GÜNDEM
  • 03-02-2022

    Hélène L’Heuillet’nin çağımızın hastalığı olarak görülen zamansızlık, her yere ve her şeye geç kalma korkusunu farklı olgular üzerinden ele aldığı çalışması Gecikmeye Övgü – Zaman Nereye Gitti?, Şehsuvar Aktaş’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Gecikmeye Övgü, çocuklukta ısrar etmek, uykusuzluk, annelik, çalışma yaşamının katı kuralları gibi olgular üzerinden zaman(sızlığ)ın hissedilen yüzlerini tasvir ediyor ve hayatı daha iyi anlamak için geç kalmaya davet ediyor okuru.

    “Geç kalmak tam bir saplantıya dönüştü. Öyle ki her şey bizi erkenciliğe sürüklüyor. Günümüzde çocuklar bile çocukluktan çıkmak için acele etmeliler; hızlı gitmeliler – okumayı hızlıca öğrenmeli, hızlıca ‘temel bilgilere hâkim olmalı’, oradan oraya hızlı gitmeliler. ‘Erken gelişen’ bir çocuk sahibi olmak bütün ebeveynlerin hayali. Ama yaygınlaşan erken gelişmişlik, giderek daha sık görülen erken ergenlik ve erken menopoz olarak da kendini gösterdiğinde oturup ağlıyoruz.”

    0
    0
    1164
  • 03-02-2022

    Istanbul Fringe Festival’in, bu sene 17-24 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek dördüncü edisyonu için başvurular 3 Nisan tarihine kadar devam ediyor.

    2021 yılında hibrit bir programla İstanbul’a yayılan festival, sanatçıların başvuru formundaki tercihlerine göre fiziksel veya çevrim içi gösterimleri programına ekleyecek. Çevrim içi programına yalnızca dijital platformlar için tasarlanmış işler katılabilecek.

    Istanbul Fringe Festival dördüncü edisyonunda dans, performans, tiyatro gösterilerinin yanı sıra çocuk oyunları ve atölye çalışmalarına da katılımcılarla buluşturacak. Festival hem yerel hem de uluslararası sanatçıların çalışmalarını izleyicilere sunmak için fiziksel ve dijital bir platform olarak gerçekleştiriliyor. Sanatçılar başvuru formu üzerinde tercih ettikleri mekânı; sahne, park, hamam, kütüphane, iskele vs. olarak belirtebilecekler.

    ​Istanbul Fringe Festival 2022 için açık çağrı 3 Nisan tarihine kadar devam edecek. Başvuru foruma ve detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1415
  • 03-02-2022

    Koray Avcı Çakman'ın hayatı çocukların deneyimleriyle, beklenti ve heyecanlarıyla, gözlemleriyle görüp anlamlandıran öykülerinden oluşan Ay Tavşanı, Dedem ve Ben, Can Çocuk’tan çıktı.

    Çağla Yiğit’in resimlediği kitap, 8 yaş ve üstü genç okurlara hitap ediyor. Okurlar, kahramanlarıyla birlikte çabalıyor, merak ediyor, seviniyor, bazen yitirilenlere üzülüyor, ama daima sahip olunan zenginliklerin, bellekte biriken hazinelerin farkına varıyor. Ay Tavşanı, Dedem ve Ben’de an geliyor, Kız Kulesi'nin gizemine Pi'nin müziği eşlik ediyor. Hindistancevizinin sabrı denizleri aşarken, Küçük Prens çat kapı beliriveriyor.

    “Dedem yalnızca boyumu ölçmeyi, sütü ve Ay Tavşanı'nı değil, oyun oynamayı da çok severdi. Bilmediğim pek çok oyunu bilirdi. İsim-şehir, üçtaş oyunlarını hep ondan öğrendim ben. Bir gün dedem yepyeni bir oyuna başladı. ‘Kimsin sen?’ diye sordu bana. Nasıl oynanırdı ki bu oyun? ‘Ben peri padişahının oğluyum," dedim. Kaf Dağı'nın ardında yaşıyorum…’”

    0
    0
    1199
  • 02-02-2022

    Büyükdere35, 1Duvar Sergileri (1wall Exhibition) kapsamında Erman Gürcüm’ün “Afiyet Olsun” başlıklı kişisel sergisini 2 Mart tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Erman Gürcüm sergide yer alan eserlerinde güzel ve güzel olmayanın tezat estetiğini çağdaş bir tutumla ele alıyor. Sanatçı hayatın insanlara sunduğu haz, gösteriş, sahip olma duygusunu ve aynı zamanda dünya malının sonuçsuzluğunu ve kısalığını paradoksal bir dille eleştirerek izleyiciye hatırlatan Vanitas resim geleneğini, çağdaş bir şekilde ele alarak dünyevi zevkleri ve nesnel dünyayı sorguluyor. Sanatçı dünyevi zevklerin çekiciliğinden yola çıkarak yaşam ve ölüm kavramlarını irdeliyor. Eserlerde görülen kafatası nesnesi, aynı zamanda sanatçının otoportresi olarak da betimlenebilir. Sanatçı alegorik bir anlatım diliyle oluşturduğu eserlerinde ortaya çıkan hikâyeyle izleyicinin kendilerinden bir parça buldurmayı amaçlıyor.

    Erman Gürcüm, 1Wall için hazırladığı projede kader ve seçim kavramlarına odaklanıyor. Yaşadığımız hayat, her şeyin önceden belirlendiği bir kader ilişkisi mi yoksa tercihlerimizin birer sonucu mu? İnsan hayatını boş bir tabak olarak betimleyen sanatçı, izleyiciye “Kader mi? Seçimler mi?” sorusunu yaşam ve ölüm kavramlarıyla birlikte gümüş bir tepside sunuyor.

    ​Erman Gürcüm’ün “Afiyet Olsun” başlıklı kişisel sergisini 2 Mart tarihine kadar Büyükdere35’te ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Erman Gürcüm, "Bon Appetit II / Afiyet Olsun II" tuval üzerine yağlı boya 35x50, 2022
    ​2. Erman Gürcüm, ‘’Bon Appetit / Afiyet Olsun’’ tuval üzerine yağlı boya 50x100, 2022

    0
    0
    1479
  • 02-02-2022

    Şair Metin Altıok’un anısına Kırmızı Kedi Yayınevi’nin Zeynep Altıok’la birlikte düzenlediği, bu yıl 15’inci kez verilecek olan Metin Altıok Şiir Ödülü için başvurular başladı.

    Seçici Kurul’unda Doğan Hızlan, Hilmi Yavuz, Eray Canberk, Ali Cengizkan, Haydar Ergülen, Şükrü Erbaş ve Salih Bolat’ın yer aldığı yarışmaya adaylar 22 Şubat 2022 tarihine kadar başvurabilecekler.

    Yarışmaya katılmak isteyenler 2021 yılı içerisinde yayımlanmış şiir kitaplarını 9 kopya olarak iletişim bilgileriyle birlikte Kırmızı Kedi Yayınevi’ne göndererek başvurularını yapabilecekler. Ödülün veriliş yeri ve tarihi daha sonra açıklanacak. Ayrıntılı bilgi için: (0212) 244 89 82 - kirmizikedi@kirmizikedi.com

    Adres: Kırmızı Kedi Yayınevi - Ömer Avni Mahallesi Emektar Sokak No: 18 Gümüşsuyu / Taksim / İstanbul

    0
    0
    1757
  • 02-02-2022

    Tarihi Alkazar Sineması’nın yerinde Nike’ın desteğiyle hayata geçirilen HOPE Alkazar’da film gösterimleri, “Başka Sinema” iş birliğiyle David Bowie’nin kariyerindeki ilk dönemine odaklanan Stardust filminin Türkiye prömiyeri ile 5 Şubat’ta başlıyor.

    Beyoğlu’nun sembolik adreslerinden tarihi Alkazar Sineması kapılarını HOPE Alkazar olarak yeniden açtı. HOPE Alkazar’ın sinema salonunda ilk gösterim efsanevi müzisyen David Bowie’nin kariyerindeki ilk dönemini ele alan Stardust filmi ile 5 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilecek. 2016’da hayatını kaybeden David Bowie’nin kariyerinin başlarında, Amerika’da ünlenmeye çalışırken gerçekleştirdiği turneyi anlatan Stardust, Türkiye prömiyerini HOPE Alkazar’da yapacak. Prömiyerin ardından film 10 ve 17 Şubat’ta saat 21.00’de suare seanslarında gösterilecek. Gabriel Range’in yönetmen koltuğunda oturduğu filmde David Bowie’yi Johnny Flynn canlandırıyor. Bowie’nin hem kişisel hayatını hem de sahne kimliğini anlatan film, sanatçının kendi bestelerinin yanı sıra döneminde onu etkileyen müziklere de yer vererek izleyiciyi 70’lerde bir yolculuğa çıkartıyor. Başka Sinema iş birliğiyle gerçekleştirilen film gösterimleri Stardust prömiyerinden sonra gençlik, umut ve ilham hikâyelerine odaklanan ilk seçkiyle devam edecek.

    HOPE Alkazar’ın güncel programına buradan ulaşabilir, Stardust filminin biletlerini de buradan satın alabilirsiniz.

    0
    0
    3028
  • 02-02-2022

    Yolculuğuna 1972 yılında İstanbul Festivali’yle başlayan, kâr amacı gütmeyen bir kültür kurumu olan İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), 2022 yılında 50. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. İKSV, 50. yılını 5 Haziran Pazar akşamı İstanbul’un farklı parklarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştireceği ücretsiz konserlerle kutlayacak.

    Dr. Nejat F. Eczacıbaşı’nın İstanbul için kurduğu bir festival hayalinin somutlaşmasıyla çalışmalarına 1972 yılında başlayan İKSV, 50 yıl boyunca güncel ve klasik müzik, sinema, sahne sanatları, güncel sanat ve tasarım alanlarında düzenlediği binlerce etkinlikte on iki milyonu aşkın izleyiciyi ağırladı. Türkiye’de festival ve bienal olgusunun yerleşmesine, benimsenmesine katkıda bulanan vakıf, dünyanın önemli sanatçı ve topluluklarını İstanbul’da ağırladı ve yurt dışında Türkiye’nin sanatsal üretimini yansıtan etkinlikler gerçekleştirdi. Ödüller ve yapım desteklerinin yanı sıra verdiği eser siparişleriyle sanata ve sanatçılara destekte bulunu. Kültür politikalarının geliştirilmesi, kültür yönetiminin çeşitlenmesi ve güçlenmesi için çalışmalar yaptı.

    İKSV, 50. yılı kutlamaları kapsamında 5 Haziran Pazar akşamı İstanbul’un farklı parklarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle ücretsiz konserler gerçekleştirecek. İKSV ayrıca haziran ve temmuz aylarında Beylikdüzü’nden Yıldız Parkı’na, Küçükçekmece’den Müze Gazhane’ye İstanbul’un farklı park ve açık hava mekânlarında ücretsiz klasik müzik ve caz konserleri düzenleyecek.

    İKSV 50. yılını tüm yıla yayılacak film gösterimleri, konserler, sergiler, gösteriler, atölye çalışmaları, söyleşiler ve farklı etkinliklerle kutlayacak. İstanbul Film, Müzik, Caz ve Tiyatro Festivalleri sene boyunca festival ruhunu yaşatırken Filmekimi ise sonbaharda izleyicilerle buluşacak. Venedik Sanat Bienali’ndeki Türkiye Pavyonu ve İstanbul Bienali sanatseverleri bir araya getirecek. Nejat Eczacıbaşı Binası’nda yer alan Salon İKSV iki yıllık aradan sonra mart ayı itibariyle yeniden açılacak. Salon iki günlük Gezgin Salon festivaliyle Parkorman’a taşınacak. İKSV ve Zorlu PSM iş birliğinde, Anna Karenina balesi ile Zürih Balesi ve Nick Cave & The Bad Seeds de İKSV’nin 50. yılındaki konukları arasında yer alacak. İKSV Alt Kat da seneye yayılan etkinliklerine devam edecek.

