GÜNDEM
  • 14-02-2026

    Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, arkeolojiye ve aşka dair sanat eserlerinden oluşan “Çekim Yasası” başlıklı yeni sergisini 14 Şubat-6 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Çekim Yasası”; arzu, mesafe, merak, tutku, kurgu, nostalji ve romantizm arasındaki bağlantıları düşünmek için disiplinler arası bir alan açmayı hedefliyor. Küratörlüğünü Eda Berkmen’in üstlendiği sergi; Aslı Çavuşoğlu, Ayça Telgeren, Basim Magdy, Cem Örgen, Fatma Belkıs, Gizem Karakaş, İlhan Koman, James Mellaart ve Mathilde Melek An’ın üretimlerini bir araya getiriyor. Resim, video, heykel, fotoğraf, yerleştirme ve metin gibi farklı medyumlarda üretilmiş işlerin yanı sıra sergide arkeolojik belgeler de yer alıyor. Sergi hayal gücünün, gündelik kişisel ilişkilerdeki ve bilimsel araştırmalardaki önemine odaklanırken; kurmacanın / fantazilerin, insanın geçmişi ve geleceği tanımlamasında ve şekillendirmesinde oynadığı belirleyici rolü vurguluyor. Erimtan Müzesi Koleksiyonu’ndan antik eserlerin sergiye komşuluğu ve onların hikâyeleri vesilesiyle Yüksel Erimtan’ı koleksiyonerliğe ve bir müze kurmaya iten tutku da serginin anlatısına dahil oluyor.

    ​Künye: Mathilde Melek An, Face to Face, Sanatçı kitabı, 60x33 cm

    0
    0
    265
  • 14-02-2026

    Doğu Yücel’in çağımızın linç kültürünü, anonim kötülüğünü ve dijital iktidarını anlattığı yeni romanı Trol, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Yücel, şimdiki zamanı, burayı anlatıyor, iki erkeğin ego savaşı üzerinden bir toplum portresi çiziyor. Dizi sektörünün adaletsiz çarkları ve sosyal medyanın acımasız mahkemeleri ülkede olup bitenlerle iç içe geçiyor. Trol, üstümüze yapışan rolleri, aileden devralınan kimlikleri ve görünmez zincirlerimizi kara komediyle ifşa ediyor.

    Romanda Türkiye’nin en ünlü oyuncularından Kaan Balaban ansızın başlayan bir linç hareketinin hedefi olur. Gizemli bir sosyal medya trolünün başlattığı linç gün geçtikçe sadece kariyerini değil, akıl sağlığını ve özel hayatını tehdit eden bir kâbusa dönüşür. Bir yanda alkışlarla beslenen bir aktör, diğer yanda klavye başında nefret kusarak var olan isimsiz bir trol. Ülke yangın yeriyken kendi küçük savaşlarında debelenen iki adamın kıyasıya düellosu.

    “Hayır, hiç kendini kandırma, bu ne “yasak” ne “sansür”, bunun adı otosansür. Sen bizzat kendini susturuyorsun. Linç başladığından beri büründüğün sessizlik bile sanatın özgür, dışavurumcu ve isyankâr doğasıyla çelişmiyor mu? Her türlü duyguyu taklit etmekle yükümlü olan sen, yani aktör, içindeki gerçek duyguları, öfkeyi, hayal kırıklığını, üzüntüyü yansıtamıyorsun. Çünkü istemiyorlar. Sahneye dön soytarı, diyorlar. Sinema perdesi, televizyon ekranı veya tiyatro sahnesi, bunlar olur. Ama başka bir yerde, başka bir konuda konuşamazsın.

    Al repliklerini ve oku. Asla senaryodan çıkma. Sakın ha, doğaçlama yapayım deme!”

    0
    0
    282
  • 13-02-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı, 2026-2029 dönemine 1,9 milyon avroya varan yeni bir kaynakla başlıyor.

    Yeni dönemde Culture Action Europe ortaklığıyla uluslararası boyut kazanan program, Türkiye ve Avrupa arasındaki kültürel iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyor. Program kapsamında yeni kurulacak iş birlikleri için 1,9 milyon avro’ya varan hibe desteği sağlanacak. İKSV’nin Avrupa Birliği desteği ve Marmara Belediyeler Birliği (MBB) iştirakiyle yürüttüğü programın ikinci dönemi, Culture Action Europe’un ortak olarak katılımıyla uluslararası ölçekte bir iş birliği platformuna dönüşüyor. Ortaklaşa, mentorluk ve savunuculuk süreçlerinden beslenen deneyimleri kültür politikalarına taşımayı amaçlıyor.

    2023–2025 döneminde Türkiye genelinde onlarca kurum ve yüzlerce kültür profesyonelini buluşturan Ortaklaşa, adil iş birliği modellerinin geliştirilmesine zemin hazırladı. Program önümüzdeki üç yılda kuracağı yeni ağlarla Türkiye ve Avrupa arasındaki kültürel bağları güçlendirmeyi sürdürecek.

    ​Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz

    0
    0
    403
  • 13-02-2026

    Stela Vasileva’nın “İnşaat Zamanı” başlıklı kişisel sergisi, Fırat Arapoğlu küratörlüğünde 28 Mart’a kadar Collect Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

    ​Stela Vasileva’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “İnşaat Zamanı”nda sanatçı inşaatı basit bir pratikten çok daha öte bir olgu olarak ele alıyor. Kâğıt üzerine yapılmış çizimler, cam ve demirden yapılmış enstalasyonlardan oluşan seçkide Vasileva inşaat kavramını sürekli oluşum hâlindeki mekânı görme ve hissetme bağlamında algısal ve kavramsal bir durum olarak irdeliyor. Bitmiş yapıları sunmak yerine parçalar ve aralıklı anlar sunarak, inşaatı sonu açık bir keşif süreci olarak deneyimlemeye davet ediyor. Böylece yapıların nasıl anlam kazandığına dair boşluk ve form tarafından şekillendirilen bir tür meditasyona tanıklık ediliyor. Yıkım ve yeniden inşa döngülerinin hiç bitmediği bir şehir olan İstanbul’un merkezinde “İnşaat Zamanı”, şehrin kalıcılık ve geçicilik arasındaki dengesini yansıtıyor. Vinçler gibi araçlar ve makinelerin günlük ses manzarasını oluşturduğu bir metropolde Vasileva’nın yapıtları inşaatı bir oluşum hâli olarak çerçeveliyor.

    0
    0
    310
  • 13-02-2026

    Psikiyatrist Dr. Yoon Hong Gyun’un kendine karşı daha adil olmayı öğrenmek isteyenler için hazırladığı kitabı Öz Saygı Dersleri, Eylül İdemen Doğramacı’nın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Kore'de bir fenomene dönüşen ve dünyada bir milyondan fazla okura ulaşan Öz Saygı Dersleri, yazarın hem kişisel hayatındaki kırılma anlarından hem de yıllar süren klinik deneyiminden süzülen sade ama güçlü derslerden oluşuyor. “Kendini sev” gibi soyut telkinler yerine öz saygının nasıl inşa edildiğini, nasıl kaybedildiğini ve en önemlisi nasıl yeniden kazanılabileceğini somut örnekler ve pratik alıştırmalarla anlatıyor.

    ​Gyun’a göre “Neden bazı insanlar en küçük eleştiride yıkılırken bazıları hayatın sert darbelerine rağmen ayakta kalabiliyor? Neden başarı, ilişki ya da statü mutluluğu garanti etmiyor?” gibi soruların tek cevabı öz saygı. Ve şunu ekliyor: Öz saygı doğuştan gelmez; öğrenilir, geliştirilir ve korunur.

    0
    0
    678
  • 13-02-2026

    Elektronik müziğin sınırlarını sürükleyici görsel işitsel deneyimlerle yeniden tanımlayan Anyma, 12 Eylül’de Only You Live organizasyonuyla Ataköy Marina Arena’da müzikseverlerle buluşacak.

    Amerikalı elektronik müzik prodüktörü ve DJ Anyma, 2026 ‘ÆDEN’ Global Tour kapsamında İstanbul’a geliyor. Coachella 2026’daki headliner performansıyla yeni canlı şovunu ilk kez tanıtan Anyma, bu konserle Türkiye’ye bugüne kadarki en kapsamlı ve sinematik canlı setlerinden biriyle dönüyor. ÆDEN, bir konser olmanın ötesinde; müzik, görsel sanatlar, teknoloji ve anlatının bir araya geldiği, tamamen sürükleyici bir deneyim sunuyor.

    Anyma, çağdaş elektronik müzik sahnesinde kendini yalnızca bir DJ ya da prodüktör olarak değil, aynı zamanda bütüncül bir sanat evreni tasarımcısı olarak konumlandırıyor. Canlı performanslarını tanımlayan hiper-gerçekçi görseller ve sinematik anlatım dili, müziğini kulüp sınırlarının ötesine taşıyarak çağdaş sanat alanına yaklaştırıyor. Minimal ve progresif elektronik ögeleri bir araya getiren Anyma’nın müziği; duygu ve atmosfer temalarıyla şekilleniyor ve dinleyiciyi yalnızca dans etmeye değil, güçlü ve dönüştürücü bir deneyimin parçası olmaya davet ediyor.

    ​Anyma konserinin biletleri 18 Şubat Çarşamba günü ön satışa, 19 Şubat Perşembe ise genel satışa açılacak.

    0
    0
    443
  • 13-02-2026

    Kirkor Sahakoğlu’nun “DUEL” başlıklı kişisel sergisi 28 Şubat’a kadar İmoga Art Space’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Kirkor Sahakoğlu, sergide izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. “DUEL” sergisi, yazar Ursula K. Le Guin’in Mülksüzler romanındaki “Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı” cümlesinden ilhamla şekilleniyor. Sergi; içerisi ve dışarısı, görünen ve saklı olan, benlik ve öteki arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bir yüzleşme alanı kuruyor.

    ​Felsefi açıdan adeta bir retrospektifi tanımlarcasına, varoluşçu bir anlayışla kurgulanan “DUEL”, izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kişisel bir meydan okuma sürecine çağırıyor. Sahakoğlu, insanın en büyük mücadelesinin çoğu zaman dışarıda değil, kendi içinde yaşandığını hatırlatıyor; “Bu yüzleşmede insan kiminle düelloya girer? Ayna ile mi, yoksa aynadaki suretle mi?” sorusunu ortaya koyuyor. Sanatçı, izleyiciyi yüzleşmeye ve farkındalığa davet ediyor. Bu süreçte insanın kiminle mücadeleye girdiğini sorguluyor: Aynayla mı yoksa aynadaki suretle mi? Çok az insanın kendisiyle gerçek bir hesaplaşmaya girerek hakikati yakalayabildiğini vurgulayan Sahakoğlu, şöyle devam ediyor: “Bu düello sonuçta bir rakibin değil, arzuların alt edilmesidir. Zaten en büyük zafer kendine karşı kazanılan değil midir? En büyük rakip insanın kendisi değil midir?”

    0
    0
    337
  • 13-02-2026

    Sam McBratney’nin yazdığı, Anita Jeram’ın resimlediği yaşamı anlamlı kılan en güçlü duygunun koşulsuz sevgi olduğunu ve bunun asla ölçülemeyeceğini gösteren Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum adlı kitap Özlem Çolakoğlu’nun çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    “Ben seni buradan aydedeye, aydededen de buraya kadar SEVİYORUM!” ifadesiyle kalplere kazınan Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum, 57 dilde 60 milyondan fazla satarak üç kuşağın hafızasında yer etmiş zamansız bir klasik. Her yaştan okurun duygularını harekete geçiren kitap, yaşamı anlamlı kılan en güçlü duygunun koşulsuz sevgi olduğunu ve bunun asla ölçülemeyeceğini gösteriyor.

    “Bil bakalım, seni ne kadar seviyorum?” diye sordu Küçük Tavşan.
    “Bunu bilmem çok zor,” diye yanıtladı Büyük Tavşan.

    0
    0
    299
  • 12-02-2026

    “Müziğin Aydınlığı, Işığın Sesi” konserleriyle dikkat çeken Musicandle Concerts, ikinci yılını, 16 Şubat Pazartesi akşamı 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde vereceği özel konserle kutlayacak.

    Viyola sanatçısı Özlem Sevil’in kurucusu ve sanatçısı olduğu Musicandle Concerts, ikinci yıl konserinde konuk sanatçılar ve yüzlerce mum ışığı eşliğinde müzikseverlerle buluşacak. Bu özel konserin konuk sanatçıları ise Sertaç Çevikkol (fagot), Altuğ Tekin (korno), Senem Demircioğlu (mezzo soprano), İklim Tamkan (org), Irmak Tokgöz (perküsyon) ve Umut Yılmaz (ressam) eşlik edecek.

    Musicandle Concerts’in Türkiye’de ilk kez yüzlerce mum eşliğinde gerçekleştirdiği “Müziğin Aydınlığı, Işığın Sesi” konserleri, sanatın ve müziğin evrenselliğinden ilham alıyor. İki yıl önce başlayan konser serisi, ülkemizin kültürel ve tarihi mirasını uluslararası alanda görünür kılmayı ve klasik müziği daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor.

    Geçtiğimiz iki yılda yurt içinde ve yurt dışında birbirinden eşsiz konser salonlarında ve tarihi mekânlarda 58 kapalı gişe konser yapan Musicandle Concerts kuarteti, Ayşe Birden (keman), Aycan Küçüközkan (keman), Özlem Sevil (viyola) ve Funda Altun’dan (çello) oluşuyor. Konserlerin özenle belirlenen repertuvarları, Mozart, Albinoni, Albeniz, Handel, Bizet, Verdi ve Ravel’in bestelerini Türk eserleri, sevilen tangolar ve unutulmaz film müzikleriyle buluşturuyor. Mumlarla aydınlanan olağanüstü bir atmosferde sahne alan dörtlüye konuk solistler, bale ve modern dans sanatçıları eşlik ediyor.

    ​​Musicandle Concerts konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    477
  • 12-02-2026

    Green House Art Days oluşumunun üçüncü sergisi “Dağın Ruhu Bir Patikadır”, 7 Mart Cumartesi günü, Antalya Geyikbayırı’nda bulunan Greenhouse’da gerçekleşecek.

    Oksitosin Tıp ve Sanat Platformu iş birliğiyle Melike Bayık küratörlüğünde düzenlenen sergi, Eser Epözdemir ve Handan Akyürek’i konuk ediyor. 24 saatlik bu sergi serisinin yeni edisyonu bir misafir sanatçı ağırlama deneyimine dönüşüyor. Sergiden iki hafta öncesinde Greenhouse’da, misafir sanatçı programı olarak planlanan edisyon özelinde araştırma ve üretimlerine başlayacak olan sanatçılar, bölgeyi deneyimleyerek güncel üretimlerinde yeni bakışları tartışmaya açacaklar.

    Şubat’ın son haftası başlayacak olan misafir sanatçı programında Eser Epözdemir ve Handan Akyürek, Geyikbayırı’ndaki nehirler, antik kent, dağlar, ormanlar üzerine kadim kültürlerin gündelik yaşamı içinde çalışmalarını sürdürecekler. Bu iki haftalık programda aynı zamanda Helene Olympe’nin Derin Zaman Yürüyüşü adlı psikocoğrafya etkinliği, Alican Abacı’nın Geyikbayırı’nı anlatan Uçurumun Kıyısında belgeseli gösterilecek. 7 Mart’ta ise 24 saatlik “Dağın Ruhu Bir Patikadır” sergisi açılacak.

    “Dağın Ruhu Bir Patikadır”, doğa ile kurulan ilişkinin yalnızca çevresel değil; etik, bedensel ve düşünsel bir mesele olduğunu vurguluyor. Doğaya hak tanımanın, yalnızca tabiatı korumak için değil; insanın yavaşlamayı, dinlemeyi ve sınırlarını kabul etmeyi öğrenmesi için olduğunu hatırlatıyor.

    Künye:
    1. Eser Epözdemir, Suya Bir Saygı Duruşu, El Yapımı Kitap_Asetat Kağıdı Üzerine Dijital Baskı, 9 Edisyon, 5 x 5 x 5 cm , 2024
    2. Handan Akyürek, Hatıralar (ön yüz), Ham pamuklu kumaş üzerine punch nakışı, 210 x 250 cm, 2025

    0
    0
    463
DAHA FAZLA
Geldanlage