
Hüsnü Arkan, Anadolu turnesi kapsamında şubat ayı boyunca 11 farklı ilde 13 konser verecek.
Hüsnü Arkan turneye 2 Şubat’ta Gebze’de verdiği konserle başladı. Arkan, 6 Şubat Pazar günü (bugün) İstanbul Esenyurt’ta, Gölge Kültür Sanat Merkezi’nin 10. yıl etkinliğinde dinleyicilerle buluşacak. Yazdığı ve bestelediği şarkılar kadar yorumculuğuyla da tanınan Hüsnü Arkan, 28 Şubat’ta Samsun’da vereceği turnenin son konserine kadar sevilen şarkılarını 11 farklı ilde seslendirecek. Konserlerin biletlerine Passo ve Biletix’ten satın alabilirsiniz.
Hüsnü Arkan Turne Programı:
6 Şubat – Esenyurt Belediyesi Kültür Merkezi
16 Şubat – Aksaray Kültür Merkezi
17 Şubat – Mersin Yenişehir AKM Barış Salonu
18 Şubat – Adana Hayal Kahvesi
19 Şubat – Antakya Atlı Spor Kulübü
21 Şubat – Artuklu Üni. Rektörlüğü AKM
22 Şubat – Batman İl Kültür Merkezi
23 Şubat – Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür Merkezi
24 Şubat – Malatya Kemal Sunal Salonu
26 Şubat – Sivas Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi
27 Şubat – Tokat 26 Haziran Kültür Merkezi
28 Şubat – Samsun Atakum Sanat Merkezi
Gülen Eren’in “Ayaklarımın Altındaki Toprak” başlıklı kişisel sergisi M. Wenda Koyuncu küratörlüğünde 26 Şubat tarihine kadar KOLİ Art Space’de sanatseverlerle buluşuyor.
Gülen Eren’in farklı disiplinleri bir arada kullandığı sergi, sanatçının son yıllardaki üretimlerinden oluşuyor. “Ayaklarımın Altındaki Toprak” insan belleğini yaralı bir haritadan ibaret kılan, ruhsal dünyası üzerinde kederli oyuklar açan çeşitli toplumsal, siyasi ve psikolojik hâlleri bir araya getiriyor. Sergi izleyiciyi bütüncül bir dünya imgesini oluşturmanın imkân dışılığını sorgulamaya davet ediyor.
Sanatçı sergide form ve malzemeye dönük araştırmalarını kişisel ve politik meselelere bakışındaki özgün yorumuyla bir araya getiriyor. Eril tahakküm dünyasında bütünsel bir beden ve benlik inşasının imkânsızlığını görünür kılan sergi; tesadüfi, olağan, gelip geçici gibi görünen bir takım psikolojik fenomenlerin ruhta ve bedende katılaşan imgelerini izleyiciye sunuyor. İmgelerinde hiçbir temsiliyet rolüne girmeyen sanatçı, politik şiddetin yarattığı mağduriyetleri kendi belleği ve duygusundaki karşılığını ele alıyor. Sanatçı yaşadığı coğrafyada cereyan eden bazı adalet ve vicdan kanatan meseleleri kendi yaşadıklarıyla içe içe geçirip yorumluyor. Eren yaşanan travmaları yeniden ayağa kalkmanın ve tekrar düşünmenin bir imkânı olarak görselleştiriyor. Eren’in çalışmaları Birhan Keskin’in Karıncalar adlı şiirinde geçen “ayaklarımın altındaki toprak...” dizesine atıfla bir araya geliyor.
Gülen Eren’in “Ayaklarımın Altındaki Toprak” başlıklı kişisel sergisini 26 Şubat tarihine kadar KOLİ Art Space’de ziyaret edebilirsiniz.
Per Petterson’un Lanet Olsun Zaman Nehrine ve Benim Durumumdaki Erkekler romanlarında tanıştırdığı kahramanı Arvid Jansen’in hikâyesini anlatmaya devam ettiği Ardından, Nesrin Demiryontan’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
Ardından, donmuş nehrin altındaki dip akıntısını, şahdamara uzak bir yerde yeniden atmaya başlayan nabzı, ancak dibi gördükten sonra yükselen bir neşeyi getiriyor akla. Her şeyin ardından, dışa vurmaya cüret eden küçük bir kıpırtı. Evlat, kardeş, sevgili, koca ve baba olarak kendini yenilmiş hisseden, vasat yazarlık kariyeri zaman içinde sönüp gitmiş kırk üç yaşındaki Arvid Jansen’in ağabeyinden başka kimsesi kalmamıştır. Ne var ki kardeşinin tam zıddı gibi görünen tuzukuru David de hayatının dizginlerini elinden kaçırmaya başlamıştır.
“Uzun, çok uzun zamandır sıkışmış olan göğsüme usul usul boşluk pompalıyorum, içimdeki sessizlik etrafımı saran sessizlikle uyum sağlayana dek. Sırtımı çam iğnelerine vererek tekrar uzanıyorum ve buz gibi soğuk havayı solumak iyi geliyor. Ağaç gövdelerinin arasından, tamamen açık ve yıldızlarla dolu gökyüzüne bakıyorum ve o yavaşça dönüyor, tüm dünya yavaşça dönüyor ve muazzam bir boşluk oluyor. Sessizlik her yerde, yıldızlarla benim aramda hiçbir şey yok ve bir şey düşünmeye çalıştığım zaman, hiçbir şey düşünmüyorum. Gözlerimi kapatıyorum ve kendime gülümsüyorum.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve Zorlu PSM, İKSV’nin 50. yıl kutlamaları kapsamında, Zürih Balesi’nin Anna Karenina gösterisini 27 ve 28 Haziran’da Zorlu PSM’de sanatseverlerle buluşturuyor.
Önde gelen bale topluluklarından Zürih Balesi’nin Anna Karenina gösterisi, Palo Alto Networks’ün özel gösteri sponsorluğunda, havayolu partneri Türk Hava Yolları’nın desteğiyle ve Pro-Helvetia’nın iş birliğiyle 27 Haziran Pazartesi ve 28 Haziran Salı akşamları Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak. Tolstoy’un aynı adlı eserinden sahneye uyarlanan Anna Karenina, koreograf Christian Spuck imzalı ve çoğunlukla Neoklasik dansa dayalı koreografisi, Rachmaninov’dan Lutoslawski’ye uzanan müzikleri ve Zürih Balesi dansçılarının performanslarıyla izleyiciye farklı bir deneyim sunuyor. Etkinliğin biletlerine 14 Şubat’tan itibaren passo.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
2012 yılında iki gösteriyle İstanbul Müzik Festivali’nde izleyiciyle buluşan Zürih Balesi, ödüllü sanat direktörü Christian Spuck’ın yanı sıra William Forsythe, Sol León/Paul Lightfoot, Jiří Kylián, Mats Ek ve Crystal Pite gibi ünlü koreograflarla da düzenli olarak iş birliklerine imza atıyor.
Filozof, sosyolog ve hukuk teorisyeni Renata Salecl’ın insanlık durumunun daima bir parçası olduğunu savunduğu “cehalet”i ve bağlantılı olarak “inkâr” kavramını masaya yatırdığı çalışması Cehalet Tutkusu, Şafak Tahmaz’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Salecl, felsefeden, psikanalitik ve sosyal teoriden, popüler kültürden ve kendi deneyimlerinden yola çıkıp Lacan, Foucault, Claude Lévi-Strauss gibi isimlerin argümanlarına referanslarda bulunarak cehaletin sosyal ve psikolojik nedenlerini inceliyor. Hem travmatik bilgiye ulaşmaktan kaçınan insan doğasını hem de ideolojik mekanizmaları sekteye uğratacak bilgiyi inkâr yollarını insanlık durumu üzerinden açıklıyor. Kasıtlı cehaletin bilhassa kriz anlarında olumlu bir yanının da olabileceği fikrini dile getiriyor; cehaletin güce nasıl dönüşebileceğini disiplinlerarası örneklerle aktarıyor.
Okura cehaletle ilgili kapsayıcı bir portre çizen bu kitap, cehalet tutkusunun aşktan hastalığa, travmadan genetiğe, adli tıptan büyük veriye kadar hayatımızın pek çok alanını nasıl etkilediğine dikkat çekiyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)’nin 50. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında Nick Cave & The Bad Seeds, 21 Ağustos’ta Parkorman’da müzikseverlerle buluşacak.
Avustralyalı sanatçı Nick Cave, 2018’de İstanbul Caz Festivali kapsamında verdiği konserden sonra ilk kez İstanbul’a geliyor. Nick Cave & The Bad Seeds, 1984’teki ilk albümleri From Her To Eternity’den itibaren toplam 17 stüdyo albümü yayımladı. "Right Hand", "Into My Arms", "Jubilee Street" gibi şarkıları ile tanınan grubun albümleri dünyanın dört bir yanında beş milyondan fazla sattı.
Nick Cave & The Bad Seeds’in 21 Ağustos’ta Parkorman’da gerçekleştireceği konserin biletleri 7 Şubat’ta Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışın ardından, 14 Şubat Pazartesi genel satışa passo.com.tr üzerinden çıkacak.
Elgiz Müzesi, gelenekselleşmiş yaz teras sergilerinden farklı olarak bu yıl ilk defa bir kış seçkisini sanatseverlerle buluşturuyor.
Elgiz Koleksiyonu’ndan eserlerin yer aldığı bu kış seçkisindeki heykeller müze girişindeki heykel üçgeninden başlayarak izleyiciye sunuluyor. Müzenin iç mekânındaki resimlerin arasında Stephan Balkenhol, Liam Gillick ve Erwin Wurm gibi sanatçıların eserleri yer alıyor. Terasta kış seçkisinde ise koleksiyona farklı dönemlerde eklenen Caner Şengünalp, Levent Ayata ve Marianne Vitale gibi sanatçıların heykelleri bulunuyor. Müzenin açık hava alanında yer alan heykeller, günün değişen ışığı ve şehrin manzarasıyla birleşerek izleyiciye farklı bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
On senedir gelenekselleşmiş olan açık hava heykel sergileri düzenleyen Elgiz Müzesi, heykellerin sanatseverlerin bahçelerinde, iş yerlerinde veya otellerinde yer bulmasına fırsat veriyor. Elgiz Müzesi, Sarıyer Belediyesi ile yaptığı iş birliği kapsamında Ümit Turgay Durgun’un heykelini Maslak Meydan Sokak ile Dereboyu Caddesi’nin kesiştiği noktada oluşan meydanda sanatseverlerle buluşturuyor. Ayrıca Barkın Çoşkun’un heykeli Veko Giz Plaza girişinde, İmdat Avcı’nın heykeli ise Spring Giz Plaza girişinde sergileniyor.
Elgiz Müzesi’ni salıdan cumaya 10.00-17.00, cumartesi ise 10.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Nadia Urbinati’nin teorik analizleri, siyasi düşünce tarihini ve güncel olayları bir araya getirerek popülizmi ve onun demokrasiyle olan ilişkisini irdelediği çalışması Ben Halkım - Popülizm Demokrasiyi Nasıl Dönüştürüyor?, Büşra Ayoub’un çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.
Urbinati, Ben Halkım'da lider ile liderin "iyi" ya da "doğru" insanlar olarak tanımladığı kişiler arasındaki doğrudan ilişkiye dayanan yeni bir temsilî hükümet biçimi olarak görülmesi gerektiğini savunuyor.
Popülist liderler, sıradan çoğunluğun çıkarlarına ihanet etmekle suçladıkları aracılara -özellikle siyasi partilere ve bağımsız medyaya- ihtiyaç duymadan halkla ve halk adına konuştuğunu iddia ediyor. Ancak Urbinati önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Popülist hükümetler diktatör ya da faşist rejimlerden önemli ölçüde ayrılsalar da, gerek liderin iradesine bağımlı olmaları gerekse "iyi" ya da "doğru" olarak kabul edilmeyen insanların çıkarlarını dışlama istekleri anayasal demokrasiyi çökerterek otoriterliğe giden yolu açıyor.
Elektro-pop müzik grubu KÖFN, liste başı şarkıları “Güneşe Dokundum”un remix versiyonu için prodüktör Deeperise ile bir araya geldi. KÖFN ve Deeperise iş birliği olan “Güneşe Dokundum” (Deep Mix) Hype Music etiketiyle yayımlandı.
Sözü ve müziği Salman Tin’e ait olan şarkının remixi Deeprise imzası taşıyor. Dinleyiciyi dans etmeye davet eden şarkının klibinin yönetmenliğini Mehmet Can Damatoğlu yaptı. “Güneşe Dokundum” (Deep Mix) parçasının klibini buradan izleyebilirsiniz.
Orta Anadolu’nun bilinen en eski köyü Aşıklı Höyük’ün 13 yerli ve yabancı sanatçının işleri üzerinden sanat ve arkeoloji arasında bir diyaloğa dönüştüğü “Kazı İzleri / Lines of Site” başlıklı sergi, 4 Şubat - 25 Şubat tarihleri arasında Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda sanatseverlerle buluşuyor.
Orta Anadolu’nun bilinen en eski köyü olan Aşıklı Höyük, Aksaray’ın Gülağaç ilçesinde, Hasan Dağı ile Melendiz Çayı arasında yer alıyor. 10 bin 500 yıllık tarihe sahip Aşıklı Höyük, avcı toplayıcı dönemden yerleşik tarım düzenine geçişin hemen her aşamasından izler barındırıyor. İlk beyin ameliyatının yapılması, koyun ve keçinin ilk kez evcilleştirilmesi gibi pek çok ilkin de yaşandığı bir arkeolojik yerleşim yeri olmasıyla dikkat çekiyor.
Kazı çalışmalarının 32 yıldır devam ettiği Aşıklı Höyük’ün kazı çalışmalarını desteklemek, kültürel mirasın özellikle yerel halk tarafından benimsenmesini ve korunmasını sağlamak ve kazı alanının tanınırlığını artırmak için çalışan Aşıklı Höyük Dostları Derneği’nin çabalarıyla 10 bin 500 yıllık tarih sanatla bir araya geliyor. Aşıklı Höyük Dostları Derneği’nin “Sanat ve Arkeoloji Projesi”, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği’nin mali desteği ile hayata geçirilen “Ortak Kültür Mirası: Türkiye ve AB Arasında Koruma ve Diyalog-II (CCH-II) Hibe Programı” kapsamında destekleniyor. Universitat Autònoma de Barcelona (UAB) ve University of Dundee (UD) ile birlikte planlanan ve yürütülen disiplinler arası proje; sanat, tarih, sanat tarihi, arkeoloji ve antropolojiyi bir araya getirerek, Aşıklı Höyük’ü tanıtmayı hedefliyor. Proje kapsamında farklı ülkelerden sanatçıların Aşıklı Höyük’teki yaşam, insanlık tarihindeki önemli gelişmeleri aktaran eserleri izleyiciyle buluşacak.
“Kazı İzleri / Lines of Site” başlıklı sergi, Türkiye, İngiltere, İspanya, ABD ve Kolombiya’dan 13 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği eserleri izleyicinin beğenisine sunuyor. Küratörlüğünü Gary Sangster ve Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği sergide yer alan eserler, sanatçıların Aşıklı Höyük kazı alanındaki deneyimlerinin izlerini taşıyor. Sergide; Özgül Arslan (Türkiye/UK), Eva Bosch (Katalonya/UK), Şahin Domin (Türkiye), Ahmet Rüstem Ekici (Türkiye), Leyla Emadi (Türkiye), Stephen Farthing (UK/ABD), Murat Germen (Türkiye), Osman Nuri İyem (Türkiye), Blanca Moreno (Kolombiya), Dillwyn Smith (UK), Hakan Sorar (Türkiye), Anita Taylor (UK) ve Emre Zeytinoğlu (Türkiye) çalışmaları ile yer alıyor. 25 Şubat tarihine kadar Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda izleyiciyle buluşacak olan “Kazı İzleri / Lines of Site” sergisi, İstanbul’dan sonra İspanya’nın Barcelona ve İskoçya’nın Dundee şehirlerinde de açılacak.
5 ülkeden 13 sanatçının Aşıklı Höyük kazı alanındaki deneyimlerinin izlerini taşıyan eserlerinden oluşan “Kazı İzleri / Lines of Site” başlıklı sergiyi 4 Şubat - 25 Şubat tarihleri arasında Tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda ziyaret edebilirsiniz.
“Kazı İzleri/Lines of Site” sergisine paralel olarak, 4 - 22 Şubat tarihleri arasında seminer serisi gerçekleştirilecek. Postane binası, Galata’da gerçekleştirilecek olan Sanat ve Arkeoloji Projesi Seminer Programı ayrıca YouTube üzerinden canlı yayımlanacak.
4 Şubat 2022 Cuma / 18.00
“Açıklamalar”
Tema: Geçmişi çağdaş sanat yolu ile tasarlama, kanıta dayalı bir kültürde yaratıcılığın ve sanat pratiğinin rolü.
Panelistler: Eva Bosch, Dillwyn Smith, Anita Taylor
Moderatör: Gary Sangster
7 Şubat 2022 Pazartesi / 18.00
“İçkin Malzeme”
Tema: Nesneler, eserler ve malzemeler sanatçıların biçim ve anlam üretmeleri için hayal güçlerini nasıl teşvik eder?
Panelistler: Şahin Domin, Leyla Emadi, Osman Nuri İyem
Moderatör: Fırat Arapoğlu
15 Şubat 2022 Salı / 18.00
“Aşıklı’nın Keşfi, Dünya Tarihindeki Yeri”
Tema: Aşıklı kazılarının başlaması, zaman içinde değişiklikler ve Aşıklı’daki inovasyonlar.
Panelistler: Mihriban Özbaşaran, Güneş Duru
Moderatör: Ferhat Boratav
18 Şubat 2022 Cuma / 18.00
Bilim ve Sanat
Tema: Arkeoloji ile sanatın (bilim ile sanatın) etkileşimi, birbirlerinden öğrendikleri, araştırmacılara ve sanatçılara gelecekteki çalışmalarına etkileri.
Sanatçıların nasıl araştırma yaptıkları ile arkeologların bilgiye nasıl ulaştıkları arasındaki ilginç farklılıklar ve bu farklılıkların neden
önemli olduğu veya ürettikleri bilginin nasıl farklı olabileceği, yanı sıra birbirleriyle etkin bir şekilde nasıl etkileşime girebilecekleri.
Panelistler: Ahmet Rüstem Ekici, Murat Germen, Hakan Sorar, Melis Uzdurum, Sera Yelözer,
Moderatör: Demet Güral
22 Şubat 2022 Salı / 18.00
“Bir Şeyleri Ortaya Çıkarma”
Tema: Kazı alanına yeni anlam yükleme.
Panelistler: Özgül Arslan, Savaş Çekiç, Emre Zeytinoğlu
Moderatör: Güneş Duru