odaklanıyor. 13 sanatçı ve kolektifin işlerini bir araya getiren sergi sınıfsal bir gösterge olarak beğeni kavramını ele alıyor, estetik anlayışın Doğu ve Batı’ya atfedilen değerlerine bakıyor, yüksek sanata karşın kitle kültürünün yükselişine odaklanıyor ve nesne kültüründen dijital kültüre geçiş sürecinde şekillenen görsel dilin sanatla kurduğu ilişki üzerine, serginin sanatçılarıyla diyalog içinde kitsch kavramının bugünkü zengin kullanımlarını araştırmayı hedefliyor. “Zevk Meselesi” hem nesneler hem de 90’ların başından itibaren internette egemen olan görsel dil üzerinden, toplum yapısındaki sınıfsal ayrışmayı güçlendiren beğeni kavramını sorguluyor.
Ressam, yazar ve şair Etel Adnan’ın yüz yıla yaklaşan yaşamının tüm üretim dönemlerini kapsayan retrospektif niteliğindeki “İmkânsız Eve Dönüş” başlıklı sergi, Etel Adnan’ın sanatsal üretimlerini ve farklı dönemlerde yapılmış söyleşilerin kayıtları sanatseverlerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Serhan Ada ve Simone Fattal’in üstlendiği sergide, “birden fazla alanda ustalaşmış sanatçının” pratiğinin bir parçası olan seramikler, halılar, leporellolar (akordeon defterler), yağlı boya çalışmalar, desenler, baskılar ve sanatçının bir de filmi yer alıyor.
“Zevk Meselesi” ve “İmkânsız Eve Dönüş” sergileri 8 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nde görülebilir.