21 NİSAN, SALI, 2015

İnkar Edilemez Güzellik

Ali, Korhan ve ben Göztepe Sanayi’deyiz. Akşam ezanından hemen önce sanayiden geri kalan yıkık duvarların arasında arabayla yol alıyoruz. Ali “bu duvar güzel, gölgelere baksana” diyor. İniyoruz, gölgelerin gücü adına deklanşöre basıyoruz.

X-İst’in sanatçısı Ali Bilge Akkaya ile fotoğraf, an, geçmiş, gelecek ve Mamut hakkında konuştuk.

İnkar Edilemez Güzellik

Ali endüstriyel tasarım okudun. Fotoğraf çekiyorsun. Bu iki farklı disiplini nasıl harmanlıyorsun?

Hem sanatçı hem tasarımcı olmaya çalışıyorum. Tıpkı Leonardo da Vinci gibi çok yönlü olmak istiyorum. Çağdaş bir Leonardo. Kendimi fotoğraf ile ifade ediyorum, bu ifade etme yöntemini tasarımcı kimliğimle tamamlıyorum. Deniyorum, dönüp dönüp tekrar bakıyorum, çok çalışıyorum. Bir hayalin peşinden gidiyorum, gerçekleştirmek için çabalıyorum.

  • Ali Bilge Akkaya ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • Ali Bilge Akkaya ©Korhan Karaoysal
  • Ege Işık ©Korhan Karaoysal

Ege Işık ©Korhan Karaoysal

Nasıl bir çalışma yöntemi izliyorsun?

Ailemle birlikte yaşadığım evde sıklıkla estetik ve anlam kavramları üzerine konuşup, tartışıyoruz. Ablam sanat tarihi doktora tezini vermekle uğraşıyor, babam İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu, tezini estetik üzerine vermiş. Yapılan tüm çalışmaları bu kavramlar üzerinden yeniden inceliyoruz, aramızda konuşuyoruz. Fotoğraf üzerine çalışmalarım anlam yani; hikaye, beğeni; yani estetik görüş olarak çift yönlü inceleniyor, eleştiriliyor. Diyalektik görüşün karşıtlıkların birliği ilkesiyle son halini alıyor. Bu çalışma metodu aslında tüm işler için uygulanabilir. Bir sonraki sergimde fotoğraf kadar heykel çalışmalarıma da yer vereceğim. Hikayeleri bir araya getirmeye çalışıyorum.

Tasarımcı ve fotoğraf sanatçısı kimliğini ayrı ayrı çekmecelerde mi tutuyorsun? Yoksa ikisi arasında bir bağlantı kuruyor musun?

Tasarımcı ve sanatçı olmayı ayırıyorum. Amaç problem çözmek, insanı farklı düşündürmek, farklı bir anlamla ayrı bir his yaratmak. İkisi her ne kadar aynıysa da farklı iki yaklaşım.

Yaptığım işin başlangıç sorusu çok önemli. Endüstride bir soruya yanıt ararsın.  Ben fotoğrafta “gerçekten inkar edilemez güzellikte bir fotoğraf nasıl yaratılır” sorusuna yanıt arıyorum.  Tam da bu yüzden çalışmalarımda  kullandığım analiz ve formülleri izleyicinin fark etmesi çok mümkün. Çünkü içimden gelerek duygusal bir histen yola çıkarak yapmaktan çok prensip ve kurallarla çalışıyorum. Çalışmalarımda algıyı bozan bazı oyunlar var; bilinç altına işlenmiş renkler var. Bunların geometrik bir formun içine natürel insanlar yerleştirerek kontrast sağlıyorum. Bu noktada amacım, izleyicinin dikkatini çekip daha güçlü bir inkar edilemez güzellik yakalamak. 

“İnkar edilemez güzellik” nedir? Güzellik göreceli bir kavram değil mi?

İnkar edilemez kodlar var. İstesen de istemesen de beğenmek zorunda kalıyorsun. Bununla beraber sadece estetik hiç bir anlam ifade etmiyor. Hikaye ile birleşince bütünlük sağlanıyor. Bir sergi salonuna giren izleyici, ilk anda büyülenmeli. İzleyiciyi çarpıp almak lazım. İşlerin içindeki hikayeyi heyecanla anlamaya çalıştıklarını görünce doğru yolda olduğumu fark ediyorum.

  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal

©Korhan Karaoysal

Fotoğraflarınla baş başa kalan izleyiciyi neler bekliyor?

İşlerimi gören izleyicinin “ne var, bunu ben de yaparım” dememesini sağlamaya çalışıyorum. Çünkü burada makine değil göz önemli. Olay estetik, anlam ve zanaat, hepsi bir arada olmalı. Tüm fotoğraflarım  üstüne düşünülmüş, doğru zamanın gelmesi beklenmiş ve emek verilmiş anlar bütününden oluşuyor. İyi bir fotoğraf için ödenmesi gereken yegane bedel; risk almak. İnsanları rahatsız ediyorsunuz, tedirgin bir bekleyiş içinde, oradan uzaklaştırılıp kovulacağınız anı bekliyorsunuz. Çünkü izleyiciye onun göremeyeceği bir sahne sunmak lazım. Sanatçı bunu nasıl görmüş demesi lazım. Kafa karıştırmak lazım. 

Hikayen ne?

Benim sergimin esas konuları inkar edilemez olan ve insan. İşlerimde din ve politik olgulara bariz göndermeler var. İzleyiciyle iş arasında farklı bir bakış açısı kurmaya çalışıyorum. Bilmediğin şeyden korkarsın ama anlamak için daha fazla çalışabilirsin. Daha fazla bilgi. Daha fazla.

Fotoğrafların ismi yok kodları var. Çünkü hikayeyi izleyicinin bitirmesini istiyorum. Hikayelerin onlara ait olmasını istiyorum. Amacım şu; fotoğraftaki hikayeyi hiçbir açıklama yapmadan izleyiciyle baş başa bırakmak ve her defasında farklı bir hikaye yaratmak. Ben onların akıllarını yönlendiren bir aracıyım.  

Fotoğraflarının bir matematiği var. Çok belirgin, çok açık seçikler. Netler. İşlerinin üzerinde oynuyor musun?

Fotoğrafta manipülasyon yapmıyorum, edit elbette yapıyorum. Edit yapmamın sebebi de doğru bir kadrajlamayla mekân daha büyük bir yer gibi görünüyor. Bir iki santim gibi küçük farklarla algıyı yönetebiliyorsun. Şans faktörü fotoğraflarda var; aynı kareyi çok fazla, hiç durmadan çekmek gerekiyor.

Mamut sanatçısı oldun. O süreç nasıl gelişti? 

Bence önemli olan çok fazla deneyip bir yola girmek ve kendi tarzını bulmak. Tarzı oturtmaksa, bana göre çok çalışıp, kendi benliğinin derinliğine inip, onu oradan çıkartmakla oluyor.

Tüm enerjimi fotoğraf çalışmalarına verdim. Motosikletle her yeri gezdim. İstanbul’u tükettim. Hiç durmadan hareket  ediyordum. Hâlâ da öyle. İzleyici merak etmeli. “Neresi burası?” demeli.

Mamut’a kendime özgü bir tarzla katılmıştım. İçimden çıkan buydu. Çalışmalarım farklı yerde çekilişmiş, farklı konulardaki fotoğraflardı ama hepsinin arasındaki ortak dil benim kazanmamı sağladı. 

Mamut’un hayatında ayrı bir yeri olmalı.

Mamut hayatımda önemli bir yer teşkil ediyor. Çalışmalarımın insanlarla ilk kez buluşmasını sağladı. Koleksiyonerlerle tanıştım. Ardından Daire Galeri’de karma bir sergi ile çıktım; belli periyodlarla konuşmalar yaptım, ‘BİR’ isimli ilk kişisel sergimi açtım. 

  • Ali Bilge Akkaya ©Korhan Karaoysal
  • Ali Bilge Akkaya ve Ege Işık ©Korhan Karaoysal
  • Ali Bilge Akkaya ve Ege Işık ©Korhan Karaoysal

Ali Bilge Akkaya ve Ege Işık ©Korhan Karaoysal

‘BİR’ sergisinden bahsedelim mi?

İşlerimin teması üç temel ögeden oluşuyor, insan, geometrik formlar ve insanların kendi aralarındaki geometrik formlarla iletişimi. ‘BİR’ isimli sergimi bu noktadan hareketle açtım. BİR ismini tercih etmemin sebebi hem ilk kişisel sergim olması, hem de işlerimin arasındaki biricik iletişim. Bu sergi sonlandığından bu yana kendimi tamamen araştırmaya adadım. İnkar edilemez olan beğeni ve daha güçlü bir hikaye arayışına girdim. Psikoloji üzerine okumalar yapıyorum. Önemli olan insanı anlamak, konum; insan. İzleyiciyle empati kurmaya çalışıyorum. Bu noktada ablam ve babamın bana katkısı oluyor. Gezme kısmında ise annem devreye giriyor.

Mamut’a katılmış bir genç sanatçıyı neler bekler? Ne gibi kazanımları olur?

Mamut’taki ilk sergimde iyi koleksiyonerlere, iyi  satış yaptım ve Mamut’tan sonra galericiler beni aradı. Görüşmeler yaptım. Süreç hızlı ilerledi; bunu benim yıllardır çalışmalarım doğrultusunda arayışımı da hızlandırmış olabilir. 

Mamut’a katıldığın dönemde nasıl bir atmosfer vardı?

Küçükçiftlik Park’ta oldu. Her sene katılımcı sayısı artıyor bu sayede Mamut’un anlamı farklı bir boyuta taşınıyor. Bir sanatçı adayı için zıplama tahtası ve bambaşka bir dünya ile tanışma fırsatı sunuyor. Mamut ekibi katılan sanatçıların her an yanlarında oluyor. Pek çok sorun için beraber toplantılar yaparak çözümler ürettik, her beraber yol aldık. 

Peki sanayide nasıl bir atmosfer var? Neden sanayi? 

Her şey elinin altında, çok kolay şekilde üretim yapabiliyorsun burada. Etrafın dağılıp saçılmasını, gürültü çıkartmayı dert etmiyorsun. Çok rahat burası. Göztepe Sanayi’nin yıkılmasına üzülüyorum. Türkiye’nin en iyi insan yapısına sahip yeri. Bizim bölgemiz de tahmini bir yıl sonra yıkılacak. Biz başka yere taşınırız da buralarda insanlar ekmek parası derdindeler. Üzücü. Çok üzücü.

0
2528
0
Fotoğraf: Korhan Karaoysal
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle