GÜNDEM
  • 15-01-2026

    Beykoz Kundura bünyesinde yer alan Kundura Sinema, sinema tarihinin restore edilmiş beş önemli klasiğini bir araya getiren “Kundura Klasikleri: Sinemanın Zamansız Hikâyeleri” seçkisini 24 Ocak-21 Şubat tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.

    “Kundura Klasikleri: Sinemanın Zamansız Hikâyeleri” seçkisi, sinemayı yalnızca bir anlatı biçimi olarak değil; hafıza, hatırlama ve yeniden düşünme pratiği olarak ele alan bir karşılaşma alanı sunuyor. Seçkide; Stanley Kubrick’in ışıkla örülmüş bir yükseliş ve çözülme anlatısı, Alfred Hitchcock’un suç, arzu ve ahlaki yargı arasındaki gerilimi mahkeme salonuna taşıyan gotik draması, Billy Wilder’ın Hollywood mitolojisini tersyüz eden karanlık başyapıtı, Joseph L. Mankiewicz’in aile ve iktidar ilişkileri etrafında şekillenen sert melodramı ve yine Kubrick’ten modern sinemanın en tartışmalı klasiklerinden biri bir araya geliyor.

    Barry LyndonThe Paradine CaseSunset BoulevardHouse of Strangers ve Lolita; farklı dönemlere ve anlatı dünyalarına ait olsalar da bireyin arzuları, toplumsal yapı, iktidar, tutku ve kayıp etrafında şekillenen ortak sorularla kesişiyor. Restore edilmiş kopyalarıyla beyaz perdede yeniden hayat bulan bu filmler, sinemayı geçmişe ait bir hatıra değil; bugünle konuşan canlı bir düşünme alanı olarak ele alıyor.

    ​“Kundura Klasikleri: Sinemanın Zamansız Hikâyeleri” seçkisi hakkında detaylı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    227
  • 15-01-2026

    Galerist ile Galeri Nev’in iş birliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin (KTSM) desteğiyle düzenlenen “Kayada Büyüdüm Ben” başlıklı sergi, 21 Şubat’a kadar Galerist’te sanatseverlerle buluşuyor.

    2024 yılında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde gerçekleşen “Bir Denizkestanesinin Anıları”nın ardından kurgulanan sergi, Melike Abasıyanık Kurtiç’in eserlerini; onun düşünme biçimi, form anlayışı ve malzemeyle kurduğu ilişkiyle örtüşen sanatçıların üretimleriyle bir arada sunuyor. “Bir Denizkestanesinin Anıları”, sanatçının pratiğini içe doğru yoğunlaşan, katmanlı bir üretim alanı olarak ele alırken, “Kayada Büyüdüm Ben” bu evrenden taşan biçimlerin ve düşünsel yönelimlerin başka sanatçıların pratiklerinde nasıl yankılandığını araştırıyor.

    Abasıyanık, yazılarında deniz kestanesinin dikenlerinde, kabuğun iç mekânında, taşın dokusunda, evrensel bir bilinçaltı aradığından söz ediyor. Dolayısıyla sanatçıları bu ortak bilinçaltının derinliklerini keşfetmeye, Melike’yi büyüleyen o karanlığın mağarasında buluşmaya, birbirlerine köklenmeye davet ediyor.

    “Kayada Büyüdüm Ben”, seramiklerini, sayısız desen, suluboya, fotoğraf ve yerleştirme ile besleyen ve bu malzemelerin birinden diğerine sürekli tercümeler yapan Abasıyanık ile, pratiklerinde farklı kanallarda derinleşen sanatçıları bir araya getiriyor. Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerini bir araya getiren seçki, İlhan Berk’in daktilosundan dökülen mısralarla, Abasıyanık’ın bir başka kutsalına, yani edebiyata doğru da genişliyor. Böylece izleyiciler seramiğin kimi zaman zanaatkarlara mahsus değerlendirilen malzemesinin zenginliği ile tanışıyor, tüm açılımlarını deneyimliyor.

    Sergide yer alan pratikler, hiyerarşik bir merkez–çevre ilişkisi kurmaktan ziyade, her birinin kendi dilini ve özerkliğini koruduğu çoğul bir karşılaşma zemini oluşturuyor. Bu karşılaşmalarda diğer sanatçıların üretimleri, Melike Abasıyanık Kurtiç’in işlerinde belirginleşen mükerrerlik, döngüsellik ve yineleme fikriyle ilişki kuruyor; kimi zaman biçimlerin birbirine yaklaşan hatları, kimi zaman imgesel akrabalıklar ve görsel mimikler aracılığıyla onun dünyasına eklemleniyor. Yineleme burada yalnızca takıntı ya da obsesyonun bir tezahürü olarak değil; formun kendi içine kıvrılarak çoğaldığı, küçük sapmalarla yön değiştirdiği ve anlamın sessizce hareket ettiği bir düşünme alanı olarak beliriyor.

    Künye:
    1. Melike Abasıyanık Kurtiç İsimsiz, 1973 Seramik, sırlar 23 x 25 x 23 cm Abasıyanık Ailesi ve Galeri Nev’in izniyle
    2. Melike Abasıyanık Kurtiç İsimsiz Seramik, sırlar 36 x 27 x 37 cm Abasıyanık Ailesi ve Galeri Nev’in izniyle
    3. Melike Abasıyanık Kurtiç İsimsiz (Çift yüzeyli düzenleme), 2012-2013 Deniz yosunları ile pirinç kâğıdı üzerine kolaj 90 x 70 cm Abasıyanık Ailesi ve Galeri Nev’in izniyle

    0
    0
    218
  • 15-01-2026

    Booker Ödüllü yazar Anne Enright’ın köklerinden kaçmak isteyenlerle geçmişine sıkışıp kalanların hikâyesini anlattığı romanı Çitkuşu, Mert Doğruer’in çevirisiyle Delidolu’dan çıktı.

    Çitkuşu’nda üç kuşak kadının iç içe geçmiş hayatları üzerinden sevginin, yalnızlığın ve travmanın nasıl miras kaldığını anlatıyor. Bireyin yalnızlıkla bitmek bilmeyen savaşına, aile olmanın zorluklarına ve geçmişten miras kalan tüm gerçekliklerimizle hayatta var olma biçimlerimize dokunan bir roman.

    ​Yalnızlığıyla ayakta durmayı öğrenmiş bir anne: Carmel. Onun duygusal yükleriyle büyüyen, kendi sesini arayan bir kız: Nell. Şiirleriyle belleklere kazınan, eylemleriyle ailesinde derin yaralar açan bir dede: Phil. Carmel, geçmişin izlerinin ağırlığında yaşarken, Nell için evden gitmek bir kaçış değil, hayatta kalma mücadelesi hâline gelir. Phil'in açtığı yaraların gölgesinde şekillenen bu anne-kız ilişkisi, bugünün dünyasına fazlasıyla tanıdık gelen bir dille hem karakterler hem de okur için sessiz bir gerilimden sarsıcı bir yüzleşmeye dönüşür.

    0
    0
    221
  • 15-01-2026

    İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 16 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek konserde dünyaca ünlü viyola virtüözü Timothy Ridout’u ağırlayacak.

    DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), yeni yılın ilk konserinde klasik müzik repertuvarının seçkin eserlerini müzikseverlerle buluşturacak. İngiliz viyola solisti Timothy Ridout’un sahnede olacağı konserde Vaughan Williams’ın “Viyola İçin Süit” eseri ile Beethoven’ın “Sekizinci Senfonisi”, şef Raoul Grüneis yönetiminde seslendirilecek.

    Uluslararası Lionel Tertis Viyola Yarışması’nda birincilik ödülüne layık görülen Timothy Ridout, teknik ustalığı ve yorum gücüyle dikkat çekiyor. Sanatçı, konserin ilk bölümünde İngiliz besteci Vaughan Williams’ın Viyola İçin Süit adlı eserini seslendirecek. Henüz sekiz yaşındayken viyola ile tanışan Vaughan Williams’ın bu çalgı için ürettiği en değerli eserlerden biri olan süit, viyolanın zengin tını dünyasını dinleyiciyle buluşturacak.

    İDSO DenizBank Konserleri kapsamında gerçekleştirilecek bu özel akşamın ikinci bölümünde ise Ludwig van Beethoven’ın dokuz senfonisinden en kısa ve en neşeli senfonisi olan “Sekizinci Senfoni” müzikseverler ile buluşacak. Orkestra, bu enerjik ve esprili yapıtı deneyimli şef Raoul Grüneis yönetiminde yorumlayacak.

    ​Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    221
  • 15-01-2026

    Fırat Arapoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği “Fijital Kapılar” başlıklı sergi Küçükçekmece Belediyesi’nin Cennet Kültür Merkezi’nde 22 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşuyor. 

    Fırat Arapoğlu küratörlüğünde düzenlenen “Fijital Kapılar” sergisinde; Cansu Sönmez, Elçin Arpaçay, Murat Fırat, Dilara Başköylü, Büşra Çeğil, Ahmet Rüstem ve Hakan Sorar’ın eserleri yer alıyor. “Fijital Kapılar”, dijital çağın hakikat, bellek, kimlik ve ekoloji anlayışlarını yeniden nasıl şekillendirdiğini inceliyor ve bu dönüşümün hakikati, belleği ve geleceği nasıl etkileyeceği konusunu masaya yatırıyor. Sergi dijital kültürün insan deneyimini genişletirken yeni ideolojik sınırlar getirdiğini ileri sürüyor.

    “Geçmişte insan belleği ve arşivler aracılığıyla korunan bellek günümüzde algoritmalar tarafından tasarlanmakta, depolanmakta ve yeniden şekillendirilmektedir. Burada dijital platformların belleğimizi etkilemesine dair müelliflik, kontrol ve bireysel ve kolektif tarihlerin yeniden yazılması hakkında sorular sormaktayız. Görüntüler, veriler ve 3D üretimlerle geçmişin teknolojik süreçlerle nasıl etkileşime geçtiği görülmektedir.

    ‘Fijital Kapılar’ bir düşünme ve katılım davetidir. Dijital çağda hakikat nerededir? Bellek kodlar tarafından nasıl şekillendirilir? Sanatın dijital yüzeyinin altındaki ideoloji nasıl ortaya çıkarılabilir? İşte bu soruları sorarken, dijital sanatı bir direniş ve özgürleşme pratiği olarak konumlandırıyoruz. Teknolojik egemenliği sorgularken insan deneyimi için yeni olasılıklar hayal ediyoruz.”

    Künye:
    1. Cansu Sönmez 
    2. Elçin Arpaçay 
    3. Ahmet Rüstem ve Hakan Sorar
    4. Büşra Çeğil 
    5. Murat Fırat 
    ​6. Dilara Başköylü

    0
    0
    229
  • 15-01-2026

    Tsundoku felsefesine yenik düşmüş tutkulu okurlar grubu Taiki Raito Pym’in hazırladığı Tsundoku - Japon Kitap Biriktirme Sanatı, Batuhan Özkan Köksal’ın çevirisiyle Doğan Novus’tan çıktı.

    Kitaplarla çevrili bir ev… Bundan daha huzurlu ne olabilir ki? Belki de bu huzurun sırrı, raflarda usulca bekleyen bir kitabın size söylediği küçücük bir sözde saklıdır: “Hiç acelemiz yok!” İşte tsundoku tam da bu hissi anlatır: Okunmamış kitapları bir yük gibi görmek yerine, onları sevmenin hafifliğini…“Hepsini okumadım” telaşından çok, “hepsini seviyorum” mutluluğunu… Çünkü bazı kitaplar okunmak için değil, yanınızda durmak, sizi gülümsetmek, dünyanızı güzelleştirmek için vardır...

    “Bir kitabı sevmek için onu bitirmeniz gerekmez. Bazen yalnızca varlığı bile kalbinizi ısıtır.”

    0
    0
    237
  • 14-01-2026

    Art-Niyet tiyatro grubu, Fransız oyun yazarı ve senaristi, Fransa’da en çok oyunu sahnelenen Jean Pierre Martinez’in Fanteziler adlı oyununu 2 Şubat’ta Maximum Uniq Box’ta, 7 Şubat’ta Ortaköy Afife Jale’de, 16 Şubat’ta ise Moda Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturacak.

    Mehmet Açar’ın yönetmen koltuğuna oturduğu, Jean Pierre Martinez’in kaleme aldığı Fanteziler’in oyuncu kadrosunda Özden Dilek Karakışla ve Aydın Soysal yer alıyor.

    Bugüne kadar 113 oyunu sahnelenen, eserleri İngilizce, İspanyolca ve Portekizce’ye çevrilen Jean Pierre Martinez, “Fanteziler” oyununun Türkiye’de sahnelenmesi konusunda şunları söyledi: “Fanteziler, romantik bir komedi... ve biraz da sürrealist. Aşk, biraz tiyatro gibidir: en güzel an, perdenin açılmasından hemen öncedir. Karanlığa gömülürsünüz ve bir süreliğine, keşfetmek üzere olduğunuz tüm o harika şeyleri hayal edersiniz. Ne göreceğinizi bilmezsiniz ve her şey hâlâ mümkündür. Bu oyun ilk kez Türkiye’de sahnelenecek. Bundan büyük mutluluk duyuyorum ve Türk seyircileriyle birlikte ben de heyecanla oyunun sahnelenmesini bekliyorum.”

    “Her gün aynı kafede yolları kesişen bir adam ve bir kadın... Her biri ayrı masada oturur, birbirlerini meraklı bakışlarla süzer ama konuşmaya cesaret edemezler. Tanışma arzusuna yenik düştüklerinde onları nelerin beklediğini önceden kestiremezler. ‘Ya hayal ettikleri kadar büyüleyici bir tanışma olmazsa?’ endişesinden kurtulamazlar. Çünkü tanışmak, her zaman olasılıkların alanını daraltmaktır. İkisi de aynı sorulara yanıt arar: Fantezilerle yetinmek gerçek bir ilişkiyi kaçırma riskini beraberinde getirir mi? Gizemi koruyarak bir ilişki sürdürmek mümkün müdür?”

    Künye:
    Yazan: Jean-Pierre Martinez
    Yönetmen: Mehmet Açar
    Oynayanlar: Özden Dilek Karakışla, Aydın Soysal
    Afiş tasarımı / Sosyal medya: Buse Soysal
    Müzik: Emre Omacan
    ​Işık uygulama: Ünal Hakverdi

    0
    0
    387
  • 14-01-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından her yıl, klasik müzik alanında gelecek vadeden 30 yaşın altındaki bir genç müzisyene destek sağlayan Aydın Gün Teşvik Ödülü, bu yıl orkestra şefi, besteci ve keman sanatçısı Kerem Tunçer’e verildi.

    Aydın Gün Teşvik Ödülü’nün kazananı, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner başkanlığında, Borusan Kocabıyık Vakfı Genel Koordinatörü Ahmet Erenli, piyanist ve orkestra şefi İbrahim Yazıcı, piyanist ve devlet sanatçısı Gülsin Onay, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası başkemancısı Prof. Pelin Halkacı Akın ile İKSV Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Gürer Oymak’tan oluşan seçici kurulun oybirliğiyle belirlendi. Kerem Tunçer’e ödülü 11 Haziran’da, 54. İstanbul Müzik Festivali’nin açılış töreninde sunulacak.

    “1997’de Bursa’da doğan Kerem Tunçer, 2015 yılına kadar keman ve kompozisyon eğitimi aldı. 2014’te Belçika’daki Arthur Grumiaux Keman Yarışması’nda Birincilik Ödülü’nü kazandı ve 2013-2015 yılları arasında Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası ve Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’nın başkemancılığını genç yaşta üstlendi. Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları İlkokulu ve Lisesi’nden birincilikle ve dereceyle mezun oldu. 2015’teki mezuniyetinde “Alanında Üstün Başarı” ödülüne layık görüldü. Aynı yıl Daniel Barenboim tarafından bizzat seçilerek Berlin’de yeni kurulan Barenboim-Said Akademie’nin ilk 13 öğrencisinden biri olmaya hak kazandı. 2019’da akademiden en yüksek dereceyle mezun olarak kurumun ilk Türk mezunu oldu. Mezuniyetinin ardından Barenboim-Said Akademie’de kompozisyon alanında Sanatçı Diploması çalışmalarını sürdürdü.

    Tunçer, Doğu-Batı Divan Orkestrası ve Boulez Ensemble’ın önemli bir üyesi olarak Daniel Barenboim yönetiminde düzenli olarak konserler verdi; Carnegie Hall, Berlin Filarmoni, Paris Filarmoni, Royal Albert Hall, La Scala, Elbphilharmonie, Walt Disney Hall, BOZAR Brüksel, Lincoln Center, Pierre Boulez Saal, Smetana Hall, Berlin Waldbühne gibi seçkin salonlarda birçok kez sahneye çıktı. Ayrıca BBC Proms, Salzburg Festivali, Luzern Festivali, Rheingau Festivali, Bremen Festivali ve Schleswig-Holstein Festivali gibi büyük festivallere katıldı. Lang Lang, Anne-Sophie Mutter, Martha Argerich, Yo-Yo Ma, Lisa Batiashvili, Antonio Pappano, François-Xavier Roth, Matthias Pintscher, Lahav Shani, ClaraJumi Kang ve Zubin Mehta gibi dünyaca ünlü müzisyenlerle aynı sahneyi paylaştı.

    Şeflik yolculuğuna Rengim Gökmen ve Karşıyaka Oda Orkestrası ile katıldığı bir ustalık sınıfında başlayan Tunçer, ardından Prof. Eiji Oue’nin sınıfında Hannover Müzik, Tiyatro ve Medya Yüksekokulu’nda Orkestra Şefliği eğitimi aldı. İbrahim Yazıcı, Cem Mansur ve Howard Griffiths gibi önemli şeflerin asistanlığını yaptı; Johannes Schlaefli, Steven Sloane ve Michael Schønwandt’ın ustalık sınıflarına katıldı. Finlandiya’daki dünyaca ünlü Panula Akademisi’ne kabul edildi ve saygın pedagog Jorma Panula ile yoğun ustalık sınıflarında birçok kez yakın çalışma fırsatı buldu. Şeflik kariyerinde bugüne kadar Brandenburgisches Staatsorchester Frankfurt (Oder), Brandenburger Symphoniker, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Nürnberger Philarmoniker, Berliner Sinfonietta, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ve Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası gibi topluluklarla çalıştı.

    2024 yılında Türkiye’nin önde gelen yeni müzik topluluklarından Hezarfen Ensemble ile iş birliğine başlayan Tunçer, Türkiye’deki birçok konserinin yanı sıra toplulukla İsveç’te bir turne gerçekleştirdi. 2025’te Finlandiya’daki Panula Academy’ye kabul edildi ve burada efsanevi şef Jorma Panula ile bir dizi ustalık sınıfında çalıştı. Tunçer, 2026’da Deutsches Symphony Orchestra Berlin, Bochumer Symphoniker ve Theater Magdeburg gibi önemli orkestraları yönetecek; Tomas Hanus ve Nicolas Pasquet gibi değerli şeflerin ustalık sınıflarına katılacak. Kerem Tunçer, yüksek lisans çalışmalarını ÇEV Sanat’ın değerli desteğiyle Berlin Sanat Üniversitesi’nde (UdK), Orkestra Şefliği alanında, Prof. Harry Curtis’ın stüdyosunda sürdürüyor.”

    0
    0
    246
  • 14-01-2026

    Maria Turtschaninof’un 17. yüzyıldan günümüze uzanan dört yüz yıllık bir süreçte, Finlandiya’nın hayali bir köyünde aynı çiftlik etrafında şekillenen bir ailenin hikâyesini anlattığı romanı Miras Toprak, Yonca Mete Soy’un İsveççe aslından çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Miras Toprak, toprağın insan hafızasındaki yerini, kuşaklar boyunca aktarılan alışkanlıkları, seçimleri ve sorumlulukları ele alan; doğayla kurulan ilişkiyi sade ama güçlü bir anlatıyla düşündüren, çok katmanlı bir aile romanı.

    Annesinin ölümünün ardından Nevabacka’ya dönen bir kadın için bu yolculuk, yalnızca bir evi değil, dört yüz yıla yayılan bir aile mirasını devralmak anlamına gelir. Duvarlara sinmiş düzen, bekleyen talimatlar ve köylülerin bakışlarında hâlâ yaşayan bir soyadı, onu toprağın hafızasıyla yüz yüze getirir. Orman, bataklık ve çiftlik dört yüz yıllık bir ailenin kültürel mirasını saklamaktadır. Büyülü gerçekçiliğin incelikli diliyle örülen hikâyede doğaüstü olan, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasına dönüşür; her neslin bıraktığı iz bir sonrakinin yolunu belirler. Toprak hem koruyan hem talep eden bir tanık gibidir.”

    0
    0
    269
  • 14-01-2026

    Lo-fi patlamaları, skate ruhunu taşıyan melodiler ve sahnede yıkıcı bir enerjiyle 2000’lerin punk dalgasını yeniden tanımlayan Wavves, 12 Şubat’ta %100 Müzik katkılarıyla Blind’da konser verecek.

    Nathan Williams önderliğinde Kaliforniya’nın güneşli sokaklarından doğan Wavves, kısa sürede DIY punk sahnesinin sınırlarını aşarak PitchforkNME ve Rolling Stone gibi yayınlardan övgüler aldı. Grubun kült mertebesine erişen albümleri arasında yer alan “King of the Beach” (2010), indie ve alternatif müzik sahnesinde dönüm noktası sayılırken, Afraid of Heights ve V gibi albümleriyle de büyük beğeni topladı.

    Wavves, kariyeri boyunca Coachella, Primavera Sound, Lollapalooza, Pitchfork Music Festival, Outside Lands, Fun Fun Fun Fest ve Bonnaroo gibi dünyanın en büyük festivallerinde sahne aldı; MTV ve Adult Swim gibi platformlarda yer alarak ana akım ile bağımsız kültür arasında köprü kurmayı başardı.

    ​İstanbul’daki ilk konseriyle şehre enerjik bir gece yaşatmaya hazırlanan grup, “Green Eyes”, “Demon to Lean On”, “Nine Is God” gibi ikonik parçalarıyla Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    486
DAHA FAZLA
Geldanlage