12 MAYIS, PERŞEMBE, 2022

Gizemli Bir Yolculuğa Davet: “Büyük Portre Büyük Sır”

Akıl yürütebilen ama güya ruhu olmayan, yitirilmiş anıları hatırlayan kale şeklinde dev bir insan-makine. Mümkün olabilir mi? Dino Buzzati’nin Büyük Portre Büyük Sır adlı romanı edebi zekâsı, akıcı dili ve sürükleyici hikâyesiyle her şeyi mümkün kılıyor.

Gizemli Bir Yolculuğa Davet: “Büyük Portre Büyük Sır”

Bazı yazarlar dâhidir, kahinlik taslamadan geleceğe ışık tutan bir fikir ortaya atarlar. O fikir dallanıp budaklanır, önce bir ağaca, sonra da ormana dönüşür. Mesela daha yapay zekâ diye bir kavram ortada yokken, 60 yıldan uzun bir süre önce yarattığı bir karaktere şunu sordurur: “Algıları bizim gibi olan, bizim gibi akıl yürütebilen bir makine inşa etmekten neden korkalım ki?”

Daha çok Tatar Çölü eseriyle bilinen Dino Buzzati’nin, dünya genelinde büyük ses getiren bu eserinden tam 20 yıl sonra, 1960’ta yayımlanan eseri Büyük Portre Büyük Sır’dan (Il grande ritratto) bahsediyoruz. Buzzati, “İtalyanca ilk bilimkurgu örneği” olarak nitelendirilen ama bu indirgemenin çok ötesinde karşılıkları bulunan bu kısa romanında felsefeyle bilimkurguyu bir araya getirerek ontolojik bir sorgulamaya girer.

“Uzun yıllar önce, sevgili Ismani,’ dedi Endriade, ‘henüz gençken, hatta daha mezun bile olmamışken kafama bir soru takıldı: Ruhun ışığı dedikleri şu şeyin, var olmak ve varlığını sürdürmek için bir insana ihtiyacı var mı gerçekten? Bizim dışımızdaki her yer karanlık mı? Herhangi bir beden, bir organizma, bir araç, uygun bir taşıyıcı bulursak bu büyüleyici fenomen gerçekleştirilebilir mi yoksa?” (s.80)

Buzzati, insan olmanın ne demek olduğuna, ruhun nerede olduğuna dair derin bir sorunsalın çevresinde dolaştırır bizi. Bu hâliyle eseri, salt bir bilimkurgudan ziyade Buzzati yazınında tekrarlanan “gerçekleşmeyecek olanı bekleme” ve “bilinmeyene yolculuk” izleklerinde karşılığını bulur.

Kitabın ilk sayfalarıyla birlikte (tıpkı Tatar Çölü’nde olduğu gibi) kendimizi bir anda bilinmeyene doğru bir yolculukta buluruz; bir elektronik profesörü, kendisini bekleyenin ne olduğunu bilmeden, eşi Elisa’yla birlikte İtalya Savunma Bakanlığı’nın gizli tutulan projesiyle karşılaşmak üzere uçsuz bucaksız çorak topraklara doğru yola çıkar. Burada bilinmeyene yolculuk, döneminin ötesinde teknolojik bir harikayla karşılaşmaktan ziyade insan ruhunun doğasını anlamaya yönelik bir yolculuktur.

​Bu yolculuk, zaten evhama yatkın olan bir adamın çileden çıkaran paranoyalarını da beraberinde getirir. Kimse bu projenin ne olduğunu bilmez; bir nükleer tesis mi? Yoksa atom bombası projesi mi? İtalya’yı “dünyanın hâkimi” kılacağı iddia edilen bu proje neyle ilgilidir ve neden bu kadar gizli tutulmaktadır kimse bilmez.

Gerçek Dışı Atmosfer ve Büyük Gizem

Hikâyeyi, profesörün yolculuğunu anlatan ilk bölüm ve büyük sırrın üzerindeki esrar perdesinin hızla kalktığı ikinci bölüm olarak ikiye ayırmak mümkün. Kitabın ilk bölümünün ana karakteri olan Profesör Ismani’yle birlikte biz de okur olarak bu gizemin ne olduğuna dair fikirler yürütürüz. Buzzati ser verir sır vermez. Daha ilk sayfadan büyük bir gizem yaratarak bizi meraklandırır ve soluksuz okumaktan kendimizi alamadığımız bir hikâye anlatır. Tam da Buzzati’nin yarattığı diğer gerçek dışı atmosfer ve hikâyelere yaraşır bir şekilde…

Perdenin aralandığı ikinci bölümde ise bilimkurgu ögelerinin kendisini açıkça gösterdiğini söyleyebiliriz. Buzzati, bir yandan saf bilimkurgu ögelerini ustalıkla kullanırken diğer yandan insan olmanın ne demek olduğuna dair felsefi sorgulamalara da iter bizi; yalnızlık, özlem, arzu, aşk ve ihtiras gibi insanı duygular, bize neler yaptırabilir? Asıl mesela buradadır. Teknolojik harikaların detaylarının ne olduğunda değil. (Yoksa yazı içinde buna dair kopya vermezdik.)

Buzzati, yaratıcı yazının tüm imkânlarından faydalanarak zekâ kavramının da sınırlarını zorlar, dilin ve insan ruhunun doğasını tartışır. Yazarın bu tartışmayı yaptığı ilk eseri değildir tabii ki. Daha önce yine Timaş Yayınları etiketiyle okuduğum ve BirGün Kitap’a incelemesini yazdığım Yaşlı Ormanın Gizemi’nde de insan ruhunun doğasına dair ciddi sorgulamalar yaptırır. Orada insanın ruhunun defolarını yansıtarak doğayla alıp veremediklerimizi yine harika bir anlatımla ortaya koyarken bu romanda direksiyonu bilimkurguya çevirir.

​Yapıtta hayali bir karakter olarak Cecatieff’e atfedilen ve düşüncenin manyetik teller üzerine aktarılarak ifade edilmesi gibi bilimkurgu fenomenlerinden etkilendiği her hâlinden belli olan yazar, algılanamayan, akıl dışı şeyleri algılanabilir hâle getirmeyi, insan ruhunun doğasına değinerek ustaca başarır ve akıl yürütme kabiliyetinin soyut değerler üzerinden işler hâle gelmesini sağlar. Bu süreçte de az önce bahsettiğimiz gibi insan ruhunun doğasına kafa yormamıza neden olur.

Maurizio Vitta’dan Buzzati Okuması

Kitabın sonunda Buzzati’nin yazını üzerine kaleme alınan inceleme yazısı da okunmadan geçilmemeli. Buzzati’nin yazınına hâkim olanlar için bile taşları yerine oturtan, usta kalemin edebiyata yaklaşımını başarıyla kâğıda döken Maurizio Vitta’nın yorumlarının bu roman özelinde de doğrulandığına tanıklık ederiz.

Vitta, Buzzati’nin yazınını, “belli bir zaman ve uzamdaki bir ana olay etrafında hızla şekillenen kısa hikâyeler” olarak nitelendirirken işbu kısalığı, gergin atmosferi korumak için sağladığını savunur. Vitta aynı zamanda anlatıma hızla girildiği andan başlayarak olayların muğlak ve karanlık bir şekilde sona erdiğinden ve bu süreçte süregelen belirsizlikten dem vurur.

Bu eserde de tam olarak buna rastlarız ki bu karanlık belirsizlik, Buzzati’nin diliyle de tutarlı olup bizi daha ilk sayfadan hikâyenin nereye varacağını düşünmeye ve sayfaları merak içinde ve ısrarla çevirmeye iter. Vitta, bu dolaysız üslubu, Buzzati’nin gazetecilik geleneğinden gelen bir yazar olmasına bağlar. Ne ki bu üslup süsten uzaktır ama derinliği de bu sadelikte yatar.

Fazla söze gerek yok. Dino Buzzati’nin bilimkurgu kılıfına uydurarak felsefi sorgulamalar yaptığı eseri Büyük Portre Büyük Sır, Buzzati’nin yazınına aşina olanlara yeni bir başyapıt sunarken Buzzati’yle tanışacak olanlara da “hoş geldin” niteliğinde bir okuma vadeder. (Yine de Tatar Çölü’nü ilk sıraya koymak gerekir.)

Büyük Portre Büyük Sır, Esma Fethiye Güçlü’nün İtalyanca aslından akıcı çevirisi ve Timaş Yayınları etiketiyle raflarda okurunu bekler. Gündelik hayatın tekdüze akışından sıkıldıysanız kendinizi Buzzati’nin yarattığı gizemli atmosferin kollarına bırakmanızı tavsiye ederiz; belki birkaç saatinizi alır ama asla pişman olmazsınız.

0
915
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage