GÜNDEM
  • 24-01-2022

    Doğu Yücel’in kaleme aldığı Mitat Karaman karakterinin Kimdir Bu Mitat Karaman? romanıyla başlayan hikâyesi Beter Ol Mitat Karaman! ile devam ediyor. Soru işaretini, ünlem işaretinin takip ettiği serinin yeni romanı da Can Yayınları tarafından yayımlandı.

    Yücel, Beter Ol Mitat Karaman!'da Cennet Apartmanı'na sığmayıp tüm bir şehre yayılan daha sert, daha absürt, daha canlı ve heyecanlı, daha edepsiz ve her daim daha "yalnız" bir hikâyeyle okurların karşısına çıktı. Kitabın kapak illüstrasyonunu ve bölüm vinyetlerini Ersin Karabulut çizdi.

    Hayat mücadelesinde yine tek başına kalan Mitat gizli topluluklar, atölyeci yazarlar, yaşam koçları, estetik cerrahlar, Wattpad okurları, gamer'lar, cosplay'ciler ve çeşitli hayvanların da dahil olduğu bambaşka bir savaşın merkezinde bulacak kendini.

    “Mitat bir gıcık oldu, herkesin ama herkesin şu hayatta bir destekçisi vardı, kimin başına bir haksızlık gelse en az bir kişi çıkıp onun için "yalnız değildir" hashtag'i açardı.

    Mitat Karaman dışında. Olur da bir gün Mitat haksızlığa uğrarsa, başına bir iş gelirse bir kişi, bir Allah'ın kulu bile arkasından "yalnız değildir" diye yazmayacaktı.

    O bir istisnaydı.

    Mitat önceki tweet'lerini sildi. Kimliğini açık etme pahasına yeni bir tweet girdi, yeni bir hashtag açtı, kimsenin desteklemeyeceği, sonsuza kadar tek başına kalacak bir hashtag…

    #MitatKaramanYalnızdır”

    0
    0
    1679
  • 23-01-2022

    The Ringo Jets, iki yıl ardan sonra İstanbul konseriyle 26 Ocak Çarşamba günü saat 21.00’de Zorlu PSM %100 Studio’da müzikseverlerle buluşacak.

    Gitarlarda Tarkan Mertoğlu ve Deniz Ağan ile davulda Lale Kardeş tarafından 2012 yılında İstanbul’da kurulan The Ringo Jets, pandemi sebebiyle ara verdiği canlı performanslarına İstanbul konseriyle devam ediyor. Grup bu konserde Ringo klasiklerinin yanı sıra Yadigâr ve Unlimited Lunch Pack EP’lerini baştan aşağı ilk kez çalacak.

    26 Ocak Çarşamba saat 21.00’de gerçekleşecek The Ringo Jets konserinin biletine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    710
  • 23-01-2022

    İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, Mahmut Celayir’in “Peykerun” başlıklı kişisel sergisini 16 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    30 yılı aşkın sanat hayatında, doğduğu ve yaşadığı Anadolu doğasını yorumlayan puantilist eğilimli resimleriyle tanınan Celayir’in 1970’lerden günümüze uzanan doğa manzarası üstüne temellenmiş eser üretiminin önemli bir kesitini izleyiciye sunan sergi, yerel malzemeden yola çıkarak çağdaş bir dil oluşturmanın panoramasını çiziyor.

    Mahmut Celayir “Peykerun” sergisini şu sözlerle anlatıyor: “Yaz aylarının bol ışıklı aydınlık günlerini hep, içinde büyüdüğüm Bingöl’ün bir dağ köyünde geçiririm. Burada, doğa içinde yolculuklar, gezintiler yaparım. Bu yolculuklar bir şeyleri aramanın başlangıcıdır ve her şey bununla başlar. Peykerun bu yolculuklarda çoğunlukla kendimi içinde bulduğum yükseklerde gene çocukluk anılarımla yüklü, terk edilmiş bir yayla alanıdır. Kelime olarak Zazaca taşların ötesindeki yer anlamını taşır. Buranın çok çeşitli bitki örtüsünden gelen renk ve form zenginliği bana hep büyülü kozmik bir hareketliliği hissettirdi ve arındırdı. Varoluşumuzun görsel ve düşünsel ipuçlarını bir anlamda verdi. Burada beni besleyen; organik, coşkulu ve yaşamsal bir dokuyu hep yeniden keşfetmiş gibi oldum. Peykerun zamanla benim için sanatsal sorgulamalarla yüklü; simgesel, mitik ve düşsel bir varoluş alanına dönüştü.”

    Sergiye ayrıca Peykerun isimli Türkçe - İngilizce bir kitap da eşlik ediyor. Sergideki eserlerin yer aldığı kitap için Beral Madra bir yazı kaleme aldı.

    Beral Madra kitapta yer alan “Antropolojik Manzararalar” başlıklı yazısına şu sözlerle başlıyor: “Türkiye’de 1970’lerden 2022’ye, sanatçı olarak yaşayan, üretim yapan, çalışan bir kişinin üretimini bütüncül bir sergi düzeninde izleyiciye sunmanın toplumsal ve kültürel açıdan sorumluluğu, işlevi ve amacı vardır. Toplumu kültürünü zenginleştiren bu kişi hakkında kapsamlı olarak bilgilendirmek, sanatçıya hak ettiği değeri ve görünürlüğü vermek, üretim birikiminin yansıttığı görsel, düşünsel bilgiyi göstermek gibi işlev ve amaçların toplamından daha değerli bir özellik, sanatçı ile birlikte kültürel belleğin yaşatılmasıdır. Küresel bağlamda insanlığın içinden geçmekte olduğu hakikat-sonrası düzende hakikat yeni bir anlam yükleniyor. Bellek bu düzenin karşısındaki hakikate ulaşma iradesinin en etkin ögesidir. Bu sergide iki boyutlu bir belleğin izi sürülüyor: Bir kurumun kültürel belleği yaşatma iradesi ve bir sanatçının tüm üretim sürecinde doğanın belleği, geleneksel ve tarihsel bellek ve bireysel bellek üstüne yapılanmış bir görsel görüngüyü ve dili yaratması.”

    ​Mahmut Celayir’in “Peykerun” başlıklı sergisini 16 Nisan tarihine kadar İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    3845
  • 23-01-2022

    İngiliz çocuk edebiyatı elçisi Michael Morpurgo’nun nefretin ve savaşın gölgesinde büyüyen Lorenzo adında ''özel'' bir çocuğun hikâyesini anlattığı kitabı Flamingo Çocuk, İpek Güneş Çıgay’ın çevirisiyle Tudem Yayınları’ndan çıktı.

    Morpurgo, hayata bir atlıkarıncanın sırtından bakan iki çocuğun gördüklerini ve yaşadıklarını kalplere dokunan bir hikâyeye dönüştürürken bir yandan da insanlar ve hayvanlar arasında kurulan tarifsiz bağı sözcüklerin gücüyle yeniden tanımlıyor. Flamingo Çocuk, kemikleşmiş kimi değer yargılarının toplum üzerindeki yansımalarını odağına alırken farklılıkları nedeniyle ötekileştirilip dışlanan bireylerin maruz kaldığı ayrımcılığı ve zorbalığı güçlü bir şekilde betimliyor.

    ​Lorenzo, annesi ve babasıyla birlikte Fransa'nın güneyinde, etrafı flamingolarla çevrili bir çiftlikte sakin bir yaşam sürüyordu. Diğer çocuklardan farklıydı o; okuma yazma bilmemesine ve hatta doğru düzgün konuşamamasına rağmen olağanüstü bir yeteneği vardı: Hayvanları iyileştirmeyi, onlarla iletişim kurmayı çok iyi biliyordu. Günlük rutinine sıkı sıkıya bağlı, yeniliklere kapalı Lorenzo'yu iyi hissettiren şeylerin başında müzik ve kent meydanındaki atlıkarınca geliyordu. Tabii bir de en yakın dostu Kezia ile vakit geçirmek. Derken bir gün, etrafı Alman askerleri sardı; gökyüzünden bir flamingo yere düştü, atlıkarınca durdu, müzik sustu. Ve her şey değişti...

    0
    0
    2982
  • 22-01-2022

    Kadıköylü synth-pop üçlüsü Klor’un yeni şarkısı “Yeni Bir Gün” GROW etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Kısa ve karamsar kış günlerini renklendirmeyi amaçlayan “Yeni Bir Gün” 80'lerin synth tabanlı enstrümanları ve özgün tarzıyla dinleyiciyi kış günlerinin soğuk havasından çıkarıp sıcak iklimlere götürüyor. Şarkının sözleri Deniz Dağlar Atalay, Ege Öztayfun, Onur Sherifi’ye, mix ve mastering’i Burak Ataş - Maven Mastering’e, artwork’ü Ege Öztayfun’a ait.

    Kadıköy’de yaşayan üç arkadaştan oluşan synth-pop grubu Klor, geçtiğimiz eylül ayında “Gel Bi Benle” isimi teklisini yayımlamıştı. Grup “Yeni Bir Gün” şarkısı ile dinleyenlerini kötü günlerin hissettirdiklerinden uzaklaştırırken geçmiş şarkılarıyla başladığı yolculuğa devam ediyor. 

    Klor’un “Yeni Bir Gün” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1255
  • 22-01-2022

    Galeri Siyah Beyaz, Kirkor Sahakoğlu’nun birbirine tezat oluşturan fikir ve kavramları bir araya getirdiği “Zıt” başlıklı kişisel sergisini 4 Şubat - 5 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Zıt” başlıklı sergide Sahakoğlu’nun birbirine tezat oluşturan fikir ve kavramların önce çatıştığı sonra birliktelik oluşturduğu eserleri rastlantısal bir şekilde bir araya geliyor. Sergide sanatçının farklı renk paletlerinde boya katmanlarının üç boyutlu ve plastik etkisinin öne çıktığı soyut resimleri yer alıyor.

    Kirkor Sahakoğlu sergiyi şu sözlerle anlatıyor: “Siyah ile beyaz, soğuk ile sıcak, bilinç ile bilinçaltı veya kurgu ile rastlantısal kadar ‘zıt’ fikirlerin korkmadan, öylesine, her şeyi kendi akışına bırakıp o muhteşem birlikteliğe kavuştuğu bir sentez bu.”

    Kirkor Sahakoğlu’nun “Zıt” başlıklı kişisel sergisini 4 Şubat - 5 Mart tarihleri arasında Ankara’da yer alan Galeri Siyah Beyaz’da ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Kavaklıdere sokak 3/1-2 Şili Meydanı Ankara

    0
    0
    1768
  • 22-01-2022

    Genevieve Gornichec’in İskandinav mitolojisinin göz ardı edilen ancak kıyametin gelmesinde doğrudan rol oynayan buz devi cadı Angrboda’nın hikâyesini anlattığı kitabı Cadının Yüreği, Ceren Gürein’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Library Journal’ın, “Madeline Miller'ın ‘Ben, Kirke’sini sevenler için birebir” dediği Cadının Yüreği, okura İskandinav tanrılarının puslu diyarına uzanan benzersiz bir yolculuk şansı veriyor. Loki’nin Asgard tanrılarından gizlediği eşi; Fenrir, Hel ve Jormungundr’un annesi; Odin’in alt edemediği rakibi Angrboda, bu kibirli tanrılar dünyasında kendi destanını yazma fırsatına ilk kez kavuşuyor.

    “Derler ki, yaşlı bir cadı yaşarmış doğuda…

    Bu cadı güneş ve ayı kovalayan kurtlar getirmiş dünyaya.
    Derler ki, Asgard’a gitmiş ve üç kez ateşe verilmiş, üç kez yeniden doğmuş kaçmadan önce. Derler ki, eşsizmiş büyüsü, kâbusuymuş tanrılar tanrısı
    Odin’in bile. Derler ki, yaralı dudakları ve sivri dili olan bir adamı sevmiş,
    Loki derlermiş adına. Derler ki, doğurduğu çocuklar tanrıların alacakaranlığını, Ragnarök’ü getirmiş. Ve yine derler ki, kendisi direnmiş Ragnarök’ün alevlerine sonuna kadar, kalbi dışında her şey bir kez daha küle dönene kadar.
    Ancak kimisi onun hâlâ yaşadığını söyler.

    İnsanlar ölür, tanrılar ölür ama o yaşamaya devam eder…”

    0
    0
    9780
  • 21-01-2022

    Mor ve Ötesi uzun bir aranın ardından yeni albümü Sirenler’i yayımladı. 11 şarkının yer aldığı albüm, üç bölümden oluşuyor. Birbirlerine birer bağ şarkı ile bağlanan bu üç bölümde de üçer şarkı bulunuyor.

    Bir konsept albüm niteliği taşıyan Sirenler’deki bu üç bölüm, birlikte var olan üç farklı zamana ve üç farklı duygu durumuna işaret ediyor. Mor ve Ötesi albümden “Forsa” ve “Dünyaya Bedel” şarkılarını yayımlamış ve büyük beğeni toplamıştı. Grubun 8. stüdyo albümü olan Sirenler’in hazırlık sürecini tasarım direktörü Koray Doyran ve kreatif direktör Sami Basut yürüttü.

    Mor ve Ötesi albümde fotoğraflarda Emre Ünal, kapak illüstrasyonunda Aykut Aydoğdu, animasyonlarda Mahmut Kalyoncu ve grafik tasarım uygulamalarında yine Koray Doyran ve Ataberk Akalın’la çalıştı.

    Mor ve Ötesi’nin yeni albümü Sirenler’i buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    3570
  • 21-01-2022

    I ME CE, Barın Han’ın ev sahipliğinde 26 Aralık 2021 itibariyle başladığı bir aylık atölye çalışmasını sergiye dönüştürüyor. Seramik, video, enstalasyon, edebiyat, dans ve müzik gibi birçok farklı disiplinden üreticiyi bir araya getiren bu atölye sürecinin çıktıları ve üretim süresince kaydı tutulan arşivle beraber “I ME CE 2.0” başlığı altında 29 Ocak’a kadar Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Esra Önel ve Mina Gürsel Tabanlıoğlu tarafından hayata geçirilen, ortak amaca hizmet etme usulü “imece”nin sanat alanında nasıl deneyimleneceğini sorgulayan sanat oluşumu I ME CE’nin Barın Han’ın ev sahipliğinde gerçekleştirdiği, sanatçının fikir sürecinden, eserin son formuna kadar tüm dönüşümünün kaydının tutulduğu ve izleyiciyle paylaşıldığı bu süreç̧, 21 Ocak’ta (bugün) ziyaretçilere tamamen açık hâle geliyor.

    Açık çağrı ve davet yoluyla atölye çalışmasına dahil olan sanatçılar, çalışmalarında üç̧ temel fikirden yola çıkıyor; “Barın Han’ın mekânsal özellikleri, tarihi ve çevresi”, “Barın Yazı ve Cilt Atölyesi’nin kurucusu merhum Hattat Emin Barın’ın icraatları” ile “Bir aylık üretim sürecinde gerçekleşen kişiler arası ve mekanla olan etkileşimler”. Atölye boyunca ortaya çıkan eserler, açılış̧ gününe kadar tamamlanmak zorunluluğunu taşımıyor. Kimi eserler, sergi açılışından itibaren 29 Ocak tarihine kadar soyuttan somuta dönüşüm sürecine devam edecek. Mekânsal değişimi ön plana alan bu projeye atölye süresi boyunca yeni katılımcılar sürece dahil olabilecek.

    “I ME CE 2.0” katılımcıları: Alican Bekoğlu, Alper Goldenberg, Berfin Bilken, Beybin Başerdem, Ce_lab, Çağla Meknuze, Ecem Arslanay, Ecem Karslı, Esra Önel, İrfan Muhassıloğlu, Kaan Walsh, Lara Erdir, LÜTFÜ, Mina Gürsel Tabanlıoğlu, Numan Okutan, Selin Nisa Açıkel, Umut Erbaş, Yunus Aras, Zeynep Aslanoba.

    Atölye ve sergi sürecinin yazılı kaydı, akademisyen ve eleştirmen Ecem Arslanay tarafından tutuluyor. Bu yazı dizisi dört hafta boyunca Unlimited dergisinde yayımlanacak.

    “I ME CE 2.0” başlıklı sergi 29 Ocak tarihine kadar 12.00 - 19.00 saatleri arasında Barın Han’da ziyaret edilebilir.

    Adres: Boyacı Ahmet Sokak, NO: 4, Çemberlitaş/ İstanbul

    Fotoğraflar: Kaan Walsh

    0
    0
    1078
  • 21-01-2022

    Yiğit Bener’in kara mizah anlatılarıyla öteki kuruntularımıza dokunduğu öykülerden oluşan yeni kitabı Öteki Kuruntular, Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Bener, öykülerinde akşamın karanlığında ıssız bir sokakta yürürken duyulan endişeye, depremi düşünmenin bile yüreğimizde yarattığı sarsıntıya, ekonomi-politik gölgesinde gelecek kaygılarımıza hatta Covid-19’a bile yer veriyor.

    ​En çok ne tedirgin eder sizi? Düşündükçe tasalandıran, aklınıza geldikçe bunaltan, hatta korkutan… Aklınızdan uzaklaştırmaya çalıştıkça karnınıza ağrılar saplayan… Bunları aklından hiç geçirmemiş, kuruntulara kapılmamış olanımız var mıdır? Kendimizi ikna etsek bile “Sonuçta, benden öte bir ben yok mu benden içeri? Bir başka ben, öteki ben…” ikna oluyor mu?

    0
    0
    2110
DAHA FAZLA
Geldanlage