14 ARALIK, PAZARTESİ, 2020

Anonim ve Aynı Zamanda Herkese Ait Olan Bir Yaşam

İlk kişisel sergisi “Hav Hav Hav Hav Hav”ı, yaşamı başlangıcından sonuna, bazı temel kavramlarda duraklayıp ilerleyerek anlatan biyografik bir anlatı ile Pilot Galeri’de izleyiciye sunan Can Küçük ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Anonim ve Aynı Zamanda Herkese Ait Olan Bir Yaşam

İşlerinde genel olarak endüstriyel çevrenin öğelerini, özellikle vücutla doğrudan ilişki içinde olanlarını inceleyen Can Küçük, gündelik hayattan olan ya da formları bozulmuş nesneler üzerinden sergide bahsi geçen kişinin anonimleşmesi ve diğer yaşamlardan tam ayrışamaması halini yalın bir dille izleyiciye aktarıyor. Bir kişinin doğumundan ergenliğine, ergenliğinden yetişkinlik sürecine doğru izlenilen ve biyografik bir nitelik taşıyan Can Küçük’ün “Hav Hav Hav Hav Hav” isimli sergisi, 31 Aralık’a kadar Pilot Galeri’de devam ediyor.

İşlerinde genel olarak teknik açıdan birçok malzeme ile ilgileniyorsun. Malzeme çeşitliliğin ve konularından söz eder misin? Genel olarak ne gibi malzemelerden faydalanıyorsun ve üretim sürecin fikir aşamasından somut hâle gelene kadar nasıl ilerliyor?

İşlerim belirli bir malzemede zaman içinde daha yetkin olmakla ilgili değil. Her seferinde ya malzeme ya konu ya da nesne başlangıç olabiliyor ve işin gerçekleşmesi için nasıl bir üretim gerekiyorsa onun için yeni bir araştırmaya giriyorum. Gerekli zamanlarda başka atölyelere, başka üreticilere uğruyorum. Malzeme tedarik ettiğim yerler de her seferinde değişiyor.

 ©Kayhan Kaygusuz

“Hav Hav Hav Hav Hav” isimli ilk kişisel sergini Pilot’ta açtın. Serginin kavramsal ve formsal çerçevesinden söz eder misin?

Bu ilk solo sergim ve başta, daha sınırlı bir konu seçmem ve bu konuyu çeşitlendirerek genişletmem gerektiğini söyleyen bir iç sesim vardı. Sonra onu bastırdım ve yaşamın genelini kapsayan, birçok kavramı içeren bir sergi yapmaya karar verdim. Sorudaki “formsal çerçeve” benim için çok anlamlı çünkü tüm bu kavramları bir araya getiren şey serginin kurulma biçimi ve malzemeler. Sergide, müzikteki basit notasyona benzer bir kurulum var, yani hayali çizgisel hatlar ve bu hatlara tekrar ederek yerleşen benzer işaretlerden oluşuyor. İzleyici mekânda gezindikçe denk geldiği işaret çınlıyor ve yaşamın müziğini duymuş oluyor, diye anlatabilirim.


​Malzemelerle ilgili kararlarımdan biri strüktürel malzemelerin, yüzeyde taşınan malzemelerle eşit görünürlükte ve önemde kullanılmalarıydı. Koro’da nota kağıtlarını taşıyan panoların, Psikoloji’de kâğıtları taşıyan kütlelerin, Gelecek’te fal kâğıtlarını taşıyan levhaların kesitlerinde malzemeler görünüyor ve paylaştıkları ortak malzemelerle birbirlerine bağlanıyorlar. Ya da Arkeoloji’de pizza parçaları ve Vegan’da köpek atıştırmalıkları izleyiciye sunulurken paketleri de eşit önemde rol alıyor. Sergiyi ayrı ayrı işlerin toplamı olarak düşünmedim, bu da her bir işin oluşurken diğerine göre biçim almasını sağladı. Sergi yapmanın en zevkli kısmı buydu. Diğer bir karar da hâlihazırda değerle yüklü malzemeler kullanmamaktı. Birçok işi yere çok yakın yerleştirme sebebim de bununla ilişkili. Bence bir iş malzemesi, konumu ve tanıdıklığıyla değersiz olmaya daha yakın oldukça izleyicide daha geniş bir duygu alanı açabiliyor.  

Peki, serginin adı “Hav Hav Hav Hav Hav” nereden geliyor, herhangi bir öyküsü var mı?