    ​İKSV, 2022 yılı boyunca farklı destek, teşvik ve ödüller aracılığıyla kültür-sanat alanına 15 milyon TL’ye yakın katkı aktarmayı amaçlıyor. İKSV, 50. yılında iki yeni tiyatro prodüksiyonunu da gerçekleştirecek. Bu iki projeden ilki yönetmenliğini Özen Yula’nın üstlendiği Alelade Aşıklardan Farkımız oyunu. Sabahattin Ali ve Aliye Ali’nin birbirlerine yazdıkları mektuplardan yola çıkan oyun, bir “müzikli tiyatral gösteri” olacak. İkinci proje ise ID İletişim ve Zorlu PSM ortak yapımcılığında hazırlanan, Serdar Biliş’in yönetmenliğini üstlendiği Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Oyun Ahmet Hamdi Tanpınar’ın unutulmaz eserine çağdaş bir yaklaşım sunacak. İki gösteri de 2022 sonbaharında prömiyerini gerçekleştirecek. İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları departmanı tarafından bu yıl mart ayında yayımlanacak, Prof. Dr. Itır Erhart’ın kaleme aldığı rapor, toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki tartışmaların kültür-sanat dünyamızdaki izdüşümünü ele alacak. İKSV hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1616
  • 02-02-2022

    Firdevs Ev’in okurunu karanlıkta kendine gülmeyi ihmal etmeyen bir iç sesin eşliğinde ilerlemeye davet ettiği, büyülü gerçekçi öğelerin ağırlığını hissettirdiği ilk öykü kitabı Tavana Bak, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Tavana Bak, dört bölümden oluşuyor: Topluluk olmanın facialarına odaklanan Çoğalma; yoksunluğa ve ıssızlığa merakla bakan Eksilme; köprüler kurma telaşında Denklik ve absürtlüğü kucaklamayı deneyen Döngü.

    “Çoğalma”, temalarını üremeden ve “fazlalıklardan” alıyor. Kimi zaman kendi istekleriyle kimi zamansa istemsizce artan, bölünen, çoğalan karakterler, çoğulluğun getirdiği ötekilerle karşı karşıya kalıyor. Doğurmanın bambaşka biçimleri ve topluluk olmanın faciaları bu bölümün izlekleri arasında. “Eksilme” ise tam aksine ortadan yok olan şeylere, kayıplara ve yoksun olduklarımızın bıraktığı boşluğa değiniyor. Issızlık, mesafe ve bu mesafeyi yok etme çabamız, ötekinden bir ses almak uğruna göze alacaklarımız bu bölümü doldurmayı deniyor. “Denklik”, arınma ve kaosta denge arama çabasına dair bir bölüm. Bu bölüm, biçimsel denemelerle denkliği yakalamayı hedeflediği kadar biçimdeki arayışın absürtlüğünü kabul etmeyi de ihmal etmiyor. “Döngü”, odağına tekerrürü koyan; geçmişi, içinde bulunduğumuz ânı ve geleceği birbirine bağlarken kahkahalarla etrafı yıkan tüm canavarları kucaklamayı deneyen bir bölüm.

    “Ve onlara dedim ki, utancınızı size ben vermedim, korkunuzu da. Sizi doğurduktan sonra doktor ya da avukat olsun diye büyüten de başkasıydı, arkanızdan bir kova hayal kırıklığını döken de başkası. Değerlerinizi veren de ben değildim, değersizliğinizi de. Sadece doğurdum sizi, sadece doğurdum ve sonra izledim. Bakmayın bana öyle. Nefreti size ben öğretmedim. Ne borçluyum size ne de sizden alacaklıyım. Tıpkı beni doğurduğunuz gibi, ben de doğurdum sizi sadece. Bir şey beklemeden okudum, üfledim, koydum sizi yola. Çırılçıplak, oracıkta.”

    0
    0
    1645
  • 01-02-2022

    Ayşe Kulin’in Aylin Devrimel Radomisli Cates’in prenseslikten Amerikan ordusuna katılmasına uzanan gerçek hayat hikâyesini ele alan romanı Adı Aylin, tiyatro olarak To Be House Of Production yapımcılığında ve Turkcell’in iletişim sponsorluğunda 21 Şubat’ta Zorlu PSM’de izleyicilerle buluşacak.

    Ayşe Kulin’in 100’ün üzerinde baskı yapan ve 80’e yakın ülkede yayımlanan romanlarından Adı Aylin, Amerikan Ordusu’ndan barış nişanına sahip bir psikiyatrist olan Aylin Devrimel Radomisli Cates’in gerçek hayat hikâyesini ve hala gizemini koruyan ölümünü anlatıyor. To Be House Of Production yapımcılığı ile tiyatro sahnesine taşınan Adı Aylin’de, esere adını veren Aylin karakterini Tuba Ünsal canlandırıyor. Yönetmen koltuğunda Doğu Yaşar Akal’ın oturduğu oyunun kadrosunda Aylin Aslım, Özgürcan Çevik, Selen Domaç, Ece Yüksel, Hande Subaşı, Ali Yoğurtçuoğlu, Gökçen Gökçebağ, Korhan Başaran, Kağan Uluca ve Sedat Can Güvenç gibi isimler yer alıyor. Oyunculara sahnede 12 kişilik bir dans ekibinin eşlik edeceği Adı Aylin’de, ekibin dans koreografisini eserin oyuncu kadrosunda da yer alan New York’un ünlü koreografı ve Company RAu’nun artistik direktörü Korhan Başaran yaptı. Oyunda sahnede kullanılan dijital perde sanatçı Seçkin Pirim tarafından tasarlandı.

    Oyundaki müzikler caz sanatçısı İlhan Erşahin ve Barcelona’da yaşayan müzik grubu Oceanvs Orientalis tarafından Antalya’nın Kaş ilçesindeki antik kentte kurulan özel bir stüdyoda canlı olarak kaydedildi. Ayşe Kulin’in yanı sıra Kalben, Göksel, Aylin Aslım tarafından kaleme alınan şarkı sözleri Aylin Aslım, Göksel gibi isimler tarafından seslendirildi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2020/2021 sezonunda desteklediği oyunlar listesinde yer alan, SM Production yatırımcı ortaklığı, Banu Atça’nın yürütücü yapımcılığı ve Turkcell’in iletişim sponsorluğunda hayata geçirilen Adı Aylin oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3725
  • 01-02-2022

    Martch Art Project’in Kyoto, Japonya’da yer alan Sokyo Galeri iş birliğiyle gerçekleştirdiği Harumi Nakashima’nın “ufufu: a dozen of gloomy inners” başlıklı kişisel sergisi 5 Mart tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Harumi Nakashima’nın sergide yer alan heykelleri sanatçının beden ve benlik arasındaki yüzleşmesini ve iç görüsünü betimliyor. Bu heykeller sanatçının “içerideki bene bir bakış” deyiminin fiziksel birer tasviri olarak izleyiciye sunuluyor. “Neşeli ve iyimser olduğumu düşünürdüm ancak öte yandan kasvetli olabilirim.” Kendini keşif sürecinin yankıları, bu içsel dinamiğin görsel bir kaydını tutarmışçasına yapılmış, biyolojik bir sınıflandırmayı andıran “tipler” aracılığıyla gözler önüne seriliyor.

    “‘ufufu: a dozen of gloomy inners’ sergisinde yeniden yapılandırılmış, yeniden bir araya gelmiş, yeniden tanımlanmış varlıklar oluşuyor. Sergi adını Nakashima’nın 1984’te ürettiği, belirttiği sesi fonetik olarak taklit ederek ortaya çıkmış (onomatopoeic) bir kelime olan ve kıkırdama anlamına gelen ufufu isimli seramik heykel serisinden alıyor... Bu heykellerle sanatçının sahip olduğu benlik yeniden doğuyor, çoğalıyor, oturuyor, bebek gibi emekliyor, ayağa kalkıyor. Formunu, duruşunu, varlığını, cinselliğini keşfediyor. Kendini arıyor.”
    Sergi Metni, Ekin Çifter

    ​Harumi Nakashima’nın “ufufu: a dozen of gloomy inners” başlıklı kişisel sergisi 5 Mart tarihine kadar Martch Art Project’te ziyaret edebilirsiniz.

    ​Künye: うふふ。/ Ufufu, 1984, Seramik/Ceramic, 41x55x42 cm (Courtesy of Sokyo Gallery, Photo Yuji Imamura)

    0
    0
    1450
DAHA FAZLA
Geldanlage