07 NİSAN, SALI, 2020

İzleyiciyle Buluşmanın Bir Başka Yolu Mümkün

2017 yılından beri Pg Art Gallery ile çalışan Ayla Turan, galerideki ilk kişisel sergisi “Tehlikeli Oyunlar”ı 21 Mart Cumartesi günü, Covid-19 salgını nedeniyle online açılış yaparak izleyiciyle buluşturdu. Sanatseverler açılışı galeri sınırları içerisinde değil evlerinden katılarak deneyimlediler.

İzleyiciyle Buluşmanın Bir Başka Yolu Mümkün

“Hayal kırıklığının tek iyileştirici yolu, koşullara göre yeni bir çözüm bulmaktı. Sosyal medyanın gücünü, kolay ulaşılabilirliğini düşünüp böyle zor bir dönemde hem herkese moral olması hem de risksiz bir ortamda heykellerimi sanatseverlerle buluşturabilmek amacıyla online bir açılış yapmaya karar verdik” diyor Ayla Turan. Sanatçı ile farklı bir deneyim yaşayarak online olarak açılışını gerçekleştirdiği son sergisi, üretim pratiği ve sanatsal yaşamı üzerine konuştuk. 

Büyük emekler vererek hazırladığın, keyifle kurduğumuz serginin açılışını heyecanla bekliyorduk. Ancak malum sebeplerden dolayı sergi açılışını iptal etmek veya ertelemek yerine “online olarak” açmaya karar verdik. Galerideki ilk kişisel serginin böyle talihsiz bir olaya denk gelmesi aynı zamanda yeni bir dönemin de başlangıcı oldu ve bir ilki gerçekleştirdik. Sergilerin ve açılışların sanatçılar için önemini çok iyi biliyorum. Bu konuda senin duygu ve düşüncelerin neler? 

Elbette ki bütün sanatçıların yaratı sürecindeki büyük motivasyonlarından biri izleyici ile buluşma anıdır. Bir yazarın kitabının okuyucuyla buluşması, bir oyuncunun sahneye çıkması, müzisyenin konser vermesi gibi bizim de heykellerimizin sanatseverlerle buluşma anı sürecin en heyecanlı kısmı. Son ana kadar büyük bir motivasyonla hazırlandım. Bir anda hiç beklenmeyen bir salgının bütün dünyayı sarması farklı bir boyuta dönüştürdü her şeyi. Galerideki açılışın iptal olması elbette büyük hayal kırıklığıydı benim için. Uzun bir zaman, onca emekle hazırlandığım, buluşmak için sabırsızlandığım açılışı iptal etmek zorunda kaldık. Daha her şeyin başındaydık ama sorumluluk duygusuyla buluşmayı ertelemenin daha doğru olacağına karar verdik. 

Sergiyi açmayı planladığımız 21 Mart Cumartesi günü, saat 18.00’de izleyiciyle buluşmak üzere galerinin Instagram hesabından canlı yayın yaptın. İlk online açılış deneyimini, bu süreci anlatır mısın?

Sergi açılışını tamamen iptal etmek yerine izleyiciyle buluşmanın başka bir yolunu                                         bulmak gerekiyordu. Sergi kurulumunu yaptıktan sonra, galeriyi gezerek heykelleri anlattığım  bir  video çekimi hazırladık. YouTube ve Instagram hesaplarımızda yayınlamak üzere herkesin kolayca ulaşabileceği bir ortamda sergiyi paylaştık.

​Hayal kırıklığının tek iyileştirici yolu, koşullara göre yeni bir çözüm bulmaktı. Sosyal medyanın gücünü, kolay ulaşılabilirliğini düşünüp böyle zor bir dönemde hem herkese moral olması hem de risksiz bir ortamda heykellerimi sanatseverlerle buluşturabilmek amacıyla online bir açılış yapmaya karar verdik. Herkes için bir ilkti bu. Online sergilerde genellikle galeri mekânı üç boyutlu olarak fotoğraflanır ve izleyici web sitesinden girip galeriyi gezebilir. Ben ise açılış için planladığımız tarihte ve saatte Instagram üzerinden “canlı” olarak atölyemden bağlanıp hem sergi sürecini anlattım hem de heykellerimin doğduğu mekânı izleyiciyle paylaştım. Bu süreç herkese ilginç geldi. Yüzlerce kişi izledi. Atölyemde tek başıma kadeh kaldırdım ama yalnız olmadığımı görmek galeride olacak açılış kadar heyecan vericiydi benim için. Duygusal anlamda çok yoğun bir açılış oldu hepimiz için. :)

Peki biraz da serginin hazırlık aşamasından, heykellerin ortaya çıkış sürecinden bahsedelim.

“Tehlikeli Oyunlar” dördüncü kişisel sergim. Yurt dışında ve Türkiye’de birçok karma sergi, fuar ve farklı sanatsal etkinliklerde yer aldım. Uzun zamandır çok yoğun bir üretim temposu içindeyim. Kişisel sergi hazırlığı için daha farklı bir süreç gerekiyor. Sergi mekânının, heykellerin, konseptin bir bütünlüğü olması ve buna aylar öncesinden karar vermek gerekiyor. Yaratı sürecinin başlangıcı en sancılı dönem. Ne yapacağıma karar verdikten sonraki üretim aşaması çok zor ama daha keyifli kısmı işin. Büyük emek ve zaman gerekiyor. 

En heyecanlı an, şimdiye kadar hiç ortada olmayan bir fikrin ilk aklıma geldiği an. Sonra o fikrin olgunlaşma, süzgeçten geçip yalınlaşma ve üç boyutlu hâle dönüşme aşamaları başlıyor. Önce eskizler, sonra modelleme, sonra üç boyut yontu aşaması uzun bir süreç gerektiriyor.

Uzun bir sürecin sonunda ortaya çıkan “Tehlikeli Oyunlar” adını verdiğin kişisel sergini, senin anlatımınla evlerinde, ekranlarının ardından deneyimledi izleyiciler. Neler gördüler sergide?

“Tehlikeli Oyunlar” sergisinde toplam beş eser var. Çocuk figürlerinden oluşuyor her biri. Bağımlı adını verdiğim enstalasyon, duvarda 30 plak üzerinde kollarından bağlı, bir merkezden kendi eksenlerinde dönen minik çocuklardan oluşuyor. Kendi eksenlerinde dönüyor olmaları aidiyet duygusunu ve bağımlılığı ifade ediyor. Diğer bir çocuk, elinde tuttuğu altın rengi boyanmış bir anahtardan üflediği balonlarla ayakta duruyor. Bu heykelde ilk kez denediğim -belki de beni farklı bir noktaya götürecek bir başlangıç olacak bu deneyim- projeksiyonla, çıkan balonların üzerine bir görüntü yansıtıyorum. Bu görüntüde benim çocukken yarattığım, gizli bir şey yazarken kullandığım kendi alfabemi kullanarak yazdığım bir metin yansıtılıyor. Elim sürekli balonların üzerinde dolaşarak o gizli harflerle yazıları yazıyor. Buradaki dikkat çekmek istediğim nokta da bu aslında. O yazıları gizemli kılarak bir merak uyandırıyorum. Kimsenin hiçbir şey için sesini çıkartmaya cesaret edemediği, konuşamadığı bir dönemde söylemek istediklerimizi söyleyebilmek için bir yol bulma çabası Çok Gizli. Diğer bir heykel, sergideki en büyük çocuk. O da mekânın en gizli odasından saklanarak dışarıyı gözlemliyor, Bul Beni diyor. 

Elinde sapan olan bir çocuk heykelini anlatmaya ne kadar gerek var? Kimi çocukluğunu hatırlar camlara nişan almıştır, kimi kuş vurmuştur, başka bir çocuk direnişin simgesi olmuştur, kim bilir? Yaşadığın hayat, yaşadığın coğrafyaya göre değişkendir ama heykele baktığında hissettirdiği duygu evrenseldir. 

Güncel konular, üretim sürecini ne ölçüde şekillendiriyor? Odaklandığın konuları, seni etkileyen meseleleri konuşalım istiyorum. Heykellerinin ebatları ne olursa olsun başrollerde hep koca kalpli, masum bir çocuk var. Bu durumun, konulara bakış açımızı daha da hassaslaştırdığını düşünüyor musun?

Güncel konular beni epey etkiliyor. Bence çoğu kişinin  bu kadar yakın hissetmesinin sebebi de bu. Konular izleyen herkese tanıdık geliyor. İzleyici kendinden bir şey bulabiliyor. Heykellerimde direkt mesaj olmasa da altındaki katmanları sürprizli olarak göstermeyi tercih ediyorum. İlk bakışta sevimli dikkat çeken formlardaki bu çocuklar alt katmanlara indikçe gerçek hikâyelerini gösteriyorlar.

35 farklı sanatçı tarafından yorumlanan, senin tasarımın şahmeran heykelleri “Şahmeran Mardin” sergisi kapsamında nisan ayında Mardin’de kamusal alanda gösterime açılacaktı. Ancak salgın sebebiyle bu serginin de ertelendiğini biliyoruz. Bu sergiden ve son dönem projelerinden bahsedelim mi?

Evet, maalesef bu proje de şanssız bir döneme denk geldi. Ertelemek zorunda kaldık. Son bir yıldır Zeynep Helvacı ile üzerine çalıştığımız bir projeydi. Mardin’de 35 Şahmeran heykeli sergilenecekti. Tasarımını benim yaptığım Şahmeran heykeli çoğaltıldı ve 35 sanatçının farklı yorumlarıyla renklendirildi. Üç ay boyunca Mardin’de sergilenip sonrasında İstanbul’a getirilmesi planlanıyordu. Müzayede ile satışından elde edilecek gelirle Dara Antik Kenti Arkeolojik kazıları için yardımda bulunacağımız bir sosyal sorumluluk projesiydi.

Bunun dışında küratörlüğünü yaptığım Uluslararası Heykel Sempozyumları organizasyonu gibi bu yıl sonuna doğru planladığım bazı etkinlikler de vardı. Şimdilik onlar da ertelenecek gibi görünüyor.

Umarım Türkiye bu dönemi çabuk atlatabilir ve sanatsal üretimlerimize devam ederiz.

Sergilerinin yanı sıra dünyanın pek çok ülkesinde sempozyumlara katılıyorsun, hatta kimileri senin küratörlüğünde düzenleniyor. Biraz da buradaki tecrübelerini dinlemek isterim. Kariyerinde sempozyumlar nerede duruyor?

Yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de ve dünyanın birçok farklı ülkesinde sempozyumlara katıldım. Kamusal alanlar için büyük boyutlu heykeller gerçekleştirdim. Heykel sempozyumlarının, diğer meslek dallarındaki herkesin bildiği sempozyumlardan bir farkı var; geçici olarak kurulan atölyelerde yaklaşık bir ay uygulamalı olarak heykel yapıyoruz. Çin, Japonya, Kore, Dubai, Mısır, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Almanya, Fransa, İtalya ve Avrupa’nın pek çok ülkesinde heykel parklarında büyük boyutlu mermer, metal, bronz malzemelerden yaptığım heykeller var. Bu sempozyumlara katılıyor olmanın önemi şu; gittiğim her ülkede uzun süreli kalıp heykeli orada gerçekleştirme imkânım oluyor. Bu üretim sürecinde o kültürü de yaşayıp, turist olarak gittiğimde asla yaşayamayacağım bir tecrübe kazanıyorum. Dünyanın önemli şehirlerinde, parklarda büyük boyutlu heykellerimin olması, insanlarla buluşmak, iz bırakmak adına çok mutluluk verici.

Katıldığım bu sempozyumlar dışında küratörlüğünü yaptığım heykel sempozyumları da oldu. Üç yıl boyunca Beylikdüzü’nde heykel sempozyumu organize ettim ve 20’den fazla sanatçının katılımıyla kamusal alanlara heykeller kazandırmış olduk. Bu da benim için çok gurur vericiydi. Önümüzdeki yıllarda umuyorum yeni sanatçılar ve yeni heykellerle tekrar devam edebileceğiz.

Son olarak, bu serginde senin de deneyimlediğin gibi dünya her alanda başka bir boyuta geçiyor. Müzeleri, galerileri, 360 derece sanal çekimler sayesinde evlerimizden gezebiliyoruz. “Gerçeklik”, “sosyallik” gibi kavramlar sözlük anlamlarının dışında algılar yaratıyor artık. Örneğin dünyanın dört bir yanında Kaws’ın Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisi ile ürettiği heykellerini görüyoruz. Fiziksel olarak orada bulunmayan ama izleyicinin telefonuna indirdiği bir uygulama sayesinde ancak kamerasından baktığında gördüğü heykeller… Birçok farklı malzemeyle çalışan bir sanatçı olarak senin de AR teknolojisiyle üretilmiş heykellerini görür müyüz yakında?

Hiç beklemediğimiz şeyler oluyor dünyada. Bundan bir ay önce tamamen farklı şeyler planlıyorduk, şimdi ne olacağını hiç bilemediğimiz bambaşka bir sürece girdik. Elbette çağdaş bir sanatçı olarak çağı takip edip teknolojiyi de kullanmak gerekiyor. Ne kadar geleneksel malzeme kullanırsak kullanalım çağın akışına ayak uydurmak zorundayız. Bence  önümüzdeki yıllarda dünyada değişecek çok fazla şey var. Ekonomi, yönetim şekilleri, beslenme alışkanlıkları, siyasi iktidarlar, ihtiyaçlar, para harcama şekilleri, insan ilişkileri gibi çok önemli değişimlere gebe dünya. Sanat da bütün bu değişimlerle beraber evrilecek ve başka bir boyut kazanacak. Buna  sadece malzeme seçimi diye bakmamak gerekiyor, asıl önemli değişim deneyimlediğimiz bu yeni dünyayı algılama ve yansıtma biçimimiz olacak diye düşünüyorum.

Keyifli sohbet için teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.

0
2960
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage