11 HAZİRAN, PERŞEMBE, 2026

Anselm Kiefer’in Sanat Evreni: La Ribaute Ziyareti

Sanatçı Anselm Kiefer’in uzun yıllardır üretimlerinin merkezi olan, Güney Fransa’da yer alan La Ribaute adını verdiği atölyesinde geçirilen bir güne, orada yaşanan deneyimlere dair bir yazı.

Anselm Kiefer’in Sanat Evreni: La Ribaute Ziyareti

Anselm Kiefer’in Güney Fransa’da, Avignon’un 70 km kuzeyinde yer alan atölyesini ziyaret etmek üzere yaklaşık üç ay önce satın aldığımız biletlerimizle sabah saat 8.30’da giriş kapısının önündeyiz. Atölye, Barjac isimli bir kasabanın biraz dışında, 40 hektarlık bir alana yayılan eski bir ipek fabrikasının arazisinin içinde yer alıyor. Fabrikayı tüm arazisiyle birlikte 1992 yılında satın alan ve Almanya’yı terk ederek 2007 yılına kadar burada yaşamış olan Anselm Kiefer, eserlerini inanılmaz bir yoğunlukla burada üretmeye devam etmiş.

Sadece rehberli bir turla gezebileceğiniz atölye, 2022 yılında halka açılmış ve nisan ayı ortasından ekim ayı sonuna kadar gezilebiliyor.

Rehberimizle iki saat kırk beş dakika sürecek turumuza başlamak üzere yaklaşık kırk kişiyle birlikte heyecanla bekliyoruz. Turlar, İngilizce, Fransızca ve Almanca yapılıyor. Kiefer’i ilk kez gördüğüm, 2007 yılında Paris Grand Palais’de düzenlenmiş olan “MONUMENTA” sergisinden bu yana uzun zaman geçti ama Kiefer’in izleyici üzerinde yarattığı etki özellikle bu atölyenin ruhunda zirveye ulaşıyor.

La Ribaute adını verdiği atölyede gördüğümüz ilk salon “The Women of Antiquite-Antik Zaman Kadınları” ismini taşıyor. Daha önce dünyanın pek çok yerinde gördüğümüz eserler bunlar. Ama devasa boyutlarda, demir-cam bir konstrüksiyonla yapılmış salonda camdan oluşan çatıdan ve duvarlardan gelen ışıkla yıkanan bir mekânın içinde, sanki her eser kendi başına bir hikâyenin konusu. Kadınların birer elbiseye indirgenmiş ve hiçbir zaman var olmamış gibi duruşlarının sergilendiği bu yerleştirmenin yarattığı etki inanılmaz…

​Her biri 18. yüzyıl kıyafetlerinden esinlenilmiş, korsajlı, kısa kollu, uzun etekli, kuyruklu, bol kıvrımlı, bol dantelli görünüşe sahip olan bu muhteşem elbiseler, reçine, alçı, tutkalla sabitlenip üç boyuta dönüştürülmüş. İçlerinde yaşayan kadınların adeta buharlaşarak gökyüzüne yükselmiş gibi göründüğü bu heykellerin başları ve uzuvları yok. Ama her biri başının olması gereken yerde sembolik anlamlar içeren, değişik materyallerden oluşan yerleştirmeler taşıyorlar. Yalnız ve hüzünlü gelinleri hatırlatan, yıllar boyu toplumda adeta var olmamış hissi yaratan kadınların kimilerinin başına vahşice parçalanmış cam kırıkları, kimine dikenli teller, kimine çiçekler, kimine çalılar, kimine fareler, kimine belki de ağırlığını taşıyamayacakları bilgiyi simgeleyen kurşun devasa kitaplar yerleştirilmiş. Hep birlikte aynı salonda unutulduklarının farkında ama unutturmamak adına sonsuza kadar orada yer alma gayesiyle izleyiciyle inanılmaz bir etkileşim içinde durmaya devam ediyorlar.

1-3. Die Himmelspaläste La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Charles Duprat, copyright Anselm Kiefer
4. Meteoriten La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Charles Duprat, copyright Anselm Kiefer
​5. Die Frauen der Antike La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Charles Duprat, copyright Anselm Kiefer

Daha sonra stüdyonun ana kapısına vardığımızda bu heykellerden beş tanesinin yarım daire şeklinde adeta birer muhafız edasıyla sıralandıklarını görüyoruz. Kiefer’in genelde karanlık, yıkılmış, hırpalanmış bir görüntüyü koruduğu eserlerinin yanında, tebeşir rengi beyazlıkları, birer gelinliği andıran güzellikleriyle muhteşemler.

Dışarıya çıktığımız anda bizi, dört beş katlı son derece dengesiz bir şekilde dörtgen odacıkların üst üste yerleştirildiği doğa içindeki 16 adet kule karşılıyor. Her an yıkılacak hissi veren ama yıllardır yıkılıp darmadağın olan, sonra tekrar yeniden inşa edilen yaşamlar gibi, kendi içinde dengesizliğin dengesini korumaya çalışan tuhaf, izleyiciye sadece yıkımı hatırlatan kuleler…

Atölyede ilerledikçe, Kiefer’in hem ne kadar üretken ve dehanın sınırlarında gezinen bir yaratıcılığa sahip olduğunu görüyor hem de bu üretkenliğin aslında yıkımın tam da içinden geçerek hayat bulduğuna şahit oluyoruz. Arazi Kiefer’in açtığı tüneller, mağaralar ve yer altı sergileme alanlarıyla birbirine bağlanıyor. Malzemesi betondan ağaçların yer aldığı yer altı mağaralarından gün ışığıyla yıkanan camdan salonlarda yer alan enstalasyonlara, tuvallere ulaşıyorsunuz. Kiefer’in sanatını sadece seyretmiyor, aynı zamanda içinden geçiyor, kokluyor, dokunuyor, derinlere inip, yükseklere çıkarak fiziksel olarak da deneyimliyorsunuz.

Yer altı mekânlarından bir tanesi bir mezar odası. “Women of Revolotuion-Devrim Kadınları” adını taşıyan bu eserde duvarın iki yanına sıralanmış kurşun-çinko karışımı bir metalden yapılmış yataklar görüyoruz. Zemin toprak kaplı. Yataklar üzerlerinde yatmış olan kadınların şekillerini almış ve ortaları çukurlaşmış bir durumda ve bu çukurlara su doldurulmuş. Kiefer’in kadın olgusuna yaklaşımı, tarihe tüm katkılarına rağmen hep nasıl unutuldukları, bir elbiseye, bir yatağa hatta bir mezara indirgendikleri yönünde. Yatakların çukurlarına doldurduğu su ise, her şeye rağmen kadının üretkenliğini simgelemeye devam ediyor.

​Tekrar gün ışığına ulaştığımızda bizi dört katlı bir arena karşılıyor. Fakat dikkatli baktığımızda bu arenanın dikdörtgen gemi konteynerlerinin üzerlerinin betonlarla kaplanarak oluştuğunu görüyoruz. Her konteynerin kapısı açık ve içerisi görünüyor. Bu arena aynı zamanda bir Zigurat’ın ters döndürülmüş hâlini de temsil ediyor.

1. Amphitheater La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Charles Duprat, copyright Anselm Kiefer
2. Samson (crypt) La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Charles Duprat, copyright Anselm Kiefer
3. Mesopotamia La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Georges Poncet, copyright Anselm Kiefer
4. Zu den Müttern – Steigend, steigend, sinke nieder La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Georges Poncet, copyright Anselm Kiefer
5. Morgenthau Plan La Ribaute, Eschaton Foundation, Barjac Photo credit: Georges Poncet, copyright Anselm Kiefer

Tüm arazi gezisi sırasında dikkatimizi en çok çeken nokta, Kiefer’in bir röportajında da altını çizdiği gibi La Ribaute bir atölye ve üretim merkezi, kendisi burada neyi nasıl üreteceğine, yıkarak, kazarak, yer üstü kadar yer altına inerek, toprağın kendisini yönlendirmesiyle karar veriyor. Tüm bu üretim, özellikle yıllar boyunca buraya harcanan bütçe düşünüldüğünde paraya dönüştürülebilir bir doğaya sahip değil. Ne bu mağaraları ne mezar odalarını ne de arenayı buradan söküp başka bir yerde sergileyemez veya satamazsınız. La Ribaute’daki arayışın motivasyonu bambaşka. Kendini daha iyi ifade edebilmek nasıl mümkün? Ortaya konulmuş olan efor, çalışma, inşaat, yıkım ve yapımın etkileyiciliğini anlatmak mümkün değil. Ancak bir vakfa dönüştürüldükten ve 2022 yılında halka açıldıktan sonra eserlerin seyirciyle buluşma söz konusu olmuş… Yine de paraya dönüştürülmesi hiçbir zaman mümkün olmayacak, aslında bu bir arayışın hikâyesi, hep daha fazla ifade gücüne sahip ve daha kavramsal bir sergileme ihtiyacının bitmeyen arayışının hikâyesi…

Kiefer; 1945 yılında Almanya’da doğmuş ve tüm çocukluğu II. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasında geçmiş, savaşı, yıkımın getirdiği karanlık dünyayı çok yakından deneyimlemiş. Daha ilk gençlik yaşlarında Almanya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yıkıcı rolünü öğrenmiş olmak ve dünyanın bunu unutur görünmesi onun sanatının yola çıkış noktası olmuş. Geçmişle bitmek bilmez bir hesaplaşması olan ve sanatını “Unutmamak, Unutturmamak” üzerine kurmuş, bunu bir misyon edinmiş ve tüm eserlerinde savaş sonrası yanmış, yıkılmış, üzerinden dumanlar tüten geçmişi yeniden yaratmayı, yeniden göstermeyi, bunu meydana getirmiş olan suçu ve sorumluluğu hep görünür kılmayı amaçlamış bir sanatçı. Biz her eserine baktığımızda, tuvallerinde, çiçeklerin yanmış, kararmış, samanlarınsa ziftlere bulanmış olduğunu görüyoruz ve bu karanlığı, is kokan, kirli savaş ruhunu kalbimizde hissediyoruz. O ürettikçe hissetmeye ve hatırlamaya devam edeceğiz.

​Barjac, Eschaton Foundation; yaşayabileceğiniz en ilginç sanat deneyimlerinden bir tanesi. Belirli bir felsefeye ve ruha sahip bir sanatçının yolculuğunu adım adım deneyimleme olanağı… Yolunuzu Güney Fransa’ya, Provence’a düşürmekten dolayı pişman olmayacağınız çok anlamlı bir rota…

0
261
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage