GÜNDEM
  • 21-01-2022

    Mor ve Ötesi uzun bir aranın ardından yeni albümü Sirenler’i yayımladı. 11 şarkının yer aldığı albüm, üç bölümden oluşuyor. Birbirlerine birer bağ şarkı ile bağlanan bu üç bölümde de üçer şarkı bulunuyor.

    Bir konsept albüm niteliği taşıyan Sirenler’deki bu üç bölüm, birlikte var olan üç farklı zamana ve üç farklı duygu durumuna işaret ediyor. Mor ve Ötesi albümden “Forsa” ve “Dünyaya Bedel” şarkılarını yayımlamış ve büyük beğeni toplamıştı. Grubun 8. stüdyo albümü olan Sirenler’in hazırlık sürecini tasarım direktörü Koray Doyran ve kreatif direktör Sami Basut yürüttü.

    Mor ve Ötesi albümde fotoğraflarda Emre Ünal, kapak illüstrasyonunda Aykut Aydoğdu, animasyonlarda Mahmut Kalyoncu ve grafik tasarım uygulamalarında yine Koray Doyran ve Ataberk Akalın’la çalıştı.

    Mor ve Ötesi’nin yeni albümü Sirenler’i buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    136
  • 21-01-2022

    I ME CE, Barın Han’ın ev sahipliğinde 26 Aralık 2021 itibariyle başladığı bir aylık atölye çalışmasını sergiye dönüştürüyor. Seramik, video, enstalasyon, edebiyat, dans ve müzik gibi birçok farklı disiplinden üreticiyi bir araya getiren bu atölye sürecinin çıktıları ve üretim süresince kaydı tutulan arşivle beraber “I ME CE 2.0” başlığı altında 29 Ocak’a kadar Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Esra Önel ve Mina Gürsel Tabanlıoğlu tarafından hayata geçirilen, ortak amaca hizmet etme usulü “imece”nin sanat alanında nasıl deneyimleneceğini sorgulayan sanat oluşumu I ME CE’nin Barın Han’ın ev sahipliğinde gerçekleştirdiği, sanatçının fikir sürecinden, eserin son formuna kadar tüm dönüşümünün kaydının tutulduğu ve izleyiciyle paylaşıldığı bu süreç̧, 21 Ocak’ta (bugün) ziyaretçilere tamamen açık hâle geliyor.

    Açık çağrı ve davet yoluyla atölye çalışmasına dahil olan sanatçılar, çalışmalarında üç̧ temel fikirden yola çıkıyor; “Barın Han’ın mekânsal özellikleri, tarihi ve çevresi”, “Barın Yazı ve Cilt Atölyesi’nin kurucusu merhum Hattat Emin Barın’ın icraatları” ile “Bir aylık üretim sürecinde gerçekleşen kişiler arası ve mekanla olan etkileşimler”. Atölye boyunca ortaya çıkan eserler, açılış̧ gününe kadar tamamlanmak zorunluluğunu taşımıyor. Kimi eserler, sergi açılışından itibaren 29 Ocak tarihine kadar soyuttan somuta dönüşüm sürecine devam edecek. Mekânsal değişimi ön plana alan bu projeye atölye süresi boyunca yeni katılımcılar sürece dahil olabilecek.

    “I ME CE 2.0” katılımcıları: Alican Bekoğlu, Alper Goldenberg, Berfin Bilken, Beybin Başerdem, Ce_lab, Çağla Meknuze, Ecem Arslanay, Ecem Karslı, Esra Önel, İrfan Muhassıloğlu, Kaan Walsh, Lara Erdir, LÜTFÜ, Mina Gürsel Tabanlıoğlu, Numan Okutan, Selin Nisa Açıkel, Umut Erbaş, Yunus Aras, Zeynep Aslanoba.

    Atölye ve sergi sürecinin yazılı kaydı, akademisyen ve eleştirmen Ecem Arslanay tarafından tutuluyor. Bu yazı dizisi dört hafta boyunca Unlimited dergisinde yayımlanacak.

    “I ME CE 2.0” başlıklı sergi 29 Ocak tarihine kadar 12.00 - 19.00 saatleri arasında Barın Han’da ziyaret edilebilir.

    Adres: Boyacı Ahmet Sokak, NO: 4, Çemberlitaş/ İstanbul

    Fotoğraflar: Kaan Walsh

    0
    0
    136
  • 21-01-2022

    Yiğit Bener’in kara mizah anlatılarıyla öteki kuruntularımıza dokunduğu öykülerden oluşan yeni kitabı Öteki Kuruntular, Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Bener, öykülerinde akşamın karanlığında ıssız bir sokakta yürürken duyulan endişeye, depremi düşünmenin bile yüreğimizde yarattığı sarsıntıya, ekonomi-politik gölgesinde gelecek kaygılarımıza hatta Covid-19’a bile yer veriyor.

    ​En çok ne tedirgin eder sizi? Düşündükçe tasalandıran, aklınıza geldikçe bunaltan, hatta korkutan… Aklınızdan uzaklaştırmaya çalıştıkça karnınıza ağrılar saplayan… Bunları aklından hiç geçirmemiş, kuruntulara kapılmamış olanımız var mıdır? Kendimizi ikna etsek bile “Sonuçta, benden öte bir ben yok mu benden içeri? Bir başka ben, öteki ben…” ikna oluyor mu?

    0
    0
    119
  • 21-01-2022

    Atlas 1948 ve MUBI iş birliği kapsamında, “Aralık En Çok İzlenenler Seçkisi” 28, 29 ve 30 Ocak tarihlerinde Atlas 1948’de sinemaseverlerle buluşacak.

    Atlas 1948 Sineması ile MUBI iş birliğiyle MUBI’de her ay en çok seyredilen filmler, yenilenen Atlas 1948 Sineması’nda beyaz perdeye taşınmaya devam ediyor. Aralık ayının en çok izlenen filmleri Lux ÆternaParis’te Bahar ve Senin Adın 28, 29 ve 30 Ocak tarihlerinde Atlas 1948 Sineması’nda gösterilecek.

    Atlas 1948 x MUBI Aralık Programı:

    28 Ocak Cuma
    19:30 - Lux Æterna
    20:45 - Paris’te Bahar          
    22:30 - Senin Adın

    29 Ocak Cumartesi
    16:00 -  Paris’te Bahar
    18:30 - Senin Adın
    21:00 - Lux Æterna

    30 Ocak Pazar
    15:30 - Senin Adın
    18:00 - Paris’te Bahar
    20:30 - Lux Æterna

    0
    0
    758
  • 21-01-2022

    Doğuş Grubu’nun Ara Güler iş birliğinde hayata geçirdiği Ara Güler Müzesi, konsept ve tasarımı Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’ne (AGAVAM) ait olan “Muhtelif İstanbul” başlıklı sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor.

    Müzenin 2022 yılındaki ilk sergisi olan ve Ara Güler’in kadrajından İstanbul’u izleyiciyle buluşturan “Muhtelif İstanbul” adını Güler’in arşivinde çeşitli konular için kullandığı “muhtelif” temasından alıyor. Ara Güler’in 58 farklı siyah beyaz İstanbul fotoğrafı, İstanbul slayt kutuları, Güler Apartmanı’ndan arşiv kutuları, Leica fotoğraf makinası ile 1950 ve 1960’lı yıllara ait kontak baskı örneklerinin yer aldığı sergi, sanatçının kadrajından fotoğraflarla ziyaretçileri İstanbul yolculuğuna çıkarıyor. Sergide ayrıca, sanatçının hikâyelerini yazdığı daktilo, lise yıllarında kaleme aldığı hikâyelerden oluşan defteri ve bu hikâyelerden biri olan İstanbul’da Sabah’da izleyiciyle buluşuyor. Bu hikâyenin yayımlandığı 1946 tarihli Haber gazetesi kupürü de sergide yer alıyor.

    ​Sergide Samih Rifat’ın 1994 yılında Ara Güler’in “Bitmeyen Röportaj: İstanbul” başlıklı sergisinin kataloğu için yazdığı önsöz; bu serginin kataloğu, katalog maketi ve broşürü de bulunuyor. Samih Rifat’ın yazdığı özsözde Ara Güler’in İstanbul için önemini şu sözlerle açıklıyor: “…İstanbul’a gelince, bu çok eskilerden beri yoğun biçimde fotoğraflanan kenti, yerli yabancı bir sürü fotoğrafçının yapıtları arasında bulmak olası. Ama Sudek gibi, Atget gibi, Brassai ya da Izis gibi, bu kentle neredeyse özdeşleşen, onun örgensel bir parçası hâline gelen, giderek onu simgeleyen, yaşamı boyunca onu delice bir tutkuyla ve bir ozanın duyarlığı, bir romancının gözlem gücüyle fotoğraflayan bir fotoğrafçıyı, İstanbul’un fotoğrafçısını ararsanız, bu tanıma uyan tek kişi var sanırım yeryüzünde: Ara Güler. Kendinin de sık sık kullandığı bir deyimle gerçek bir İstanbul çocuğudur Ara Güler. Kendini her zaman ‘foto muhabiri’ sözleriyle tanıtan ve ‘sanatçı’ nitelemesinden pek hoşlanmayan bu alçak gönüllü adamın, ‘röportaj’ sözcüğüyle, sıradan belgelemenin çok ötesinde bir şeyler kastettiğini de sırası gelmişken söyleyelim. Ve iş İstanbul’u fotoğraflamaya gelince, bu denli gözü pek kaygılar taşıyan ve bunca uzakları hedefleyen bu görüntü ustasının elinde İstanbul, İstanbulluluğunu takınır, şaşırtıcı imgeler, çarpıcı öyküler, büyüleyici biçim / içerik / ilişki istifleriyle çıkar karşımıza. Özgün, görkemli, benzersiz… Ara Güler’in İstanbul’udur o artık!”

    0
    0
    300
  • 21-01-2022

    Senarist ve yazar Başar Başaran’ın yeni romanı Amsterdam, Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

    Başarılı pek çok televizyon yapımının senaryosunu kaleme alan, yazıları dergi ve gazetelerde yayımlanan Başaran, bu romanda eski sevgilisinin düğünü için İstanbul’dan Amsterdam’a giden ve orada gerçekliğinden bir türlü emin olamadığı bir gece geçiren bir yazarın hikâyesini anlatıyor.

    ​Karlar altında bir kentte, Atina’dan Girne’ye Amsterdam’dan İstanbul’a, düne, bugüne, yarına uzanan bir gece geçirir. Her şey sislidir. Tuhaf bir barda Siyah bir kızla tanışır yahut tanıştığını sanır. Konuşur yahut konuştuğunu sanır. Seviştiğine emindir ama odasında yalnız uyanır. Hiçbir şey hatırlamaz. Hatırlamaya çalışıp, Siyah Kız’ı aramaya başladıkça bulanık hayallerinde kendisiyle karşılaşır. Afgan taksi şoförüyle, dul bir sihirbazla, delilerle, ölülerle, müzisyenlerle, uyuşturucu satıcılarıyla konuşur. Siyah Kız hakikati kulağına fısıldar. İnsanın yaşamaktan mühim işleri var. Eğer onu bulursan korkuların biter. Adam yumruklarını sıkar. Koşar. Bir karanlık kunduz gibi bulur korkuyu karnında. Öldürmeye uğraştıkça kunduz çoğalır adamın her yanına yayılır. Adam her birinin arkasından zihninin dehlizlerine düşer. Bir kadının peşinden aslında kendi peşinde neyin olduğunu öğrenerek koşar…

    0
    0
    349
  • 20-01-2022

    Sanat tarihi profesörü Claudia Mesch’in kaleme aldığı, Fluxus’un öncülerinden Joseph Beuys’un hayatına, sanatına ve performanslarına odaklanan Joseph Beuys adlı kitap, Emre Ayvaz’ın çevirisiyle Arter Yayınları’nın ilk e-kitabı olacak yayımlandı.

    Özgün araştırmaların hayata geçirilmesine ve sanat tarihi yazımına katkıda bulunmayı hedefleyen Arter Yayınları, çağdaş sanatın dünyanın farklı yerlerinde ortaya konan çeşitli ifade biçimlerini bir araya getiriyor. Bu kitap, “happening” ve performans pratikleriyle Fluxus’un öncülerinden Joseph Beuys’a (1921–1986) odaklanıyor. Mesch, sanatçının geniş kapsamlı yapıtındaki iki ana hattı ele alıyor: İlki, parçalayıcı bir travma tecrübesinin sanatı ve hayatı üzerindeki etkisi, ikincisi de sanat kavramının üstlenebileceği rolleri sürekli olarak genişletmesi. Beuys’un çok yönlü sanat anlayışını araştıran ve onun bilim, politika ve maneviyat alanları arasında gezinen pratiğini takip eden bu kitap, sanatçının yaşamına ilişkin diğer birçok anlatının aksine, kişisel mit yaratımına ve sanatı geçmişle tekrar bağlantı kurma becerisini içeren bir faaliyet alanı olarak kavramaya önem atfediyor.

    Joseph Beuys adlı çalışma Arter’in 67. yayını olarak Joseph Beuys’un hayatını ve yapıtını kat eden bir monografiyi arter.org.tr/yayinlar adresi üzerinden ücretsiz erişime açan bir e-kitap olma özelliği taşıyor.

    0
    0
    417
  • 20-01-2022

    Yeni dönem psikedelik sahnenin önemli temsilcilerinden, Hollanda çıkışlı Anadolu rock ve psikedelik folk grubu Altın Gün, “Hep Yeni Kal sunar” serisi kapsamında 27 Ocak’ta Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak.

    70’ler Türkiyesi’nin türler arası ve psikedelik Anadolu rock ve folk akımlarından etkilenen Altın Gün grubu, vokalde Merve Daşdemir, sazda, tuşlularda ve vokalde Erdinç Ecevit, basta Jasper Verhulst, gitarda Thijs Elzinga, davulda Daniel Smienk, ve perküsyonda Chris Bruining’den oluşuyor. On isimli albümleriyle çıkış yapan Altın Gün, Selda Bağcan’dan Barış Manço’ya, Erkin Koray’a uzanan geleneksel repertuvarları ve daha önce duyulmadık örnekleri de dinleyiciyle buluşturdu. Türk halk müziği bestelerini funk ritimleri, surf gitarlar, bağlama ve analog klavyenin buluşmasıyla zenginleştiren grup; Le Guess Who?, Great Wide Open, Desert Daze, Beaches Brew, Best Kept Secret, Down the Rabbit Hole, Pukkelpop gibi festivallerin yanı sıra başta Avrupa, Amerika ve Kanada olmak üzere dünyanın birçok şehrinde konser verdi.

    ​Altın Gün 2019’da yayımladığı ikinci albümleri Gece ile 2020 Grammy Ödülleri’nde “En İyi Dünya Müziği Albümü” kategorisinde aday gösterildi. 70’ler sonu ve 80’ler başı Avrupası’nın synth-pop’unu müziğine taşıyan grup, 2021’de Yol ve Âlem isimlerini taşıyan iki yeni albümlerini yayımladı. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    216
  • 20-01-2022

    Sanatçı, yazar ve illüstratör Gökçe İrten’in “Kişisel Katmanlar” başlıklı ikinci kişisel sergisi 27 Şubat tarihine kadar Mixer’de sanatseverlerle buluşuyor.

    “Kişisel Katmanlar” sergisi bireyin kendi öz benliği ile bulunduğu yer ve etrafındaki her şeyle olan çok katmanlı ilişkisini ele alıyor. Gökçe İrten, toplumsal yapı içinde sıkışmış kimliklerin duygularını anlamaya, kişinin kendini bulma ve yeniden kurgulama süreçlerini anlamlandırmaya odaklanarak sergiyi kurguluyor. 

    Çalışmalarında şehir ve birey arasındaki ilişkilere odaklanan İrten, Mixer’de izleyiciyle buluşan “Muhit” başlıklı ilk sergisinde kent ve birey ilişkisine odaklanmıştı. “Kişisel Katmanlar” sergisi ile bu defa sanatçı, bu ilişkinin merkezine bireyin kendisini alarak, onun öz benliğini bulma serüveninin katmanlarını açıyor. Sanatçı kâğıt üzerine karışık teknik ile oluşan kolajları, heykel ve mekâna özgü bir müdahaleyi de içeren çalışması ile sergiyi fiziksel olarak da katmanlı bir boyuta taşıyor. Sergi farklı formlar ve dokular ile örülmüş bir dünya içerisinde bireyin duygu durumlarının, belleğinin ve benliğinin değişiminin izlerini barındırıyor.

    ​Gökçe İrten’in “Kişisel Katmanlar” başlıklı sergisini 27 Şubat tarihine kadar salıdan cumartesiye 11.00 - 19.00 saatleri arasında Mixer proje odasında ziyaret edebilirsiniz.

    Künye: Gökçe İrten, Kişisel Katmanlar, Detay görsel

    0
    0
    293
  • 20-01-2022

    Fatma Burçak’ın geçmişin gölgesinden çıkıp kendine yol arayanlara dair kaleme aldığı öykülerden oluşan Tahtaboşa Gelen Kuşlar, Edebiyatist Yayınevi’nden çıktı.

    Edebiyatın içinden bir isim olan Burçak, yıllardır sadece okuduğunu ve yorumladığını, birikimini derlediği kitaplar ve atölyeler yoluyla başka okurlara, çocuk kitaplarıyla genç nesillere de aktardı.

    Kitapta yer alan öyküler, geçmişin gölgesinden çıkıp bu hayatta tutunabilmek için bir yol arayanları, kendilerine biçilen rollerin arasında sıkışmışlık duygusu yaşayanları, tedirgin eden ve zaman zaman fantastiğe de göz kırpan kahramanları konuk ediyor.

    “Ama bu odanın en güzel tarafını henüz görmedin.”
    Gün ışığını perdelemeden beyazlığıyla bir şelale halinde odaya dökülmesini sağlayan tülü açınca küçük bir balkon kapısı çıktı ortaya. Ufukta, kiremit döşeli çatıların bittiği yerde deniz ve gökyüzü birbirine sarılmış uzanıyordu. “Burası tahtaboş,” dedi kadın.

    0
    0
    226
DAHA FAZLA
Geldanlage