25 NİSAN, PAZARTESİ, 2016

Edepsizliğin Birinci Kuralı: Kendinden Başkasını Önemseme!

Nar ve Adem Aynası kitaplarının ardından kaleme aldığı Edepsizin El Kitabı ile okurlarıyla buluşan Ece Gamze Atıcı bu kez mizahi bir kitapla karşımızda! “Dünyanın adil bir yer olduğunu kim söyledi ki size!” diyen yazarla yeni kitabı ve edepsizlik üzerine konuştuk…

Edepsizliğin Birinci Kuralı: Kendinden Başkasını Önemseme!

Edepsizin El Kitabı, Doğan Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı. Okurlardan gelen ilk tepkiler nasıl oldu?

Gülüyor insanlar. Bir tane yorum çok hoşuma gitti. “Yastığın rahat olacağına kafan rahat olsun” demişler. Böyle algılamaları hoşuma gitti yani. Kitap bir rahatlık hissiyatı veriyorsa ne mutlu bana! Zaten esas amacım o, biraz öyle hissettirmek.

Yani okurlar ne kadar rahatlarsa sizin için o kadar iyi, öyle mi?

Tabii önce biraz sinirlenebilirler. Sinirlenenler de hoşuma gidiyor. Rahatsız da olabilirler ama neticede rahatlıyorlarsa esas mesele o.

©Nazlı Erdemirel

Bir nevi okuru harekete geçirme çabası…

Tabii. Ama keyif de alsın, eğlensin, gülsün, rahatlasın. Öfke duyduğu şeyleri dışarı atsın.

Edepsizin El Kitabı’nı okurken kadınların mı yoksa erkeklerin mi daha çok etkilendiğini düşünüyorsunuz? 

Başta, kitabın sunulma biçimi yüzünden kadınların daha çok etkileneceğini düşünüyordum. Ama şimdi öyle olmadığını görüyorum. Erkeklerden de çok fazla ilgi gösteren, mesaj gönderen, beğenen var. Yani kadınlar veya erkekler daha çok okuyor diyemem. Böyle bir istatistik yok elimde. 

Peki kitabı yazarken ana motivasyonunuz neydi? Sizi bu konuya iten sebep ne oldu? 

Psikopatlar. Gerçekten öyle (Gülüyor). Aslında bir sonraki romanım için psikopatlarla çalışıyordum. Baş kahramanı narsisizm psikopatı olacaktı. Ona çalışırken arada bu kitap çıktı. Çünkü günümüz popüler insanı biraz psikopat. Bu da, onunla dalga geçen, aynı zamanda hem dünyamızla hem o insan modeliyle ilgili tespitlerde bulunan bir kitap.

Edepsizin El Kitabı ne kadarlık süreçte ortaya çıktı?

Şimdi totale baktığımda dört sene diyebilirim ama 20 günde filan yazdım.

©Nazlı Erdemirel

Peki dört seneye yayılmasındaki sebep neydi? 

Başladım yarım kaldı. Yani şöyle oldu: İkinci romanımı yazmaya çalışıyordum o sırada; öylesine bir ara verdim ve Edepsizin El Kitabı’na başladım. Üçte biri kadarını yazdım, sonra ikinci romanı yazmaya başladım ve öyle kaldı. Sonra kitabın bir kısmını gören editör bir arkadaşım bitirmemi istedi, ben de bitirdim. Yoksa belki de hiç bitirmeyecektim.

Yani öyle arada kalmış bir kitap biraz…

Hayır, değil. Tam tersi, aslında şöyle oldu: Benim kendi öfkemi ve stresimi aldı kitap. Çok eğlendirdi, yazarken çok eğlendim. Çünkü ‘Chava’ karakterini çok sevdim. Hani insanlar rahatladık hissiyatı ile güle eğlene okuyor ya aynı etkiyi bana da yaptı Chava. 

Bu kitapla edepsizliğin teorisini geliştirdiğinizi söyleyebilir miyiz yani?

Mevcut bir duruma edepsizlik adını verip, içine birkaç baharat sos ekledim evet. Daha tahammül edilir ve komik kıldım herhalde ki insanlar eğlenebiliyorlar.

Aynı zamanda Edepsizin El Kitabı toplumda rutin olarak yaşayan bireylerin yanlışlarını göze sokmaya çalışıyor sanırım...

Kesinlikle öyle. Kara mizah, tam tersinden söylüyor işte. Aslında sana eziyet eden patron, ailedeki berbat kardeş, abi, kuzen, anne, baba artık kimse; işini bilen, yolunu bulan, asla yenilmeyen ama bunu da yan yollardan yapmayı beceren, hedefe yönelik kendi çıkarına bakan insan modeli ile alay eden bir kitap. Sonuçta hepimizin maruz kaldığı ara sıra da yaptığı şeyler. Onları derleyip toplayıp komedi haline getirdim. 

Bazı insanların edepsiz olamamasında küçükken cezalandırılmaları mı yatıyor sizce?

Bence bir sürü başka şey yatıyor bunun içerisinde ama bir özellikte bu olabilir tabii.

İnsanın bu dünyada istediklerini elde etmesi için edepsiz olması şart mı peki?

Bu dünyada evet. Başka bir dünyada bilemiyorum. Tabii başka yollar da var, o işin mizahı ama onlar daha onurlu daha uzun vadeli daha direnç gerektiren daha yorucu daha fazla sabır ve diğer şeyleri gerektiren yollar. 

©Nazlı Erdemirel

Daha önce Nar ve Adem Aynası kitaplarınız çıktı ama sanırım bu esprili yönüyle Edepsizin El Kitabı aralarından sıyrılıyor...

Diğer ikisi roman zaten. Roman okumak için çok fazla mesai vermeniz gerekiyor. Bu bir mizah kitabı olduğu için yazın plajda çok rahat okuyup, kahkaha atarak arkadaşınıza anlatabilir, bir-iki günde bitirebilirsiniz. Diğer iki romanımda da mizah var zaten, oradaki mizahı alıp yine aklımı kurcalayan konulardan bir tanesini çok daha kısa ve basit bir şekilde anlattım diyebilirim. O yüzden daha çabuk ulaşıyor daha çabuk tüketiliyor. Hisleri karşılıklı olarak daha rahat paylaşabiliyoruz. 

"Yanlış hayat doğru yaşanmaz" fikrinden yola çıkıp ters istikamete gittiğinizi söylüyorsunuz bir röportajınızda. Bunu biraz daha açar mısınız?

Sana hiçbir şekilde mutluluk vadetmeyen hedeflere yönelip mutluluk peşinde koşuyorsun. Yani hepimiz öyle yapıyoruz, dünyanın düzeni böyle, sistem böyle. Ondan sonra da o olmayan mutluluğun neden gelmediğine üzülüyoruz. E yanlış çünkü. Düzenin yanlış, beklentilerin yanlış, hedeflerin yanlış. Mutluluk çok basit bir şey, ucuz, hatta bedava. Varlığından memnuniyet duymaktır mutluluk. Vücudun tek parça olduğu için bile sevinebilir, mutlu olabilirsin. 

“Dünyanın adil bir yer olduğunu kim söyledi ki size?” sorunuza cevap buldunuz mu yazarken?

Zaten retorik bir soru. Tabii ki adil değil. Esas demek istediğim şey; değiştirebiliyorsak gel beraber bir şeylerin olduğu kadarını değiştirmeye çalışalım.

Peki, edepsiz olmanın şartları neler? 

Kendinden başka kimseyi önemsemeyeceksin, bir yandan da insanların seni önemsemediğini fark edeceksin ki bu seni özgürleştirecek. İyi dedikodu yapmayı bileceksin, dedikoduyu öyle herkesle yapmayacaksın, ortamdaki en dedikoducuyu bulacaksın ona yaymak istediğin dedikoduyu minicik söyleyeceksin sonra yayılmasını izleyeceksin. İş ortamında fazla çalışmayacaksın yoksa çalıştığını anlayıp daha fazla iş verirler, çalışıyormuş gibi görünmen gereken zamanda öyle görüneceksin. Bunlar günümüz popüler insanının fazla çile çekmeden istediğini elde edebilmesinin yöntemleri.

©Nazlı Erdemirel

Kitaplarınızda karakter adlarını neye göre belirliyorsunuz? Mesela Edepsizin El Kitabı’nda karakterinizin adı ‘Chava’...

Chava aslında İbranicede Havva demek. O yüzden elinde elması var, ilk günaha teşvik ediyor seni, baştan çıkarmak için yani. Onu oradan buldum. 

Oluşturduğunuz karakterler ne kadar gerçekle bağdaşıyor peki?

Bence bağdaşıyor. Ben kendilerinin varlığına inanıyorum. Hayalin nerede bittiğini, gerçeğin nerede başladığını ne kadar ayırt edebiliyorsak bunu da o kadar ayırt edebiliriz. Mutlaka benim içimde de ondan bir özellik vardır. Gördüğüm, izlediğim, maruz kaldığım, okuduğum bir şeylerden ilham almışımdır. Ama gerçekten ne kadar ayırabiliriz ki? Gerçek ne ki? Gerçek öyle sıradan bir şey. Gerçeği de zihnimiz üretiyor bir noktadan sonra.

Sosyal medyadan uzak durmanızın özel bir sebebi var mı?

İçimden gelmiyor. Çünkü kendimi iyi hissedeceğim ortamlarda bulunmak istiyorum. Birisiyle mutluysam onun fotoğrafını çekip bir yerlere atma ihtiyacı duymuyorum. Tatile gidiyorsam da onun fotoğrafını çekip, tatile gidemeyen arkadaşlarıma atarak işkence ediyorum. Ama diğer türlü herhangi bir yere atıp da tanımadığım insanlara işkence etmek istemem. Bu arada seviyorum, sevmiyorum değil. Çok eski Ekşi Sözlük yazarıyım, orada yıllarca yazıp-çizip hevesimi aldım, oradaki anonimlik hoşuma gidiyor. Bir de içimden geldiği gibi davranıyorum, belki üç gün sonra manyak gibi kullanmaya başlarım, bilemiyorum. 

0
16056
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage