
Afrika edebiyatının en büyük isimlerinden Kenyalı yazar Ngũgĩ wa Thiong’o’nun muazzam bir insan gücü ve tabiat kaynaklarıyla donatılmış Afrika’nın çelişkilerle dolu bir dünyada yerini bulma çabasını gözler önüne seren denemelerinden oluşan Öze Dönüş – Afrika’yı Görünür Kılmak, Seda Ağar’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.
Yaşadığımız dünya küreselleşmenin tüm hızıyla sürdüğü, bilim ve teknolojinin sunduğu tüm imkânlara rağmen yoksulluk ve hastalıkların olduğu, varsıl bir azınlığın yoksul bir çoğunluğun sırtında saltanat sürdüğü, nükleer silahların tehditi altındaki adaletsiz ve istikrarsız. Thiong’o, sahip olduğu insan gücü ve doğal kaynaklara dikkat çekerek böyle bir dünyada Afrika’nın görünür hâle gelmesi, hakkı olanı adil biçimde alabilmesi için Afrikalı aydınları ve liderleri göreve çağırıyor. Afrikalı aydınlardan her şeyden önce kendi dillerine sahip çıkmalarını, liderlerdense kıtayı daha güçlü kılacak olan Afrika birliğini hayata geçirmek için sorumluluk almalarını istiyor. İzlenecek yolsa, öze, iktidarın gerçek kaynağı olan halka dönüşten geçiyor.
“Bu kitapta yer alan denemeler, Afrika’nın günümüz dünyasındaki yerine dair ortak bir endişeyi paylaşıyorlar. Kıtaya dair herhangi bir tartışma, Afrika’nın içinden çıktığı derinlikleri ve köle ticaretinden köleliğe, sömürgecilikten borç esaretine kadar pek çok konuda mücadele etmek zorunda kaldığı dünya güçlerini hesaba katmak durumundadır. Tüm imkânsızlıklara rağmen pek çok güzel şey de oldu. Bu da umut etmek için bir sebep. Öte yandan, kıtaya dair yürütülen bu türden tartışmalar, Afrika’nın yapmayı başaramadığı şeyleri ve kendi başına açtığı dertleri de ele almalıdır.”
Galeri Selvin, farklı kuşaklardan sanatçıların eserlerinin bir araya geldiği “Sessizlikte Bir Gün II” başlıklı resim ve heykel sergisine 1 Ağustos’a kadar arasında ev sahipliği yapıyor.
Resim ve heykel sanatının ustalarına açtığı sergilerin yanı sıra genç sanatçılara desteğiyle de otuz yedi yıldır Türk plastik sanatının içinde yer alan Galeri Selvin; Hakan Cingöz, Huri Kiriş, Yonca Saraçoğlu ve Selim Büyükgüner eserlerini Işık Gençoğlu küratörlüğünde sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide, Atölye 20 sanatçılarından Sevgi Karay ve Pembe Tüzüner’in metal heykelleri, yeni genç yeteneklerden Mert Ergün’ün mermer yontu heykelinin yanı sıra dünyaca ünlü sanatçılar Pablo Picasso’nun çini mürekkep eseri, Henri Matisse, Jean François Millet, Juan Gris’in orijinal kâğıt üzeri desen işleri de yer alıyor.
“Sessizlikte Bir Gün II” başlıklı resim ve heykel sergisini Galeri Selvin’in Nişantaşı’ndaki mekânında 1 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilirsiniz.
Serbülent Şengün’ün küreselleşme öncesi gördüğü dünyayı müzikten sinemaya, giyim kuşamdan popüler eşyalara uzanan geniş bir alanda anlattığı Sesini Biraz Açabilir miyim? - Küreselleşme Öncesi Dünyanın Müzikal Hikâyesi adlı çalışması İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Şengün, çocukluğunu 1980’li yıllarda geçiren birçok yaşıtı gibi Amerika ve Sovyetler Birliği arasında iki kutba bölünmüş bir dünyada doğan, zamanla bu kutuplardan birinin ortadan kalkıp dünyanın “küreselleşmesine” tanık olan biri. Onu yaşıtlarından farklı kılan önemli bir özelliğiyse çocukluğundan lise döneminin sonuna kadar dört ülke, altı şehir, yedi okul değiştirmiş olması: Stockholm, Ankara, Tel-Aviv, İstanbul, Gümülcine, Nürnberg. Birbirinden farklı birçok kültürle ve yaşam biçimiyle hemhal olan Şengün, küreselleşme öncesindeki dünyanın hikâyesini dönemin saç modelleri, giyim kuşam modaları, film ve dizileri, kahramanları, popüler eşyaları, spor etkinlikleri ve esas olarak bir tür müzikal tanıklık üzerinden aktarıyor.
Sesini Biraz Açabilir miyim?, okuru sayfalarda yer alan karekodlar sayesinde müzikli bir dünya tarihi yolculuğuna davet ediyor.
2 - 9 Ekim tarihleri arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj, Belgesel ve Kısa Film dallarındaki yarışmaları için başvurular başladı.
Ulusal Yarışmalara, 14 Ağustos 2020’den sonra tamamlanmış ve 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden önce Türkiye’de halka açık ticari veya özel gösterimi yapılmamış ve yurt içinde bir festivale katılmamış Türkiye yapımı filmler 9 Ağustos saat 18.00’e kadar başvurabilecek. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in başkanlığını yaptığı 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin idari direktörlüğünü Cansel Tuncer, yönetmenliğini Ahmet Boyacıoğlu üstlenirken, sanat yönetmenliğini ise Başak Emre yapacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, festival kapsamında Ulusal Uzun Metraj, Belgesel ve Kısa Film dallarındaki yarışmaların yanı sıra Antalya Film Forum ve Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nın düzenleneceğini ve toplam 1.400.000 TL tutarında ödül verileceğini açıkladı.
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ndaki filmler arasından seçilecek En İyi Film, Altın Portakal heykelciğini ve 300 bin TL para ödülünün sahibi olacak. Yarışmadaki filmler aynı zamanda 100 bin TL değerindeki Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü için de yarışacak. Sinema yolculuğunun başındaki yönetmenlerin bir sonraki projelerini teşvik etmek amacıyla verilen Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü’ne layık görülen film de 100 bin TL tutarında para ödülünün sahibi olacak. Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda seçilen film 60 bin TL değerindeki ödülü kazanacak. Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması’nda ise iki filme toplam 30 bin TL değerinde para ödülü verilecek.
Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Türkiye sinemasındaki kadın temsiliyeti ve görünürlüğüne dikkat çekmek amacıyla iki yıl önce hayata geçirdiği 50 bin TL değerindeki Cahide Sonku Ödülü, bu yıl da Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ndaki filmlerden birinde, kamera arkası ya da önü fark etmeksizin çalışmış, emeğinin yanı sıra kadın bakışını da filmin ayrılmaz bir parçası kılabilmiş bir kadın sinemacıya ya da kadınlardan oluşan bir ekibe verilecek. Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda ise En İyi Film 100 bin TL, En İyi Yönetmen 50 bin TL para ödülünü kazanacak. Bu yarışmada En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Kadın Oyuncu dallarında da Altın Portakal heykelleri verilecek.
Üçüncü yılına giren Altın Portakal Sinema Okulu ile genç ve bağımsız sinemacılara alan açan, sinemamızın yeni projelerine destek amacıyla düzenlenen ve bu yıl toplamda 390 bin TL değerinde ödül verilecek Antalya Film Forum ile ilgili detaylı bilgi önümüzdeki günlerde açıklanacak. 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve başvurular hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
32 fotoğrafçının minimalizm akımından beslenerek çizgi, leke, form gibi estetik öğeleri yalın bir dille kullanarak ürettikleri 128 fotoğrafın yer aldığı “Renk ve Grafik” isimli çevrim içi sergi 30 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşuyor. “Renk ve Grafik” projesi katılımcıları bir yıl boyunca Timurtaş Onan’ın danışmanlığında çalışarak eserlerini üretti.
Sergide Lina Basmacı, Nurhayat Baysal, Beril Baytan, Fethi Baytan, Semiha Berkem, Nergis Bilgiç, Erhan Coral, Alain Danon, Dilek Elçiçek, Tulû Erzene, Ebru Esmen Mete, Pelin Genç, Şafak Hacaloğlu, Neslihan Harmancı, Deniz Horada, Michael Horada, Müjgan Horozoğlu, Gamze İnce, Neşe Karaarslan, Hamiye Kalcıoğlu, Mert Kitapci, Niso Maçoro, Figen Ongun, Ziynet Parlar, Recep Pehlivanlar, Kıvanç Şamhal, Mine Tarhan, Harika Topaloğlu Yücel, Nurdan Turan, Özlem Uçarkuş, Nilüfer Uluevren ve Işıl Yaman’ın işleri yer alıyor.
Niso Maçoro kaleme aldığı sergi metninde şöyle diyor: “Günlük yaşamımızda bulutlu bir gökyüzü, sakin bir göl, bir kar örtüsü, kalın bir sis, açık bir alan, süslenmemiş bir duvar gibi boş tuvallerle çevriliyiz. Böyle bir ortamda, ‘Az Daha Çoktur’ felsefesinden yola çıkarak oluşturduğumuz “Renk ve Grafik” projemiz sürecinde grafik yapıdaki ışık ve renk etkisini gözlem ve hayal gücümüzle destekleyerek yaratıcı olmaya çalıştık. Kompozisyonlarımızda, negatif alan ile öznenin önemini vurgularken, basit geometrik şekiller çizgiler, renk ve kontrastların kullanımıyla hem formal hem de kavramsal açıdan yeni anlatım biçimleri oluşturarak sadeliği ve nesnelliği ön plana çıkarmayı amaçladık. ‘Renk ve Grafik’ projesi katılımcıları olarak İstanbul’un Tarihi Yarımada, Beyoğlu, Boğaz ve Adalar gibi farklı semtlerinde çekimler yaptık. Proje danışmanı değerli fotoğraf sanatçısı Timurtaş Onan’ın yönlendirmesi, paylaştığı bilgi birikimi, arkadaşlık ve heyecanla sergimiz son hâlini aldı.”
“Renk ve Grafik” çevrim içi fotoğraf sergisi 30 Temmuz’a kadar buradan görülebilir.
Çağdaş Latin Amerika edebiyatının öne çıkan yazarlarından Nona Fernández’in, 1980’li yıllarda Şili’de, diktatörlüğün gölgesinde büyüyen bir neslin hikâyesini anlattığı Space Invaders: Diktatörlüğün Gölgesinde adlı kitabı, Roza Hakmen’in İspanyolca aslından çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Şili’nin tarihindeki karanlık sayfalara ayna tutmaya çalışan bir bellek direnişçisi olan Fernández, çocukluğun büyülü dünyası ile haber bültenlerine sıkışmış trajik hakikatleri harmanlayarak, hatırlayanların unutturanlarla hesaplaştığı bir eser ortaya koyuyor.
Space Invaders, bir grup çocukluk arkadaşının anıları ile rüyalarına musallat olan Estrella González’in hikâyesini anlatıyor. Çocuklar, arkadaşları Estrella’nın varlığını hissediyor, sesini duyuyor, mektuplarını okuyor ve gizemli bir şekilde ortadan kaybolan bu kızı sık sık hatırlıyorlar. O yılların en yaygın video oyunlarından biri olan Space Invaders’ın eşliğinde, bir yandan kendileri de meçhul bir oyunun taşları, bir yapbozun parçaları gibi, Pinochet rejiminin karanlığında anıdan anıya, düşten düşe süzülüyorlar.
“Pırlanta gibi bir kitap… İnsanın cebine atıp tekrar tekrar okuması için birebir.” – Patti Smith
“Yaşadıkları berbat ülkeyi anlamaya çalışan Şilili çocukların nesli hakkında, karanlık ve oyunbaz bir roman.” – Alejandro Zambra
İlk olarak 2004 yılında Piyanist Eren Levendoğlu ve Piyanist Gülsin Onay’ın önderliğinde, Bodrum, Gümüşlük’te düzenlenen Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali, 18’inci kez 24 Temmuz – 26 Ağustos tarihlerinde müzikseverlerle buluşacak.
Festival, katılımcılarını her yıl olduğu gibi zengin bir programla müziğin, ritmin ve tınıların dünyasına davet edecek. Açılış 24 Temmuz akşamı Antik Taş Ocağı'ndaki Gülsin Onay (Piyano), Ancyra Ensemble ve Nisan Ak (Şef)’ın yer aldığı konser ile yapılacak.
18. Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali’ne dair ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Festival biletlerine Biletix’ten, Gümüşlük Festival Merkezi ofisinden 10:00 – 18:00 saatleri arasında ve konser gecelerinde festival konser alanlarından 19:00’dan itibaren satın alabilirsiniz.
Konser Programı
24 Temmuz: Gülsin Onay (Piyano) & Ancyra Ensemble & Nisan Ak (Şef) /TAŞTA
26 Temmuz: North Sea String Quartet / Hollanda / TAŞTA
29 Temmuz: Kisuk Kwon (Piyano) / Kore / Zefirya Kültür Merkezi
1 Ağustos: Meral Polat Caz Trio / Hollanda / SUDA
4 Ağustos: Pablo Galdo – (Piyano) / İspanya / TAŞTA
5 Ağustos: Nova Trio / Türkiye /Zefirya Kültür Merkezi
8 Ağustos: Valerian Shiukashvili – (Piyano) / Gurcistan /TAŞTA
10 Ağustos: Barış Büyükyıldırım (Piyano) / SUDA
12 Ağustos: Kumda Piyano – GFA Piyano Masterclass Konseri – Toprak Ev / KUMDA
13 Ağustos: Dj performance: Q-BRA (Kübra Uzun) & Mx. Sür / Türkiye/ SUDA
14 Ağustos: Dj performansı: Lakuti / Almanya / SUDA
15 Ağustos: Zoran İmsirovic (Piyano) / Zefirya Kültür Merkezi
16 Ağustos: Elif Çağlar Caz Quartet / Türkiye / SUDA
17 Ağustos: Kumda Çello – GFA Cello masterclass konseri /Toprak ev, KUMDA
18 Ağustos: Henri Demarquette (Viyolonsel) & Özgür Ünaldı (Piyano) / Fransa/TAŞTA
21 Ağustos: Trio Reijseger Fraanje Sylla / Hollanda / SUDA
23 Ağustos: Maya Belsitzman & Matan Ephrat Duo (Viyolonsel / Perküsyon) / Israil /SUDA
24 Ağustos: Gülsin Onay (Piyano) / Türkiye – Zefirya Kültür Merkezi
26 Ağustos: Trio Likya / Türkiye /TAŞTA
27 Ağustos: Hakan Başar Caz Trio / Türkiye /SUDA
29 Ağustos: El Ele Müzik Senfoni Orkestrası & Nil Venditti (Şef) & İlyun Burkev (Piyano) & Naz İrem Türkmen(Keman) TAŞTA
Ekinakis’in “Commune - Community - Communication” başlıklı kişisel sergisi Urla’da yer alan çağdaş sanat mekânı Gru Art Gallery’de 16 Temmuz - 5 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.
Ekinakis, sergisinde içinde bulunduğumuz çağdaş toplulukların veya toplumun bir parçası olmasına karşın iletişim kurmayı beceremeyen ya da nasıl iletişim kurulacağını bilmeyen bireye odaklanıyor. Sanatçının sergide yer alan eserleri ekolojik katliamlar, insan hakları ihlalleri, sosyal ve hukuki bozulmalar gibi hem toplumsal hem de bireysel olarak karşı karşıya kaldığımız krizlerin, sanatçının içsel dünyasında yarattığı etkinin imgesel temsiliyetini niteliyorlar. Sanatçının çoğunluğunu 2021’de ürettiği 33 adet eserinin yer aldığı sergisi iletişim kurabildiğimiz noktada, çözümlere de büyük ölçüde ulaşabileceğimiz temennisiyle, izleyiciyi, günümüzde süregelen iletişim normları üzerine düşünmeye davet ediyor.
Sanatçı, sergisinde basit çizgiler aracılığıyla duygusal ifadeyi ön plana çıkarmayı amaçlayan one line drawing tekniğiyle ürettiği çalışmalarının ardından ilk kez, 2017 yılında denediği, tuval üzerine kolaj tekniğini kullandığı çalışmalarını izleyiciyle buluşturuyor. Büyük boyutlu tuvaller üzerine spontane bir akış içerisinde uyguladığı kumaşlar vasıtasıyla, hayal gücüne bir alan yaratan Ekinakis, hissettiği duyguları sanatsal üretiminde hüznün ağırlıklı olduğu sessiz karakterlerinin dışında ilk defa bu sergide karşımıza çıkan, bağıran karakterleri aracılığıyla somutlaştırıyor. Sanatçı çalışmalarında kullandığı urgan ve ipler ile söz ya da konuşmayı temsil ederken bir bütünün parçaları olan toplumdaki bireysellik, yalnızlık ve bencilliği ele alıyor.
Ekinakis’in “Commune - Community - Communication” başlıklı sergisi Urla’da bulunan Gru Art Gallery’de 16 Temmuz - 5 Eylül tarihleri arasında ziyaret edilebilir.
Burcu Arman’ın bir Storytel Original sesli kitabı olarak hayata geçen polisiye romanı Beni Kim Öldürdü? dinleyicilerden sonra şimdi de kitap olarak Epsilon Yayınevi tarafından okurla buluşturuluyor.
Arman, romanda beklenmedik bir cinayete kurban giden genç bir “beyaz yakalı”nın, modern şehir yaşantısı içinde ufacık binalara sıkışmış hayatların ve varoluşlarının karikatürüne dönüşmüş insanların hikâyesini kendine has eğlenceli, komik ve heyecanlı bir dille anlatıyor.
“Uyum Apartmanı’nın gözde bekârı, kedi kumu sektörünün medarı iftiharı, genç kadınların yakışıklısı… İşte karşınızda Berke Beyaz, hikâyemizin parlayan yıldızı! Bildiğiniz tüm kitapları unutun, çünkü bu kez kahraman ölecek, hem de daha ilk sayfada! Sahi, kim gidip sıradan, kariyer tutkunu bir beyaz yakalıyı öldürmekle uğraşır ki? Eh, Uyum Apartmanı’ndakilerle tanışınca bu sorunun cevabını kendiniz bulacak, üstelik hiç şaşırmayacaksınız. Aşk, nefret, ihtiras, entrika, gıybet; otuz iki kısım tekmili birden bu apartmanda!”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 40. İstanbul Film Festivali’nin ödülleri, 14 Temmuz Çarşamba akşamı Hilton İstanbul Bosphorus Harbiye’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
40. İstanbul Film Festivali’nde uluslararası ve ulusal yarışmalarda toplam 45 film yarıştı. Törende Uluslararası ve Ulusal Yarışma Altın Lale ödülleri, Ulusal Yarışma En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik ödülleri sahiplerine takdim edildi. Gecede Ulusal Kısa Film ve Ulusal Belgesel Yarışması, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü ve Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) ödüllerinin kazananları da açıklandı. Gecede ayrıca Sinema Onur Ödülleri’nin yanı sıra festivalin gerçekleştirilmesine katkıda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür plaketleri de verildi.
İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere verilen Sinema Onur Ödülleri, bu yıl “jet rejisör” lakaplı yönetmen Çetin İnanç, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen, tiyatro ve sinema oyuncusu Salih Güney ve ses sanatçısı, oyuncu ve dublaj sanatçısı Belkıs Özener’e sunuldu. Bekıs Özener’e ödülünü Necip Sarıcı, Suna Selen’e Selen Uçer, Salih Güney’e ise Selda Alkor takdim etti.
1 Nisan - 13 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen 40. İstanbul Film Festivali’nde, 104 günde festivalin çevrim içi platformu filmonline.iksv.org’da, Atlas 1948 ve Kadıköy Sinemaları ile Maximum Uniq Açıkhava’da 91 seansta 24 ülkeden 86 uzun metrajlı, 20 kısa film izleyiciyle buluştu. Film gösterimlerini 100.000’e yakın seyirci takip etti.
40. İstanbul Film Festivali Ödülleri:
Ulusal Kısa Film Yarışması
En İyi Kısa Film – Suçlular / Serhat Karaaslan (Türkiye, Fransa, Romanya)
Mansiyon – Sürgünde Bir Yıl / Malaz Usta (Türkiye)
Ulusal Belgesel Yarışması
En İyi Belgesel – Anima / Yusuf Emre Yalçın (Türkiye)
Mansiyon – Nosema / Etna Özbek (Türkiye)
Mansiyon – Rüzgâr Tayı / Sidar İnan Erçelik (Türkiye)
Uluslararası Yarışma
Altın Lale – Madalena / Madiano Marcheti (Brezilya)
Jüri Özel Ödülü – Bekâretin Sonu / Death of a Virgin, and the Sin of Not Living / George Peter Barbari (Lübnan)
Nemesis / Thomas Imbach (İsviçre)
Ulusal Yarışma
Altın Lale En İyi Film – Beni Sevenler Listesi / Emre Erdoğdu
Jüri Özel Ödülü (Onat Kutlar anısına) – Sen Ben Lenin / Tufan Taştan
En İyi Yönetmen – Fikret Reyhan (Çatlak)
En İyi Senaryo Ödülü – Çatlak / Fikret Reyhan
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü – Asiye Dinçsoy (Dirlik Düzenlik) & İlayda Elif Elhih (Sardunya)
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü – Halil Babür (Beni Sevenler Listesi)
En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü – Orçun Özkılınç (Sardunya)
En İyi Kurgu Ödülü – Evren Luş (Cemil Şov)
En İyi Özgün Müzik Ödülü – Deniz Cuylan, Brian Bender (Av)
Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü
En İyi İlk Film – Sardunya / Çağul Bocut
FIPRESCI Ödülleri
Uluslararası Yarışma – Bekâretin Sonu / Death of a Virgin, and the Sin of Not Living / George Peter Barbari (Lübnan)
Ulusal Yarışma – Çatlak / Fikret Reyhan