15 EYLÜL, PAZARTESİ, 2014

Burcu Gökçek ile röportaj

‘’Kendinle yüzleştiğin müddetçe kalkanlara, korumalara ihtiyacın kalmıyor, dolayısıyla saklayacak veya üzerine örtecek yumuşak karınların da olmuyor’’. Burcu Gökcek’in Artsümer’deki kişisel sergisi çerçevesinde biz olma halleri üzerine sohbet ettik.

Burcu Gökçek ile röportaj

Öncelikle serginin çıkış noktası olan ‘biz’ kavramını biraz açıklayabilir misin?

Aslında yeni sergim kavramsal anlamda ‘kendimizle yüzleşme’ fikri üzerine kurulu. Kendinle yüzleştiğin müddetçe kalkanlara, korumalara ihtiyacın kalmıyor, dolayısıyla saklayacak veya üzerine örtecek yumuşak karınların da olmuyor. Bilinçli olarak korumasız-savunmasız kalabilmeyi istemek bana göre düşünülenin aksine bir güç göstergesi, iyi bir karakter belirtisi. Bununla beraber çoklu sahte benliklerin gittikçe arttığı bir toplumda yaşıyoruz. Kendimizi hakikaten bilmeden korunmasız kalamayız aksi takdirde sadece kırılgan oluruz. Çoğumuz bugünün getirdiği yaşamsal ve toplumsal döngüler içerisinde bireysel farkındalıklarımızı erteleyerek yaşamak zorunda kalıyoruz. Serginin başlığını belirlerken bizi ayrıştırmak yerine birleştiren bir çatı seçmek istedim ve ‘Biz’ diyerek hepimizi kapsayan ortak hakikatler üzerine değinmek istedim. 

Bir önceki serginde de çalışmaların ‘ben’ kavramını çok belirgin bir şekilde ortaya koymuştu. O sergideki ‘ben’ kavramı ‘biz’e nasıl dönüştü?

Geçmiş araştırmalarımda benlik fikrini ana bağlamından, yani bulunduğu ortamından ayırıp, parçalara bölerek inceledim. Şimdi yavaş yavaş dağıttığım parçaları tekrardan birleştirdiğim ve ben dediğim şeyi bulunduğu çevre içerisinde incelemeye aldığım bir noktadayım.

Ben dediğim şeyin tekil değil çoklu bir yapıya sahip, birden fazla alt ve üst kimlikler barındırdığını gördüm. Kendi kimliklerimle barıştığım ve onları kabullenebildiğim noktada çevremdeki insanları, benden farklılıklarını daha iyi kabullenebildiğimi farkettim. Biz dediğimiz şeyin ben’i, ben dediğim şeyin biz’i barındırdığını algılamaya başladım.  Benliğin derinine indikçe Biz dediğin şeyin kapsamı genişliyor.

Bugün toplumsal anlamda yaşadığımız ayrımcılıkların temel sebebini de kendimizle ilgili yaptığımız sığ tarifler olduğunu düşünüyorum.


Şu anki serginde yaptığın çalışmaları ‘biz’ kavramı ile nasıl ilişkilendirdin?

Yüzleşme fikrinden yola çıkarak oluşturduğum portreler gözlerimle göremediğim fakat duyumsadığım bu alt kimlikleri görünür kılabilme güdüsüyle yaptığım eserler. Ben’deki bu çoklu durumu görünür kılabildiğim takdirde çevremdeki diğer farklı kimliklerle benzerlikler yakalayabileceğimi, farklı kimliklerin de benimle ortaklıklar kurabileceğini düşündüm. Bu anlamda da ben ve biz’in iç içeliğini görünür kılmak istedim.

  • Burcu Gökçek, Derya, 2013, 50x52 lr
  • Burcu Gökçek, Ergin, 2013, 50x32.5 lr
  • Burcu Gökçek, Erkan, 2013, 50x42.5 lr

Burcu Gökçek, Erkan, 2013, 50x42.5 lr

Çalışmalarına bakarken portelerdeki  baş kısımlarının farklı hayvan başları ile yer değiştirmesi sembolik anlamda ne ifade ediyor?

Zihnin yüceltildiği ve öne çıkartıldığı bugünün dünyasında insanın güdüsel varlığını da hatırlamak ve hatırlatmak adına, hayvanların geçmişten bugüne mitolojik, totemik ve ruhani dünyanın önemli sembolleri olarak kabul edilmeleri ve tabiki de Darwin’in evrim teorisi insanın kendini bilme ve bulma sürecinde referans oluşturması açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

Serginin ortaya çıkış süreci nasıl oluştu? 

artSümer’de yer alan oto portre sergisi için hazırladığım Gaze videosu ‘Biz’ sergisinin çıkış noktası oldu. ‘Yüzleşme’ meselesini kendi üzerimden uyguladığım, yine kendimi bir denek olarak kullandığım bu video-performans çalışmasında bir meditasyon seansımı kayda alarak içsel bir süreci dışsal bir fenomene çevirdim. Bu çalışma uzun bir sürecin sembolik bir anlatımı oldu ve bundan sonra buluntuları ortaya koymak istedim ve portreler işte böyle çıktı. 

Çalışmalarını üretirken nasıl bir yol izliyorsun? 

Kafamda nadiren net bir görüntü oluyor. Görüntüden önce yapmak istediğim şeyin duygusu beliriyor. O duygu üzerine yoğunlaşıyorum ve yine o duygunun formunu, bedenini bulmaya çalışırken çıkıyor eserler. 

Bu sergi süreci için ne kadar bir zaman çalıştın? 

Serginin araştırma ve üretim kısmı ile birlikte bir buçuk sene diyebilirim. İlk altı ay araştırma ve farklı denemeler ile geçti. Bir ipucu yakaladıktan sonra da yavaş yavaş eserler ortaya çıkmaya başladı. 

Sergiye çalışma sürecinde fikirsel olarak destek aldın mı ?

Bir şeyler ortaya çıkmaya başladığında ancak sorup, danışabiliyorum. 

Bu sergi sonrası yapmayı planladığın çalışmalarında içerik olarak bir birliktelik olacak mı? 

Sanat pratiğimin göbeğine kendi yaşam deneyimlerimi koyduğum için içerik anlamında bir bağlantının olmaması imkansız ama konumu farklı açılardan incelemeyi seçtiğim için uslüp ve malzeme açısından farklılıklar olabiliyor.

Sergi sonrasında bir planın var mı?

Evet seyahate çıkacağım.

Burcu Gökçek’in kişisel sergisi ‘’biz’’ 9 Kasıma kadar Artsümer de görülebilir. 

0
2123
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle