14 OCAK, ÇARŞAMBA, 2026

Bir Efsanenin Sancılı Varoluşu: “Marty Supreme”

Josh Safdie’nin başrolünde Timothée Chalamet’nin yer aldığı, hayalleri kimse tarafından ciddiye alınmayan Marty Mauser’ın “kazanmak” uğruna çıktığı yolculukta hırsın, takıntının ve “en iyi olma” arzusunun ağır bedellerini sorgulayan filmi Muhteşem Marty üzerine bir yazı.

Bir Efsanenin Sancılı Varoluşu: “Marty Supreme”

Kardeşi Benny Safdie ile birlikte Safdie Brothers adıyla yaptıkları Good Time (2017) ve Uncut Gems (2019) gibi filmlerle tanıdığımız Josh Safdie, solo projesi Marty Supreme ile bir hamilelikle başlayıp doğumla biten obsesif bir varoluş mücadelesi sunuyor. Amerikan masa tenisi şampiyonu Marty Reisman’ın hayatından esinlenerek kurgulanmış bu yapımda Safdie, Reisman’ın sivri zekâlı, rekabeti seven ve şovmen ruhlu kişiliğini alıp kendi kaotik sinema diliyle birleştiriyor. Senaryoda Josh Safdie’ye Ronald Bronstein eşlik ederken filmin oyuncu kadrosunda ise Martin Mauser’e hayat veren Timothée Chalamet, Marty’nin hayatındaki önemli bir figürü canlandıran Gwyneth Paltrow ve ilk sinema tecrübesiyle kamera karşısına geçen Tyler, the Creator yer alıyor.

​Film, New York’ta amcasının ayakkabı dükkanında çalışan, masa tenisi şampiyonluğu hayalleri kuran, karizmatik ve hırslı Martin Mauser’in kendini var etme sürecini bir tür “ilahlık” arayışı olarak kurguluyor. Safdie’nin yönetmenlik tarzı, karakterin iç dünyasındaki bu kaosu dış dünyaya yansıtmakta kalmıyor izleyicinin bunu yaşamasını da sağlıyor. Hızlı kurgu, yakın plan çekimler ve izleyiciyi sürekli bir huzursuzluk içinde tutan ses tasarımı, Marty’nin zihnindeki “kazanmalıyım” sesinin görsel birer karşılığı olarak hayat buluyor. Marty için kazanmak bir tercih değil, bir varoluş zorunluluğu. En iyisi olduğuna inanması, sadece bir özgüven meselesi değil, bu inanç, onun dünyadaki tek dayanağı ve yaşama sebebi. Bu uğurda vazgeçtikleri, duygusal izolasyonu ve etik sınırları zorlaması, Safdie’nin anti-kahraman yaratma becerisiyle birleşince ortaya trajik bir başarı öyküsü çıkıyor.

Hikâyenin bir hamilelikle başlayıp doğumla sona ermesi anlatıyı derinden besleyen detaylardan biri. Bu döngüsel yapı, Marty’nin karakter gelişimini biyolojik ve ruhsal bir yeniden doğuşla gözler önüne seriyor. Filmin başındaki hamilelik, bir potansiyelin, yeni bir hırsın ve dünyaya gelme sancısının habercisiyken; finaldeki doğum, Marty’nin geçtiği o zorlu, yıkıcı yolların ardından ulaştığı yeni bir dönemi temsil ediyor. Bu tercih, filmi sadece bir başarı hikâyesi olmaktan çıkarıp, onu yaşamın sonsuz döngüsüne yerleştiriyor. Marty Supreme, bir spor filmi gibi görünse de insanın en derin güdülerinden biri olan “en iyisi olma” arzusuna odaklanıyor. Josh Safdie, kendine has kaotik ve hareketli diliyle, bir insanın kendi zirvesini inşa ederken nasıl bir uçurumun kenarında yürüdüğünü ustalıkla gözler önüne seriyor.

​Filmin en güçlü ve belki de en rahatsız edici tarafı, kazanmak için yapılan fedakarlıkların bir gereklilik olarak karşılık bulması. Marty için en iyisi olmak, çevresindeki her şeyi ve herkesi tüketen bir süreç hâline geliyor. Bu süreçte izleyici olarak daha ne kadar ileri gideceğini merak eder hâle geliyorsunuz. Bir insan kazanmak için daha ne kadar ileri gidebilir? Aslında yönetmen burada ahlaki bir yargı dağıtmak yerine, hırsın insanı nasıl yalnızlaştırdığını da vurguluyor. Marty’nin en iyi olduğuna dair sarsılmaz inancı, bir noktadan sonra narsistik bir yıkıma dönüşüyor. Sevdiklerinden vazgeçişi ya da onlara fiziksel ve duygusal olarak zarar verişi, kendi fiziksel ve ruhsal sağlığını hiçe sayışı, başarıya ancak büyük bir yıkım ve sabırla ulaşabileceği izlenimini veriyor. Film, bir insanın kendini var etme arzusunun ne kadar ürkütücü olabileceğine dair sert bir yorum getiriyor.

Marty o kadar takıntılı ve yer yer antipatik bir karakter ki, izleyicinin onunla duygusal bir bağ kurması oldukça zorlaşıyor. Hatta bazen ondan nefret bile edebiliyorsunuz. Safdie, ana karakterini sevdirmek için de herhangi bir çaba sarf etmiyor. Film izlerken genelde ana karaktere bağlanır, olaylara onun gözünden ve açısından bakarız. Ancak burada Marty o kadar ekstrem şeylere imza atıyor ki, onunla bağ kurmak bir yana dursun onu anlamakta bile zorlanıyorsunuz. Filmin odak noktası tamamen Marty’nin dehası ve hırsı olduğu için, etrafındaki karakterler ki buna anne, arkadaş ve hamile bir sevgili de dahil bazen sadece Marty’nin gelişimine engel olan birer araç gibi kalabiliyor. Annesi, amcası ya da hamile bir sevgili başarı yolundaki “engellere” dönüşüyor. Arkadaşlar ise eğer kullanışlı birer araçsa olaylara dahil olabiliyor. Filmde uzun bir süre Marty’nin sadece “en iyisi” olma fikrine adanmış bir makineye dönüşmesini izliyoruz. Bir efsane doğarken, aslında sıradan insanın mutluluğu da bir şekilde feda ediliyor. Marty’nin masa tenisindeki dehası, masanın dışındaki hayatını korkunç bir manzaraya dönüştürüyor.

Timothée Chalamet, Marty Supreme ile kariyerinin en sinir bozucu performanslarından birine imza atıyor diyebiliriz. Chalamet, sadece bir masa tenisi oyuncusunu değil, bir saplantının ete kemiğe bürünmüş hâlini de izleyiciye sunuyor. Topa her vuruşunda gördüğümüz o öfke, jest ve mimiklerine o kadar iyi yedirilmiş ki, karakterin seğiren göz kapağında bile o en iyisi olma stresini hissedebiliyoruz. Chalamet’nin başarılı olduğunu, Marty’yi sadece karizmatik bir dahi olarak değil, sosyal becerileri hırsı tarafından bastırılmış, yer yer çocuksu ama tehlikeli derecede narsist bir adam olarak sunmasından da anlayabiliyoruz. Süreç içinde karakterin yavaş yavaş nasıl değiştiğini ve dönüştüğünü izliyoruz. Chalamet, Marty Reisman’ın meşhur gösterişçi tavrını alıp kendine has bir karakterle birleştirerek Martin Mauser’e hayat veriyor. Chalamet’e bu yolculukta minik bir aranın ardından setlere geri dönen Oscar ödüllü Gwyneth Paltrow ile rap dünyasının önemli isimlerinden Tyler, the Creator eşlik ediyor.

​Film bittiğinde insan kendi kendine sormadan edemiyor: En iyisi olduğunuzda, aynada gördüğünüz kişi hâlâ siz misiniz?

Başka Sinema dağıtımıyla Türkiye’de vizyona giren Josh Safdie imzalı Marty Supreme filmini sinemalarda izleyebilirsiniz.

0
209
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage