04 TEMMUZ, SALI, 2017

Cümlelere Sonuna Kadar Güvenen Bir “Akdenizli”

Micheal Haneke “Kelimeler tehlikelidir, onlara güvenmem” demişti bir röportajında. En az onun kadar iyi bir orta sınıf gözlemcisi ve ama kelimelere, cümlelere de sonuna kadar güvenen bir “Akdenizli” varmış: Dimitris Sotakis. 

Cümlelere Sonuna Kadar Güvenen Bir “Akdenizli”

“Sana söylemediler mi?”diye sordu. “Oyun sahnelenmeyecek. Son anda iptal edildi. “Peki prova?”dedim. “Bunca prova boşa mı gidecek? Gerçek hayatıma ne zaman sıra gelecek?” Yanımdan uzaklaşırken “Başka hayat yok”dedi. “Hepsi buydu işte. Sen ne sanmıştın?”...

Adının nereden geldiğini de anlamak üzere olduğum, son model kırmızı spor arabamla şehrin en sağlam, en yüksek duvarlarından birine, karada giden dört tekerleklilerin ulaşabildiği en azami kilometre değeri ile girmiş etkisi yaratan Soluğun Mucizesi’nin finaline gelmeden, hemen önceki bölümün sonunda karşıma çıktı “Prova” diyaloğu… Ve aslında kısa sürede okuduğum iki Sotakis kitabında da kendimce bulduğum ortak nokta da bu oldu: Hayatlarını henüz yaşamaya başlayamamış, “bugün” üzerinden bir beklentileri olmayan, ancak geleceğe koskocaman hayaller inşa etmiş ve hatta o hayallere ulaşabilmek uğruna  zaman zaman gerçeklikten kopabilen insanları anlatmıştı yazar. Bu tasvirin üzerine biraz olsun düşündüğünüzde şimdiki zamanda bize öğretilmiş değerlerin birçokları gelmiyor mu sizin de aklınıza? Hayatınızda kendiniz ya da etrafınızdaki insanların istekleri, içinde bulundukları ya da olmak istedikleri koşullar ve onları elde etmek uğruna sınırlarının nerelere kadar ulaşabileceği… “Satın alın ve satın alabilmek için yaşayın” diyen düzenin insanları bunlar… Aslında “çoğunluk” hakkında yazan ancak yaratıcılığı sayesinde ana yoldan değil en manzaralı patikalarda ve ironik hikâye kurguları üzerinden giden bir yazar Sotakis.

Bu noktada biraz ukalalık ederek Dimitris Sotakis’in harika bir orta sınıf gözlemcisi olduğu fikrimi beyan edeceğim. Üzerine bir de “tıpkı Haneke” diye de bir benzetme yaparak arttıracağım. Yaşadığı habitat ona hem an, hem de anılarıyla ne çok kaynaklar da sağlıyordur malum. Esasında bir parfüm tarif eder gibi nota nota tarif edebilirim:

Adeta Varyemez Amca’nın altın dolu havuzunda yüzen ülkemizin malum yarısının, her fırsatta örnek gösterdiği Yunanistan ekonomik krizinin bireylerin en basit yaşam ve daha derinde varlık amaçlarını bulma üzerindeki beklentilerini üst notalarda kullanmaktadır yazarımız. Bahsi geçen mekân her zaman Yunanistan olmayabilir de… Keza Bir Süpermarket Hikâyesi, Hamilton Avustralya’da yaşarken bir deniz kazası sonucu Pasifik'te ıssız bir adada kalan Roviros üzerine kuruludur. Çalıştığı dergi için Yeni Gine’deki öğrenci ayaklanmasını gözlemlemek üzere yola çıkar. Ancak yolcusu olduğu gemi, limanına ulaşamaz ve batar, Roviros ıssız bir adada bulur kendini… Adada ondan başka insan yoktur, bir gecelik Nanci vardır ama o durum da biraz karışıktır. Durumunu aydığı ilk günden itibaren hayalinin kurtulmak olmadığını anlamıştır. O da önceki hayatına dönmek değil, daha yüksek bir statü sahibi olacağı ve bütün içinde kendini daha anlamlı hissedeceğini düşündüğü farklı bir hayatı adada kurmaya çalışacaktır.

Hamilton’da beyinleri yanık bir sürü insanın gezdiğini hatırlıyorum, şehirde hedefsiz gezinen, korku ve saplantılarla dolu kukla-insanlar, mutluluk dilencileri,ölümsüzlüğün şakşakçıları… Kalsaydım belki ben de bunlardan biri olurdum, eğer yazgıma incelik yapıp sürüden biri olarak bekleyip onu haklı çıkarsaydım…

Soluğun Mucizesi’nde ise hikâye ne kadar ironik ise karakter o kadar düz anlatılmıştır hayal dünyamızda canlandırmamız için. Uzun süredir işsizdir, çünkü ülkede kriz vardır. Bir üst aşamaya geçmesini istediği ancak tam da bu nedenlerle yerinde sayan bir ilişki yaşıyordur. Tüm bunların yanında da annesi, bir elini sürekli üzerinde tutmasını gerektirecek kadar bakıma ihtiyaç duymaktadır. Orta sınıfın statü kaygısının karşılığını hikâye örgüsünde hem olayları başlatacak olan iş teklifini kabul etmesinde hem de devam etmesindeki tüm motivasyon unsurlarında -özellikle Kuzey Kapısı bölgesinde ev sahibi olma hevesi-görürüz.

Orta-Alt notalarda ise hikâyeler ayrılır. Issız adada günler geçtikçe daha bireye ve bireyin hırslarına, kibirine dönük aydınlanmalar görürüz. Başta sanki bir Robinson Crusoe hikâyesidir ama  sonradan, hayatından hiç tatmin olamamış yalnız bir adamın akıl sınırlarını aşıp paranoyak bir fantaziye dalmasıyla devam eder. Önceki hayatından ne kadar kurtulmak istese de, belki artık hücrelerine kadar işlemiş olan modern hayatın etiketlerine ulaşma hırsı, bu paranoyak hayal dünyasını da etkiler.

Soluğun Mucizesi’nde ise bence özetle orta sınıf “güvenlik” anlayışına topluca ve çok başarılı bir gönderme yapmıştır yazar. Bu güvenlik, hem tüketim kültürü paralelinde çok standart barınma, beslenme gibi yaşamsal temel kaygıları ifade eder, hem hikâyenin sonlarına doğru ortaya çıkacak ayaklanma ile vurgulandığı gibi fiziksel bir korunaklı alan çerçevesi çizer, hem de fazla ip ucu vererek heyecanını kaçırmak istemediğim için istifçi diyerek özetleyeceğim şirket adamlarının hissettirdiği gibi, gerekirse özgürlüklerin bile kısıtlanmasını mübah kılabilecek meşru ve yönetsel bir güvenliktir bu. Ve bunların herhangi biri bile insanoğlunun bir anda tutsaklığını kutsallaştırmasına yeterlidir.

Yeni gün ağarırken son düşüncem buydu ve o zaman, birden şirketin adamlarına sınırsız bir minnet duydum; bizi buldukları felaketlerin arasında bana karşı bu kadar cömert oldukları ve beni dünya üstünde bir insanın yaşayabileceği en büyük mucizeyi yaşayayım diye özgür bıraktıkları için, soluğun mucizesi…

1973 doğumlu yazarın ilk üretimleri doksanların sonlarında yayımlanmaya başlanmış. Ancak Soluğun Mucizesi (Deli Dolu Yayınları) yazarın Türkçeye çevrilmiş ilk ve aynı zamanda edebiyat dünyasında da en çok ses getiren eseridir. Birçok yerde rastladığım yazara “kült” ünvanını kazandırandır ki bence de haklılık payı var. Türkçeye çevrilen son eseri de yine bahsi geçen Bir Süpermarketin Hikâyesi(Deli Dolu Yayınları)’dir. Sotakis aynı zamanda müzik eğitimi almış ve kendisi gibi yazar Thanassis Chimonas ile beraber müzik çalışmaları da yapmaktadır. Ayrıca izleme fırsatı bulduğum kliplerinden birinde kitaplardan sezdiğimiz hassasiyetlerini gözlemleyip, benim gibi romantiklerin gezi zamanlarını anımsayacakları görüntülerle artık kendimi de hayran listesine yazdırdım.

0
4649
6
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle