10 AĞUSTOS, PAZARTESİ, 2020

Alternatif ve Erişilebilir Bir Festival: Istanbul Fringe Festival

Türkiye’de ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlenen Istanbul Fringe Festival, bu yıl 21-27 Eylül 2020 tarihlerinde salgın sebebiyle dijital mecralara taşınıyor. Türkiye’den ve dünyadan pek çok sanatçıyı ağırlayarak dans, tiyatro ve performans alanlarında üretilmiş alternatif işleri izleyicilerle buluşturan festival ekibiyle, festivalin ilk yılından başlayarak çevrim içi obu yılını, programa dair ayrıntıları ve başlattıkları Fringe Destek Fonu’nu konuştuk.

Alternatif ve Erişilebilir Bir Festival: Istanbul Fringe Festival

Denizhan Çay, Eda Erman, Emirhan Altunkaya, Emre Yıldızlar, Tolga Karabulut, Yasemin Kır, Zeynep Feriha Demir ve Zeynep Uğur'dan oluşan Istanbul Fringe Festival ekibi, 2017 yılında ortaya çıkan “İstanbul’a bir Fringe festivali kazandırma” fikirlerini 2019 yılının Eylül ayında hayata geçirdi. İlk festivalde umduklarından daha büyük bir ilgiyle karşılaşarak dünyadan ve Türkiye’den 100’ün üzerinde sanatçıyı, 20 farklı gösteride 4.000 kişinin üzerinde seyirciyle buluşturdular. Bunların yanı sıra atölyeler, söyleşiler ve partiler düzenlediler. Sonuç olarak Eylül 2019’da İstanbul’un, dans, tiyatro ve performans alanlarında üretilmiş alternatif gösterileri seyirciyle buluşturan, uluslararası bir performans sanatları festivali oldu. Festival, bu yıl salgın sebebiyle alınan önlemler kapsamında mekânsal değişikliğe giderek dijital mecralara taşındı. Istanbul Fringe Festival – Online, 21-27 Eylül 2020 tarihlerinde YouTube, Zoom, WhatsApp ve diğer sosyal medya mecralarından ücretsiz takip edilebilecek. 

Istanbul Fringe Festival’ın ilki geçtiğimiz yıl gerçekleşti. İlk kez deneyimlenecek bir festival için oldukça yoğun bir ilgiyle karşılandı. Söyleşiye ilk Istanbul Fringe Festival’ı konuşarak başlayalım mı? Geçtiğimiz yıl nasıl geçti, neler deneyimlediniz ilk senenizde?

Festivalin ilk yılında gördüğü ilgi beklentilerimizin çok ötesindeydi ve hepimizi çok mutlu etti. Sanatçılara duyurduğumuz açık çağrımız kısa sürede, dünyanın birçok farklı yerinden, 180’in üzerinde başvuruya ulaştı. Geçtiğimiz Eylül ayında da dünyanın farklı köşelerinden ve Türkiye’den toplamda 100’ün üzerinde sanatçıyı, 20 farklı gösteride ağırladık ve 4.000 kişinin üzerinde bir seyirci kitlesine ulaştık. Bunun yanı sıra, festival süresince atölyeler, söyleşiler ve partiler gerçekleştirdik. Böylelikle İstanbul’a dans, tiyatro ve performans alanlarında üretilmiş alternatif gösterileri seyirciyle buluşturan, uluslararası bir performans sanatları festivali kazandırma hedefimize ulaştığımıza inanıyoruz.

Sahne sanatlarına hâkim olanların pek yabancı olmadığı ama izleyiciler için farklı bir festivaldi. Sonrasında nasıl dönüşler aldınız? 

Gösterimlerden birçoğu kapalı gişe oynadı. Hatta talep yoğunluğu dolayısıyla kimi oyunlara ek gösterim koyduk. Biz yola çıkarken yurt dışından yeni ve alternatif işleri İstanbul'da izleme ihtiyacımızdan yola çıkmıştık. Istanbul Fringe Festival’ın ilk yılında gördüğü bu ilgi hem motivasyonumuzu artırdı hem de aslında İstanbul'da bu ihtiyacın ne kadar karşılık bulduğunu gösterdi. 

Bu sene koronovirüs salgını sebebiyle fiziksel mekânlardan dijital mekânlara taşınanlara Istanbul Fringe Festival de katıldı. Dijitale geçme kararını nasıl verdiniz? 

​Geçen yıldan biriktirdiklerimizle Istanbul Fringe Festival 2020’ye hazırlanıyorduk ki pandeminin etkilerini Türkiye’de de görmeye başladık. Festivali fiziksel olarak dilediğimiz gibi gerçekleştirmenin mümkün olmadığını anlayınca alternatif seçeneklere yöneldik. Bir yandan sanatçılarla da iletişimimizi devam ettirdik. Bu esnada sanatçıların bu dönemdeki kaygılarını ve ihtiyaçlarını anlamaya çalıştık. Ekiplerin hepsi de tekrar ne zaman sahneye çıkacağı konusunda endişeli olduklarını, gösteri ve turnelerinin iptal olduğunu veya ertelendiğini ve gelirlerinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. Bu yüzden, festivali dijital mecralarda da olsa gerçekleştirmek istememizde bizi en çok sanatçılar cesaretlendirdi.

Tüm bunları göz önünde bulundurunca, Istanbul Fringe olarak pandemi döneminde üretmeyi ve bir araya gelmeyi bırakmak istemedik. Dünya genelindeki hızlı dijitalleşmeye adapte olarak, festivali online ortama taşımaya karar verdik. Festivalin Türkiye’deki sanatçıları ve üretimleri, yurt dışındaki sanatçılarla ve festivallerle buluşturma hedefi var. Biz de asıl hedefimizi sabit tutarak, yöntemimizi değiştirmeyi tercih ettik.

​Istanbul Fringe Festival 2020, 21-27 Eylül tarihleri boyunca YouTube, Zoom, WhatsApp ve diğer sosyal medya kanalları üzerinde gerçekleşecek. Hafta boyunca izlenebilecek kayıtlı video gösterimlerinin yanı sıra canlı performanslar, atölyeler, söyleşiler ve bir de parti olacak.

Festival özelinde dijitalin avantajları ve dezavantajları neler olabilir, öngörüleriniz nedir? Özelikle canlı performanslar ve izleyici deneyimini içine katan bir festival için çevrim içi festival nasıl mümkün olacak?

​Bu sene festivalin dijital ortamlara taşınmasıyla biz de her şeyi sıfırdan öğreniyoruz. Programı oluşturma sürecimiz çok daha uzun sürdü örneğin, çünkü işlerin hem fiziksel hem de dijitalde olması durumlarını değerlendirerek ilerledik. Tabii bu bir takım kriterleri beraberinde getirdi. Mesela festivali eski normalin şartlarında gerçekleştirseydik, programda yer alabilecek pek çok performansı, dijital ortama uygun olmadığı için ne yazık ki bu yıl dahil edemedik.

​Bunun yanında video olarak izlenmesi etkileyici işlerden, yine güçlü bir seçki var. Bu yıl festivalde Almanya, Belçika, Fransa, Hindistan, İngiltere, İtalya, Macaristan, Romanya, Rusya, Tayvan ve Türkiye'den toplamda 12 yabancı, 3 yerli ekip olacak. Yurt dışından gelecek performansların tamamı, 21-27 Eylül tarihleri boyunca YouTube sayfamızdan ücretsiz olarak izlenebilecek.

Türkiye’den katılan performansların ise yine YouTube sayfamızdan canlı yayımlanmasını hedefliyoruz. Bu performanslar seyircisiz olarak gösterilecek ve çekimler canlı yayımlanacak. Bunun için ekiplerle ve mekânlarla görüşmelerimiz devam ediyor.

Bu yılki festival programında yan etkinlikler ayrı bir önem kazandı. Bir festivaldeki en önemli şeylerden birinin, o birkaç günde bir topluluğun bir araya gelmesiyle ortaya çıkan deneyim olduğuna inanıyoruz. Bu yıl Istanbul Fringe Festival için bu bir araya gelme fiziksel olarak mümkün olmayacak. Ama krizi fırsata çevirme peşindeyiz,  fizikselde yapamadığımız bir takım şeyleri dijitalde nasıl yapabileceğimiz üzerine kafa yoruyoruz. Bunun en büyük getirisi festivalin hem Türkiye'nin başka şehirlerinden, hem de yurt dışından takip edilebilecek olması. Türkiye'den ve yurt dışından sanatçıları buluşturacağımız Artist Speeddate, bağımsız sanat üreticilerinin bir araya gelerek deneyim ve fikirlerini paylaşacakları paneller, sanatçı-izleyici buluşmaları, online workshoplar gibi etkinliklerle bir araya gelmeyi kurguluyoruz. COVID-19 izin verirse canlı bir açılış, bir de kapanış partisi olacak. 

Duyurularınızda 12 yabancı, 3 yerli ekibin bu yılki festivalde yer alacağını söylüyorsunuz. Geçtiğimiz yıla kıyasla sayı oldukça düşük ancak biliyoruz ki dijitale uyumda elenmeler söz konusu. Bu yılki çağrıya katılım nasıldı?

Programın bu hâlinde ve başvurularda muhakkak ki COVID-19’un etkilerini görüyoruz. Başvuru adedi geçen senekiyle hemen hemen aynı, 180’in biraz üzerinde başvuru aldık. COVID-19’in dünyadaki etkileri olmasaydı bu sayı daha yüksek olurdu diye tahmin ediyoruz. Ama bardağın şu yanından da bakmak gerekir; tüm dünyada sanatçılar üretebilecekleri, işlerini seyirciyle buluşturabilecekleri bir alan arıyorlar, Istanbul Fringe olarak biz de bu alanlardan biri olacağız. 

Performanslar, danslar, gösteriler, söyleşiler ve atölyeler geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl çevrim içi festivalde de olmaya devam edecek. Bu yılki festival için nasıl bir hazırlık içerisindesiniz? Programdan bizimle neler paylaşabilirsiniz?

“COCOON” - Brian Scalini – İtalya

COCOON, sıradan insanların günlük yaşamını sonsuza kadar değiştiren gerçek travma hikâyelerinin araştırıldığı “Walking Wounded Series” içinde yer alan tek kişilik bir dans gösterisi.

“Coup de Foudre” - Giolisu & Teatro Pachuca – Belçika

Coup de Foudre, iki erkeğin aşk hikâyesi. Aynı zamanda eski bavulların, sahte bıyıkların ve plastik tavukların aşk hikâyesi. Bir kadın ve bir erkek bizi gerçekle hayal arasında kalan bir sessiz sinema dünyasına doğru çeker. Birlikte bir hareket dili oluşturur ve dans ile tiyatronun sınırlarını zorlayan sessiz bir diyalog inşa ederler.

“Daughters” - Tangaj Collective – Romanya

Patenleri üzerinde duran üç kadın, ironi ve gerilimle kurgulanmış mikro tarihlerle oynar. Daimi bir gerilimle dolu bedenleri cinselliği, iktidarı ve özgürlüğü keşfeden syborglar gibi hareket eder. Modern büyücüler gibi davranan bu üç kadın dansçı, geçmişteki anılarını ve gelecekle ilgili fantezilerini paylaşırken zayıflıklarını da göstererek, ani duraklamalar ve akışlarla zamanı esnetir.
Koreografi: Simona Deaconescu
Prodüksiyon: Laura Trocan
Performans: Georgeta Corca, Simona Dabija, Teodora Velescu
Teknik: Alexandros Raptis

“Erkek Cinayeti” - Nadir Sönmez – Türkiye

İstanbullu bir performans sanatçısı, New York'ta intihar eden Arpad Miklos’un yasını tutmaktadır. Ünlü porno yıldızının hayatına son verme kararını anlamak için giriştiği sosyal otopsi sırasında; hem kendisinin, hem de Türkiye’deki bazı sanat kurumu çalışanlarının ellerini kana bulamadan da olsa bu olaya karıştığını keşfedecektir.

“Hal / Status” - Işıl Bıçakçı Dance Projects – Türkiye

(I) Bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı niteliklerin bütünü, durum, vaziyet; davranış, tavır. 
(II) a. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
(III) (mec.) Kötü durum, sıkıntı, dert.
(IV) a. (tar.) Tahttan indirme.
Koreografi: Işıl Bıçakçı
Performans: Demet Aksular, Emre Olcay, Ferhat Güneş, Ozan Akgün

“Home (what we lost what is us)” - Sebastian Abarbanell – Almanya

Ev genellikle içini dolduran ve bize güven, konfor ve sağlam bir zemin hissi veren insanlarla ilişkilendirilir. Etrafımızdaki ilişkiler sallanmaya başladıkça biz de evimizin temin ettiği zemini kaybetmeye başlarız. Üstünde duracak yeni bir zemin oluşturmaya çabalarken, bize en başından beri güven, istikrar ve kararlılık sağlayan gerçek evimizin aslında bedenimiz olduğunu fark ederiz. Home (what we lost what is us) bu farkındalığın bir dışavurumudur.
Koreografi & Performans: Sebastian Abarbanell
Özgün Müzik: Drew Lewis

“Lost in Grey” - Resident Island Dance Theatre – Tayvan

Chang Chung-An’ın Lost in Grey gösterisinde dinamik hareketler, multimedya projeksiyonu ve deneysel bir rock müziği kullanılarak Tayvan ve dünyanın geri kalanındaki davranış bozukluklarının hem saldırgan hem de oldukça insani bir yansıması sahneye konuyor. Lost in Grey tek bir performansta insan psikolojisini dizginlemeye çalışan cesur ama bir o kadar da şefkatli bir deneme.

“Mutante” - t.r.a.n.s.i.t.s.c.a.p.e – Belçika

Yaratım süreci Vietnam’da gerçekleşen bu hibrit çalışmada Pierre Larauza ve Emmanuelle Vincent heykel ve dans arasındaki türlerarasılığı, hareketin heykelleştirilmesi üzerinden inceliyor. Mutante, Vietnam’a özgü bir kentsel özellik olan kadınların motosiklete binerken güneşten ve kirlilikten korunmak için vücutlarını ve yüzlerini tamamen örtmelerinden ilham alır. Akşam ise kadınlar örtülerini çıkarıp bedenlerini özgürlüğe kavuştururlar. Sürekli dönen bir mekanizma üzerinde duran maskeli performansçı heykelsi hareketler ve pozlar sergiler.
Koreografi & Sahne Tasarımı: Pierre Larauza, Emmanuelle Vincent
Performans: Emmanuelle Vincent
Canlı Müzik: D A N G

“Pan~// Catwalk” - Zwermers – Hollanda

Eski püskü kot ceketlerden abartılı parlak elbiselere… Kıyafetlerimiz bizim kim olduğumuzu, kim olmak istediğimizi ve hatta kim olmak zorunda kaldığımızı ifade ediyor. Zwermers ekibi, iki oyuncu, bir kemancı ve bitmek bilmez kombin önerisiyle insanlığın çeşitliliğine ve renkliliğine bir övgü sunuyor. Bu “ikinci deri” bizi ne kadar tanımlıyor?
Konsept: Zwermers
Perfromans: Inez Wolters, Paul van de Waterlaat
Müzik: Wouter de Belder
Dramaturji: Loes Buenen
Teknik: Sander Verbiest

“Pillow Fight” - Hardly Lucky Dance Theatre – İngiltere

10 dakika daha uyumak isteyen bir adam ve yatakta kahvaltı isteyen bir kadın. Dans, tiyatro ve acroyogayı birleştiren Pillow Fight iki tuhaf ama sevimli karakteri mizahi bir atmosferde buluşturuyor.
Performans: Laura Kenyon, Paul Davies

“Songs of Ri” - Ballet. Theatre – Rusya

Besteci Anzhelika Gabibova’nın vokalist Ri Vinogradova için seneler önce bestelediği bir dizi şarkıdan ilhamla ortaya çıkan bir gösteri. Her şarkının kendine has bir hikayesi var. Bütün bu müzikler harika bir ironi, trajedi ve melankoli potpurisi sunuyor.
Koreografi: Daria Vergizova
Müzik: Angelika Gabibova
Vokal: Ri Vinogradova
Video: Sophia Prusakova
Performans: Ayami Oki, Ksenia Dzyuba, Daria Gruzdeva, Victoria Bogomazova, Anastacia Trifonova

“Traverser la Rivière sous la Pluie” - Collectif 2222 – Fransa

Bir tarafta valizin içinde Belçikalı bir nine, onu sürükleyen ve ona ölümüne bağlı Türk oğlu; hamile bir İngiliz kadın, onun Norveçli kocası ve onların kocaman İsveçli bebekleri. Neredeyse ellerinde hiçbir şey olmadan başlarının çaresine bakacaklar, bir şekilde. Bazı çözümler arayacaklar; belki biraz naif, biraz tuhaf, biraz üşütük ama en çok da insani çözümler bulacaklar.
Yönetmen: Thylda Barès
Oyuncular: Andrea Boeryd, Elizabeth Margereson, Yen Ling Chang, Paul Colom, Sencan Oytun Tokuç, Sturla Alvsvåg,Tibor Radvanyi

“Wolfgang” - backsteinhaus produktion – Almanya

"Eğer insan ellerinin üzerine düşer, dört ayaklı gibi yürür, kürkünü büyütür ve ulumaya başlarsa, evrim için önemli bir adım atabilir." Konuşmacı, orkestra şefi, müzisyen ve kamyon şoförü, koro, beş-altı dansçı ve bir çocuk. Uluyan kurtlar düşüncenin bariyerlerini yıkıyor ve sosyal etkileşimin nasıl huzur ve güven içinde yaşanabileceğini gözler önüne seriyor.

Proje ve Performans: Chloé Beillevaire, Jean Bermes, Steven Chotard, Giancarlo D’Antonio, Isabelle / Gatterburg, Joscha Halder, Caroline Intrup, Andreia Rodrigues
Müzisyenler: Heiko Giering ve performansçılar
Sanat Yönetimi: Nicki Liszta
Sanat Asistanı: Isabelle Gatterburg
Müzik Yönetimi ve Besteleme: Heiko Giering
Sahne ve Kostüm: Valentin Eisele
Dramaturji: Martina Grohmann, Caroline Intrup
Video: Christopher Bühler
Stajyer: Michael Guserle

https://www.youtube.com/watch?v=UUaTQEvYoTw

Festival bildiğimiz kadarıyla bu yıl ücretsiz gerçekleşecek. Ancak bu sene Fringe Destek Fonu adında bir fon oluşturdunuz. Bu da hem sanatçılara ve festivale destek yaratmak amaçlı bir fon. Fringe Destek Fonu’nun içeriğinden, nasıl katılabileceğimizden bahseder misiniz?

​Istanbul Fringe Festival 2020’yi dijital mecralara taşıma kararı aldıktan sonra seçkiye giren ekiplerle yaptığımız online görüşmelerde sanatçıların bu dönemdeki kaygılarını ve ihtiyaçlarını anlamaya çalıştık. Pandemi döneminde gösterileri, turneleri ve yaratım süreçleri iptal olan veya ertelenen, gelirleri durma noktasına gelen sanatçıları desteklemek ve Istanbul Fringe Festival’ı sürdürülebilir, alternatif ve erişilebilir bir hâle getirmek için Fringe Destek Biletlerini kurguladık.

​Fringe Destek Biletleri ile hem İstanbul’daki ve İstanbul dışındaki izleyiciler festivali ücretsiz takip edebilecek hem de destek olmak isteyen kişiler seçeceği kategoride sanatçılara ve festivale fon sağlayabilecek. 25 TL’den 1000 TL’ye kadar toplamda 6 farklı destek bileti kategorisi bulunuyor. Katılımcılar, bu destek biletlerini satın alarak hem sanatçıları destekleyebilecek hem de Istanbul Fringe Festival 2021 etkinlikleri için önden bilet almış olacaklar. tiyatrolar.com.tr üzerinden 1 Temmuz -31 Ekim 2020 tarihleri arasında ulaşılabilen Fringe Destek Biletleri’nin geliri, Istanbul Fringe Festival 2020 Online seçkisinde yer alan sanatçılara ve festivalin 2021 çalışmalarına destek sağlayacak.

Son olarak Fringe Festival’ın ülkemizdeki yürütücüleri olarak bu yıl dünyadaki Fringe festivallerinin yol haritalarından bahsetmeniz mümkün mü?

​Pek çok diğer festival gibi dünyadaki Fringe festivallerinin birçoğu da dijital ortama taşınıyor. Bu konu üzerine kafa yorarken World Fringe Network üzerinden diğer Fringe direktörleriyle görüş alışverişinde bulunduk. Yakın iletişimde olduğumuz Prag Fringe ve Stockholm Fringe de festivallerini dijital ortama taşıdı mesela. Bu festivaller de Facebook, YouTube gibi farklı sosyal medya mecraları aracılığıyla seyirciyle buluşuyor.

Istanbul Fringe Festival olarak biz de 26-27 Eylül tarihlerinde Belçika'da gerçekleşen “Fêtes Romanes” festivali ile 2 etkinlik için ortak yayın yapacağız.

​Fringe festivalleri arasında bir sanatçı dolaşımından söz edebiliriz. Geçen sene de Istanbul Fringe'de yer alan sanatçıların çoğu daha önce Edinburgh Fringe, Stockholm Fringe, Finn Fringe gibi festivallerin programlarında da yer almışlardı. 

Festivalle ilgili ayrıntılı bilgiye Istanbul Fringe Festival'ın websitesinden ulaşabilirsiniz.

0
3290
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage