03 ARALIK, PERŞEMBE, 2015

Dışbükey Ayna Olarak Futbol

XX. yüzyıl, İnsanlık Tarihi’nin en dramatik dönemlerinden biri sayılabilir: Hanedanların çöküşü, devrimler, üst üste iki Dünya Savaşı, büyük bir nüfus patlaması, doğal çevre dengesinin bozulması, göç hareketleri — saymakla bitmeyecek bir uğursuzluklar silsilesi.

Dışbükey Ayna Olarak Futbol

Terazinin öbür kefesinde, bambaşka bir çehresi oldu XX. yüzyılın. Bir atılımlar çağı. Demokrasilerin ağırlığını duyurmaya başlamasından Eğitim’in kitleselleşmesine, Kitle İletişim Araçları’nın yaygınlık kazanmasından Teknoloji alanındaki peş peşe ilerlemelere, gene saymakla bitmeyecek bir umut repertuvarı.

Bu iki zıt kutbun arasında yaşanan dev gelgitler içinde geçen yüzyılın ikinci yarısında, insanların ve ülkelerin yaşam biçimlerini birinci elden etkileyen bazı sınır tanımaz olgular öne çıktı: Moda, Turizm, İnternet gibi alabildiğine farklı yaşama alanlarından seçilecek örnekler, yeryüzündeki mesafelerin nasıl daraldığını hatırlatmaya yetecektir ya, Futbol, belki de beş kıtayı ortak bir tutkuda buluşturan en can alıcı sahne oldu. 1998 Dünya Kupası’nı milyarlar ekran başında geçirdi ve XX. yüzyılın en kapsamlı ortak şölenini paylaştılar: Bisikletiyle işinden dönen Pekinli bir işçi, Perulu bir iş adamı, Norveçli bir ilkokul öğrencisi, Ganalı bir ev kadını. Onlar gözlerini topa diktiler.

XXI. yüzyılın 2002’ye denk gelmiş ilk Dünya Kupası’nın Asya’da düzenlenmiş olması da gösteriyordu: Futbol, Avrupa’dan Güney Amerika’ya, oradan Afrika’ya ve Asya’ya bulaşmakta gecikmemiş bir salgın tutku. Çocuk-yaşlı, erkek-kadın, fakir-zengin ayrımı tanımayan bir heyecan kaynağı. 

Türkiye, kendi büyülü Futbol serüvenini 1900’ların başında yaşama koyuldu. Mahalli ve amatör düzeyde başlayan o ilgi, kısa sürede uluslararası ve profesyonel zemine kaymakta gecikmedi. Ağır düş kırıklıklarını derin başarı düşleriyle dengeledik. Bir kupa kaldırıldığında sokaklara döküldük. Milyonlarca taraftar radyosunun başına, ekranın karşısına mıhlandı, gün geldi. Efsaneler ürettik. İsyan ve coşku hayatımızda iç içe geçti.

Her kültür olgusu gibi Futbol da, yerel boyutlardan evrensel boyutlara geçmiş engin bir envanter çıkarılmasını, sayısız ayrıntıdan mürekkep bir katalog inşa edilmesini gerektirir.

Futbol topu, hakem düdüğü, kaleci eldiveni, kulüp kuruluş belgesi, korner bayrağı, antrenör kontratı, masör çantası, maç bileti, kaynana zırıltısı, amigo şapkası, altın ayakkabı, şampiyon kupası, konfeti, kale filesi...

Bir konuyu işlemeye başlamak, sıradan işlevselliklerden fetiş-nesnelere, kuraldan kazaya, gündelikten tarihsele uzanmak anlamına da gelir: Orada olağan ile olağanüstü buluşur, anılar ve gelecek yan yana dizilir, olsa olsa uzaktan görmüş olabileceğimiz bir şey (eşya’nın tekili) dokunma mesafesine sokulur.

Futbol’un nesneleri: Onları kullanan, giyen, hazırlayan insanlardan bir anlığına, bir süreliğine soyutlandıklarında kendi, çıplak anlamlarını apaçık karşımıza dikeceklerdir. 

Başlangıcından günümüze Dünya Kupası Tarihi: Aslında, küçük ölçekte, bir toplumsal ve ekonomik Dünya Tarihi denemesi. Dev bir örgütlenme, alt yapı sorunları, yüksek bütçeler, başta yayın hakları olmak üzere çeşitli yan yatırımlar ve harcamalar, tanıtımdan ulaşıma ve konaklamaya uzanan geniş bir ağ. Öte yanda, art arda getirildiğinde şaşırtıcı bir panorama yaratan olaylar akışı: Hitler’in gölgesi, maçtan çekilme tehdidi savuran yöneticiler, korkunç terör saldırıları, kendi kalesine gol attığı için öldürülen futbolcu, yakılan otomobiller, yıkılan tribünler, birbiriyle savaşan ülkeler ya da kentler, borsa ve karaborsa, müşterek bahisler ve şike, fair play ve doping, şans ve şanssızlık.

Tıpkı Hayat gibi Futbol: Doğumdan Ölüme giden bir yelpaze içinde insanoğlunun yalnız bütün kaslarını değil, bütün duyularını ve duygularını çalıştıran, Dünya’nın içinde başlı başına bir Dünya.

Yüzyılı aşkın bir tarih dilimi içinde milyonlarca çocuk, genç için en büyük düş yatağı oldu Futbol. Güney Amerika kumsallarında, kupkuru Afrika topraklarında, fakir kentlerin kasabaların çamurlu sokaklarında, her biri Pele, Yaşin, Van Basten olmayı akıllarından geçirerek topun peşinden gittiler. Pek az düş gerçekleşti. Pek çok hayâl gücünü doldurmaya, beslemeye yeten pek az düş. O gövdelerini bir virtüöz gibi kullanmayı başarmış, çoğu zaman yeteneğin yetmediğini, aklın ve sabrın, çalışmanın ve çekidüzenin işin içine girmesi gerektiğini de kanıtlamış figürleri bir albümde toplamak — bin yıl sonra, modern çağın mitologyasını yazmaya kalkışacaklar, Eski Yunan’ın yarı-tanrılarının yerini futbol ilâhlarının almış olduğunu göreceklerdir.

Toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi, Futbol’un geçmişine sokulduğumuzda, yarısı toz tutmuş, öbür yarısı silinmiş sayfaların içinden ışık topları harekete geçer birden: Efsaneleri, ‘yıldız’ları çoğu zaman ‘isimsiz’ kahramanların, unutulmuş sevdalıların hazır ettiğini böylece görebiliriz. Onlar şan, şöhret, utku peşinde değildiler: Futbolu öylesine sevmiş, ona bağlanmış, ondan hayatlarına vazgeçilmez bir renk katmayı bilmişlerdi ki.

Tim Nichols

Her ülke, her alanda, kendi başrol oyuncularını yetiştirir; onların, sınırların ötesinde pek tanınmamış olması önemlerini azaltmaz, azaltmamıştır: Kuşaktan kuşağa bir miras gibi devredilir menkıbeleri, anıları anılarımıza karışır, heyecanın ve gururun kolektif haznesine varlıkları katılır.

Türkiye’de futbol sevgisinin kök salmasında, Spor’un “güzel yüzü”nün etkili olmasında, bizim yeşil sahalarımızda ustalıklarının olduğu kadar kişiliklerinin de kalıcı bir mühür bıraktığını gördüğümüz “kült futbolcu”ların payı büyüktür.

Usta eller, burada, usta ayakları selâmlıyor. 

Bana yaşadığınız ülkenin futbol basınını gösterin, size futbolunuzun geçirdiği evrimi, bugün ulaştığı düzeyi söyleyeyim.

Bu cümleyi, her yakın çağ tarihçisi, toplumbilimcisi, iletişimcisi, yorumcusu kurabilir.

Ama, önce, futbolun basın serüvenini kuşbakışı da olsa, gözler önüne sermek gerekir. 1928’de maç yorumu nasıl yapılıyordu? 1939’da Dünya Futbolu Türkiye’de ne kadar izleniyordu? 1958’de manşet nasıl atılıyordu? Ne zaman futbolun siyasal boyutu görülmeye başlandı? Hangi süreçte, işin ekonomisi üzerinde durulma gereği duyulur oldu?

Sayfalar, yorumlar, imzalar ucuca getirildiğinde özel bir dil kursu açılıyor sanki önümüzde. Terimlerin, kavramların, üslûpların ve yaklaşımların değişim eğrilerini gösterebilmek için, sergi içinde sergi düzenledik.

Futbolun Basın aynası.

Aynanın içinde görünen kim?

0
5140
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage