GÜNDEM
  • 29-11-2025

    Ödüllü oyuncu Cem Uslu’nun kaleme alıp sahneye taşıdığı Başka Hayat, 12 Aralık Cuma akşamı DasDas’ta izleyici karşısına çıkacak.

    Başka Hayat ile kendi sanat yolculuğunun en çıplak, en cesur duraklarından birine imza atan Cem Uslu, bu kez kendi elleriyle yeni bir hayat kurmaya çalışan bir adamın, yalnızlıkla, suçlulukla ve akılla sınanan iç dünyasını sahneye taşıyor. Gerçek ile hayalin, umut ile çöküşün iç içe geçtiği bu hikâyede Uslu, insanın hem yıkımına hem de yeniden var oluşuna incelikli bir dille tanıklık ettiriyor.

    11 Kasım Salı akşamı DasDas İstanbul’da prömiyerini yapan, 26 Kasım Çarşamba akşamı ise Baba Sahne’de izleyiciyle buluşan Başka Hayat, 12 Aralık Cuma akşamı DasDas’ta seyircisiyle buluşmaya devam edecek.

    Issız bir tepenin yamacında, sabahın ilk ışıklarına 1 saat kala… Doğacak güneşle birlikte Kâmil Osman Dilek’in hayatında yepyeni bir sayfa açılacak!.. Kâmil bize her şeyi anlatacak!.. Buraya nereden geldiğini, neden geldiğini ne umup ne bulduğunu ve en önemlisi: neden mutlaka anlatması gerektiğini!

    Cem Uslu’nun kaleminden çıkan Başka Hayat, hayal kırıklıklarıyla yoğrulmuş inancın, inadın, umudun ve direnişin trajikomik hikâyesi.

    Başka bir hayatın hayaliyle beyaz yakalı yaşamını ve büyük şehri terk ederek kırsala yerleşen Kâmil’in başından geçenler, hem bu yola giren herkesin başına gelebilecek kadar olağan hem de Kâmil’in bizzat Kâmil olmasından sebep, bir o kadar olağandışı. Hayalle gerçeğin, acıyla komiğin, yalnızlıkla kalabalığın iç içe geçtiği oyun, her insanın kendine en az bir kez sorduğu o meşhur ‘başka bir hayat mümkün mü?’ sorusunun peşinden gidiyor ve cevaplıyor da: ‘Evet, mümkün. Ama nasıl?..’

    Künye:
    Yazan ve Yöneten: Cem Uslu
    Oyuncular: Cem Uslu
    Işık Tasarımı: Yasin Gültepe
    Reji Asistanı: Zeynep Diker Özkaya
    Oyun ve Yapım Asistanı: Yeşim Toplu, Taha Berk Kaya
    Prova ve Oyun Fotoğrafları: Irmak Yılmaz
    Afiş Fotoğrafı: Sinan Arslan
    Afiş Tasarımı: Sıla Sert
    Yürütücü Yapımcı: Selin Dağlıoğlu
    Yapımcı: Serkan Ortaç
    ​Yapım: NO Yapım

    0
    0
    181
  • 29-11-2025

    Galeri / Miz, “Dönüş” başlıklı grup sergisini 9 Aralık 2025-9 Ocak 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Dönüş” sergisi; Beyza Boynudelik, Delal Eken, Huri Kiriş ve Seydi Murat Koç’un birbirinden farklı yaratıcı süreçlerden geçerek farklı teknik ve materyallerle üretilmiş çalışmalarını bir araya getiriyor.

    “Dönüş” sergisi izleyiciyi; doğa ile insan, ilerleme ile kayboluş, yapı ile yıkım arasındaki ince çizgiyi görünür kılmayı ve bu ilişkiyi merkeze alarak çevremizdeki yaşam formları ve medeniyet arasındaki bağlantılar üzerine düşünmeye davet ediyor. İnsan ve doğanın aynı metabolizma içinde varlık gösteren bir anlayışın sınırlarını araştırıyor. Doğa ve insan arasındaki hiyerarşik ilişkiyi sorgularken doğayı ne temsil edilecek bir yüzey ne de romantize edilecek bir alan olarak ele alıyor, aksine doğanın bizden bağımsız var olan kendi düzenine ve içkin enerjisine odaklanıyor. Sanatçılar bu düşünsel zemini farklı biçimlerde görünür kılıyor ve modern insanın doğa karşısındaki konumunu yeniden düşünmeye davet ediyor.

    “Kehre; Almanca bir kelime olup doğrudan çevirisi dönüş, yön değiştirme anlamına gelir. Heidegger, felsefi bağlamda bu kelimeyi ‘varlık ve zaman’ üzerine düşüncesinde bir dönüm noktası olarak kullanır. Heidegger’e göre Batı düşüncesinde insan, doğayı ve varlığı kendisinin hizmetine ve merkezine alarak bir ‘araçsallaştırma’ eğilimi geliştirmiştir ve bu yaklaşım modernitenin ve akıl çağının temelini oluşturmuştur. Heidegger Kehre’yi bu akışın değiştiğini, insanın varlıkla ilişkisini tersine çevirdiği bir dönüş anını temsil etmekte kullanır. Bu dönüş anı, insan-merkezli bir bakıştan varlık-merkezli bir farkındalığa geçişi ifade eder. Bu aynı zamanda, modern aklı aşma ve varlığı kendi hakkıyla düşünme çabasıdır. İnsan artık varlığı kontrol eden değil, tanıklık eden bir konumda durur. 

    Modernite ile birlikte insanın kendi iç ritmine karşıt akli bir çağın adımları atıldı. Doğanın kendi dinamiğinin içinden bakabilme kapasitesini, aklın ilerlemeci zamanı geçmeye başladı. Doğa insanın düşünsel haritasında nesneleşti ve insan doğayı kendisi için tanımladı, anlamlandırdı, ölçtü, kategorize etti, dönüştürdü.”

    0
    0
    182
  • 29-11-2025

    Dag Solstad’ın ilk kez 1984 yılında yayımlanan Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi’nde adlı romanı Banu Gürsaler Syvertsen’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi’nde, modern toplumda entelektüelin yeri, sıradan bir varoluşun içinde anonimleşme arzusu ve erkekler arasındaki suç ortaklığı gibi gözde temalarını kara roman ve melodram gibi popüler türlerin yardımıyla irdelerken yazar olarak kendini de anlatıya dahil ediyor.

    ​Mimar ve toplu konut planlama müdürü Arne Gunnar Larsen eşini, çocuklarını terk eder ve bir zamanlar meslektaşlarıyla birlikte tasarladığı, Oslo’nun dışındaki uydukente taşınır. Ancak insanlığa yaraşır bir yer olacağını hayal ettiği uydukentte, zamanla kendiliğinden ortaya çıkacağına inandığı kolektif ve zengin hayatla değil, insanların birbirinden yalıtılmış yaşamlar sürdüğü, materyalist ve kasvetli bir gündelik gerçeklikle karşılaşır. Larsen bir süre sonra karşı komşusu Ylva ve Bjørn Johnsen’le yakınlaşacak, Ylva’nın çekimine kapılmasıyla arkadaşlıkları tuhaf bir yön alacak, hepsinin hayatı geri dönülmez bir biçimde değişecektir.

    0
    0
    223
  • 28-11-2025

    Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV) öncülüğünde Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation katkılarıyla hayata geçirilen arşiv sergisi “Tiyatro Hazinemizden”, 31 Ocak 2026 tarihine kadar Depo’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü vakfın kurucu başkanı Esen Çamurdan’ın, yardımcı küratörlüğünü Aylin Erkan ve Ceren Uyan’ın, tasarımını Sera Dink’in üstlendiği sergi, tiyatronun sadece sahnede değil; anılarda, belgelerde ve geçmişten bugüne taşınan anlatılarda da yaşayabileceğini gösteriyor.

    Türkiye Tiyatro Vakfı’nın arşivinden özenle seçilen eserler; sicil defterlerinden kişisel notlara, maaş bordrolarından kurum içi yazışmalara, mektuplardan fotoğraflara, kitaplardan dergilere, sahne tasarımlarından afişlere ve karikatürlere, oyun metinlerinden çalışma notlarına kadar uzanan zengin bir çeşitlilik sunuyor. Aralarında Genco Erkal, Ergun Köknar, Behzat Butak, Ümit Denizer gibi tiyatrocuların; Genç Oyuncular, AÇOK gibi toplulukların ve dönemlerine damga vurmuş oyunların çeşitli belgeleriyle birlikte yer aldığı sergide ayrıca öykü, sürpriz belge ve görsel de bulunuyor. Ayrıca Türkiye’nin tiyatro belleğini boyutlandıran görüşmelerden oluşan Sözlü Tarih ve TTV’nin özel bir uygulaması olan Konuşan Fotoğraflar bölümleri görsel-işitsel öğelerle yaşayan bir arşiv deneyimi sunuyor.

    Sergiye, tarihleri yakında duyurulacak ve tiyatro belleğimize farklı pencereler açacak beş söyleşi eşlik edecek: Uzun yıllar Genco Erkal ile aynı sahneyi paylaşmış sanatçıların deneyimlerini aktaracakları Genco ile Oynamak Bir Ayrıcalıktır; koleksiyoncuların tiyatronun kalıcılığını tartışacağı Tiyatroyu Biriktirmek; artık TTV’nin sloganına dönüşmüş olan Bize Bir Tiyatro Müzesi Gerek; Saitali Köknar’ın annesi Suna Pekuysal ve babası Ergun Köknar’la paylaştıklarını anlatacağı İnsanın Annesi Suna Pekuysal, Babası Ergun Köknar Olunca… ve tiyatronun olmazsa olmazı turnelerden anılarla sergiyi taçlandıracak Bir Gün Biz Turnedeyken.

    ​“Tiyatro Hazinemizden”, bir bölümü ilk kez gün yüzüne çıkacak belgelerle tiyatronun belleğini harekete geçirerek, geçmişten günümüze uzanan tiyatro yaşantısını ve ruhunu bugünün seyircisine aktarmayı amaçlıyor. Tiyatromuzun değerli mirasını koruyamazsak neleri kaybedeceğimizi ziyaretçilere yeniden hatırlatmayı hedefliyor.

    0
    0
    209
  • 28-11-2025

    BüroSarıgedik, Aslı Özdoyuran’ın “Yuvarlak Sayılar” başlıklı kişisel sergisini 21 Aralık’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    ​Sergideki işler, aynı kökü paylaşan “mahkeme” ve “muhakeme” kelimelerinin çağrıştırdıklarından yola çıkıyor ve bu terimlerin birbirleriyle ilişkisini irdeliyor. Aslı Özdoyuran, duruşma salonlarından ve özellikle Silivri ve Çağlayan Adliyeleri’nden aklında yer eden mimari detaylara dayanan çizimlerinde, mekânın yeniden ürettiği ideolojiyi ve bu ideolojinin yarattığı şiddeti tanımlamaya çalışıyor. Çizimlere eşlik eden heykeller ise sanatçının gündelik konuşmalar sırasında duyduğu ve not ettiği kısa ifadelerden esinleniyor. Bu alıntılar, Özdoyuran’ın kişisel yaşamının yanı sıra, etrafında tekrar eden politik söylemlerin izlerini taşıyor ve sergideki işlere isimlerini veriyor. “Yuvarlak Sayılar” adalet duygusunu, ölçme biçimlerini ve konuşma diline sızan güç ilişkilerini araştıran bir düşünme alanı sunuyor.

    0
    0
    220
  • 28-11-2025

    Dr. Jennifer Cox’un kadınlara öfke ve beraberindeki duyguları fark etmeye ve yıkıcı olmaktan çıkarıp yapıcı bir güce dönüştürmeye yönelik bir çağrıda bulunduğu kitabı Kadınlar Öfkeli: Öfkeniz Neden Gizleniyor ve Onu Nasıl Ortaya Çıkarabilirsiniz?, Sibel Eraltan’ın çevirisiyle Eksik Parça Yayınları’ndan çıktı.

    ​Cox’a göre kadınların öfkelerini gerçekten ifade etmelerine hiç zaman izin verilmedi, bu da hepimizi çileden çıkarıyor. Kız çocuklarının “iyi” olmaya ve “olay çıkarmamaya” koşullandırıldığı erken çocukluktan, orta yaşta sorumlulukların altında ezildikleri döneme kadar kadınların öfkesi bastırılır, gizlenir, en sonunda zehre dönüşür. Küçük veya büyük ölçekli adaletsizlikler kişisel hikâyelerimizin dokusuna işlemiş durumda. Bu izleri bedenlerimizde ve zihinlerimizde taşıyoruz. Bu izlere çoğu zaman otoimmün sağlık sorunları da eşlik ediyor. Bu kitap, o öfkenin nerede gizlendiğini ve onu nasıl serbest bırakabileceğinizi gösteriyor.

    0
    0
    237
  • 28-11-2025

    Piyanist ve besteci Eric Christian, Piu Entertainment organizasyonuyla ilk İstanbul performansı için 1 Ekim 2026’da Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşacak.

    Klasik müziğin köklü geleneğini modern bir sinematik anlatımla harmanlayan Eric Christian, her notasında dinleyicileri hissetmeye, düşünmeye ve hayal kurmaya davet eden güçlü bir müzikal evren yaratıyor. Bugüne kadar bestelerinin notaları 200’den fazla ülkede, 100.000’den fazla müzisyen tarafından yorumlanan sanatçı, çağdaş piyano müziğinin en etkileyici ve ulaşılabilir isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Berklee College of Music’te aldığı eğitim, Liszt’ten Ravel’e uzanan klasik ustalardan taşıdığı ilham ve New York’un çok kültürlü atmosferi; Christian’ın kendine özgü, duygusal derinliğe sahip müzik dilinin en belirgin yapı taşları arasında yer alıyor.

    ​İstanbul’da gerçekleşecek bu özel gecede hayranları ile ilk defa buluşacak Christian, dinleyicilerine sadece bir konser değil; duyguların, hayal gücünün ve sinematik bir müzik dilinin merkezde olduğu benzersiz bir yolculuk sunacak. 

    0
    0
    234
  • 28-11-2025

    Sakıp Sabancı Müzesi’nin koleksiyonlarına yeni katılan, çağdaş sanatçı ve akademisyen Murat Durusoy’un Doğa Sonrası Etütleri V.2 adlı videosu, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun sergilendiği salonlarda sanatseverlerle buluşuyor. 

    Bir zamanlar Atlı Köşk’ün seyir balkonu olan, müzeye dönüştürüldükten sonra Manzara Odası olarak düzenlenen mekânda konumlanan eser, SSM Bahçe’deki erguvan, defne, sığla, zakkum ve biberiye bitkilerinden yola çıkıyor. Bu bitkiler, sentetik polimerler, devre kartları ve metal dokulara dönüştürülerek, doğanın insan yapımı maddelerle iç içe geçtiği bir görünüme bürünüyor ve insan etkisinin gezegenin doğal dengesini kalıcı biçimde değiştirdiği, iklim krizinin giderek hissedildiği Antroposen Çağı’na işaret ediyor. Durusoy’un videosu, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’ndaki bitkisel motiflerle süslenmiş eserleri ile sıra dışı bir etkileşim kuruyor, altın yaldızla bezenmiş simetrik kaligrafik kompozisyonlardan ilham alarak, doğa ve teknoloji arasındaki gerilimi adeta “dijital bir natürmort” olarak yeniden yorumluyor. 

    İklim krizi, teknoloji, hafıza, zaman ve imge kavramları etrafında çalışan akademisyen ve çağdaş sanatçı Murat Durusoy, “Doğa Sonrası Etütleri” serisini doğayı yalnızca gözlemleyen değil, teknoloji aracılığıyla yeniden üreten bir alan olarak kurguluyor. Kendi çektiği bitki görüntülerini katmanlı dijital müdahaleler, ışık kırılmaları ve sentetik yüzey dokularıyla işleyerek doğanın yüzeyinde insan müdahalesinin izlerini görünür kılıyor. Bu üretim biçimi hem fotoğrafın belgesele yakın doğasını hem de videonun zaman kavrayışını dönüştürüyor; izleyiciye, organik ve yapay arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı bir görsel deneyim sunuyor.

    Doğa Sonrası Etütleri V.2 adlı videonun SSM’nin koleksiyonlarına katılması kapsamında, 29 Kasım Cumartesi günü, 14.00’te eserin sanatçısı Murat Durusoy ve Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun yöneticisi Dr. Ayşe Aldemir bir söyleşi yapacak ve videonun yaratım ve sergileme sürecini ziyaretçilerle paylaşacak. Etkinlik müze ziyaretçilerine ücretsiz gerçekleştirilecek. 

    ​Samsung’un katkılarıyla sergilenen eser, Atlı Köşk’ün üst katındaki Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun sergi salonlarında, pazartesi hariç her gün, 10.00-18.00 arasında ziyaret edilebilir.

    0
    0
    352
  • 28-11-2025

    Lucy Knisley’nin macera dolu seyahatler ve enfes lezzetlerle şekillen bir büyüme hikâyesi anlattığı grafik romanı Yemeksever, Tijen İnaltong’un çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.

    Yemeksever, “aşeren” bir çocuğun yıllardır biriktirdiği lezzet anılarıyla yoğurduğu hikâyelerin bir derlemesi. Bu kitap; aile bağları, dostluk ilişkileri, kültürel kimlik gibi kavramları mutfak üzerinden ele alıyor.

    ​Yemek yapmanın kutsallığına inanan bir aileye doğan Lucy, mama sandalyesine oturduğu ilk günden beri hep rafine tatların izini sürmüş. Ailesinin mesleği ona benzersiz lezzetler deneyimleme olanağı sununca, o da kendisine “mutfaktaki çocuk” rolünü biçmiş. New York’ta gurme bebek, köy evinde bir şehir faresi olmuş. Canı ne zaman abur cubur çekse hep ebeveynleriyle çatışmak zorunda kalmış. Carbonaradan huevosa mutfaktaki hünerlerini sergilerken en çok kruvasan yapımında zorlanmış. Yeni keşiflere yelken açmak için seyahat ettikçe damak tadı devamlı gelişmiş. Tek kaygısının, iyi insanların kötü yemeklerle karşılaşması olduğunu söylüyor! Zaten hayatındaki en canlı anıların hep yiyeceklerin tadına dair olduğunu düşünen birinden başka ne beklenebilir ki?

    0
    0
    291
  • 27-11-2025

    İsveçli melodik death metal grup In Flames, 26 Temmuz 2026 tarihinde Maximum Uniq Açıkhava’da Stagepass organizasyonuyla konser verecek.

    In Flames’in 2026 Avrupa turnesi kapsamında vereceği konser, grubun yanı sıra ekstrem metalin öncü temsilcisi Napalm Death ve modern metal sahnesinin yükselen isimlerinden Employed to Serve’ün performanslarıyla zenginleşen güçlü bir line-up’a ev sahipliği yapacak.

    1990 yılında Göteborg’da kurulan In Flames, melodik death metal akımının oluşumundaki belirleyici rolüyle modern metal tarihine adını yazdırdı. Grup, uzun kariyeri boyunca her albümünde kendi sound’unu yenileyerek geniş bir dinleyici kitlesi oluşturdu. In Flames, 2026 turnesi kapsamında Avrupa’nın önde gelen festival ve konser mekânlarında sahne alıyor. İstanbul konseri, grubun yeni dönem repertuvarı ile klasikleşmiş şarkılarını bir arada sunduğu özel bir setlist ile gerçekleşecek.

    1981 yılında İngiltere’de kurulan Napalm Death, ekstrem metal ve grindcore türlerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol üstlendi. Yoğun performans enerjisi ve politik söylemiyle bilinen grup, İstanbul’da In Flames öncesi sahne alarak gecenin dinamik temposunu belirleyecek.

    ​Son yıllarda uluslararası metal çevrelerinde adından sıkça söz ettiren İngiliz grup Employed to Serve, modern metal ve hardcore unsurlarını bir araya getiren güçlü sahne performansıyla tanınıyor. Employed To Serve, Fallen Star adlı yeni albümünü geçtiğimiz aylarda yayımladı. 

    0
    0
    368
DAHA FAZLA
Geldanlage