
Dijital platformların içeriklerini, dünyaca ünlü orijinal yapımları, tek bir abonelik altında izleyiciyle buluşturmayı amaçlayan TV+, yayıncılık anlayışını yeniden tanımlayan yaklaşımını ve yeni dönem stratejisini paylaştı.
TV+, ödüllü filmlerden seçkin dizilere, 150’yi aşkın canlı TV kanalı ve stratejik iş birlikleriyle toplamda 22 bin saatlik içerik kütüphanesi sunarken, kullanıcılarına “1 kutu ya da 1 uygulama, 1 arayüz, 1 abonelik, 1 şifre, 1 fatura” ile çok sayıda ulusal ve uluslararası platformun içeriklerine erişim imkânı veriyor. “TV+ sana yeter” vizyonuyla şekillenen bu yeni model; abone yorgunluğu iç görüsünden hareketle izleyicinin zamanını, ilgi alanlarını ve bütçesini gözeten sade, zengin bir ekran deneyimi sunmayı amaçlıyor.
Canlı TV yayınlarının yedi güne kadar geri alınabilme ve yeniden izlenebilme özelliğinin yanı sıra kontrolü izleyiciye bırakan kaydet-izle, indir-izle seçenekleri öne çıkıyor. Hem canlı yayın akışında hem de geniş içerik kütüphanesinde izleyiciye bir avantaj sağlayan kişiselleştirilmiş öneri mekanizması, TV+’ın kullanıcı deneyimini yükseltiyor. Tablet, bilgisayar, cep telefonu ve televizyon ekranlarından erişilebilen platformda, içerikler 4K yayın kalitesiyle izlenebiliyor.
15 Ocak’ta gerçekleştirilen basın toplantısında TV+ Genel Müdürü Gülçin Alıcı Gökçe, TV+’ın global iş birliklerine de değinerek şu açıklamaları yaptı: “İzleyici, sadece ‘ne izlediğini’ değil, ‘nasıl izlediğini’ de sorguluyor. Aradığı içeriğe zahmetsizce ulaşmak istiyor. Biz TV+’ta IPTV ve OTT’yi aynı dünyada buluştururken, alışkanlıkları yok saymadan yeni izleme davranışlarını doğru okuyan bir kürasyon anlayışı benimsiyoruz, deneyimi sadelikle büyütüyoruz. Çoklu abonelikler, dağınık kütüphaneler ve karmaşık arayüzler, abone yorgunluğuna neden oluyor. TV+ olarak bu durumu ortadan kaldıran bir deneyim tasarladık. Bir başka deyişle; 1 kutu ya da 1 uygulama, 1 arayüz, 1 abonelik, 1 şifre ve 1 fatura ile çok zengin, çok katmanlı bir deneyim yaşatıyoruz.” Uluslararası iş birliklerine de değinen Gökçe şunları söyledi: “Bu bir ‘co-petition’ modeli. Bunu Türkiye’de sadece biz yapıyoruz. Bu doğrultuda çok güçlü stratejik iş ortaklarımız var. DreamWorks, Paramount, Universal, AMC gibi güçlü yapımların yanı sıra yakın zamanda Apple TV ile 25 filmden oluşan özel bir anlaşma da yaptık. Diğer yandan Alf ve Mavi Ay gibi iki unutulmaz diziyle başlattığımız nostalji kataloğumuzu genişletmeye devam ediyoruz. Tabii ki en güçlü iş birliklerimizden biri de HBO Max ile gerçekleştirdiğimiz anlaşma. HBO Max kütüphanesindeki tüm içerikler eş zamanlı yayınlanacak şekilde TV+’ta da yer alıyor. Bu bir lisans anlaşmasının ötesinde, güçlü bir teknoloji entegrasyonu. Kullanıcılar HBO Max içeriklerine TV+ içinde doğrudan erişebiliyor. Güçlü içerik ile güçlü altyapıyı aynı deneyim dünyasında buluşturuyoruz.”
Toplantıda ayrıca Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, TV+ için belirledikleri vizyona dair şu ifadelerde bulundu: “Yaptığımız yatırımların anlamı, kullanıcı deneyimine ve sürdürülebilir gelire dönüştüğünde ortaya çıkıyor. TV+’ın bugünkü konumu da tam olarak bu yaklaşımın bir sonucu. Yerli ve global içerikleri, canlı yayınları ve spor karşılaşmalarını tek platformda birleştiren modelimizle yayıncılık sektöründe yeni bir denge kuruyoruz.” Dr. Koç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Eskiden 10 yılda bir yaşadığımız teknolojik dönüşüm, artık aylar hatta günler içinde gerçekleşiyor. Bu dönüşüm, tüketici beklentilerini ve tercihlerini de etkiliyor. Araştırmalar, çoklu platform aboneliklerinin izleyicide hem psikolojik hem de finansal bir yorgunluğa sebep olduğuna işaret ediyor. TV+ olarak, bu duruma değerli bir çözüm sunuyoruz.”
A Knight of the Seven Kingdoms, F1, Devil in Disguise, Gangs of London, Doctor Foster, The Office, Luther, Escape at Dannemora, The Pitt, İlk ve Son, The Addams Family, Fargo, The Girl with the Dragon Tattoo, Me Before You gibi yapımlar ve çok daha fazlası TV+ ile ocak ayında izleyici ile buluşuyor.