28 OCAK, PERŞEMBE, 2016

Kelimeler Albayım, Bazı Anlamlara Gelmiyor *

Seyyar Sahne, edebiyatta iz bırakan romanları sahneye uyarlamaya devam ediyor.  Bunlardan biri de Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ından sonra kaleme aldığı ikinci romanı Tehlikeli Oyunlar. Bu etkileyici roman, Erdem Şenocak’ın performansıyla tiyatro sahnesinde hayat buluyor. 

Kelimeler Albayım, Bazı Anlamlara Gelmiyor *

Bir roman okurken okuyucunun adetidir, kendini karakterin yerine koyar. Bir de elindeki bir Oğuz Atay romanıysa ister istemez sayfalarda yürürken bulur kendini. Bu kez roman karakteri, Tehlikeli Oyunlar’ın başkahramanı Hikmet Benol ve etrafındaki diğer karakterler Erdem Şenocak’ın bedeninde sahnede karşınızda duruyor.

Yönetmen Celal Mordeniz’in açıklamasına göre Tehlikeli Oyunlar’ı romandan tiyatroya uyarlama fikri 2008’de Gümüşlük Akademisi’ndeki tiyatro çalışmaları kampında oluşmuş. İlk olarak 2009 yılında ODTÜ Tiyatro Şenliği’nde izleyicilerle buluşan oyunda Hikmet’e o zaman da Erdem Şenocak hayat vermiş.

Oyun başlamadan önce Erdem Şenocak sahneye gelip izleyiciye çeşitli uyarılarda bulunuyor. Ardından izleyiciler yerlerine geçerken o da sahnedeki yerini alıyor. Sahneye baktığınızda farklı uzunlukta iki salıncak, sabit bir ışık ve yırtık bir pijamayla yerde uzanan oyuncudan başka dekora dair hiçbir şey göremiyorsunuz. Oyunun afişinde de yazdığı gibi oyun iki perde ve bu, tek kişilik bir oyun için oldukça uzun olacağı önyargısı yaratabilir. Ama oyun ilerledikçe bu yargının yanlış olduğunu anlıyorsunuz. Sahnede tek başına olan Hikmet’e zaman zaman iç sesi, komşu kadın, çocuklar, Sevgi, Bilge, Albay Hüsamettin Tambay ve pek çok kişi de eşlik ediyor.

Oğuz Atay’ın da belirttiği gibi ilk romanı Tutunamayanlar’ın kahramanı Selim Işık gibi Tehlikeli Oyunlar’ın kahramanı Hikmet Benol da “tutunamamış” biri. Kendini ve hayatı yetersiz bulan Hikmet, çoğu zaman olayların üstesinden gelmek için tehlikeli küçük oyunlar kurgulasa da bu oyunlar sıkıntılarını dindirmeye yetmiyor.

Hikmet, kitap okuyan, yazan, düşünen ve en önemlisi dışarıdaki dünyayı sorgulayan modern bir birey. Dışarıdaki yapay dünyanın bilinci onu varoluşsal bunalımın içine itmiştir. Kafasının içindeki hesaplaşmalar bitmez. Hayatını toplumun “sağlıklı” bir bireye zorladığı gibi yaşamaya çalışmıştır. Görevlerini yerine getirmiş, evlenmiş, çalışmış, çabalamıştır. Ama böyle biri olmayı başaramamıştır. Boşanmış ve kent hayatından, kent hayatının kıyısındaki bir mahalleye Hikmet’in dediğine göre bir “gecekondu”ya albaya göre “üç katlı ahşap bir eve” taşınmıştır. Buradaki dünyaya kısılıp kalan Hikmet, sürekli geçmişiyle, kendisiyle hesaplaşır. Kapısındaki zilde bile kendi ismini yazamadığı bu dünyadaki varoluşuyla, söylemek isteyip bastırdıkları, yapmak isteyip yapamadıklarıyla savaşır.

Atay’ın ince ve yıkıcı mizah tarzı, oyunda da Şenocak tarafından güçlü bir biçimde aktarılıyor. Şizofrenik bir monolog olan oyunda dekordaki salıncaklar Hikmet anlattıkça mekanlara, onunla konuşan kişiler ise el ve ayak parmaklarına dönüşüyorlar. 130 dakika boyunca Hikmet’in ağzından çıkanlar ve aklından geçenlere kapılıp savrulup duruyoruz. Oyun sonunda “Bir salıncak kaç mekana dönüşür? Bir beden kaç kişiye bölünür?” sorularını sormak kaçınılmaz oluyor. Oyun boyunca düşmeyen enerjisiyle ve oyunculuk yeteneğiyle Erdem Şenocak ve romanı sahneye taşıyan Seyyar Sahne ekibi ayakta alkışlanan oyunlarından birine imza atmışlar.

Konsept ve Yönetim: Celal Mordeniz

Metni Düzenleyen ve Reji Danışmanı: Oğuz Arıcı

Metni Düzenleyen ve Oynayan: Erdem Şenocak

* Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabından alıntıdır.

“Kelimeler, albayım, hangi anlama geliyor?” “Efendim?” “KELİMELER! Albayım. Hangi anlamda kullanıyoruz onları?” “Hangi kelimeler Hikmet?” "Sizi neden yanımda dolaştırıyorum bilmem ki?"

1
7219
5
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
SİBEL SEZER
17.02.16
15:29
LOVE IT