19 MAYIS, SALI, 2015

Günaydın Şekerim; Bilinçli Seyirci İçin Bir Sergi

Karanlığın Uykusu, tıpkı Mustafa Horasanı gibi, gerçekliğin oluşumunda aktif rol oynamanın bir yolunu bulmak için onu eleştirel gözle incelemekten vazgeçmeyen, bilinci açık seyirciye göre bir sergi. Horasan'ın kolajları, bize garip varlığımızın anlamını göstermesini belediğimiz, kırık aynanın yansımaları gibi.

Günaydın Şekerim; Bilinçli Seyirci İçin Bir Sergi

Horasan'ın çalışmalarını, her gün maruz kaldığımız türlü travmaları, yanlış işleyen ahlaki değerleri ve tüketime dair manipülasyonları eleştirdikleri için hep çok sevmişimdir. Onun yapıtlarının kahramanları, genellikle acı içindedirler ve yıkımın hüküm sürdüğü topraklarda hayatta kalmaya çalışırlar. Grafik, gerçeküstü, dışavurumcu ve foto-gerçekçi unsurları kullandığı resim külliyatı, biçim açısından eklektik ve çok yönlü olarak nitelendirilebilirken; videoları, fotoğrafları ve baskı çalışmaları sık sık doğa, makineler ve savaş kitaplarından esinlenmektedir. Sanatçı bazı serilerinde, medyanın insan bedeni üzerindeki etkilerini ve insanlara empoze ettiği davranış biçimlerini eleştirir. Horasan, çalışmalarındaki sosyo-politik bağlantıların yanı sıra alternatif bir estetik yakalamak için, her zaman yeni üretim yöntemlerinin arayışındadır. Onun tüm çalışmalarında, deformasyona uğramış figürleri, içerisinde yaşadıkları dehşetten kaçmaya iten bir kızgınlık ve öfke hissi sezilir. Açıkça saldırgan ya da cinsel eylem halinde gösterdiği bedenler, tuvalin sınırları arasına hapsolmuş gibi görünürler. Tüm bunlara rağmen, Horasan'ın kahramanları hiçbir zaman pes etmezler.

Pi Artworks İstanbul'da yer alan Karanlığın Uykusu sergisinde sanatçı, toplumun şu anki durumu üzerine bir eleştiri ve oldukça karamsar bir yorum sunuyor. Kolaj sanatının farklı biçimleriyle uğraşan Horasan'ın çalışmaları, çılgın dünyamızın distopyaları olarak görülebilir. Sergi iki bölümden oluşur: Kağıt ve tuval üzerine çeşitli kolaj serileri ile buluntu objeler ve farklı malzemelerden yapılmış kolaj benzeri heykeller.

Horasan'ın kağıt işleri, farklı yöntemler ve estetik stratejiler ile üretilmiştir. Kolajların bazılarında, kesilmiş çıkarılmış imgeler karmaşık yapılar ile birleştirilerek, akışkan siyah boyanın oluşturduğu soyut biçimlerin üzerine yerleştirilmiştir. Burada sanatçının üretim aşamasına dair şunu anlamaktayız: Horasan önce beyaz kağıt üzerine, sulu boya izlenimi veren, soyut bir resim yapıyor. Bu katman çoğunlukla, damlatmalar ile rastgele çizilmiş çizgiler ve şekillerden oluşuyor. Bu, izleyicinin aklına taşizmi ya da soyut dışavurumculuğu getirebilir. Evet, aslına bakarsanız Horasan'ın kolajlarının arka planındaki lirik soyutlamalar, bundan yarım yüzyıl önce üreten sanatçıların hedeflediği, kendiliğinden, öznel ve bireysel çalışma deneyimi ile ilişkilendirilebilir. Bazı yapıtların arka fonlarında, rasyonel bir yaklaşımla resmedilmiş grafik biçimler, hatta harfler ve kelimeler görülebilir. Bu bölümler soyut biçimleri, bilinç ve bilinçaltı arasındaki şiddetli savaşa davet ederler. 

Hayli dinamik bir resimsel fonda, geometrik formlarda kesilmiş kağıt üzerine imge parçaları ile harf kırıntıları, kaotik bir söz dizimiyle birleştirilmiştir. Kolajlarda kullanılan imgeler, çoğunlukla insan bedeninin farklı bölgelerini betimlediği anlaşılan, yakın çekim fotoğrafların parçalarıdır. Buradaki bazı imgeler, yuvarlak ya da dikdörtgenler şeklinde biçimlenirken, diğerleri daha serbest bir formu takip eder. Kimi kolajlarda harfler, kesilmiş, pozitif ya da negatif formlar olarak tanımlanabilir. Serginin bütününde, kendi bedensel varlığımıza dair görüşümüzü etkileyen sosyo-psikolojik çatışmalara göndermelerde bulunan materyallerin, estetiğin ve farklı sanatsal dillerin çatışması hissedilir. Bu seri bütün yönleriyle, grafik sanatı ve tasarımın yanı sıra, lirik resimsel soyutlama, geometrik minimalizm, foto-gerçekçilikle birlikte değerlendirilebilir. Seriye hakim olan görsel çatışma, izleyicinin kendi dünyasına göndermelerde bulunurken, aynı zamanda onun bu dünyaya dair bilgisinin geçerliliğini de sorgulayarak, izleyici için hayli ilham verici bir durum yaratır. Bizler, gayet eklektik bir biçimde iç içe geçmiş olan her bir katmanı, kolaylıkla ayırt edebiliriz. Her bir parça kendi gerçekliğine olduğu kadar, diğer parçalara da gönderme yapar. Sonuçta sanatçının kodlamaya ya da anlamaya dair doğrudan bir yol göstermediği bir anlam kümesi oluşur. Aslında durum bunun tam tersi bir surum söz konusudur: İzleyici, yapıtın çok sayıdaki katmanları arasında, anlamın ve gerçeğin kendine ait biçimlerini yaratmak üzere, kendi yolunu bulmaya mecbur bırakılır. Bu süreç, estetik ve entelektüel açıdan zorlayıcıdır; çalışmayı ve yüzeyin ötesine geçen içeriği sürekli sorgulayan, etkin bir gözlemci olmayı gerektirir. İşler aynı zamanda, günümüzde kolajın emek hırsızlığı ya da şekilcilik tuzağına düşmeden nasıl yapılabileceğine dair mükemmel birer örnek teşkil ederler.

Günümüzde kolaj, çağdaş sanat ve kültürdeki en yaygın üretim biçimlerinden biridir. Her sanat öğrencisi, öğrenimi esnasında sayısız kolaj örneği yapar. Rap müzik ve dj kültürü ile remiks ve örnekleme (sampling), kolaj üretim yöntemleriyle doğrudan ilişkilidir. Tarantino gibi film yönetmenleri, stillerini kolaj tarzı yaklaşımlara dayandırırlar. Retro türü moda dünyası da onsuz yapamaz. 100 yıldan daha uzun bir süredir kolaj sanatı, dünyanın karmaşasına tepki göstermenin doğru bir yolu olmuştur. O, çoğulcu ve eklektik yapısından dolayı, metropollerin sanat biçimidir. Kolajın yapısal ve kavramsal özünü oluşturan heterojenlik, onun hâlâ devam eden öneminin anahtarıdır. Kolaj, parçalanmış ve üretim odaklı dünyamızda sanatsal ifadenin, bugün bile önde gelen yollarından biridir.

Karanlığın Uykusu'nda sergilenen diğer bir seride ise Horasan, kolaj unsurları için ek bir boyama olmaksızın, sade beyaz bir kağıt kullanır. Buradaki bazı işlerde, genellikle dikdörtgen formlar, yoğun ve soyut bir biçimde bir araya getirilmişlerdir. Kağıdın ortasına yerleştirilmiş bu çalışmalar, dekoratif ve şekilci gibi görünür. Bu kolajların, sanatçının kolaj sanatıyla yaptığı deneyler ile üretim yöntemlerine duyduğu arzu ve tutkusunun sonucunda ortaya çıktığı anlaşılır. Horasan yeni biçimler, materyaller ve estetik üzerine denemeler yaparak, kendini sürekli yenileyen bir sanatçıdır. Her ne kadar içeriği ve kavramsal konuları her zaman, kriz anlarında hayatta kalmaya çalışan bireyin sosyo-politik ve psikolojik mücadelesi çevresinde dolaşsa da, sanatçı estetik anlamda yeniliklerin ve gelişmenin önemini asla ihmal etmez. Horasan bunu, devamlı kendi çalışmalarını sorgulayarak, alternatifler arayarak ve verilen unsurlar üzerinde oynayarak sağlar. Sanatçı bu sayede, kolaj sanatının çok farklı çeşitlemeleriyle karşımıza çıkabilmektedir. İşlerinin de her zaman taze, ilham verici ve yenilikçi görünmesinin sebeplerinden biri, yine onun bu yaklaşımıdır. 

Kağıt işlerinden oluşan bir diğer seride Horasan, bir taraftan insan bedeninin parçalarına odaklanırken, diğer taraftan da kolajın farklı parçalarını tutarlı bir biçimde birleştirmiştir. Buradaki, parçaları rahatça ayırt edilebilen ve bedene açıkça göndermelerde bulunan kolajlar, mantıklı bir kompozisyonu takip ederler. Oysa ki yukarıda anlatılan diğer kolaj çalışmaları, kavram ve rastlantısallığın dengesi üzerine temellendirilmiş, yaratıcı bir sürecin sonucunda ortaya çıkmışlardır. Bu seri, açık bir sanatsal fikre dayanarak formüle edilmiştir ve belirli bir mantıksal durumu takip etmektedir. Kimi zaman kolajın farklı bölümlerinin, aynı figür üzerindeki farklı perspektifleri temsil ettiği görülür. Bu tür çalışmalarda kübist ya da gerçeküstü nitelikler baskın gelir. Bu kolajlarda izleyici bedenin farklı bölümlerini aynı anda algılayan bir gözlemci haline gelir. Sanatçı burada ayrıca, kolajlarda renkli imgeler kullanır. Diğer çalışmalarındaki renk yoksunluğu ise, parçaların biçimsel karakterlerinin altını çizerek güçlendirir. Her ne kadar oldukça karmaşık olsalar da, bu renkli çalışmaların anlaşılması ve çözümlenmesi daha kolaydır.

Sanatçının kağıt serilerinin son bölümünde, hayvan ve insan figürleriyle yaptığı kolajları da Pi Artworks'te görülebilir. Burada, Horasan çok sayıda parçayı oldukça kaotik; fakat aynı zamanda dinamik bir tavırla birleştirirken, parçalar daha grafik ve figüratif hale gelir. Genellikle baş aşağı ya da birbirlerinin üzerine yerleştirilerek betimlenen karakterler, kompozisyonun rastlantısal bir biçimde yapıldığı izlenimini verir. Her ne kadar gerçekliğe dair göndermeler burada önemini kaybetse de, onların çalışmadaki varlıkları önemlidir. Sonuçta ortaya izleyicinin, tüm bu figürler arasında kendi yerini bulmak için, hayvanlar ve insanlardan oluşan bir havuza daldığı, dekoratif bir gölge oyununa benzeyen kompozisyon çıkar.

Kağıt kolajların yanı sıra Horasan, kolaj çalışmalarına dayanan ve küçük hiper-gerçekçi resimlerinden oluşan bir seriyi de sergilemektedir. Bu çalışmalar bir bakıma, kağıt kolajların simülasyonları, temsil ve imitasyonları olarak algılanabilir. Yine de onlar birer kolajdırlar. Sanatçı bazen, dokusu olmayan, fırça darbesi izleri taşımayan, sadece hafif renk değişimlerini barındıran, neredeyse monokrom bir fonun üzerine, yukarıda bahsedilen kolajlardan aşina olduğumuz, siyah-beyaz, kesik imgeler yerleştirmektedir. Diğer çalışmalarında tek ya da gruplar halinde, hayvan ya da insan figürleri betimlenmiştir. Bazı işler, soyut biçimlerin oluşturduğu bir kompozisyona sahiptirler. Diğer işlerinde ise Horasan ana figüre, çevresine siyah çizgiler çekilmiş, dokulu, beyaz, soyut bir form ekler. Bu işlerde ana karakter ile soyut form arasında, çalışmalara yeni ve soyut bir boyut ekleyen, tuhaf bir etkileşim açığa çıkar. Beyaz form, ne o resme ne de yaşadığımız dünyaya ait değilmiş gibi, her zaman yabancı ve tuhaf görünür. Bu yabancılaşma duygusu, izleyicinin çeşitli unsurları ve onların yapıtın içindeki bağlantılarının anlamını sorgulamasını sağlayan, derin bir görsel etkiyi açığa çıkarır.

İlk bakışta Horasan, bu tuval üzerine yağlıboya işlerde, kağıt serilerindeki kolaj yöntemlerini ve kullandığı çeşitli materyalleri uyarlamış gibi görünür. Burada sanatçı, kesik kağıt parçalarını, gruplar halinde tuvallerine yerleştirdiği izlenimini yaratır. Oysa durum hiç de öyle değildir. Bu kompozisyonlar kağıt parçalarıyla değil; sanatçı tarafından resmedilerek oluşturulmuştur. Horasan burada izleyiciyi, gerçeklik algısının sorgulanmasını sağlamak amacıyla, bilinçli bir biçimde yanlış yönlendirir. İmgelerin sadece kendileri gizemli değildir; ayrıca bu imgelerin materyalist varlığı da şaşırtıcıdır. Horasan ilk olarak kağıttan bir kolaj hazırlar ve daha sonra hiper-gerçekçi bir yaklaşımla onun resmini yapar. Sanatçı ne bizim dünyamızın ne de fotoğrafın gerçekliği ile ilgilenmediğinden, çalışmanın kendisinin gerçekçi ya da foto-gerçekçi olduğu söylenemez. O büyük bir illüzyon yaratır ve herhangi bir fikrin ya da imgenin gerçekliğinin göreceliliğine ya da öznelliğine de bu sayede göndermede bulunur.

Mutlak temsilinden şüphe ederek yaşadığımız dünyayı sorgulamak, serginin heykellerden oluşan bölümünde de önemini korumaktadır. Bu bölümde, buluntu objelerin üç boyutlu kolajları görülebilir. Çalışmalar, Horasan'ın günlük yaşantısında bulduğu nesnelerden oluşur. Horasan, ilgisini çeken nesneleri devamlı toplar ve kendi stüdyosunda saklar. Bu koleksiyonun tamamı, aslında heterojen bir tür kolajdır. Bu nesneler, bizim çılgın gündelik yaşantımızın, heterojen ve eklektik çoğulluğunu eleştirel bir biçimde ele alan heykeller için materyal olarak kullanılır. İzleyici dikkatle baktığında, heykellerdeki farklı figürleri, nesneleri, makine parçalarını ve eski oyuncakları keşfedebilir. Genellikle bu parçalar, iç içe geçerek çok katmanlı bir yapı oluştururlar. Bazen minimal bir heykeli, bazen de bir ortamı andırırlar; kimi çalışmalarsa mimari bir modele benzer. Genel olarak heykeller, biçimsel, görsel ve entelektüel olarak dünyayla bağlantılı minyatürler, distopik mikro kozmoslar olarak yorumlanabilirler.

Çoğunlukla siyah renkte olan heykellerin monokrom yapıları, heterojen dizilimlerini dengeler. Öyle ki, içerdikleri sayısız malzemeye rağmen, hâlâ gayet kolay kavranabilirler. Tüketim artıkları ve çöplerle oluşturulan bu işler, zamanımızın absürt yansımaları gibi, dünyamızın korkunç durumuna yorum getirirler.

Bu heykellerde her zaman anlatıya dair bir unsur vardır. Mimari modellerde olduğu gibi, seyircinin de bu tuhaf mikro-dünyanın bir parçası olması mümkündür. İşlerin eklektik ve çoğulcu yapısı gayet çekicidir; çünkü Horasan, çöpteki güzelliği ve çirkinlikteki estetiği ortaya çıkarmayı başarır. Yıkım ve üretim arasındaki dengenin bu şaşırtıcı gücü, işlerin sergileniş şekliyle de desteklenir. Horasan, her bir heykeli için, işlerin görselliğini desteleyecek biçimde, onların birer parçası haline gelen özgün kaideler tasarlamıştır.

Sonuç olarak Karanlığın Uykusu, tıpkı sanatçı gibi, gerçekliğin oluşumunda aktif rol oynamanın bir yolunu bulmak için onu eleştirel gözle incelemekten vazgeçmeyen, bilinci açık seyirciye göre bir sergidir. Horasan'ın kolajları, bize garip varlığımızın anlamını göstermesini belediğimiz, kırık aynanın yansımalarıdır. Dünyamıza ait siyah modeller, karşı karşıya olduğumuz sosyal kabusun eleştirel, karanlık görüntüleridir. Sergideki yapıtlar, tatlı rüyalar yaşamamız için uyanık kalmamızı sağlıyor ve en parlak gün ışığında bile bizleri takip eden kabusları unutmamıza yardım ediyor. Günaydın Şekerim...

0
1659
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle