GÜNDEM
  • 07-12-2023

    Bozlu Art Project’in 10. yılına özel hazırladığı “Düşten Güzel, Hayalden Öte: Bozlu Art Project’in 10 Yılı” başlıklı karma sergisi, 14 Aralık 2023-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda sanatseverlerle buluşacak.

    Dr. Özlem İnay Erten’in küratörlüğünü üstlendiği sergide; Ercan Akın, Ali Alışır, İlgen Arzık, Server Demirtaş, Sinan Demirtaş, Evren Erol, Murat Germen, Can Göknil, Tülay İçöz, Balkan Naci İslimyeli, Kazım Karakaya, Meliha Sözeri, Gamze Taşdan, Mehmet Uygun ve Semih Zeki’nin yapıtları yer alıyor. Bozlu Art Project’in on yıllık sanatsal faaliyetlerini izleyiciyle buluşturan sergi kapsamında, Dr. Özlem İnay Erten’in hazırladığı, galerinin on yıllık belleğinden oluşan bir kitap da sergiye eşlik edecek. Kitap, on yıllık sürede gerçekleşen sergileri, yayınları, sanatçı konuşmalarını, panelleri, çocuk atölyelerini, kurumsal danışmanlıkları ve sosyal sorumluluk projelerini arşiv belgeleri ve fotoğraflar eşliğinde kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

    Sanat yapıtına alışılmış kliklerin dışında bakabilmek ve Türkiye’de sanat alanında eksikliği hissedilen bilgi ve belge boşluğuna katkıda bulunmak” mottosuyla yola çıkan Bozlu Art Project 10. yılını, kurulduğu günden bu yana birlikte çalışmalar yaptığı ve ortak bir ideali paylaştığı sanatçıların eserlerinden oluşan karma bir sergi ile kutluyor. Sergi, Bozlu Art Project’in yöneticileri Oğuz Erten ve Dr. Özlem İnay Erten’in bu on yıllık süreci özetlediği, galeri arşivine ait fotoğraf ve videoların yer aldığı bir belgeseli de izleyiciye sunuyor. Bozlu Art Project’in gerçekleştirdiği sergiler, yayınlar, sanatçı konuşmaları, paneller, çocuk atölyeleri, kurumsal danışmanlıklar ve sosyal sorumluluk projeleri gibi sanatsal faaliyetlerin kapsamlı bir şekilde dokümante edildiği sergi ile aynı isimli kitap ise yakında Bozlu Sanat Yayınları’ndan çıkacak.

    Künye:
    1. Balkan Naci İslimyeli, Gezginler... Gece Yüzleri, 1984, Karton üzerine karakalem, 57 x 44 cm
    2. Server Demirtaş, Düşünen Kadın Makinesi, 2013, Motor, mekanik sistemler, 145 x 48 x 56 cm
    ​3. İlgen Arzık, Ambrossia, 2018, Fotogram, 243 x 122 cm

    0
    0
    1748
  • 07-12-2023

    Joni Murphy’nin iklim değişikliği, ötekileştirme ve toplumsal kutuplaşma gibi güncel meseleler odağında bir hayvan hikâyesi üzerinden sistem eleştirisi yaptığı romanı Konuşan Hayvanlar, M. Emin Baş’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Murphy’nin renkli hayal gücünün eseri olan bu kitap muzip bir fabl, gözü kara bir hiciv. ABD'nin en prestijli yayınevlerinden Farrar, Straus & Giroux tarafından yayımlanan bu kitap hayvan hikâyesi üzerinden sistem eleştirisi yapması yönüyle Hayvan Çiftliği'ne, esprili tarzıyla da BoJack Horseman'a benzetiliyor.

    “Sürekli bir yere yetişmeye çalışan kalabalıkların eksik olmadığı bir şehir, ama bir farkla: Bu şehrin tüm sakinleri hayvanlardan oluşuyor.

    Burada lemurlar espresso hazırlıyor. Kuşlar kafe işletiyor. Ayılar Wall Street’i mesken tutmuş, belediye başkanıysa milyarder bir yarış atı. Deniz canlılarına korku ve tiksintiyle bakılıyor; onları dışarıda tutmak için şehre bir duvar inşa edilmesi konuşuluyor. Burası New York; refahın ve sefaletin, yalnızlığın ve curcunanın başkenti.

    ​Kaygı bozukluğu ve depresyondan mustarip huysuz alpaka Alfonzo, hayatını New York Belediyesi’nin en dibindeki gözlerden ırak arşiv bölümünde çalışarak, ara sıra da onun tam aksine sosyal bir kelebek olan arkadaşı lama Mitchell’la görüşerek geçiriyor. Bu kendi halinde ikili hiç beklenmedik bir anda şehri içten içe yok eden yozlaşmış sistemi ifşa etmek üzere bir göreve atılıyor. Gizli projeleri onları şehrin en radikalleşmiş bölgelerine kadar götürüyor ve burada, bakış açınıza göre bir grup tehlikeli radikal ya da ilham verici bir kurtuluş hareketi olarak görebileceğiniz Deniz Eşitliği Reformcu Takımı ile karşılaşıyorlar. İşte tam bu noktada Alfonzo bir karar vermek zorunda: Tüm gördüklerini sineye çekip böyle yaşamaya devam mı edecek, yoksa bu düzeni değiştirmek için elini taşın altına mı koyacak?”

    0
    0
    1386
  • 06-12-2023

    Kundura Sahne’nin yapımcılığında hazırlanan, Kerem Kurdoğlu’nun kaleme aldığı, Naz Erayda ve Kerem Kurdoğlu’nun birlikte yönettikleri Geçen Gün oyunu, 8 Aralık Cuma akşamı saat 21.00’de Kundura Sahne’de prömiyerini yapacak.

    Everest My LordVınnlamanın Binbir YoluKim O gibi görme ve algılama biçimini tersyüz etmiş işlere imza atan Kumpanya’nın yaratıcıları Naz Erayda ve Kerem Kurdoğlu’nu yeniden aynı projede buluşturan oyun, 8 Aralık’taki prömiyerinin ardından 9 ve 10 Aralık tarihlerinde saat 17.00’de izleyicilerle buluşacak. Geçen Gün, gündelik paranoya hâllerimiz üzerine, ses, söz ve hareket parçalarından oluşan bir şehir hikâyesi anlatıyor. Şehir ile iki kişi arasında geçen ve “endişe dolu bir sevgi hikâyesi”ne yön çizen oyunda, Esme Madra ile Ozan Çelik rol alıyor. Oyunda ikiliye şehir atıklarından ürettikleri enstrümanları ve özgün performanslarıyla tanınan müzik grubu Tophane Noise Band eşlik edecek.

    Kundura Sahne’nin yapımcılığında ve Çıplak Ayaklar Stüdyosu’nun uygulayıcı yapımcılığında hayata geçirilen oyunun hareket tasarımını Maral Ceranoğlu ile Mihran Tomasyan, ışık tasarımını Utku Kara, ses uygulamasını da Defne Gül ile Berkant ‘Doktor’ Kılıçkap yaptı. Afiş tasarımı ise Maya Kurdoğlu’na ait.

    ​8, 9 ve 10 Aralık tarihlerinde Kundura Sahne’de sahnelenecek Geçen Gün oyununun biletlerine ve Kundura Sahne’nin güncel programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2493
  • 06-12-2023

    Bülent Alıcı, Ahmet Apdiç, Oktay Demirkesen’in çeşitli şehirlerin hikâyelerini anlattığı fotoğraflarını bir araya getiren “Yansıyan Kentler” sergisi 7-23 Aralık tarihleri arasında Büyükdere35’te sanatseverlerle buluşacak.

    Üç arkadaşın fotoğrafa olan tutkularından doğan güncel kent manzaralarını buluşturan “Yansıyan Kentler” sergisi, izleyiciye kentin izlerine dair günceler sunuyor. İstanbul, Odessa, Zagreb ve Bursa gibi keşif rotalarında gündelik hayatı mercek altına alan üç sanatçıya fotoğraf sanatının Balkanlar’daki en önemli temsilcilerinden biri olan Stanko Abadzic de üç fotoğrafıyla destek veriyor. Şehirler üzerinden oralı olmak nedir, kent yaşamı ve mimarisi gibi sorularla yola çıkılıp üretilen işler, izleyiciyi ışık/gölge oyunları eşliğinde monokrom bir yolculuğa çıkarıyor. Her bir sanatçının gözünden gördüğümüz an tasvirleri, keşif yapılan şehirlerin mimarisine, tarihsel ve kültürel belleğine açılan kapılar niteliğini taşıyor.

    Kenti farklı açılardan değerlendirdiği fotoğraflarında izleyiciye mekânların onlar üzerindeki etkisini sorgulatan Bülent Alıcı, İstanbul’u farklı perspektiflerden izleyerek oluşturduğu serisinde sokakların ruhunu yeniden keşfederken İstanbul’un gizli kalmış hazinelerini gün yüzüne çıkarıyor. Eğitim döneminden bu yana fotoğrafla ilgilenen Ahmet Apdiç güncel işlerinde şehre dair kültürel çeşitliliğe ilişkin göndermeler yaparak tarihsel çizelgede kentlerin bellek ve mekân ilişkisine odaklanıyor. Doğa, kamusal, bireysel ve kolektif olanı pratiğine aktarmaya önem veren Apdiç, Zagreb’in yaşam algısını merceğine alarak şehrin gündelik işleyişinin katmanlarına dokunuyor. İzleyiciye melankolik bir atmosfer sunan Oktay Demirkesen, sokak hareketlerini gözlemleyerek bireyin gündelik yaşam algısına dair farklı perspektifler sunuyor. Her perspektif, tesadüflerden çok Demirkesen’in dikkat çekmek istediği anın kendisine olan ilgisinin bir beyanı niteliğinde izleyicilerin okumasına sunuluyor.

    Künye:
    1. Bülent Alıcı, İsimsiz, 40x40 cm, 15+1 AP, hahnehmuhle üzerine fine art baskı
    2. Stanko Abadzic, İsimsiz, 5+1 AP, hahnemühle üzerine fineart baskı, 100x70 cm
    ​3. Oktay Demirkesen, Gölgeler, 15+1 AP, hahnemuhle üzerine fine art baskı, 2022

    0
    0
    1048
  • 06-12-2023

    Çağdaş Norveç edebiyatının öne çıkan yazarlarından Vigdis Hjorth’un günümüz insanının yalnızlaşmasına ve yabancılaşmasına dair romanı Postane Günlükleri, Dilek Başak’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    ​Hjorth’un 2012 yılında Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü, 2020 yılında Believer Roman Ödülü kazanan Postane Günlükleri, neyi yaşamayı, neyi yazmayı ve neyi anlatmayı seçtiğimizi sorgulayan, varoluşçu bir metin sunuyor okuruna. Postane Günlükleri, hayatına anlam katma çabasını uzun zaman önce bırakmış, günlük tekrarları haricinde yaşamdan fazla bir beklentisi kalmamış bir kadın kahramanın, Ellinor’un izini sürüyor. Masa başında tükenen ömürler, rutine dönüşen düş kırıklığı ve gelecek kaygısı, iletişim uzmanı ve eski gazeteci Ellinor’un kendi kelimelerine yabancılaştığı ıssız dünyanın yapıtaşlarını oluşturuyor. Peki bu dünyayı yıkmak, daha mutlu bir dünya yapmak mümkün mü?

    0
    0
    2392
  • 06-12-2023

    İspanyol modern dans topluluğu La Mov Compania de Danza, 9 ve 10 Aralık’ta saat 20.00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda izleyicilerle buluşacak.

    2008 yılında modern dansın öncülerinden Maurice Bèjart’ın öğrencisi olan Lyon Operası’nın ünlü solist dansçısı Víctor Jiménez tarafından kurulan La Mov, yenilikçi yaklaşımı, dinamik sahne performansları ve uluslararası başarılarıyla tanınıyor. Topluluk, 12’den fazla geniş formatlı prodüksiyonla, klasik eserlerin yanı sıra Rodovalho, Francisco Lorenzo gibi çağdaş koreografların eserlerini sahneye taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri’nden İtalya’ya, İngiltere’den Almanya’ya kadar birçok uluslararası sahnede izleyici karşısına çıkan topluluk, kendi ana vatanı olan İspanya’da da sayısız sahnede performans sergiledi.

    ​Topluluğun CRR’deki performansında çıkacak olan dansçılar Imanol López, Paula Rodríguez, Daniel Romance, María Bosch, Fermín López, Ainhoa Fernández, Leyre Domingo ve Pilar Miguel yenilikçi ve dinamik yorumlarıyla dans dünyasında sınırları zorlamaya devam ediyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1261
  • 06-12-2023

    Depo, Alaca Heyheyler Kolektifi’nin “Kadınlar Atlası” başlıklı ikinci sergisini 8 Aralık 2023-3 Şubat 2024 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Alaca Heyheyler Kolektifi’nin ikinci kitabına odaklanan “Kadınlar Atlası” sergisi izleyiciyi kız çocukluğundan yetişkinliğe, sosyal hayatta, işte, aile hayatında, ilişkilerde kadınlık deneyimine bakmaya davet ediyor. Alaca Heyheyler, ikinci kitaplarının hazırlığı kapsamında bir yıl boyunca Bursa ve İstanbul’da kadınlarla atölyeler gerçekleştirdi. Bu buluşmalardan edindikleri deneyimlerle, “Kız Çocukluğumuz”, “Ergenlik”, “Cinsellik”, “Beden Zihin ve Ruh Bütünlüğü”, “Duygusal İlişkiler ve Bağlar”, “Kızkardeşlik”, “Evde, İşte, Sokakta Kız Başına” başlıklarıyla yedi bölüme ayrılan bir dizi soru hazırladı ve bunlara çevrim içi araçlarla cevap topladı. Alaca Heyheyler’in “Kadınlar Atlası” adlı ikinci sergisi, bu soruları cevaplayan kadınların paylaşımları ve deneyimlerinden ilham alıyor. Farklı yerlerden, yaşlardan, yaklaşımlardan kadınların deneyimlerini görünür kılmayı ve bir araya getirmeyi hedefleyen sergi, çeşitli atölyeler, konuşmalar, buluşmalar ve gösterimlere de ev sahipliği yaparak, Depo’nun giriş katını yaşayan ve üreten bir atölyeye dönüştürecek.

    Alaca Heyheyler, Mart 2024’te SAHA Sürdürülebilirlik Fonu desteğiyle yayımlanacak Kadınlar Atlası adlı kitaplarında cevaplarının yer almasını isteyen tüm kadınları bu formdaki soruları cevaplamaya davet ediyor. Arzu Yayıntaş, Güneş Terkol ve Sevil Tunaboylu’dan oluşan, esnek ve bağımsız, düşünsel olarak bir arada olan ve aralıklarla ürettiği düşünceleri fiziksel projelere dönüştürürken, birbirinin kadınlık ve sanatsal dönüşümünü de destekleyen bir sanatçı grubu olan Alaca Heyheyler, ilk kez 2017’de farklı yaş ve meslekten 104 kadınla, kendi doğum hikâyelerinden başlayıp, ilk regl, PMS, kürtaj, düşük, doğum, annelik ve menopoz gibi kadınlık döngülerine dair deneyimleri üzerine yaptığı söyleşilerden oluşan Alaca Heyheyler adlı bir kitap yayımladı.

    ​Künye: Glayds Ingle, Havada Tekerlek Değişimi / Mid-Air Wheel Change, 1926, ekran görüntüsü

    0
    0
    2097
  • 06-12-2023

    Catherine Barr’ın yaşanmış bir hikâyeden ilhamla kaleme aldığı, tüm canlıların gezegenimiz için ne kadar önemli olduğunu vurguladığı kitabı On Dört Kurt, Jenni Desmond’un çizimleriyle, Sümeyye Tirpan’ın çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.

    On Dört Kurt, 7 yaş ve üzeri tüm okurlara vahşi yaşamın önemini hatırlatıyor. Bir zamanlar Yellowstone Parkı’na hükmeden kurtların izleri yavaş yavaş kayboldu. Buna bağlı olarak, ilerleyen süreçte parkın ekosistemi de bozulmaya başladı. Ta ki bir gün kurtlar bölgeye geri getirilene kadar... O günden sonra parkta yaşam epey değişti. On Dört Kurt, bu kurtların yuvalarına dönüş hikâyesini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.

    0
    0
    996
  • 05-12-2023

    Documentarist tarafından düzenlenen 13. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, dünyadan ve Türkiye’den insan hakları ihlâlleri ve mücadelelerini konu alan filmlerden oluşan programıyla 9-13 Aralık tarihlerinde izleyicilerle buluşacak.

    Bu yıl “Kent ve Barınma Hakkı” temasıyla, Beyoğlu Sineması, Aynalı Geçit ve Postane’de gerçekleştirilecek festival programında Bangladeş’ten İtalya’ya, Danimarka’dan Lübnan’a, Brezilya’dan İrlanda’ya, Almanya’dan Küba’ya, Filistin’e kadar 30’dan fazla film yer alıyor.

    “Kent ve Barınma Hakkı” temalı filmler arasında şubat ayında yaşanan depremlerin ardından Hatay’da yerel halkın kentine sahip çıkma çabasını anlatan İmre Azem’in Hatay: 17-24 Nisan 2023 adlı belgeselinin devamı olarak çektiği Hatay: 1-11 Eylül 2023’ün ilk gösterimi festival kapsamında gerçekleşecek. Deprem sonrası Türk Tabipleri Birliği’nin bölgede yürüttüğü çalışmaları konu edinen Sibel Tekin’in yönettiği Duvarsız Odalar: Dayanışmadan Süzülen Umut da bölümde izleyicilerle buluşacak.

    Festivalde ayrıca, çeşitli sivil toplum örgütleri, bu alanda çalışan hak savunucuları ve barınma hakkı için mücadele eden yerel inisiyatiflerin katılımı ile “Kent ve Barınma Hakkı” temalı bir forum da gerçekleştirilecek. Dublin’de folk müzik kültürünün yaşatıldığı bir mahallenin tarihi dokusu ve ünlü pub’ları ile birlikte kentsel dönüşüme kurban gitmesini anlatan Luke McManus’un The North Circular,  Amazon’un kıyısındaki yerel halkın yüzen evler üstünde ördüğü yaşam kültürü ve alternatif yaşama şeklini anlatan Danielle Khoury Gregorio’nun yönettiği Amazon Sularında Yaşam, Bangladeş’in günümüzdeki kaotik, plansız betonarme başkenti Dakka ile yönetmen Mehedi Mostafa’nın geçmişte kalan pastoral çocukluğunun çarpıcı karşıtlığını şiirsel bir üslupla anlatan Beton Ormanında Düşler, Havana’da golfle bağlantılı bir turizm projesi yüzünden yerlerinden edilen aileleri anlatan Karel Ducasse Manzano’nun Geleceğin Cenneti adlı belgeseller de bu seçkide gösterilecek.

    Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) ile ortaklaşa hazırlanan “Mahpus Hakları İnsan Haklarıdır” adlı bölümde gösterilen filmler arasında; 2012’de Beyrut’ta bir kadın hapishanesinde drama terapisi gören kadın mahpusların iç dünyalarını yansıtırken Arap dünyasında kadınların hangi haklardan yoksun olduklarını da vurgulayan Zeina Daccache imzalı Şehrazad’ın Günlükleri, Grönland’da dünyanın en yüksek güvenlikli ve en güzel manzaralı hapishanesinin inşa edilme sürecini anlatan Danimarkalı yönetmen Ole Stenum imzalı Görünüm yer alıyor. Festival kapsamında 9 Aralık Cumartesi saat 15.00’te Aynalı Geçit'te “Mahpus Hakları İnsan Haklarıdır” başlıklı bir de forum düzenlenecek. Forum, Büşra Taşkıran’ın Elimi Bırakma adlı belgeselinin gösteriminin ardından yönetmen Büşra Taşkıran, mahpus yakını Songül İlker, akademisyen Dr. Yonca Güneş Yücel ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı avukat Gülseren Yoleri ve CİSST temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek.

    Documentarist ile ortaklaşa hazırlanan ve önümüzdeki bir yıl boyunca sekiz farklı kenti dolaşacak olan “Başka Dünya Yok!”: Gezici Ekolojik Belgeseller Gösterimleri kapsamında; Kilian Kuhlendahl, Fabiana Fragale ve Jens Mühlhoff’un ortaklaşa yönettikleri, sinema öğrencisi ve aktivist Steffen Meyn’in Almanya’daki Hambach Ormanı’nın olaylı işgalini belgelediği kamera kayıtlarından oluşan film Yalnız Meşeler, Steffen Krones’in Kuzey Okyanusu'nda Norveç’in en uzak adalarından birinde karaya vuran bir Alman bira şişesinin izini sürdüğü Kuzey Akıntısı, Liliana Colombo’nun insanlığın eriyen buzullara ve dünyanın yaklaşan sonu karşısındaki kayıtsızlığına ironi ile yaklaştığı İcemeltland Park izleyicilerle buluşacak. “Başka Dünya Yok!”: Gezici Ekolojik Belgeseller Gösterimleri programı Avrupa Birliği CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı desteğiyle hazırlandı.

    İçtiğimiz sudan soluduğumuz havaya kadar varlığını bildiğimiz mikroplastikleri irdeleyen “Kuzey Kutbu’ndan Türkiye’ye Mikroplastikler” başlıklı forum, Özyeğin Üniversitesi’nden Dr. Mine B. Tekman ve Çukurova Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sedat Gündoğdu’nun katılımı ile 13 Aralık saat 19.00’da Postane binasında gerçekleştirilecek.

    Festival kapsamında Belmin Söylemez’in son filmi Ayna Ayna ile yakın zamanda hayatını kaybeden görüntü yönetmeni İlker Berke anısına gösterilecek olan Güliz Sağlam’ın yönettiği Tepecik Hayal Okulu belgeseli özel gösterimlerle izleyicilerle buluşacak.

    ​İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı, Avrupa Birliği Culture Civic Kültür Sanat Destek Programı, Goethe Enstitüsü ve Tarabya Kültür Akademisi iş birliği, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), The Sigrid Rausing Trust, 1+1, Bianet ve Manifold'un medya ve içerik desteği ile düzenlenen 13. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nde tüm gösterimler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. 13. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1686
  • 05-12-2023

    Melike Kuş’un “Eye to Eye in Dystopia” (Distopyada Göz Göze) başlıklı ilk kişisel sergisi 5-30 Aralık tarihleri arasında Merdiven Art Space’te sanatseverlerle buluşuyor.

    Çocukluk yıllarında iplere olan büyülü ilgisi ve bunun yaratıcılığına kök salmasıyla sanatının ilk filizlerini bu nesneyle buluşturan Melike Kuş, bakmak ve görmek kavramlarını ele alıyor. Toplumsal olaylara yönelik bakış açımızın, bakmak ve görmek arasındaki ince çizginin bireylerin ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini önemli ölçüde belirlediğini söyleyen sanatçı, bu iki kavram arasındaki farkın toplumsal meselelere hassas bir şekilde yaklaşmamızı etkilediğini belirtiyor.

    ​Sanatçının eserleri, belirli bir olaya odaklanmışlığı sorgulayarak, izleyicilere sadece alıştıkları durumlara değil, aynı zamanda değişim ve dönüşüm için farklı bakış açılarına açık olmalarını hatırlatıyor. Sorunlara karşı duyarsızlaşmak, bir bakıma toplumsal körlüğe yol açan bir ütopya arayışının sonucu olarak izleyici karşısına çıkıyor. İplikler aracılığıyla örülen eserler, toplumsal körlük ile mücadele etmenin ve farkındalığı canlı tutmanın öneminin altını çiziyor. Her bir ipliğin kendi başına zayıf olabileceğine ancak farklı bakış açıları, yetenekler, düşünce tarzları ve deneyimlerin bir araya geldiğinde güçlü ve dayanıklı bir bütün oluşturduğuna dikkat çekiyor. Sergide yer alan eserlerde “distopya” kavramı ve “at gözlüğü ile bakmak” deyimi oluşturduğu maskeli portrelerde birleşiyor. Bu portreler, toplumsal körlükten kurtulma ve gerçekliği görebilme yeteneğini simgeliyor, belki de toplumun gerçekleriyle yüzleşme, duyarsızlığından kurtulma ve bireyleri toplumsal meselelere karşı daha duyarlı hâle getirme potansiyelini vurguluyor. Kuş’un iplikle yarattığı dünya, bakmak ve görmek arasındaki ince çizgiyi anlamamıza yardımcı olurken, distopya kavramı aracılığıyla toplumsal değişim için sadece bakmaya değil, gerçekten görmeye davet ediyor.

    Künye:
    1. Melike Kuş, Dead Eyes Series, “Damn Your Eyes”, 2023, tuval üzerine karışık teknik (nakış işleme, el örgü ipi, akrilik boya), 40x40 cm, 
    2. Melike Kuş, Dead Eyes Series, “You Or Me”, 2023, tuval üzerine karışık teknik (nakış işleme, el örgü ipi, akrilik boya), 40x40 cm, Dublin

    0
    0
    6228
DAHA FAZLA
Geldanlage