GÜNDEM
  • 26-01-2021

    Oğuz Erten ve Zeynep Sayın’ın Türkiye’de çağdaş heykel sanatının önde gelen isimlerinden biri olan Kazım Karakaya’nın yaşamı ve 1990’lı yılların başından bu yana süregelen sanat pratiğini ele alan Kazım Karakaya: Heykel İçin Yaşamak adlı çalışma Bozlu Sanat Yayınları’ndan çıktı. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Erten, sanatçının yaşamı ve yapıtları hakkında biyografik bir okuma sunuyor, ikinci bölümde ise sanatçı ve yapıtları üzerine kuramsal bir yazı kaleme alan Zeynep Sayın’ın metni yer alıyor.

    Oğuz Erten, Kazım Karakaya ile uzun süre boyunca yaptığı görüşmeler neticesinde kaleme aldığı metinde, Karakaya’nın form dilini oluşturan temel unsurları sanatçının Ankara’da başlayan çocukluk yıllarından Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’ne ve oradan da İstanbul’a uzanan yaşamı ve sanatsal kariyerine referanslar veren biyografik göndermeler eşliğinde okuyucuya sunuyor. Erten, sanatçı için yazdığı kapsamlı metinde araştırma ve çalışmayı her zaman ilk sıraya koyan, düşlerinin peşinden koşarak kendi gerçekliğini yaratan Karakaya’nın kendini keşfetmesi, sanatını bulması, malzeme ayrımı yapmadan ilerlemesi, heykellerinin malzeme ve form olarak ‘dönüşmesi’ üzerinde duruyor. Erten, “Heykel İçin Yaşamak” başlıklı yazısında; “Her attığı adımda, her tanıştığı kişide, her okuduğu kitapta, her yaptığı sergide heykelini bir üst noktaya götürmeye çalışır. Denenmeyeni denemeyi, akla gelmeyeni getirmeyi, zorlukları düşünmeden yapmayı zevkli bir oyun gibi seçer.” sözleriyle Karakaya’nın kavramsal olarak güçlü okumalar sunan yapıtlarının yaratım gücündeki sınırsızlığına değiniyor.

    Zeynep Sayın ise Kazım Karakaya’nın yapıtlarını eleştirel bir dille analiz ettiği metninde “Tanrının Bildiği Kuldan Saklanmazmış” başlığını kullanarak, sanatçının yapıtları üzerine kuramsal bir okuma sunuyor. Sayın, Karakaya’nın erken dönem işlerinden başlayarak yıllar içinde değişen, dönüşen, uzun süren okuma, araştırma ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkan farklı dönemleri üzerinde durarak, okuyucuyu derinlemesine bir düşünme ve sorgulamaya itiyor. Sayın, adeta bir “taş ustası” olan Karakaya’nın malzemeyle kurduğu ilişkiyi şöyle yorumluyor: “…Taşı kaldırdığında milyarlarca yıldır biriktirdiğiyle kaldırıyor, keskiyle doğanın anısını yontuyor, hiçbir zaman ölmemiş olan taşa can veriyor, kendi ölümünü işlerken taşı canlandırıyordu. Yük taşımayan hiçbir şey yoktu, taşı yüklerinden boşaltırken hayata çağırıyor, taşı ona yüklenen anlamsal vaatleriyle (sonsuzluk/ölümsüzlük/anıtkabirler vb.) değil, semptomlarıyla tartıyordu.”

    Kazım Karakaya: Heykel İçin Yaşamak’ı satın almak için contact@bozluartproject.com adresiyle temasa geçebilirsiniz.

    0
    0
    201
  • 26-01-2021

    ​İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali'nin Nippon Paint sponsorluğundaki Şubat Seçkisi, prömiyerlerini Tallinn, Venedik, Berlin, Manchester, Cannes, Sundance film festivallerinde yapmış 12 film ile 5– 28 Şubat tarihlerinde çevrim içi olarak sinemaseverlerle buluşacak.

    5 Şubat akşamı 21.00’de başlayacak olan seçkide Filmekimi Galaları'ndan yapımlar, Hasan Söylemez'in Sahra Çölü belgeseli Tenere, kült film Şarküteri ve Yunanistan'ın Oscar adayı Elmalar da yer alıyor. filmonline.iksv.org adresinden izlenecek filmlerin biletleri aynı sitede satılacak. Bilet alınan filmler, gösterime açık kaldıkları 5’er gün boyunca izlenebilecek. Her hafta sonu yeni eklenen filmler 5 gün sonra 21.01’de gösterimden ve sistemden kalkacak. Önceki seçkilerde olduğu gibi her seansın bilet kapasitesi sınırlı olacak. Filmlere tek tek bilet alınabileceği gibi gösterime açık filmleri içeren Kombine Film Paketleri de daha avantajlı bir fiyatla satın alınabilir. Tüm filmler Türkçe altyazılı gösterilecek, filmlere yalnızca Türkiye’den erişilecek.

    Şubat Seçkisi'nin biletleri 3 Şubat Çarşamba günü 10.30’dan itibaren filmonline.iksv.org adresi üzerinden satışa açılacak.

    ​İstanbul Film Festivali Çevrimiçi Gösterimleri Şubat seçkisi filmleriise şöyle:

    Yaramaz Çocuk / Enfant Terrible / Oskar Roehler
    Annem Savaşa Gidiyor / Erna i krig / Erna at war / Henrik Ruben Genz
    Elmalar / Mila / Apples / Christos Nikou
    Relic / Natalie Erika James
    Yuva / The Nest / Sean Durkin
    Gözyaşlarının Tuzu / Le sel des larmes / The Salt of Tears / Philippe Garrel
    Alelade Bir Yuva / Nowhere Special / Uberto Pasolini
    Şarküteri / Delicatessen / Jean-Pierre Jeunet & Marc Caro
    Sovyet Bahçesi / The Soviet Garden / Dragoş Turea
    Tenere / Hasan Söylemez
    Prens / El Principe / The Prince / Sebastián Muñoz
    ​Odadaki Yetişkinler / Adults in the Room / Costa-Gavras 

    0
    0
    184
  • 26-01-2021

    Akademik çalışmalarındaki başlıca odağı Simone de Beauvoir’ın felsefi ve edebi mirası olan Ursula Tidd’in mevcut her türlü belgeye başvurarak Beauvoir’ın hayatı ve eserlerini daha iyi anlamamızı sağlayacak gelişkin bir arka plan sunduğu çalışması Simone de Beauvoir, Merve Pehlivan’ın çevirisiyle Runik Kitap’ın “Hayatlar” dizisinde yayımlandı.

    Tidd’in hazırladığı bu Simone de Beauvoir biyografisi, bu öncü düşünür ve eylemcinin nevişahsına münhasır hayatına bakarak dünyaya bir bütün olarak yönelme yolunda ıskalanmaması gereken bir fırsat sunuyor okura.

    ​“Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Bu cümleyi yazan kişi, geriye dönüp baktığımızda, 1940’lı yılların sonunda toplum ve siyasete dair tartışmaların zeminini artık geriye dönülemeyecek biçimde sarstığını gördüğümüz İkinci Cinsiyet’in yazarı Simone de Beauvoir’dı. Kadınlara ilişkin efsaneleri yerle bir etmesiyle feminizmin tarihsel serüveninde bir dönüm noktası hâline gelen bu çalışmayı kaleme alan Beauvoir’ın hayatı, özgür ve özerk bireyler olarak nasıl yaşanması gerektiğine ilişkin sorularla örülüydü hep. Bu meseleyi anıdan günceye, mektuptan denemeye, polemikten romana, seyahat yazılarından inceleme kitaplarına varıncaya dek geniş bir yelpazede soruşturan Beauvoir, ortaya koyduğu cevaplarla hep bilgelikle sürdürdüğü bir arayışın peşinde olmuştu. Tıpkı maceralı hayatında olduğu gibi.

    0
    0
    180
  • 26-01-2021

    Kurguladığı sesleri zamansal algının dışında tutan neo-klasik müziğin İzlandalı temsilcisi Ólafur Arnalds, Reykjavik’ten 30 dakikalık özel bir performansla 12 Şubat akşamı PSM Online’da seyirciyle buluşacak.

    BAFTA ödüllü bir kompozitör, prodüktör ve multi-enstrümantalist olan Ólafur Arnalds 2000’lerin ikinci yarısı itibariyle yükselerek dünyanın en büyük salonlarını dolduran neo-klasik müzik hareketinin İzlandalı temsilcisi olmayı başardı. Klasik müziği, post-rock, pop, caz ve elektronik müzik unsurlarıyla ele aldığı besteleriyle adeta sihirler yaratan sanatçı, gerek özgün besteleri gerekse klasik ve hit müziklere getirdiği özgün yorumları ile melankolik işitsel diyarların kapıları aralamayı başarıyor.

    İşitsel deneyimin ötesine geçme cesaretine sahip İzlandalı müzisyen Ólafur Arnalds’ın farklı pratikleri birbiriyle kaynaştıran, Iceland Airwaves’in değerli desteğiyle 12 Şubat Cuma akşamı, saat 21.00’de online.zorlupsm.com’da yayımlanacak 30 dakikalık özel performansı “Iceland Airwaves presents: Ólafur Arnalds” konserinin biletlerine passo.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    254
  • 26-01-2021

    Ahmet Çerkez, insanın felaketler sonrasında yeryüzüne yeniden adapte olmasını ve yaşamı yeniden inşa etmesini merkeze aldığı ikinci solo sergisi “Yeryüzüne Yerleşmek” ile 8 Şubat’tan itibaren Art On İstanbul’da sanatseverlerle buluşacak.

    Ahmet Çerkez’in resminide yaşamın ilk gününe başlar gibi sakin ve yalın bir üslupla kurduğu resimlerinde, akrilik boyayla yaratılan degrade zeminlerin üzerinde yüzen lekeler ve kurşun kalem ile işaret edilen sınır ve hareket dikkati çekiyor. Çerkez’in sanat üretiminde temelaldığı felaket karşısında yeniden başlama, yeni bir alan belirleme, yerleşme ve yaşamı sürdürme motivasyonu konuları “Yeryüzüne Yerleşmek” sergisinde kişisel tarihindeki izleri ve resim serüvenindeki birikimleri yeni bir resim alanına taşıyor. Çerkez, dünya düzeninde kendisi dışında gelişen ve müdahale edilemeyen yapılara duyduğu tepkiyi, kızgınlık ve öfkeyi, resimde bir tür arınma, sadeleşme, sükûn bulma üzerinden dindiriyor. İnsanın dünya üzerindeki yerleşimi boyunca, kendi içinde de bir kara parçasına yerleştiği, kimi zaman sert kimi zaman kırılgan katmanlarla alanını kurduğunu belirten sanatçı, bu örneklemi resim yüzeyinde doğa gözlemleriyle yansıtıyor. Doğanın zaman içinde ortaya çıkardığı organik bütünlükleri izleyen ve analiz eden Çerkez, bu serbest formların izdüşümünü, minimum müdahale ile kendi resmine taşıyor.

    ​Ahmet Çerkez’in “Yeryüzüne Yerleşmek” isimli kişisel sergisini 8 Şubat – 13 Mart 2021 tarihleri arasında Art On İstanbul’da ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    183
  • 26-01-2021

    ​II. Dünya Savaşı sonrası Amerikan edebiyatının önde gelen şairlerinden ve Black Mountain Şiir Ekolü’nün fikir mimarlarından olan Robert Creeley’nin kendi deyişiyle “kazara girişilen şiirler”den oluşan kitabı Aşk İçin, şair Enis Akın’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    İlk kez Türkçede bir kitabı yayımlanan Creeley’nin şiirin yanı sıra roman, kısa öykü, deneme gibi farklı edebi türlerde altmıştan fazla eseri mevcut.

    İlk kez 1962’de yayımlandığında Robert Creeley’nin tanınmasını sağlamış; şairin özellikle dil ve insan ilişkileri odağında dertlerini temsil eden Aşk İçin’de yer alan şiirlerin “az ve öz” prensibine bağlılığıyla duygusal derinliği Creeley’nin şiirinin karakteristiğini de tanımlar. İlkin dışarıda bıraktıkları ile tanınan bu şiir kurallı ölçü kullanmadan ve neredeyse hiç metafora başvurmadan genellikle kısa dizelerle, özdeyişli bir söyleyişi benimser.

    0
    0
    316
  • 25-01-2021

    Sahnede 60 yılını tamamlayan, Türk tiyatrosunun usta ismi Genco Erkal’ın kariyerini ve sanat hayatını odağına alan, ENKA Sanat’ın yapım sponsorluğunu üstlendiği Genco adlı belgeselin çekimleri başladı.

    Senaryosunu Genco Erkal'ın yazdığı ve bu nedenle benzerine az rastlanır otobiyografik bir nitelik de taşıyan belgeselin yapımcılığını ve yönetmenliğini Selçuk Metin, görüntü yönetmenliğini Uğur İçbak üstleniyor. ENKA Sanat’ın, Türk tiyatrosuna katkılarını bir adım öteye taşımak amacıyla bir süredir üzerinde çalıştığı belgesel, kurumun sanatçı ve kurucusu olduğu Dostlar Tiyatrosu ile yaklaşık 25 yıllık köklü birlikteliğine dayanıyor.

    Belgesel yalnızca Erkal’ın hayatını değil Türk tiyatrosunun da önemli ve büyük bir dönemini anı ve anekdotlarla aydınlatacak. Genco’nun çekim ve kurgu sürecinin tamamlanmasının ardından, ilk gösteriminin temmuz ayında ENKA Açıkhava Tiyatrosu’nda yapılması planlanıyor. 

    0
    0
    375
  • 25-01-2021

    Tünde Farrand’ın tüketim çılgınlığının ve kapitalizmin insanlığı getirdiği noktayı bir distopya kisvesinde okuruna sunduğu romanı Kurtlar Ülkesi, M. Emin Baş’ın çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Kurtlar Ülkesi, fenomen dizi Black Mirror ve Kazuo Ishiguro’nun Beni Asla Bırakma romanının ruhunda, güçlü bir distopya. 2050’de geçen Londra’da bir hikâye. Son 50 yılın sosyo-ekonomik krizi sona erdi, tüketicilik hareketi zirvede.

    Şehrin dışındaki toprağın mülkiyeti, küçük bir elit kesimin korumasında. Nüfusun geri kalanıysa İkamet Hakkı kazanmak için daha fazla harcamak ve tüketmek zorunda. Yaşlanma hakkı lağvedildi, artık emekli olmak yerine bir GururEvi’nde huzur içinde ötanaziyi bekleyebileceğiniz radikal yeni bir yaklaşım var. Mimar Philip kaybolduğunda, karısı Alice evini ve statüsünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor ve içinde büyüdüğü toplumu sorgulamaya başlıyor. Philip’i ararken ailesinin kaderi ve yeni sosyal düzenin ardındaki gerçekle ilgili bazı korkunç gerçeklerle yüzleşmek, yolun sadece başlangıcı.

    “Kitaplar başka boyutlara geçiş yoludur… Okumaya başladığında geçiş yolu açılır ve arkasındaki başka dünya seni içine çeker.”

    “Bazen diyorum ki keşke geçiş yolunu kapatabilsem de o dünyada tıkılı kalsam.”

    0
    0
    313
  • 25-01-2021

    Bu yıl 32’nci kez T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle ve Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenecek Ankara Film Festivali, 4-12 Kasım 2021 tarihleri arasında Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda Ankaralıları Türkiye ve dünya sinemasından en yeni örneklerle buluşturacak.

    Ankara Film Festivali, sinemaseverler ile film yaratıcılarını aynı salonlarda ve fuayelerde buluşturmaya devam ederken, yeni seslere ve yaratımlara olan desteğini bu yıl da sürdürecek. Festivalin bu yılki afişi de tasarım öğrencilerine ve sanatçılarına açık çağrıyla yapılacak yarışma sonucu seçilecek. Ulusal Yarışmalar bölümü, uzun, belgesel ve kısa film dallarında yarışacak 2020-2021 yapımı filmlerin Ankara galalarına ev sahipliği yaparken; 5 yıldır Türkiye sinemasının yenilikçi projelerini keşfeden Proje Geliştirme Desteği, ilk ya da ikinci filmini çekecek sinemacılara maddi destek olacak. Festivalin özel seçkilerle yeni ve klasik filmleri buluşturan Dünya Sineması, yılın önemli festivallerinden ödüllerle dönmüş filmlerin gösterildiği Festivallerden ve usta yönetmenleri filmleriyle hatırlayan Anısına bölümleri bu yıl da film tutkunlarını mutlu edecek bir programla karşımıza çıkacak.

    ​32. Ankara Film Festivali’nin Ulusal Yarışmalar ve Proje Geliştirme Desteği’ne 1 Mart 2021 tarihinden itibare başvurabilirsiniz. Festival ile ilgili gelişmeleri ve yarışma başvurularını filmfestankara.org.tr adresinden ve festivalin sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

    0
    0
    300
  • 25-01-2021

    ​Ansen’in bugüne dek odağına güç ve insan ilişkilerini almış olan serilerinin bütüncül bir biçimde yansıtıldığı yeni yapıtlarını retrospektif olarak değerlendirilecek bir kurguyla izleyicisine sunduğu 10. kişisel sergisi “Reunion”, x-ist’te sanatseverlerle buluştu.

    2004 yılında x-ist’te açtığı ilk kişisel sergiden bu zamana, Ansen’in dijital sanatın çerçevesini genişletmek üzere kendine has bir harman oluşturan üslubu, özellikle pandemi dönemiyle beliren hızla dijitalleşen yeni dünya düzeni’ gerçeğine yıllar öncesinden kapı aralayarak bu alana plastik sanatları da dahil ediyor. Ansen'in bünyesine pek çok disiplini dahil ederek oluşturduğu eserlerin sahip olduğu temaya her serisinde yeni bir boyut kazandırarak gerçekleştirdiği dönüşümü gözler önüne serdiği “Reunion” yani kelime anlamı olarak “yeniden birleşme” kavramı üzerinden, Ansen’in kendi pratiğine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. Aynı zamanda sanatçının yapıtlarıyla hesaplaşma sürecine izleyiciyi ortak ediyor. İnsanın doğayla ilişkisinde aciz kaldığı noktalar, doğaya karşı takınılan umursamaz tutumun etkileri ve bireylerin doğadan bağımsız halleri üzerinden sanatçının kurguladığı sahneler yapıtlarının konusunu oluşturuyor. Ele aldığı konunun kavramsal çerçevesi doğrultusunda malzeme seçimini yapan ve onların çağrışımlarından yola çıkan Ansen’in form ve biçim arayışı, Reunion serisinde pandemi sürecinin en çok kullanılan nesneleri üzerinden somutlaşıyor. Lateks eldivenler, temizlik malzemeleri, kimyasallar, tıbbi araç gereçler ve tıraş köpüğü gibi maddelerin kullanıldığı bu seride onların yapısal özellikleri kompozisyonlarının kurgusuna dahil oluyor. Her eserin sahip olduğu renk armonisi ise sanatçının eserin sahip olduğu temaya yaklaşımına dair ipuçları veriyor.

    21 Ocak'ta kapılarını açan ​Ansen’in 10. kişisel sergisi “Reunion”ı 6 Mart 2021 tarihine kadar x-ist’te ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1815
DAHA FAZLA
Geldanlage