GÜNDEM
  • 07-10-2021

    Yaklaşık olarak 1850 - 1950 yılları arasında Türkiye’de yaşamış ve yaratmış sanatçı kadınların eserlerinden oluşan “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” başlıklı sergi 9 Ekim’de Meşher’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Çiğdem Simavi hâmiliğinde, ÜNLÜ & Co sponsorluğunda düzenlenen, küratörlüğünü Deniz Artun’un üstlendiği sergi, ismini Şükran Aziz’in sergide de bulunan bir eserinden alıyor. “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisi çoğunluğu “ben”leşememiş ve dolayısıyla sanat tarihi tarafından kaydedilmemiş kadınları tek tek fark etmenin yanı sıra, kolektif bir “biz”in oluşabilme koşullarını arıyor. Meşher bu sergiyle Türkiye’den çağdaş sanatçı kadınları köklerini keşfetmeye çağırıyor. Bir isimden, gruptan, kurumdan diğerine çekilmiş düz çizgilerin dışında kalan bütün kadınların ve eserlerin anıldığı ve anlatıldığı bir “başka” zamana işaret eden sergi, kadınlara kendilerinin kahraman oldukları bir “yüzyıl” armağan ediyor. Küratör Deniz Artun, “Ben-Sen-Onlar” sergisinin kapsamını belirlerken, Türkiye’de çağdaş sanatçı kadınların varlığının köksüz olduğunun altını çiziyor. Ancak sergi bu tarihi yazmak iddiasında olmadığını söyleyerek aksine yazılacak tarihin bir değil pek çok olduğunu hatırlıyor ve hatırlatıyor. Sergi, her bir kadının hatta her bir eserin alternatif tarihler kurabileceği “biz”e bir çağrı niteliğini taşıyor.

    117 sanatçının 232 eserinin yer aldığı sergi, Meşher’in üç katına yayılıyor. Giriş katı “Ben”, aynada kendi mütevazı varlıkları ile karşılaşan şöhretsiz kadınlara odaklanıyor. Serginin farklı köşelerine yerleştirilen aynalar, tek bir kadının birkaç yüzünü yakalamaya çalışıyor. Kadınların, tarihten kendi kendilerini sildikleri, adlarının üzerini bile bile karaladıkları da oluyor. Dolayısıyla ayna, bazen de, eskiz aşamasında terk edilmiş eserleri ya da kariyerleri bir dev aynasına yansıtmaya ve onları “büyütmeye” yarıyor. Birinci kat “Sen”, yumuşak ve birleştirici olan öteki ile karşılaşmaları anlatıyor. Öncelikli “sen” olarak çocukları çağırıyor. Portrelerin ve otoportrelerin çoğu, anne olmanın ya da olmamanın deneyimi ve öznellik, aile olmanın tanımı ve şefkat, sanatçı olmanın gücü ve ölümsüzlük hakkında düşünmek üzere davet ediliyor. Ayrıca “sen”, anneliğin idealindeki kutsallık ile çıplaklığın ideasındaki tenselliği karşı karşıya yerleştiriyor. İkinci kat “Onlar”, kadınlara başkalarının gözünden bakıyor. Çiçek, özellikle vazoda olduğunda, başkaları tarafından kadınlara yakıştırılan sıfatları taşıyor: duygusal, kırılgan, amatör ruhlu, sıradan, domestik ve dekoratif. Pek çok sanatçı kadın, kendisinden güvenli ve zarif olanı resmetmesi beklendiği için, ancak vazoda çiçekler boyayarak resim yapabiliyor. Sergiye, hiçbir öncelik gözetilmeden, neredeyse kendiliğinden saçılan çiçekler, şematik aile ağacının, çizgisel bir sanat tarihinin de alternatifini temsil ediyor.

    Sergide yer alan sanatçılar: Naile Akıncı, Nükhet Aksoy, Maide Arel, Hale Asaf, Perran Berrünnisa Atamdemir, Jülide Atılmaz, Can Ayan, Neşe Aybey, Şükran Aziz, Hatice Şahiye Barlas, Iraida Barry, Behice Nuri, Saime Belir, Belkıs Mustafa, Lerzan Bengisu, Sabiha Bengütaş, Nimet Berdan, Aliye Berger, Semiha Berksoy, Mevhibe Meziyet Beyat, Deniz Bilgin, Zerrin Bölükbaşı, Zabelle C. Boyajian, Sabiha Bozcalı, Halet Çambel, Refia Edren Çiray, Nevin Çokay, Hamiye Çolakoğlu, Gül Derman, Didar Tahsin, Şükriye Dikmen, Tiraje Dikmen, Güzin Duran, Ayhan Dürrüoğlu, Afife Ecevit, Nazlı (Emin) Ecevit, Efruz Cemil, Melahat Ekinci, Esma Ekiz, Emine Semiyye Hilmi, Selma Emiroğlu, Özden Akbaşoğlu Ergökçen, Nebahat Erkekli, Mari Ertoran (Kaloyan), Semiha Es, Esma İbret Hanım, Eren Eyüboğlu, Fatma Saime Cenap, Seniye Fenmen, Sühendan Fırat, Bilge Friedlaender, Lina Gabuzzi, Filiz Özgüven Galatalı, Ruzin Gerçin, Mari Gerekmezyan, Vildan Gizer, Nevide Gökaydın, Beyza Gönensay, Bedia Güleryüz, Hatice Süleyman, Hayriye Nuri, Seta Hidiş, Sara Farhi Huntzinger, Selime Işıtan, Mürşide İçmeli, Nasip İyem, Naciye İzbul, Sare İsmet Kabaağaçlı, İvon Karsan, Gencay Kasapçı, Nevzat Kasman, Sevim Kent, Türkan Kıran, Sabahat Kırlı, Füreya Koral, Hakkiye Koral, Emel Korutürk, Melike Abasıyanık Kurtiç, Müreccel Küçükaksoy, Harika Lifij, Mihri Rasim (Müşfik), Yıldız Moran, Muhterem Ömer, Muide Esad, Müfide Kadri, Nedime Ahmet, Nevin Edhem, Nimet Raif, Nüveyre Faik, Maryam Özacul (Özcilyan), Necla Özbay Özdemir, Rahime Yusuf Ziyaeddin, Rana Salih, Ruhiye, Safiye, Kristin Saleri, Mukaddes (Erol) Saran, Bedia Sarıkaya, Leyla Gamsız Sarptürk, Melek Celal Sofu, Harika Söylemezoğlu, İvi Stangali, Virginia Stolzenberg, Emel Şahinkaya, Maryam Şahinyan, Nasra Şimmeshindi, Şükûfe İbrahim, Tâciser Salih Şâkir, Cahide Tamer, Leman Tantuğ, Zekavet Bayer Taş, Frumet Tektaş, Celile Uğuraldım, Melahat Üren, Mary Adelaide Walker, Fahrelnissa Zeid, Elisa Pante Zonaro.

    ​“Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” başlıklı sergini, 9 Ekim 2021 - 27 Mart 2022 tarihleri arasında İstiklal Caddesi’nde yer alan Meşher’de ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Yıldız Moran (1932–1995) Yankı, 1952 Norah Caussen ve Yıldız Moran’ın yansıması Londra 80 x 80 cm Ed. 6+1 A.E. Yıldız Moran Arşivi
    2. Şükran Aziz (1949–2019) Ben-Sen-Onlar, 1993–1996 Ahşap üzerine folyo kesim yazı 25 plaka; her biri 33 x 33 cm Fuat Yalın Koleksiyonu
    3. Celile Uğuraldım (1880–1956) Nü, 1949 Tuval üzerine yağlıboya 54,3 x 49,3 cm Sema ve Murat Germen Koleksiyonu
    4. İvi Stangali (1922–1999) İsimsiz, 1950–1964 Kâğıt üzerine mürekkep 19,1 x 13 cm Maya Stangalinin izniyle
    5. Emel Korutürk (1915–2013) Zeynep Tuval üzerine yağlıboya 47 x 38 cm Korutürk Ailesi Kolek
    6. Melek Celal Sofu (1896–1976) Portre Tuval üzerine yağlıboya 50,5 x 40,5 cm Özel Koleksiyon
    7. Müreccel Küçükaksoy (1921–2008) Otoportre, 1950 Kontrplak üzerine yağlıboya 46,2 x 29,3 cm Yusuf Küçükaksoy Koleksiyonu
    8. Nüveyre Faik (?–?) Oturan Nü Karton üzerine füzen 63 x 47,5 cm Arkas Koleksiyonu
    9. Belkıs Mustafa (1896–1925) Desen Kâğıt üzerine karakalem 50 x 35,4 cm Arkas Koleksiyonu

    0
    0
    7969
  • 07-10-2021

    Öyküleriye ilk kitabı Temiz Kâğıdı’nda tanıştığımız Mustafa Çevikdoğan’ın okurunun gözü önünde huzursuz dünyalar kurduğu yeni kitabı Geçecek Zaman, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Çevikdoğan, bu öykülerde karşımıza şifreli bulmacalar, bir ormanın derinliklerinde kurulmuş gizli bir yazarlar köyü, komşu daireye dadanmış bir orman cini çıkartıyor. Bildiğimiz dünyaya daha çok benzeyen öykülerde bile huzursuzluğun "içevurum"unu izlemek mümkün. 

    Çevikdoğan'ın kahramanları, geçeceğini bilseler de tutsağı oldukları bu zamanın içinde nasıl var olmaları gerektiğini bulmaya çalışıyor. Bazı edebî tatların unutulmaya yüz tuttuğunu düşünüp üzülenler için Geçecek Zaman renkli müjdeler barındırıyor.

    Mektupçuyum ben. Yaşayan ve yaşayacak olan herkese, bugüne ve gelecek zamanlara mektuplar gönderiyorum. Mektuplarımın kimlere ulaşacağını, hangi bulmacanın hangi zamanda, nerede çözüleceğini bilmiyorum. Ama birilerinin bu zarfları açmayı akıl edeceğini ve hitabını üstüne alacağını biliyorum. Orada olduğunu biliyorum.

    0
    0
    1193
  • 07-10-2021

    Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından 23 - 30 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü için yarışacak filmler belli oldu.

    9. Boğaziçi Film Festivali, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkıları, TRT’nin Kurumsal İş Ortaklığı ve Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı'nın destekleriyle, Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından 23 - 30 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Altın Yunus” için 10 film yarışacak. Bu sene ki jürinin başkanlığını yönetmen ve senarist Reis Çelik üstleniyor. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Emre Kayiş’in bir hayvanat bahçesi müdürünün, kurumun özelleştirmesini önlemek amacıyla verdiği mücadeleyi anlatan, dünya prömiyerini 46. Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yapan ve festivalde FIPRESCI Ödülü alan ilk uzun metrajı Anadolu Leoparı, Semih Kaplanoğlu’nun geçimini babasının meyve bahçesinden sağlayan bir adamın, arazisinin ortasına dikilmek istenen elektrik direğinden kurtulmaya çalışmasıyla gelişen olaylara odaklanan ve dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nin “Belirli Bir Bakış” bölümünde yapan Bağlılık Hasan, Sinan Sertel’in kendini kahraman hisseden bir gencin üstün özelliklerini keşfetmeye çalışıp ölen babasını geri getirme çabasını anlatan “İçimdeki Kahraman”, Selman Nacar’ın geçirdiği iş kazasının ardından vicdani bir hesaplaşmaya giden bir adamın hikâyesini konu alan ve dünya prömiyerini 69. San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nin “New Directors” bölümde yapan ilk uzun metrajı İki Şafak Arasında, Cemil Ağacıkoğlu’nun eski polis memuru olan Hasan’ın meslekten atılması için kendisine tuzak kurduğunu düşündüğü eski arkadaşı Yahya ile olan hesabını konu alan Kafes, Erkan Tahhuşoğlu’nun birlikte yaşamak zorunda kalan birbirlerinden farklı karakterlere sahip iki kardeşin hikâyesine odaklanan Koridor, Muhammet Çakıral’ın dar gelirli bir profesyonel futbolcu olan Semih’in yaşadığı sosyo-ekonomik travmaları ve çaresizliğini anlatan Lacivert Gece, Ferit Karahan’ın şehirden uzakta, yatılı bir okulda okuyan Yusuf’un bir anda rahatsızlanan arkadaşı Memo’yu hastaneye götürme talebinin okul yönetimi tarafından zamanında kabul görmemesi ve yoğun kar yağışıyla yolların kapanmasıyla birlikte gelişen olayları ele alan, 71. Berlin Film Festivali’nin “Panorama Bölümü”nde yarışıp FIPRESCI Ödülü alan Okul Tıraşı, Ahmet Toklu’nun, semtinde basketbol oynayabilecekleri bir alan olmayan Ahmet’in bu engeli ortadan kaldırmak için bir yol bulmaya çalışmasını anlatan ve dünya prömiyerini 51. Giffoni Film Festivali’nde yapan Pota ve Aydın Orak’ın Diyarbakır’ın yakıcı yaz sıcağı altında yoksul bir kenar mahallede yaşayan iki kardeşin mahallelerinin hemen yanındaki lüks sitenin duvarını aşıp havuzuna girme mücadelesine odaklanan ve dünya prömiyerini 37. Varşova Film Festivali’nin “Competiton 1-2” bölümünde yapacak olan Sabırsızlık Zamanı isimli filmleri yer alıyor.

