GÜNDEM
  • 09-02-2024

    Bu yıl 10’uncu yaşını kutlayan Bozlu Art Project, küratörlüğünü Dr. Özlem İnay Erten’in üstlendiği, “Düşten Güzel, Hayalden Öte: Bozlu Art Project’in 10 Yılı” isimli sergiye eşlik eden aynı adlı kitap projesini yayımladı.

    Özlem İnay Erten’in hazırladığı, Oğuz Erten’in yayın yönetmenliğini ve Selim Karlıtekin’in çevirisini üstlendiği Düşten Güzel, Hayalden Öte: Bozlu Art Project’in 10 Yılı isimli kitap Bozlu Sanat Yayınları’ndan çıktı.

    Düşten Güzel, Hayalden Öte: Bozlu Art Project’in 10 Yılı, on yıllık sürede gerçekleşen sergileri, yayınları, sanatçı konuşmalarını, panelleri, çocuk atölyelerini, kurumsal danışmanlıkları ve sosyal sorumluluk projelerini arşiv belgeleri ve fotoğraflar eşliğinde kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

    Bozlu Art Project, 10 yıllık sürede kitapların yanı sıra, düzenlenen sergilerle paralel gerçekleşen sanatçı konuşmaları, belgesel, katalog ve arşiv çalışmalarıyla klasik, modern ve çağdaş sanatın önemli isimlerine açtığı sergiler ve tüm sanat faaliyetleriyle sanat dünyasında kalıcı bir yer edinmeyi başardı. Bu sergi ve kitap projesi de bunun bir dökümü olarak sunuluyor.

    Küratörlüğünü Dr. Özlem İnay Erten’in üstlendiği, “Düşten Güzel, Hayalden Öte: Bozlu Art Project’in 10 Yılı” isimli sergi de 24 Şubat'a kadar devam ediyor. Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda gerçekleşen karma sergide, Ercan Akın, Ali Alışır, İlgen Arzık, Server Demirtaş, Sinan Demirtaş, Evren Erol, Murat Germen, Can Göknil, Tülay İçöz, Balkan Naci İslimyeli, Kazım Karakaya, Meliha Sözeri, Gamze Taşdan, Mehmet Uygun ve Semih Zeki’nin yapıtları yer alıyor.

    ​​Kitabı satın almak için contact@bozluartproject.com adresinden temasa geçebilirsiniz.

    0
    0
    1138
  • 09-02-2024

    Can Ozan ve Simge Pınar’ın düeti “Bi’ Sen Varsın”, Universal Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    “Bi’ Sen Varsın” şarkısının sözü ve müziği Simge Pınar’a, düzenlemeleri ise Efe Demiral imzası taşıyor. Can Ozan ve Simge Pınar’ın düeti “Bi’ Sen Varsın”, dünyanın zorlukları içinde beraber kalabilmeyi ve bu uğurda yapıcı davranmanın gerekliliğini vurguluyor. Şarkı, ayrılma noktasına gelinmiş bir ilişkinin içinde kalmaya, ilişkinin özünü hatırlamaya dair yaratılan çabanın izini sürüyor.

    ​Can Ozan ve Simge Pınar imzalı “Bi’ Sen Varsın” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    2386
  • 09-02-2024

    Rafet Utku’nun “Mana” başlıklı kişisel sergisi 30 Mart tarihine kadar Maximum Uniq Hall fuaye alanında sanatseverlerle buluşuyor.

    Maximum Uniq, sahne performanslarına ev sahipliği yaptığı Maximum Uniq Hall fuaye alanında, yeni sezonun ilk sergisinde Rafet Utku’ya yer veriyor. Rafet Utku’nun popüler kültürün paradokslarını mimleyen metinli işlerinden oluşan “Mana” başlıklı sergi, Text Art olarak adlandırılan akımın özel bir seçkisini izleyiciye sunuyor. Sanatçının kimi şeylerin altını, kimi şeylerin üstün çizdiği sergide yazmak ve çizmek bir araya geliyor.

    ​Mimar ve ressam Rafet Utku, “Mana” sergisi için şunları söylüyor: “Mana arayışıyla ortaya çıkan bu çalışmaların ne başlangıcı ne sonu var. Tıpkı bu paradoks gibi olup bitenler arasında zihnimin içinde de hep bir paradoks hâli mevcut. Olanı olduğu gibi kabul edememek ile bardağa deli tarafından bakmak arasında bir yerde duruyorum. Zihnim ise durmuyor bir yerde. Öyle anlar geliyor ki manasızlık da bütünde bir manaya dönüşebiliyor ya da tam tersi…”

    0
    0
    2344
  • 09-02-2024

    Genç yetişkin ve yetişkin alanında kurgu kitaplar yayımlamak amacıyla 2024 yılında yola çıkan Juno Kitap, ilk kitabı Laura Nowlin’in Eğer Benimle Olsaydı ile okurla buluştu.

    Yayınevinin önümüzdeki aylarda yayımlanacak diğer üç kitabı Brynne Weaver’ın Butcher & Blackbird, Stephanie Archer’ın Behind the Net ve Neal Shusterman’in Arc of a Scythe olacak.

    Eğer Benimle Olsaydı, Nowlin’in ilk kitabı olmasının yanı sıra yayımlandıktan sonra on ay boyunca New York Times’ın en çok satanlar listesinde zirvede yer aldı. Bir milyon adetten fazla sattı, 19 ülkede yayınlandı. Almanya, Kanada ve İngiltere’de çok satanlar listesinin gözdesi oldu. Nowlin, okuruna aşkın, pişmanlığın ve en yakın ilişkilerimizin yaşamımız üzerindeki dönüştürücü etkisini dokunaklı ve gerçek bir hikâye ile anlatıyor.

    “Autumn ve Finn eskiden ayrılmaz bir ikiliydi. Ama sonra bir şeyler değişti. Belki de onlar değişti. Şimdi, birbirlerini görmezden gelmeye çalışıyorlar.

    Autumn, sevgilisi Jamie ve çok samimi olduğu arkadaş grubuyla takılıyor. Finn ise okulda herkesin etrafında olmak istediği o popüler çocuk. Yine de bu durum, Finn`le yolları her kesiştiğinde Autumn`ın hissettiklerini ve her şeyin farklı olabileceğine dair o giderek büyüyen rahatsız edici düşünceyi durduramaz: Belki de birlikte olmalıydılar.

    Ağustos geldiğinde, her şey sonsuza dek değişecekti. Ve zaman geçtikçe Autumn, yollarını hiç ayırmamış olsalardı hayatlarının nasıl farklı olabileceğiyle yüzleşmek zorunda kalacaktı.”

    ​Juno Kitap ile ilgili gelişmeleri Instagram hesabından takip edebilirsiniz.

    0
    0
    2045
  • 08-02-2024

    İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen güzel çingene kızı Esmeralda ile kambur kilise zangoçu Quasimodo’nun ölümsüz aşkını anlatan Notre Dame’ın Kamburu balesi 10 Şubat ve 2, 4, 6 Mart tarihlerinde Bornova KSM Necdet Aydın Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    Victor Hugo’nun aynı adlı romanından esinlenen Notre Dame’ın Kamburu balesinin müzikleri Cesare Pugni, müzik düzenlemesi ise Bujor Hoinic imzası taşıyor. Balenin koreografisi ve librettosu Göksel Armağan Davran ve Ahmet Volkan Ersoy’a ait. Orkestra şefinin Tolga Taviş olduğu eserde dekor tasarımını Çağda Çitkaya, kostüm tasarımını ise Gülay Korkut üstleniyor. Notre Dame’ın Kamburu balesi, birçok fiziksel eksikliğe ve çirkinliğe sahip olmasıyla karakterize edilen zangoç Quasimodo’nun üç saat süren makyajı ve eserin dönemine uygun dekorları ile izleyiciye farklı bir deneyim sunuyor.

    Notre Dame'ın Kamburu, 15. yüzyılda Paris’te yaşayan Quasimodo adlı çirkin ve kambur olduğu için halk tarafından dışlanan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Notre Dame Katedrali’nin papazı, Quasimodo’yu kiliseye alarak onu dış dünyaya kapatıp kendi hizmetinde kullanmaya başlar. Esmeralda isimli çingene güzelinin şehre gelmesiyle bir anda her şey değişir. Quasimodo ve papazın Esmeralda’ya âşık olmasıyla olaylar karışık bir hâl alır.

    Notre Dame’ın Kamburu balesinin biletlerine Biletinial üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2108
  • 08-02-2024

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu bu yıl Gülsün Karamustafa’nın mekâna özel ürettiği “Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli” başlıklı yerleştirmesini sanatseverlerle buluşturacak.

    20 Nisan-24 Kasım tarihleri arasında “Foreigners Everywhere / Yabancılar Her Yerde” temasıyla gerçekleşecek Venedik Bienali 60. Uluslararası Sanat Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Türk Hava Yolları ana sponsorluğu ve havayolu partnerliğinde, SAHA Derneği’nin prodüksiyon ve yayın desteğiyle düzenleniyor.

    50 yıldan uzun süredir, göç, bellek, aidiyet, kültürel kimlikler gibi toplumsal meselelere odaklanarak sanat pratiğini sürdüren Gülsün Karamustafa’nın Venedik Bienali için üzerinde çalıştığı yeni eseri, dünyanın savaşlar, afetler, doğa ve çevre sorunları gibi zorluklarla karşı karşıya kalması sonucu ortaya çıkan acılara, kaybolan değerlere ve zayıflayan insan ilişkilerine odaklanıyor. Sanatçı bu eserinde, günlük nesneler üzerinden yeni anlamlar yaratma geleneğini devam ettirerek, yaşanan olayların ardında bıraktığı boşluk, oyuk ve kırıklıkların izlerini, farklı objeler aracılığıyla mekâna taşımayı amaçlıyor. Sergideki yerleştirmeyle dünyayı “bir savaş alanı” ve “sürekli değişen bir zemin” olarak tasvir eden sanatçı, yapıtının bir bölümünde kadim inançlara ve insanlar arasında süregelen çatışmalara gönderme yapıyor. 

    Sergiyle eşzamanlı olarak hazırlanan kitap, 12 yazarın Gülsün Karamustafa’nın yeni eserinde kullandığı malzemelerden her biri üzerine kaleme aldığı denemeler, sanatçının eser üretim sürecinde tuttuğu günce, kendisiyle yapılan bir söyleşi ve eskizlerden oluşacak. Kitap, Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki cilt hâlinde yayımlanacak. Projenin ve hazırlanan kitabın grafik tasarımını Esen Karol, editörlüğünü Melis Cankara üstleniyor. Serginin tasarım danışmanlığını Yelta Köm yapıyor.

    Fotoğraf: Muhsin Akgün

    0
    0
    2985
  • 08-02-2024

    Okan Çil’in iki kardeşin ana rahminde başlayıp peygamberliğe uzanan iktidar mücadelesini konu edindiği yeni romanı Peygamber, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Yazar dördüncü romanında Esav ve Yakub kardeşlerin hikâyesi üzerinden binlerce yıl önce aile olabilmeye, evlat sevgisindeki eşitliğe, yalana, uçsuz bucaksız öfkeye, affetmeye, dostluğa ve aşk uğruna yapılan fedakârlıklara düşülmüş kayıtları sunuyor. Hayatları Yakın Doğu tarihine ve kutsal kitaplara kaydedilen ikizler. Aralarındaki rekabetle Tanrı’nın iradesine karşı mı gelmişlerdi? Yoksa bu rekabet Tanrı’nın planının bir parçası mıydı?

    “Her şekilde kaybediyorsan acını diri tut, Esav. Yolda karşılaştığın bütün insanlar sadece suratına bakarak dahi çektiğin zulmü anlasınlar. Her şekilde kaybediyorsan, öyle bir kaybet ki yeryüzünde hiç kimse senin mertebene erişemesin. Serüvenin asırlar sonra bile dilden dile dolaşsın. Her şekilde kaybediyorsan, bırak seni kötüleyen ağıtlar kaplasın ortalığı. Gölgeni dahi görmeyenler sana lanet etsinler. Her şekilde kaybediyorsan, nasıl olsa kaybedeceksen, ömrün boyunca başını yerden kaldırma. Matemin yedi düvele yayılsın. Dünyadaki bütün aldatılanlara, bütün kadersizlere, dünyadaki sevilmeyen bütün çocuklara Esav desinler.”

    0
    0
    1216
  • 08-02-2024

    ENKA Sanat’ın ülkemizin tiyatro sahnelerinden nitelikli bir seçkiyi izleyiciyle buluşturacağı yeni sezonu, Tiyatro Adam’ın 39 Buçuk Basamak oyunu ile 12 Şubat’ta başlıyor.

    ENKA Sanat’ın yeni seçkisi son dönemin üretken, genç, yerli ve yabancı yazarların kaleme aldığı güncel metinlere odaklanıyor. 12 Şubat-7 Mayıs tarihleri arasında ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek program kapsamında ayrıca, genç yeteneklere destek olmak amacıyla sürdürülen ENKA Sahne ile Borusan Quartet konserleri de sanatseverlerle buluşacak. Son dönemin üretken, genç, yerli ve yabancı yazarların kaleme aldığı güncel metinlere odaklanan seçki, kimi kişisel hikâyelerle örülü kimi yaşadığımız çağın dinamiklerine ve toplumsal meselelerine odaklanıyor. ENKA Oditoryumu’nda sahnelenecek oyunlar arasında 39 Buçuk Basamak (TiyatroAdam), İki Kore’nin Birleşmesi (Moda Sahnesi), Canavar (İki Tiyatro), Herkes Kocama Benziyor (Kadıköy Emek Sahnesi), Bâb (Monologlar Müzesi), Kim Bu Ben? (Tiyatro İN), Öteki (Luz Yapım), Kızlar ve Oğlanlar (Oyun Atölyesi) ve Şakşakçılar (TiyatrOPS) yer alıyor.

    ENKA Oditoryumu’nda 12 Şubat akşamı saat 20.30’da sahnelenecek John Buchan’ın 39 Basamak adlı romanından ilham alan, Oğuz Utku Güneş’in yazıp yönettiği 39 Buçuk Basamak oyunu, bu sefer eserin yaratıcısı John Buchan’ı oyunun baş kahramanı hâline getiriyor. Oyun, yeni romanını kaleme almak üzere Pera Palas Oteli’ne yerleşen Buchan’ın, bir bayram gecesi katıldığı Feshane şenliklerinde cinai bir vakanın baş zanlısına dönüşmesi sonrası kendini aklayabilmek için çıktığı yolculuğu anlatıyor. 

    ENKA Sanat’ın etkinliklerinin biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Program:
    12 Şubat Pazartesi, 20.30 - 39 Buçuk Basamak
    20 Şubat Salı, 20.30 - Borusan Quartet
    27 Şubat Salı, 20.30 - İki Kore’nin Birleşmesi
    1 Mart Cuma, 20.30 - Canavar
    8 Mart Cuma, 20.30 - Herkes Kocama Benziyor
    12 Mart Salı, 20.30 - BÂB
    19 Mart Salı, 20.30 - Kim Bu Ben?
    23 Mart Cumartesi, 18.00 - ENKA Sahne Gala Konseri
    27 Mart Çarşamba, 20.30 - Öteki
    28 Mart Perşembe, 20.30 - Kızlar ve Oğlanlar
    2 Nisan Salı, 20.30 - Şakşakçılar
    ​7 Mayıs Salı, 20.30 - Borusan Quartet 

    0
    0
    1423
  • 08-02-2024

    Galeri Siyah Beyaz, 40. yılın sanatçı eşleşmelerinden Günnur Özsoy ve Nevzat Sayın’ın “Ada” başlıklı sergisini 9 Şubat-2 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

    Sergide, ada temasını işleyen Günnur Özsoy ve Nevzat Sayın, izleyicilerin bilinmeyen sınırlara doğru bir keşfe çıkmalarını sağlıyor. Ada, çevresi suyla çevrili ve genellikle diğer topraklardan izole edilmiş bir kara parçasıdır. Bu fiziksel yalnızlık, ada metaforunda genellikle insanın iç dünyasını, bilincini ve varoluşunu temsil ederken, aynı zamanda dış dünyadaki toplumsal ve siyasal yapıları da ifade edebiliyor. İnsanın kendi iç dünyasını keşfetmesi ve kendini tanıması adeta bir adada yolculuk yapmasını anımsatıyor.

    Günnur Özsoy, kelimelerle ifade edilemeyen, soyut bir düşüncenin imgelerine dönüşen adalarda, varlık ve yokluğun buluştuğu bir gerçeklik sunuyor. Zamanın akışı yavaşlıyor, gerçek ile hayal arasında belirsiz bir çizgi çiziyor. Nevzat Sayın’ın mimari yaklaşımı ise ada kavramının mekânsal boyutunu keşfetmeye olanak tanıyor, ada dünyanın labirentlerine inenler, soyut düşüncelerin imgelerine dönüşen bir gerçeklikle karşılaşıyorlar ve bu soyut gerçeklik, kavranması güç bir mekân olarak varlığını sürdürüyorlar.

    Galeri Siyah Beyaz, 40. yılı olan 2023-2024 sezonunda, birlikte üretme pratiğinin bir karşılığı olarak sanatçı eşleşmelerini sanatseverlerle buluşturuyor. Zamanlarını ve mekânlarını birbirleri ile paylaşan sanatçı ikilileri, aynı malzemeye farklı zamanlarda müdahale etmenin yanı sıra aynı mekânda birbirlerinin malzemelerini ve imgelerini dönüştürüyor. Sanatçı ikililerinin üretim sürecinden başlayan ve temelde bir yaşam pratiği olan bu birliktelik, sanatçıları, galeriyi ve izleyicileri ortaklaşmaya davet ediyor.

    0
    0
    1712
  • 08-02-2024

    Nazım Hikmet Richard Dikbaş’ın karikatür çizimlerinden oluşan altıncı kişisel sergisi “Herkes Heyecanlanır Sanmıştım” 16 Şubat’a kadar Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’nde ziyaretçiyle buluşuyor.

    Sergide Dikbaş’ın çizimleri iki bölüme ayrılıyor. “Tekliler” bölümünde tekil anlatım ve çizimlerden oluşan çalışmaları, diğer taraftaki “Hikâyeler” bölümünde seri çalışmaları yer alıyor. Bir odada da çizim defterindeki çalışmalarını seslendirdiği video yer alıyor.

    Sergi metni: “Bu cümleyi en az iki türlü anlayabiliriz. Birincisi şöyle: Beni heyecanlandıran bir olay var, belli ki ‘herkes’te, çoğu kişide, aynı etkiyi uyandırmamış. Bu da bende belki bir hayalkırıklığı yaratmış, belki de bu olaya dair olumsuz ama serinkanlı bir gözlem yapıyorum. Hatta belki ikisi birlikte, serinkanlı bir hayalkırıklığı yaşıyorum.

    ​İkinci anlama gelirsek: Bu sefer konu heyecanlanmanın, heyecanın kendisi. İnsanın temel özellikleri, asal duyguları, dünyada olup biten karşısında gösterdiği tepkiler, yaratıcılığa giden yolun tepkileri neler? Heyecan bunlardan biri değil mi, heyecanlanarak tekrar tekrar bulmuyor muyuz kendimizi? O heyecanlanmayan herkese gelince, o herkes, sakin de değildir. Çünkü heyecanı bilmeyen sukûnetin de ancak dış yüzeyinden haberdardır. Heyecanlanmayan sakin de kalamaz.”

    ​Fotoğraf: ©Begüm Kakı

    0
    0
    2328
DAHA FAZLA
Geldanlage