GÜNDEM
  • 01-09-2021

    Çocuk ve gençlik yazınımızın usta kalemi Gülten Dayıoğlu’nun gezegenimiz üzerine düşünmeye yönlendirdiği ve geleceğimizle ilgili merak uyandıran yeni kitabı Yanardağın Yankısı, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Dero yaşıtlarından oldukça farklı, çok özel bir gençtir. O daha küçük bir çocukken bir gün gökyüzünde mekik şeklinde bir yarık belirir ve yarıktan rengârenk ışınlar yayılır. Dero tanık olduğu bu olayın ardından başka bir boyuta geçebildiğini fark eder. Doğduğunda başı bedenine göre fazla büyük olduğundan doğumundan beri çevresi tarafından hep dışlanmıştır. Bu durum Dero’yu içten içe üzdüğünden, tek başına Tendürek Dağı'ndaki bir mağaraya yerleşip gün geçtikçe kendini evinden, arkadaşlarından, dünyadan soyutlar ama bir yandan dünyayı anlamaya çalışır.

    ​Bir sabah Dero güçlü bir dürtüyle uyanır ve mağaranın derinliklerine gitmek için şiddetli bir istek duyar. Mağarada keşfettikleri onun, dünyanın, uzayın, hatta kâinatın geleceğini derinden etkileyecektir. Dero gelecek için çok zorlu bir göreve başlamak üzeredir şimdi…

    ​Görsel: ©Nazlı Erdemirel

    0
    0
    4949
  • 01-09-2021

    MUBI, eylül ayında da sevilen filmleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Eylül programının dikkat çeken filmi ise 2020 Cannes Film Festivali resmi seçkisinde yer alan Gagarine. MUBI koleksiyonuna eklenen yeni filmlerin yönetmenleri arasında Metin Akdemir, Levan Akin, Pedro Almodóvar, Roy Andersson, Charlie Chaplin, Tony Gatlif, Yılmaz Güney, Jonah Hill, Kiyoshi Kurosawa, Fanny Liatard, David Lynch, Elif Refiğ, Joachim Trier, Jérémy Trouilh ve Lulu Wang yer alıyor.

    Programda öne çıkan filmler ise şöyle; Paris’in hemen dışındaki bir gettoda, 16 yaşındaki siyah bir gencin, kentsel dönüşümle yok olma noktasına gelen yaşam alanını kurtarma mücadelesini ele alan Fanny Liatard ve Jérémy Trouilh’un çıkış filmi Gagarine, Pedro Almodóvar ve Antonio Banderas ikilisinin en kışkırtıcı ortaklıklarından biri olan Bağla Beni, Jonah Hill’in 90’lı yıllarda Los Angeles’taki banliyö hayatına 13 yaşındaki bir çocuğun gözünden baktığı filmi 90'lar Ortası, efsanevi soprano Maria Callas’ın çalkantılı yaşamını ve müzik serüvenini kendi ağzından dinlediğimiz belgesel Maria by Callas, sinema tarihimize özgün bir bakış geliştiren belgesel Hayalimdeki Sahneler, Levan Akin’in 2019’da Cannes’da prömiyerini yaptıktan sonra tüm dünyada büyük ilgi uyandıran filmi Ve Sonra Dans Ettik, donuk, varoluşçu mizahıyla modern çağın zombiye dönüştürdüğü insanları hicveden Roy Andersson’un Venedik’te Altın Aslan kazanan filmi İnsanları Seyreden Güvercin, Elif Refiğ’in çıkış filmi Ferahfeza, Joachim Trier’in dini inançları nedeniyle tutkularını kabullenmekte zorlanan genç bir kadının öyküsünü korku türüyle flört ederek anlattığı filmi Thelma, Kanadalı yönetmen Kazik Radwanski’nin Anne At 13,000 ft filmi, çağdaş Japon sinemasının aykırı sesi Kiyoshi Kurosawa, Venedik Film Festivali’nde ona En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran filmi Casusun Karısı, müziği anlatısının vazgeçilmez bir parçası kılan Tony Gatlif’in rebetiko ezgileriyle dolu filmi Aman Doktor, Çin asıllı Amerikalı yönetmen Lulu Wang’ın yaşamından izler taşıyan filmi Elveda.

    MUBI Eylül Programı

    1 Eylül   Sarı Kedi (Sary mysyq, 2020)
    2 Eylül   Ferahfeza (2012)
    3 Eylül   Bağla Beni (¡Átame!, 1989)
    4 Eylül   Gagarine (2020)
    5 Eylül   Tokyo Sonata (Tôkyô sonata, 2008)
    6 Eylül   Ağıt (1971)
    7 Eylül   90'lar Ortası (Mid90s, 2018)
    8 Eylül   Casusun Karısı (Wife of a Spy, 2020)
    9 Eylül   Yaşasın Şeytan? (Hail Satan?, 2019)
    10 Eylül  Ve Sonra Dans Ettik (And Then We Danced, 2019)
    11 Eylül   Showgirls (1995)
    12 Eylül   Endişe (1974)
    13 Eylül   Evrim (Évolution, 2015)
    14 Eylül   Yumurcak (The Kid, 1921)
    15 Eylül   Yuva (Home, 2008)
    16 Eylül   Maria by Callas (2017)
    17 Eylül   Hayalimdeki Sahneler (2020)
    18 Eylül   Aman Doktor (Djam, 2017)
    19 Eylül   Sürü (1979)
    20 Eylül  İnsanları Seyreden Güvercin (En duva satt på en gren och funderade på tillvaron, 2014)
    21 Eylül   Altına Hücum (The Gold Rush, 1925)
    22 Eylül   The Grandmother (1970)
    23 Eylül   Merkez Garı (Bab el hadid, 1958)
    24 Eylül   Elveda (Bié Gàosù Tā, 2019)
    25 Eylül   Kör Adam (2005)
    26 Eylül   Thelma (2017)
    27 Eylül   Alacakaranlık Samurayı (Tasogare Seibei, 2002)
    28 Eylül   Havale (Mandabi, 1968)
    29 Eylül   Anne At 13,000 ft (2019)
    ​30 Eylül   Toprak (Al-ard, 1969)

    0
    0
    4115
  • 01-09-2021

    Yapı Kredi bomontiada, Türk resminin önde gelen temsilcilerinden Neş’e Erdok’un pandemi süresince ürettiği eserlerden oluşan kişisel sergisini 6 - 19 Eylül tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Neş’e Erdok’un geçtiğimiz son iki yıl içerisinde ürettiği eserlerin yer aldığı 35. kişisel sergisi, sanatçının tanıklığını merkeze alan bir günlük olarak izleyiciyle buluşuyor. Katıksız bir gözlemle yorumladığı gündelik hayattan portreler ile iç dünyasını yansıtan otoportrelerin yanı sıra son dönemde yaşanan Filistin, Moria Kampı yangını, sınırların açılması, koronavirüs, İzmir depremi gibi önemli toplumsal meseleler de sanatçının ilgilendiği konular arasında yer alıyor.

    ​Neş’e Erdok’un yeni kişisel sergisini 6 - 19 Eylül tarihleri arasında her gün 11.00 - 19.00 saatlerinde Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    7762
  • 01-09-2021

    Ayrıntı Yayın Grubu’nun yeni markası Düşbaz Kitaplar, yayın hayatına Lili Sohn’un Annelik adlı çizgi romanı ve Monika Helfer’in Yük adlı romanıyla başladı.

    Eylül 2021 itibarıyla yayın hayatına başlayan Düşbaz Kitaplar okurları düşünmeye ve düşlemeye davet edeceği kitaplarla buluşturmayı amaçlıyor. İlk kitaplarından biri olan Annelik’te Lili Sohn annelik içgüdüsüne tarihsel ve eleştirel bir bakış sunarken feminist bir duruş sergiliyor. Ayşenur Müslümanoğlu’nun çevirisiyle yayımlanan çizgi romanda Sohn, feminizme ihanet edip etmediğini sorgularken özüne dönüşünü, kadın biyolojisini, toplum baskısını, anneliğin inşa sürecini ve elbette ki babalık meselesini masaya yatırıp anneliğin ve kadın haklarının tarihsel bir izleğini okurlarla buluşturuyor.

    ​Yayınevinin ikinci kitabı ise Avusturyalı yazar Monika Helfer’in Levent Tayla’nın çevirisiyle yayımlanan Yük adlı romanı oldu. Helfer, Yük’te doğumundan sonra babasının tek bir kez bile konuşmadığı anneannesi Grete’nin üzerinden bir aile öyküsü anlatıyor. Geçen yüzyılın başlarından günümüze uzanan roman bir ailenin kuşaklar boyunca taşıdığı maddi manevi yükleri tüm ağırlığıyla okurlarla buluşturuyor. Bir Avusturya dağ köyünün kıyısında çocuklarıyla birlikte hayatlarını idame ettirmeye çalışan Josef ve Maria Moosbrugger çiftinin bütün mal varlığı iki inek ve bir keçiden ibaretti. Yükçülük yapar, yük taşıyarak para kazanırlardı. Köyün yoksulları, aykırıları onlardı. Birinci Dünya Savaşı’nın şiddeti ve ağırlığı tüm köyün üzerindeyken kocası Josef’in askere alınmasının ardından Maria’nın dillere destan güzelliği köydeki kadınların da erkeklerin de derdi olur. Bir yandan parasızlıkla ve hasretlikle uğraşan Maria, bir yandan da köylülerin baskısıyla ve bakışlarıyla mücadele etmeye çabalar ama hamileliğiyle birlikte hem kendisinin hem de ailesinin omuzladığı yük iyice ağırlaşır.

    Görsel: Pieter Bruegel the Elder- Children's Games

    0
    0
    2721
  • 31-08-2021

    Yönetmen Kaan Müjdeci’nin ilk dizisi GAİN yapımı Hamlet, dünya prömiyerini Avrupa’nın en büyük televizyon içeriği festivali Series Mania kapsamında Fransa’nın Lille şehrinde gerçekleştirdi.

    26 Ağustos - 2 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen Series Mania’nın Uluslararası Yarışma bölümündeki 8 finalist arasında yer alan Hamlet, festivalin Uluslararası Yarışma bölümüne Türkiye’den seçilen ilk ve tek proje oldu. Kaan Müjdeci’nin yazıp yönettiği, GAİN ve Asteros Film ortak yapımı olan dizi, İstanbul Büyükada’daki “fayton krallığı” üzerinden hayatın ve Türkiye’nin inanılmaz görünen, absürt ve çarpıcı gerçeklerini anlatıyor. Cinayet ve intikam temasının ötesinde keder, ihanet, aile, aşk gibi hayatın temel unsurlarına odaklanan dizinin oyuncu kadrosunda Elit İşcan, Erdal Beşikçioğlu, Şebnem Bozoklu, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar, Murat Kılıç, Çiğdem Selışık Onat, Cihat Tamer, Serdar Orçin, Emrullah Çakay, Ozan Çelik, Kutay Sandıkçı, Çiçek Acar ve Mustafa Alabora yer alıyor.

    Kaan Müjdeci, başrol oyuncuları Elit İşçan ve Erdal Beşikçioğlu, yapımcılardan Kanat Doğramacı ve GAİN yöneticilerinin katılımıyla 29 Ağustos Pazar akşamı Le Nouveau Siècle’de gerçekleşen gösterimde dizinin ilk iki bölümü izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda ise yönetmen ve oyuncular gelen soruları yanıtladılar. Müjdeci’nin Shakespeare’in ölümsüz eserinden uyarlayarak gerçek bir hikâyeyle harmanladığı Hamlet, sonbaharda GAİN’de yayımlanacak. Hamlet’in fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    2522
  • 31-08-2021

    Akbank’ın ana sponsorluğunda düzenlenen 16. Contemporary İstanbul, 5 - 6 Ekim ön izleme ve 7 - 10 Ekim tarihleri arasındaki genel ziyaretçi programıyla Tersane İstanbul’da gerçekleştirilecek.

    16. Contemporary İstanbul, İstanbul’un kültür mirasında önemli bir yeri olan ve Camialtı ve Taşkızak Tersanelerini kapsayan bölgesel yenileme ve restorasyon projesi olarak bilinen, Tersane İstanbul’da yerli ve yabancı çağdaş sanat galerilerini bir araya getirecek. Bu sene ilk kez Focus Russia projesi ile Moskova ve St. Petersburg’dan çağdaş sanat galerilerinin, sanatçıların ve koleksiyonerlerin yer alacağı fuarda ayrıca Moma ve Garage Museum of Contemporary Art da müzeler bölümünde bulunacak.

    Tabanlıoğlu Mimarlık’ın proje yönetimini gerçekleştirdiği ve World Architecture Festival Awards 2019’un “Gelecek Projeleri” kategorisinde yer alan Tersane İstanbul, Contemporary İstanbul’a özel proje bitiş süresini öne çekerek, hedeflenen tarihten sekiz ay önce açılacak. Son yıllarda İstanbul’a kazandırılan kültür sanat alanındaki önemli yenileme ve bölgesel gelişim projelerinden biri olan Tersane İstanbul, bölge insanı için önemli bir buluşma noktası hâline gelecek.

    Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer fuarla ilgili şu görüşleri paylaştı: “İlk günden beri inanç ve güvenle desteklediğimiz Contemporary İstanbul, her yıl kendini yeniliyor, hedeflerini büyütüyor, daha da heyecanlı işlere imza atıyor. Bu sene fuarın, sanatseverlerle İstanbul'un kültür mirasında önemli bir yeri olan Tersane İstanbul’da buluşması için özel çaba ve emek gösterildi. Gerçekten çok heyecanlıyım zira çok etkili bir sonuç bekliyorum. Sadece mekan değişiminden dolayı değil, hayatın nispeten normale dönmesinden ötürü de bu yıl epey farklı olacak. Başta Rusya olmak üzere fuara ilk defa katılacak müze, galeri ve sanatçılarla değişik ve vizyoner bir çağdaş sanat deneyimi yaşanacağına inancım tam.”

    Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise fuarla ilgili şu bilgileri paylaştı:

    Contemporary İstanbul'un Haliç Tersanesi'ne taşınması, fuar için heyecan verici yeni bir dönemi temsil ediyor. 2 medeniyette önemli görevler üstlenmiş, Cumhuriyetin ilk yıllarında da tersane olarak kullanılmış bu yapılar topluluğunda fuarı gerçekleştirecek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Fuar için İstanbula gelen sanatçıları, katılımcıları, koleksiyonerleri son yılların en büyük bölgesel yenileme projesi olan Tersane İstanbulda kültür, sanat ve teknoloji ile bir araya getireceğiz. 16. yılımızda daha fazla yabancı basın mensubunu TGA yani Türkiye Turizm Tanıtım ve Gelişim Ajansı ile birlikte fuar süresince İstanbulda ağırlayacağız. Gelen gazeteci dostlarımız sadece fuarı değil, İstanbulu da gezecekler. Türk Hava Yolları, uluslararası sanatseverlerin Contemporary İstanbul'u ziyaret etmelerini ve sonrasında da yolculuklarına dünyadaki diğer sanat ve kültür destinasyonlarıyla devam etmelerini amaçlayan sanat turları düzenliyor. Bu iki iş birliğinin İstanbulun tanıtımına da pozitif katkı sağlayacağına hiç şüphemiz yok. Yine bu yıl ilk kez Focus Russia projesi ile Moskova ve St. Petersburgdan çağdaş sanat galerilerini, sanatçıları ve de koleksiyonerleri fuarda ağırlayacağız. Böylece Rusya ve Türkiye arasında çağdaş sanat alanında bir bağ, köprü kurmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte fuarda Moma ve Garage Museum of Contemporary Art da müzeler bölümünde yer alacak. Bu müzelerle birlikte İstanbulda onların destekçilerini ve koleksiyonerlerini de ağırlayacağız. Bambaşka bir fuara hazırlanıyoruz ve yine Akbank’ın ana sponsorluğunda hazırlanıyoruz. 16. yılımızda CI’a olan desteğine ara vermeden sürdüren ana sponsorumuz Akbank’a ve tüm sponsorlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Ekim ayında sesimizi onların desteği ile İstanbuldan çok farklı coğrafyalara, çok farklı dünyalara daha güçlü duyuracağız.”

    ​İlki 2020 Aralık ayında İBB’nin mekân desteği ile gerçekleştirilen dev heykel ve dijital yeni medya alanında eser veren yerli ve yabancı sanatçıların eserlerinin İstanbul’un park ve meydanlarında sergilendiği İstanbul The Lights’ın ikincisinin hazırlıkları sürerken bu seçkiden bazı eserler fuar alanında sanatseverlerle buluşacak. Contemporary İstanbul hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    4189
  • 31-08-2021

    İki Dil Bir BavulBabamın SesiBaşgan ve Taş filmlerinin ödüllü yönetmeni Orhan Eskiköy’ün kaleme aldığı öykülerden oluşan ilk kitabı Komşular, Nebula Kitap’tan çıktı.

    Komşular’da "komşuluk” kavramının anlamını çoğaltan öyküler yer alıyor. Kitapta yer alan15 öykü; şehirde, köyde ve kenar mahallelerde değişen komşuluk ilişkilerini, usta bir yazar ve yönetmenin derinlikli gözlemleri ve şaşırtıcı kahramanları eşliğinde anlatıyor.

    Eskiköy, okuru İstanbul’un kenar mahallelerinden Anadolu’nun köyleri ve kasabalarına uzanan bir yolculuğa çıkarırken; sevgisizliğin, hayatını istediği gibi yaşayamamanın, karşı cinsle ilişkilerin, dostluğun, aile bağlarının kişinin kendisiyle ilişkisi üzerindeki etkisini kimi zaman aydınlık, kimi zaman da koyu karanlığında anlatıyor.

    “Kendisini küçük düşürdüğü için patrona, karısının yanında hem hakaret ediyor hem de onu öldüresiye dövüyordu. ‘Babama benziyor bu adam,’ dediğini hatırladım. Babasının ölümünden yıllar sonra patrona iyi davranmış, sevgi değilse bile saygı beklemiş ama babasından göremediği gibi ondan da beklediğini alamamıştı. Şimdi o zavallıyı değil de kendi babasını cezalandırıyordu.” – “Issız” adlı öyküden

    0
    0
    1553
  • 31-08-2021

    23 - 30 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 9. Boğaziçi Film Festivali’nin yarışmalı bölümleri ve endüstri bölümü için başvurular başladı.

    T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteği ve TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ile Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından hayata geçirilen 9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması ve Bosphorus Film Lab bölümlerine 24 Eylül’e kadar başvuru yapılabilecek. Festivale 1 Ocak 2020 tarihinden sonra tamamlanmış filmlerin başvuruları kabul edilecek. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yarışan filmlerden seçilen film, En İyi Ulusal Uzun Metraj Film Ödülü için verilen 100.000 TL’nin sahibi olacak. Ayrıca yarışmada En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Sinematografi ve En İyi Kurgu dallarında ödüller sahibini bulacak. Uluslararası Uzun Metraj, Uluslararası Kısa Kurmaca ve Uluslararası Kısa Belgesel film yarışmalarında yer alan filmler Türkiye’deki sinemaseverlerle ilk kez 9. Boğaziçi Film Festivali’nde buluşacak. Ulusal yarışma bölümünde FİLM - YÖN En İyi Yönetmen Ödülü ile Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından bir filmin tüm süreçlerini başarıyla yürüten yapımcıları ve bağımsız sinemayı desteklemek amacıyla FİYAB En İyi Yapımcı Ödülü de verilecek.

    Festivalin endüstriye yönelik etkinlikleri ve proje geliştirme bölümü olan Bosphorus Film Lab’de Pitching Platformu, Work in Progress ve First Cut Lab için de başvurular açıldı. Bosphorus Film Lab Türkiye sinemasında filmlerin gelişmesine katkı sağlamayı, genç yapımcı ve yönetmenlerin yeni filmler üretmesine maddi ve manevi destek oluşturmayı amaçlıyor. TRT’nin kurumsal iş ortaklığıyla düzenlenen Bosphorus Film Lab’e yapım ya da fikir aşamasındaki film projeleri başvurabilecek. Pitching Platformu’nda yer alacak bir proje TRT Ortak Yapım Ödülü’nü alırken bir proje de Postbıyık Renk Düzenleme Ödülü’nü kazanacak. Work in Progress kapsamında yer alan projeler T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü ile CGV Mars Dağıtım Ödülü için sunumlarını yapacaklar.

    Festivalde süresi 20 dakikayı aşmayan deneysel, animasyon ve kurmaca filmler Ulusal Kısa Kurmaca Film Yarışması’na, süresi 30 dakikayı aşmayan belgesel filmler ise Ulusal Kısa Belgesel Film Yarışması’na başvuruları yapabilecekler. Kurmaca kategoride yarışan filmler içinden seçilen bir filme İstanbul Medya Akademisi tarafından Genç Yetenek Ödülü verilecek. Festivalin yarışmalı kısa bölümlerinde yer alan tüm filmler aynı zamanda Ahmet Uluçay Büyük Ödülü için de yarışacak.

    Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1162
  • 31-08-2021

    Dirimart, Ahmet Öğüt’ün “It can and has been” başlıklı kişisel sergisini 1 Eylül - 3 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    Ahmet Öğüt’ün beş yıl aradan sonra İstanbul’da gerçekleştirdiği “It can and has been” başlıklı sergisinde, gerçekliğine inanması güç bireysel hikâyelerin eşliğinde, izleyicilerin İstanbul’un yakın geçmişiyle ilintili kendi anılarını harekete geçireceği yerleştirmeler yer alıyor. Performans, desen, video, yerleştirme, mekânsal müdahale gibi mecralar kullanan Öğüt’ün işleri süregiden mücadelelerin altını çiziyor, izleyiciyi sanatçının zamana dair özgün kavrayışlarıyla buluşturuyor. Öğüt, izleyici günümüzün sorunlarını yeni bir perspektifle ele almaya davet ettiği sergisiyle toplumun yapısal çelişkilerini ele almanın ve onları eleştirmenin ötesine geçiyor. Sanatçı izleyicilerin de birer performansçıya dönüştüğü İstanbulluların kolektif olarak deneyimlediği yakın tarihli olaylara dair hatıralarının tetiklendiği bir karşılaşma sahnesi oluşturuyor.

    Diğer sergilerden farklı bir deneyim sunmayı amaçlayan sergi, ziyaretçileri girişte başlarına bazı şaşırtıcı şeyler geleceği konusunda bilgilendirilecekler, rızaları alındıktan sonra serginin aktif bir katılımcısına dönüşerek içeri girecekler. Girişte onları şehirlerarası bir otobüs karşılayacak. Türkiye’nin bir ucundan diğerine yirmi dört saati aşan yolculuklar yapmış bu büyük otobüs, içerisinde beklenmedik bir kurguyla ziyaretçileri karşılayacak ve onları mesafenin kat edilmediği bir yolculuğa davet edecek. Ziyaretçiler daha sonra normal akışın aksine iç mekânı terk edip bahçe girişinden sergiye ikinci kez girmeye yönlendirilecekler. Daha sonra sergi mekânına dağılmış eserler tek tek katılımcılarla buluşacak.

    Ahmet Öğüt’ün “It can and has been” başlıklı kişisel sergisini 1 Eylül - 3 Ekim tarihleri arasında Dirimart’ta ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1- Kayıt Tarihi: Temmuz 1995 (No.1), 2021, kâğıt üzerine baskı, kolaj, 21 x 29,7 cm
    ​2- Muhtemelen Özüretilmiş Posta Sanatı Arşivi (No.2), 2019, Zarf üzerine sanatçının mail art jestlerini tekrarladığı ettiği müdahale, pul, çeşitli sanatçıların mail art örneklerinden alınan notlar

    0
    0
    3445
  • 31-08-2021

    Georges Perec’in sanat dünyasının içinden, yaratıcılığın ve sanatsal özgünlüğün izini süren, polisiye tadında iki romanı Harikalar Odası ve Paralı Asker, Esra Özdoğan’ın çevirisiyle Can Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.

    Harikalar Odası, herkesin ilgi odağı olmasına rağmen gerçekliğinden emin olunamayan bir tablonun gizemli hikâyesini kaleme alırken, Perec'in ölümünden otuz yıl sonra bulunan Paralı Asker romanıysa sahte bir sanat eseri üreterek gerçeğin kendisine ulaşmayı amaçlayan bir adamın hikâyesini anlatıyor.

    Harikalar Odası, Perec'in harika tasvirlerinin alaycı üslubuyla birleştiği, hikâye içinde hikâyelerinin tablo içinde tablolarla tamamlandığı kurmaca bir sahtecilik öyküsü. Zengin koleksiyoner Hermann Raffke'nin özel koleksiyonundan oluşan sergi, öngörülenin aksine, sanat dünyasında olay yaratır: İnsanlar dört bir yandan apar topar bu sergiyi görmeye koşar. Durum izdihama varınca, içeriye sınırlı sayıda ziyaretçi almaya başlanır. Fakat serginin sonlanmasına bir hafta kala işler iyice karışır, gün boyu bekleyip içeri giremediği için çileden çıkan bir ziyaretçi içeri dalar ve olan olur.

    Paralı Asker, Georges Perec'in 1960 yılında tamamladığı ilk kitabıydı. Yayıncılar tarafından reddedildikten sonra yıllarca çekmecede kalan bu kitap, Perec'in ölümünden otuz yıl sonra belgeleri arasında keşfedildi. Paralı Asker, Perec'in oyuncu kalemine yakışır bir şekilde yazarın ilk ve son romanı. Hikâye bir polisiye gibi başlar. Sahte tablo ustası Gaspard Winckler, Paris'in eteklerinde bir stüdyodadır. Ellerinde finansörü Anatole Madera'nın kanı vardır. Cinayetin sebebiyse, Antonello da Messina'nın 1475 tarihli, kitaba adını veren Paralı Asker tablosudur. Gaspard Winckler, bu tablonun bir sahtesini yaparken Louvre'daki aslına taş çıkartacak bir ustalık sergilemiştir. Peki Winckler neden bu mesleği seçmiş, bu portreye kattığı ustalıkta ne fark etmiştir? Madera'yı öldürmeyi neden bir bağımsızlık eylemi olarak görmüştür?

    0
    0
    3116
DAHA FAZLA
Geldanlage