
Pedro Almodóvar’ın 1960’ların sonlarından bugüne uzanan, anı ile kurmaca, itiraf ile parodi, gotik ile komedi arasında dolaşan on iki öyküsünde oluşan Son Rüya, Süleyman Doğru’nun çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Almodóvar, Son Rüya’da sinemasını besleyen hayaletleri, saplantıları ve hikâye kırıntılarını bu kez okurunu şaşırtmak için serbest bırakıyor. Filmlerindeki gibi, duygunun ölçüyü taşırdığı, arzunun anlatıyı yönlendirdiği bu dünyada annenin ölümüyle yüzleşiliyor; pişman bir vampir sahneye çıkıyor; Mesih ile hırsız Barabbas arasında beklenmedik bir aşk filizleniyor; “Uyuyan Güzel” tekinsiz bir biçimde yeniden yazılıyor; Benjamin Button’ın öncülü sayılabilecek Miguel’in yaşamı tersine doğru akıyor.
“Ben annemden çok şey öğrendim ama ne o ne de ben bunun farkına vardık. Mesela işim için temel bir şey öğrendim: Kurgu ile gerçeklik arasındaki farkı ve gerçekliğin, hayatı kolaylaştırmak için kurguyla tamamlanmaya nasıl ihtiyaç duyduğunu.”