Sergide biyografisi izlenen biri var ve o biri, bazen bir köpekle yer değiştiriyor. Yaşamını, yan yana dizili veya alt alta yığılmış hâlde tekrar eden, birbirinin aynısı veya benzeri nesneler üzerinden takip ediyorsunuz. Birinin yaşamına ait izler, bu jenerik nesneler içinde kendini gösteriyor. Bu durum serginin adını belirledi. Böylece adı, serginin hem içeriğiyle hem de kurulma biçimiyle ilgili bilgi veriyor. Ama bilgi vermesi dışında ismin kendine has enerjisini, izleyiciyi çağırma şeklini de önemsedim. Serginin adını söyleyen, bunun için ısrarla havlayan bir köpek hayal ettim ve sevdim. 

Doğum Günü Partisi, 2020, Kağıt, 10 metre
Arkeoloji, 2020, Pizza kutusu, mumlanmış ve cilalanmış pizza parçaları, 132 x 132 x 22.5 cm
Sevgi, 2020, Pelüş, paslanmaz çelik kuşgözü, 295 x 21.5 x 1.5 cm
Gelecek 2 [Yok], 2020, Mdf, demir sac, strafor, ayna pleksi, mıknatıs, ambalaj kâğıdı üstüne UV baskı, 27 x 16 x 10 cm​ ©Kayhan Kaygusuz

Serginin girişinde birbiri içine geçmiş ve zincir şekline bürünmüş yarı karanlıkta bırakılmış kâğıttan bir duvar süsü bizi karşılıyor. Bu işin alt metninden ve bu alanı neden aydınlatmaktansa yarı karanlık bıraktığından bahseder misin?

Yaşam öyküsü anlatan bir sergiyi başlatmak için akla gelen ilk tercihi, doğumu kullanmak istiyordum. Başta aklımda, el ele tutuşmuş insan zincirinden oluşan kâğıt kutlama süsünü kullanmak vardı. Sergideki yaşamın anonim ve aynı zamanda herkese ait olan tarafını vurgulamak için sanırım. Kâğıdı katlama ve kesme biçimlerini araştırırken karşıma bir başka süs olan kâğıttan zincirler çıktı. Doğum günü kutlamak için bir zincir kullanmak, bir yapıta dönüşmeden de başlı başına etkileyici geldi. Bunu bir doğum günü süsü, sergideki köpek/insan öznenin kurtulup salındığı bir zincir, bir göbek kordonu olarak düşündüm. Kağıtlarda bu yüzden vücut içi renklerini kullandım. Işık kullanmamamın bir sebebi, bunun bitmiş bir parti olması. Ama daha önemlisi, mekâna ayak basan biri için serginin başladığını ona fiziksel olarak hissettirecek bir afallatıcı unsur gerektiğini düşünmem. Merdivenden inip karanlığa düşmelerin asıl işlevi bu. 

Yapıtlar arasında dümdüz hâle getirilip yere serilmiş bir futbol topu, içinde pizza artıkları bulunan bir pizza kutusu, vakumlanmış poşetler içinde yer alan ödül kemikleri, köpek oyuncakları, mekâna yayılan toplu taşımalarda kullanılan tutacaklar, dizlikler, strafor ve mantardan yapılmış ve üzerine raptiyelenmiş nota panoları gibi bazıları gündelik hayattan olan, kimilerinin formları bozulmuş nesneler mevcut. Bu materyalleri nereden buldun ya da nasıl temin ettin ve neden bu materyaller?

Futbol topu için gerekli parçaları futbol topu üreten bir fabrikadan söyledim. Youtube’da topun elde nasıl dikildiğiyle ilgili videolar izledim. Dikiş şablonları indirdim ve diktim. Sergide dikerek yaptığım bir iş daha var, o da Oğlum. Sanırım Nancy Atakan’la bir süre çalışmamın sonucunda dikişle ilgili cesaretlendim. Pizza kutularını internetten söyledim. Açık hâlde geliyorlar ve katlıyorsun. Parçalar için bir süre pizza yedim. Dizlikleri (Oğlum) hazır bir şablon kullanarak dikmedim, kendi dizim üstünde kağıtla çalışarak şablonlar yaptım ve diktim. Yapı malzemelerini yapı marketlerden ve nalburlardan aldım. Nota kâğıtlarını müzik enstrümanları satan bir yerden alırken nedense yeğenime hediye alıyorum diye yalan söyledim, şimdi bunu hatırladım.

 ©Kayhan Kaygusuz

Sergide yer alan aynaların üzerine mıknatıs ile tutturulmuş sakız falı manileri bulunuyor. Biraz bu işlerden bahseder misin? Bu dörtlüklerin ayna üzerindeki durumları ile izleyiciye aktarmak istediğin şey nedir?

Mümkün olsaydı falların izleyiciyi havada asılı durarak (ip vs. olmadan) karşılamasını isterdim. Bu havada yüzme efekti için pleksi ayna kullandım. Falların hem herkes için hem de onunla ilişki kurarsan tam da senin için olma özelliği, serginin genel fikriyle örtüşüyordu. Metinlerde bir yemeği koklayarak bozuk olup olmadığını anladığın, ritim tuttuğun, birini izleyerek ona âşık olduğun, altına işediğin, belki de sarışın mavi gözlü sevgilinin askerden gelmesinden daha jenerik anlar var. Falların geleceğe ait olanlar için yaptığını sıradan anlar için, bu anları izleyicinin zihninde parlatmak amacıyla yaptım.

Peki, Tarih (Goya'nın Köpeği) isimli heykelin sol tarafında duvarda yer alan ve Körler Alfabesi’yle (Braille alfabesi) yazılmış yazı neyi ifade ediyor?

Duvarda pelüş kumaşla kaplı birimlerden oluşan Braille alfabesiyle “seni seviyorum” yazıyor. Tek bir kişiyi yalnız başına duvardaki parçalara dokunurken ve bu sırada zihninde onu sevdiğini söyleyen bir ses duyarken hayal ettim. Bu hem köpekle hem de insanlarla aramızdaki iletişime benziyor. İş, iletişimde aktarılan veya kesintiye uğrayan şeylerle ilgili. Sevgi, aşk gibi duyguları yaşamak çok güzel, arkadaşlarımı seviyorum, birden fazla kez de âşık oldum, aşırı güzel duygular evet ama onlardan bahsederken bu duyguları abartmak yerine değerini azaltmak istiyorum. Bu duyguların iyi hissettirmediği anlar, iyi olanlar kadar çok. “Sevgi”, sevgiden bahsetmek için bu anlamda soğuk bir iş. 

Can Küçük ©Ekin Tümer

Sergide ana alanda yerde bulunan Psikolojive Enstrüman [Artin’in Eli] isimli işlerinin kavramsal ve biçimsel boyutundan bahseder misin? Serginin geneline nasıl bir katkı sunuyorlar?

Psikoloji ve ustalık, belirli tekrarların oluşturduğu örüntüler ve bu örüntülerin okunması üzerinden değerlendirilen kavramlar. Serginin biçimsel yapısıyla böylece örtüşüyorlar. Psikoloji’de, yapı malzemelerini üst üste gelişigüzel yapıştırarak oluşturduğum bloklar adım adım yükselerek yere yerleşiyor. Kâğıtların yüzeylerinde, sanırım en son çocukken yaptığım ip baskı yöntemiyle bıraktığım mürekkep izleri var. Bu, izleyicinin yapıt üstünden sanatçının psikolojik tahlilini yapmasıyla ilgili bir iş. Katmanların ve izlerin tesadüfen oluşması hem sanatçı olarak beni analiz etmelerine bir anlamda ket vuruyor hem de o izlere bakıp zihinlerinde oluşan imajlarla bu tahlilin benimle ilgili olduğu kadar onlarla da ilgili olduğunu söylüyor. Enstrüman [Artin’in Eli] ise, genelde metal işleri atölyesinde birlikte ürettiğimiz demir ustası Artin Aharon ve onun ustalığıyla ilgili. Ustalık, ustanın bir işi zamanla tıpa tıp aynı biçimde yapma becerisiyle, yani malzemenin bir insan elinden çıkmamış gibi kusursuz üretimiyle değer görüyor. Ya da tam tersi, kusursuz üretimin dışına taştığı, bir usta olarak o nesnede elinin izini kazaraymışçasına bırakmasıyla ölçülüyor. İş, Artin’in elinin bir enstrüman olarak demirden heykeli ve onun enstrüman kutusuna benzer kaidesinden oluşuyor. İzleyici bu çalgıya yakından baktığında, Artin’in hangi detaylarda kendini ve ustalığını gizlediğini ya da gösterdiğini görebilirler. 

Peki, son olarak gelecekte ne gibi projelerin var?

Önümüzdeki dönem 5533’te, bazı sanatçılarla belirli sürelerde ikili olarak çalışacağım bir proje gerçekleştireceğiz. Şimdilerde ona çalışıyoruz.

0
7084
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage