GÜNDEM
  • 12-02-2024

    MAJİ Art Gallery, Pınar Tınç’ın “Je t’aime” başlıklı kişisel sergisini 28 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşturacak.

    “Pınar Tınç, ‘Bu eserleri yaratırken çocukluğuma döndüm ve Bozcaada’nın mor-mavi renkli bahar dallarından, anemon kokulu tepelerinden, bahar esintili renklerinden ilham aldım’ diyor. ‘Resim benim için Bozcaada’nın poyrazı gibidir. Ruhuma ruhuma esmesi, beni alıp götürmesi gerekir uzaklara...’ diyen ressam Pınar Tınç, eserlerinde kızı ve oğlunun büyüme korkusunu kendisiyle özdeşleştirip şu sözlerle betimliyor: ‘İstemiyorsun açmak gözlerini ve gömülmek keşmekeşin içine. Biliyorum çünkü ben de istemedim. Ben de seçmedim büyümeyi. Gömülmeyi keşmekeşin içine. Ama herkes gibi ben de göremedim rüyalarına sarıldığım her karanlığın ardından, geride bıraktığım çocukluğumu.’ Ruhsal arka planında gerçekten özgün bir kişilik Tınç. Doğayı masumiyet kavramıyla eşleştiriyor, korkuyu büyüme (geçip gitme), kadın kavramı dişi doğurganlık, çocuklar saflık ile karşılanıyor. Pınar Tınç resimleri ressamın ‘İçinde yaşadığı dünya’. Rüya kavramından, olgusundan yola çıkıyor. Onun resimleri adeta rüyalar âlemi. Rengarenk, dehlizli, sofistike, çok katmanlı, dopdolu, sakin ama öykücü. Derin bir de. Bu derin hikâyelerde çocuklar, kadınlar, bitkiler, hayvanlar, kısacası doğa hep birlikte. En çok da masalsı bir formda. Işıklarla gölgeler arasından süzülen masallar göklerde duyuluyor sanki. İyi bir ruh hali var ressamın, bize de yansıyor. Dış dünyanın aynılığı kendi içinde eriyor. Ressam sanki tekrar tekrar çocukluğuna dönüyor. ‘Bir kadının mutlu hazları, anılar, hayal meyal masumiyetin görüntüleri, kuşların, otların, bağların arasında kendimi kaybettiğim zamanların tatlılığı... Resimlerime yansıyan bu masumiyet ve tatlı sükûn... İç dünyamı besleyen bu hatıralar bana ilham oluyor’ diyor Pınar Tınç.”

    Adres: Valikonağı Cd. Sinoplu Şht. Cemal Sk. No:4/B Teşvikiye / İstanbul

    0
    0
    1881
  • 12-02-2024

    Rachel Kushner, yirmi dokuz yaşındayken geniş ufukları dört duvar ile takas etmek zorunda kalmış bir kadının hayatına ve Amerikan rüyasının karanlık yüzüne dair acımasız bir hikâye anlattığı romanı Salon Mars, Begüm Kovulmaz’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    Çağdaş Amerikan yazınının yetenekli isimlerinden Kushner, Man Booker ve Ulusal Kitap Eleştirmenleri Birliği ödüllerine aday olan romanında San Francisco’nun insanı zincirlerinden kurtulmaya davet eden rüzgarları eşliğinde büyüyen ve yolu Salon Mars’ın sahnesinden eyalet hapishanesine uzanan bir kadının öyküsünü anlatıyor. Kushner, Salon Mars’ta sistemi ve sistem dışında kalmanın ne demek olduğunu sorguluyor, özgürlüğün ve yalnızlığın, toplum üyesi olmanın ve toplumun en dış saflarına atılmanın bedellerini boyutlarını ustalıkla irdeliyor.

    “Eğlenmek için risk almaktan çekinmeyenleri ve risk almadan eğlenemeyenleri buluşturan, tekinsiz bir gece kulübü: Salon Mars. Kaybolmuşlar için hepten kayıp bir nokta, neon ışıklarının aydınlatamadığı karanlıklarla örülü gecenin içinde bir kara delik...”

    0
    0
    1177
  • 11-02-2024

    Soft Analog ve Brek’in düeti “Özür Dilerim”, Apartment Disco x KARE etiketiyle yayımlandı.

    Alternatif pop grubu Soft Analog ve bedroom pop sanatçısı Brek, “Özür Dilerim” adlı düet projesi için bir araya geldi. 80’ler synth pop’unun sesiyle donatılmış dream pop-dans atmosferine sahip olan parçanın sözleri öfke ve nefretin karmaşık duygularına inerek hem kişisel hem de toplumsal sorunları ele alıyor. Şarkı sadece basit özürlerin ötesine geçerek derinlemesine öz-yansıtma ve empati ile ilgili mesajlar veriyor. Öfke ve nefret söylemlerine yönelik bir teselli ve öfkeyi göğüste yumuşatmaya dair minik bir telkin duygusu yaratan şarkı, “senin kızgınlığın bana değil, aslında kendine” gibi bir manifestodan yola çıkarak dinleyicilerle buluşuyor.

    ​Soft Analog ve Brek imzalı “Özür Dilerim” parçasını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1491
  • 11-02-2024

    Galeri 77, kendi mekânı dışında gerçekleşen tüm sergilerini içeren “Galeri 77 Shows” projesinin üçüncü ayağında, galeri portföyünden özenle seçtiği beş sanatçının eserlerinden oluşan “Gülmekten Kendine Dön” başlıklı sergiyi 5 Nisan’a kadar The Stay Boulevard Nişantaşı’nda sanatseverlerle buluşturacak.

    Çağdaş yaşamın ötekileştirilmiş, kutuplaşmış ve izole atmosferinde herkes elindeki kılıca davranmaya hazırmışçasına bir seviyedeki gerginlikle kendini var etmeye, ispatlamaya ve hayatı hunharca paylaşmaya (fethetmeye) çalışıyor. Nezaketin umursanmadığı, incelikli düşünmenin neredeyse tamamen unutulduğu bu empati yoksunu karamsar dünyada ne yazık ki bizler artık hiçbir şeyin aynı kalmadığı, gündelik yaşamın ani değişimleri altında sürekli ezilerek yeniden şekillenen tekinsiz toplumlara dönüştük. Her geçen gün daha da çetin bir hâl alarak hayatı adeta çekilmez hale getiren bu sosyal iklim, bir yanıyla kişinin varoluş süreci ve bireysellik arayışlarını gün geçtikçe zorlaştırırken diğer bir yanıyla da hayatta güvenli bir liman sunan aidiyet hissiyatına karşı büyük bir özlem duymamıza sebep oluyor. Fırtına gibi büyük bir hışımla yoluna devam eden hayatın baş döndürücü hızı git gide bizleri benliğimizden uzaklaştırırken, kendimizi keşfetmek ve tanımlamak için çeşitli yollar arama macerasına çıkmaya zorluyor.

    Kendini var etme arayışındaki bireyin çetrefilli keşif yolculuğunun çeşitli olasılıkları arasında gezinirken bir anda kendimizi komedinin çatısı altında buluyoruz. Toplumsal sorunlara eleştirel yaklaşım ve başkaldırının en etkin ifade biçimlerinden biri olan mizahın, üstünde çok tartışılmış binlerce yıllık geçmişi vardır. Aristoteles, Platon, Darwin, Descartes, Kant, Hobbes, Freud ve Twain gibi büyük düşünürler mizahı açıklamaya çalışmışlardır. İnsanlık tarihini derinden etkileyen buhranlı zamanların sonrasında toplumların yeninden bir araya gelerek ilerleyebilmesinde mizahın iyileştirici gücünün her zaman büyük bir rol üstlendiğini söyleyebiliriz. Komedi, gülmek, mizah ve hiciv öyle şeyler ki, toplum olarak yıllardır inatla koruduğumuz ve ilerlemenin önünde engel bütün duvarları yokmuşçasına aşabiliyor. Ortak bir miras niteliğindeki gülme eylemi ırk, dil, din ve coğrafya fark etmeksizin hepimizin paylaştığı kolektif bir özellik. Bir nevi diğer her şeyin üzerinde bir insan deneyimi sayılabilir. Bireysel yolculuğun zorlaştığı yerlerde, hayatın ve düşüncelerin üzerimizde oluşturduğu yükün hafifletilmesine yardımcı olacak bir araç görevi görüyor komedi. Bastırılmış duyguların serbest bırakılmasına veya zor konularla daha hafif bir şekilde başa çıkılmasına olanak tanıyor.

    Kimliksizlik, kimlik arayışı, toplumsal eleştiri, hiciv ve aidiyet gibi konuları merkezine oturtarak bu kavramların araştırmasını misafir olduğu mekândan da aldığı ilhamla cüretkâr bir şekilde ortaya koyan ‘Gülmekten Kendine Dön’ isimli sergi, mizahın ve gülmenin önemine atıfta bulunarak hem hayatın her evresine yayılan uzun ve meşakkatli kendimizi keşfetme serüvenimizi çok daha eğlenceli bir hale getirmenin mümkün olabileceğini bizlere gösteriyor, hem de bu yolla özellikle hassas veya tabu olarak görülen konuların büyük bir cesaretle ele alınabildiği, onları daha ulaşılabilir ve daha az korkutucu bir seviyeye çekerek bunlar üzerine konuşma (düşünme) imkânı yakalayabildiğimiz eleştirel bir zemin yaratıyor.”

    Künye:
    1. Gago, Meeting on Mars, 2023 Acrylic on canvas 86x121cm
    2. Arthur Tonakanyan, Untitled 2021 Oil on canvas 110x150cm
    3. Evgenia Saré, Vol 2019 Oil on canvas 100x100cm
    4. Narek Arzumanyan, Giant Drug 2019 Oil stick & oil on canvas 135x124cm
    ​5. Sedat Girgin, Metamorphosis N4 2023 Acrylic on canvas 130x110cm

    0
    0
    1642
  • 11-02-2024

    İş Sanat, edebiyatla müziği bir araya getirdiği aylık dinletilerinde 19 Şubat akşamı “Yeşil, dalga dalga gölgeleniyor…” başlıklı dinleti ile Nezihe Meriç’in hikâyelerini sahneye taşıyacak.

    Cumhuriyet döneminin ilk kadın yazarlarından olan Nezihe Meriç’in kaleminden çıkan “Çalgıcı”, “Bazıları”, “Kapalı Öykü-1”, “Işın”, “Sepetli Kadın” hikâyeleri eski bir radyo kayıt stüdyosu düzeninde Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar, Hakan Gerçek ve Aslı Yılmaz tarafından seslendirilecek.

    Atilla Birkiye’nin düzenlediği Serdar Yalçın’ın müzik yönetmenliğini üstlendiği, Mehmet Birkiye’nin sahneye uyguladığı dinletiye Serdar Yalçın (piyano) Seda Subaşı (keman) ve Şemsa İdil Ural (çello) eşlik edecek.

    ​“Yeşil, dalga dalga gölgeleniyor…” başlıklı dinleti 19 Şubat Pazartesi, saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak gerçekleşecek. Etkinliğe katılım için www.biletix.com sitesinden rezervasyon yapabilirsiniz.

    0
    0
    1206
  • 10-02-2024

    ENKA Sanat, Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden Işıl Kasapoğlu’nun hayatını belgesel yapıyor.

    ENKA Sanat, yapımını üstlendiği Genco (Genco Erkal) ve Caniko (Yıldız Kenter) belgesellerinin ardından şimdi de Işıl Kasapoğlu belgeseline imza atıyor. ENKA Sanat’ın yapım sponsorluğundaki belgeselin, yapımcılığını Porte Film, yönetmenliğini Selçuk Metin üstleniyor. Bu çalışma, aynı zamanda iki kurumun birlikte imza attığı üçüncü yapım olma özelliğini taşıyor. Belgeselin proje danışmanlığını Serkan Keskin, görüntü yönetmenliğini Emre Okur yapıyor. Belgesel, temmuz ayında ENKA Açıkhava Tiyatrosu’nda prömiyerini yapacak. Belgesel, tiyatro yönetmeni Işıl Kasapoğlu’nun hayatını biyografik bir eser olarak sunmaktan ziyade, “Işıl Hoca”nın tiyatro sanatına katkılarını, onun aslında iflah olmaz bir hikâye anlatıcısı olduğunu anlatmayı hedefliyor. Belgesel, Kasapoğlu’nun tiyatroyla tanıştığı ilk günden bugüne dek geçen sanat hayatını ve yer yer özel hayatından kesitleri de izleyicilerle buluşturacak. Belgeselde, izleyiciler usta yönetmenin tiyatroyla ilgili görüşlerini kendi ağzından dinleyip, sahneye koyduğu oyunların nasıl doğduğuna tanık olup, tiyatroda “Işıl Hoca” ile çalışmanın nasıl bir duygu olduğunu görüp tüm bunların tiyatronun o büyülü potasında eridiğinde neler yaratılabildiğini izleyecekler.

    Yönetmen Selçuk Metin belgesel ile ilgili şunları söyledi: “Dünyanın herhangi bir yerindeki bir izleyicinin zihnine, tiyatro adına evrensel bir söz, hatta bir paragraf bırakmak istiyoruz” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor; “Çalışmalarımıza, sanatçının en büyük iki tutkusunu harmanlayarak başladık: Tiyatro ve deniz… Işıl Kasapoğlu’nun Mordoğan’daki evinde ve Turgut Köyü’ndeki teknesinde yaptığımız çekimler, sanatçının 90’lı yıllarda Shakespeare’in büyüsünü Anadolu’ya taşıdığı yılları değerlendirmek üzere, o dönemde oyun koyduğu şehirlerde devam edecek. Anadolu’da ziyaret edeceğimiz çeşitli şehirlerde yapılacak çekimlerle Devlet Tiyatrosu’nda yaptığı benzersiz işleri, öncü kimliği ile ‘olmaz’ denileni oldurduğu günleri hatırlayacağız. Sanatçının kurucusu olduğu Semaver Kumpanya’da tiyatro oyuncularıyla birlikte yapacağımız çekimler de filmimizin önemli yapı taşlarından biri olacak.”

    ​ENKA Sanat Direktörü Gül Mimaroğlu belgesel projesiyle ilgili şunları söyledi: “Son yıllarda yapımını üstlendiğimiz belgesel serisi ile sanatçılarımızın yaşamlarını belgelerken tiyatro tarihimizin farklı dönemlerini de aydınlatmış oluyoruz. Tiyatromuzun en güçlü isimlerinden biri olan Işıl Kasapoğlu’nun yazdığı ve yönettiği oyunları düzenli olarak sahnelerimizde ağırladık. Ve gördük ki onun oyunlara getirdiği yenilikçi rejiler, hem birlikte çalıştığı yüzlerce sanatçıya ve tiyatro profesyoneline hem de tiyatro severlere heyecan ve ilham verdi. Işıl Kasapoğlu’na göre tiyatro, birlikte ve o an deneyimlenen bir sanat dalı olduğundan, sonrasında biter ve yok olur. Suya yazı yazmak gibi… Geçici olduğunu bile bile, inadına iz bırakma çabasıdır bir anlamda. Biz ise bu geçicilik anlayışına karşı tüm izleri ortaya çıkartarak belgelemek ve kalıcı kılmak istedik.”

    0
    0
    1663
  • 10-02-2024

    24 çağdaş sanat galerisinin bir araya gelerek organizasyonunu üstlendiği Art Show: Galeriler Buluşması, 20-25 Şubat tarihleri arasında The Ritz-Carlton Residences, B Blok’da sanatseverlerle buluşacak.

    Art Show: Galeriler Buluşması’nda galerilerin Türkiye’den temsilcileri, etkinliğin organizasyonunda iş bölümü yaparak belli roller üstlenmenin yanı sıra bir arada olmanın gücüyle dayanışmaya odaklı bir sergileme modelini ile yola çıkıyor. Sanata değer veren kurum ve markaların desteğiyle gerçekleşecek sergiye, dinamik bir program ve konuşma serileri de eşlik edecek. Bu etkinlikler izleyici, sanat profesyonelleri ve kültür sanat aktörleriyle yoğun ve verimli bir diyalog kurmayı amaçlıyor.

    Bilgili Holding’in ana sponsorluğunda gerçekleşecek sergide, çizgisi birbirinden farklı galerileri ortak bir dil altında toplayabilmek adına mimari tasarımı Emre Arolat (EAA) ve Murat Tabanlıoğlu (TA) ortaklaşa üstlenirken, TBWA iletişim ve kurumsal kimlik desteği sağlıyor.

    ​Art Show: Galeriler Buluşması’nın detayları önümüzdeki günlerde duyurulacak.

    0
    0
    1487
  • 10-02-2024

    Sam Sedgman’in dünyaca ünlü 12 tren rotasını, hikâyeleriyle ve hatların içinden geçtiği bölgelerin gelenekleri, kültürleri, yemekleri ve insanlarıyla bir bütün olarak keşfe davet ettiği, Sam Brewster’in resimlediği kitabı Efsane Maceralar, Oğuzhan Şenocak’ın çevirisiyle Dinozor Çocuk’tan çıktı.

    Efsane Maceralar; tren yollarıyla Kanada’dan ABD’ye, Güney Amerika’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Avusturalya’dan Hindistan’a uzanıyor. Sedgman, her yaştan okuru davet ettiği bu keşif turunda ulusların kaderini sonsuza dek değiştiren demiryolu hatlarını ve tren yolculuklarının hepimizi nasıl birbirimize bağladığını anlatıyor.

    ​Okurlarını alıp Kuzey Kutbu’ndan Güney Pasifik’e, Silikon Vadisi’nden Afrika Savanalarına ve daha nice yerlere götüren, dünyanın en büyüleyici demiryollarında bir tura çıkaran Efsane Maceralar, 12 ünlü demiryolu hattının geçtiği modern şehirleri, antik tapınakları, vahşi hayvanları, lezzetli yemekleri, yüksek köprüleri, yerel halkın festivallerini de keşfetme imkânı sunuyor. Bazıları hâlâ aktif olan, bazıları artık çalışmayan ya da yapılmasına rağmen hiç kullanılmamış olan 12 muhteşem demiryolu rotasına ve çok daha fazlasına odaklanan Efsane Maceralar, mühendislik harikaları ve demiryollarının ulusların kaderini sonsuza dek nasıl değiştirdiğini ve tren yolculuklarının hepimizi nasıl birbirimize bağladığını ortaya seriyor.

    0
    0
    1220
  • 09-02-2024

    Carlo Tenan yönetimindeki BİFO, ünlü keman sanatçısı Midori ile 15 Şubat Perşembe akşamı saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek “Sonsuz Ufuklar” başlıklı konserde buluşacak.

    BİFO’nun sahneyi keman virtüözleriyle paylaştığı konserlerden biri daha olacak bu konserde 2022’de sanat yaşamının 40. yılını kutlayan Midori ağırlanacak. Kariyerinin ilk konserini henüz 11 yaşındayken New York Filarmoni Orkestrası ile veren Midori; Claudio Abbado, Leonard Bernstein, Zubin Mehta, Daniel Harding, Paavo Järvi ve Mariss Jansons gibi şeflerle çalıştı; Boston Senfoni, Berlin ve Viyana Filarmoni, Mahler Oda Orkestrası ve daha pek çok köklü toplulukla konserler verdi.

    Geçen sezonda BİFO’nun ortak siparişi olan Detlev Glanert’in 2. Keman Konçertosu’nu Kraliyet İskoç Ulusal Orkestrası’yla Carnegie Hall’da seslendiren Midori, konserde bu yapıtı BİFO eşliğinde dinleyicilerle buluşturacak. Ayrıca konserde Carlo Tenan yönetimindeki BİFO, Marzocchi ve Brahms’ın eserlerini seslendirecek. Konser öncesinde Aydın Büke ve Serhan Bali 19.00-19.30 saatleri arasında Meydan Fuaye’de söyleşi gerçekleştirecek.

    15 Şubat Perşembe akşamı saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek “Sonsuz Ufuklar” başlıklı konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası
    Carlo Tenan - Şef
    Midori - Keman

    Marzocchi Encore, Orkestra İçin
    Glanert Keman Konçertosu No.2, “Ölümsüz Sevgiliye” (An Die Unsterbliche Geliebte) *
    Brahms Senfoni No.2, Re Majör, Op.73

    *Türkiye prömiyeri. Kraliyet İskoç Ulusal Orkestrası, NDR Elbphilharmonie Orkestrası, Suntory Hall ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın ortak siparişi.

    0
    0
    1146
  • 09-02-2024

    Türk çağdaş sanatının öncü isimlerinden Ekrem Yalçındağ’ın “Natures” başlıklı kişisel sergisi, 13 Şubat-18 Mart tarihleri arasında Sevil Dolmacı İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Ekrem Yalçındağ’ın, İstanbul’da dokuz yıl aradan sonra gerçekleştireceği “Natures” sergisinin kurulumu Yalçındağ ile birlikte Zürihli küratör Dorothea Strauss iş birliğinde gerçekleşti. Sanatçının son dönemde farklı tekniklerden ürettiği çalışmalarını bir araya getiren sergide, öne çıkan eserler arasında yer alan Natures serisi, izleyicilere sanatçının evrimini ve farklılaşan tekniklerini keşfetme fırsatı sunuyor. Yalçındağ’ın tekniği, Natures serisinde tuvalin her yerine boyalı ahşap levhalar basarak dairesel formlar alan ince çizgi ağıyla örtüşen “ağaç izleri” yaratıyor. Sanatçı, bu izleri yaşam ve büyüme izleri olarak yorumlayarak resminde çelişki gibi görünen dünyaları bir araya getiriyor. Andy Warhol’un etkisi altında tuval zeminine serigrafi baskı şeklinde uygulanan büyük bitki motifleri, Yalçındağ'ın eserlerine ayrı bir boyut kazandırıyor. Sergide ayrıca Yalçındağ’ın daha önce görülmemiş yeni işleri ve yeni serileri de yer alıyor. Infinity serisi ve geometrik eserleri bu sergi ile ilk kez izleyiciyle buluşacak. Sanatçı, izleyicilerine özgün bir dünya sunan eserlerinde ahşap ve serigrafi baskı kullanıp, minyatür fırça ile birleştirdiği yağlı boya resim tekniğini kullanıyor.

    Yalçındağ temelde, rengin süs işlevini (yükünü) süs yoluyla aşıyor. Böylelikle, rengin nesneler ya da yüzeyler yerine, sadece kendine sadık kaldığı bir algı düzeneği çıkıyor ortaya. Bir başka deyişle, süslemenin olanaklarıyla, renge adeta mutlak bir özgürlük kazandırıyor. Yalçındağ’a göre, Türkiye’de çeşitli nedenlerle yanlış algılansa da süs sanatta tamamlayıcı bir eleman değil, başlı başına bir kişisel üslup. Sanatçı, tarihi çok eskilere dayanan süslemenin Henri Matisse’le birlikte sanat yapıtı olarak doğrudan resme geçtiğini ve daha sonra da süslemenin başlı başına otonom bir sanat yapıtı olarak kullanıldığını hatırlatıyor.

    Natures serisi ilk olarak Kunstforum Viyana’da, Robert Fleck’in küratörlüğünde düzenlenen “Seeing the World Anew” sergisiyle izleyiciyle buluştu. Daha sonra MoMAD Dubrovnik’te Hermann Nitsch Foundation isimli müze sergileriyle uluslararası platformda yer aldı. En son olarak Sevil Dolmacı Dubai’de sergilendi.

    0
    0
    2135
DAHA FAZLA
Geldanlage