    9. Boğaziçi Film Festivali kapsamında Pota ve Sabırsızlık Zamanı Türkiye prömiyerlerini, Anadolu LeoparıBağlılık Hasanİçimdeki Kahramanİki Şafak ArasındaKafesKoridorLacivert Gece ve Okul Tıraşı filmleri de İstanbul’da ilk gösterimlerini gerçekleştirecekler.

    Yönetmenlik kariyerinin başında olan isimleri desteklemek ve yönetmenlerin yeni filmlerinin önünü açmak amacıyla hayata geçirilen En İyi İlk Film Ödülü bu yıl ilk kez Akli Film’in katkılarıyla verilecek. Ödül için Anadolu Leoparı, İki Şafak Arasında ve Pota filmleri yarışacaklar.

    9. Boğaziçi Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alacak filmlerden bir tanesi 100.000 TL’lik En İyi Ulusal Uzun Metraj Film Ödülü’nü kazanacak. Yarışmada 20.000 TL’lik En İyi Yönetmen, 15.000 TL’lik En İyi Kadın Oyuncu, 15.000 TL’lik En İyi Erkek Oyuncu, 10.000 TL’lik En İyi Senaryo, 10.000 TL’lik En İyi Sinematografi ve 10.000 TL’lik En İyi Kurgu dallarında ödüller de verilecek. Bunların yanı sıra festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışmasında yer alan filmlerden biri FİYAB (Film Yapımcıları Meslek Birliği) tarafından 10.000 TL’lik En İyi Yapımcı Ödülü’nün sahibi olacak.

    9. Boğaziçi Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Filmleri:

    Anadolu Leoparı - Emre Kayiş
    Bağlılık Hasan - Semih Kaplanoğlu
    İçimdeki Kahraman - Sinan Sertel
    İki Şafak Arasında - Selman Nacar
    Kafes - Cemil Ağacıkoğlu
    Koridor - Erkan Tahhuşoğlu
    Lacivert Gece - Muhammet Çakıral
    Okul Tıraşı - Ferit Karahan
    Pota - Ahmet Toklu
    Sabırsızlık Zamanı - Aydın Orak

    0
    0
    1399
  • 07-10-2021

    Odeabank’ın sanat platformu O’Art, kendini bir hikâye anlatıcısı olarak niteleyen sanatçı CANAN’ın eserlerinden oluşan ve toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapan “Hayal-i Alem” başlıklı sergisini 20 Kasım’a kadar Akaretler Sıraevler No:55’de sanatseverlerle buluşturacak.

    2015 yılından bu yana, çağdaş sanatın temsilcilerine ev sahipliği yapan Odeabank’ın sanat platformu O’Art, Sanatçı CANAN’ın daha önce hiç sergilenmemiş yapıtlarının yer aldığı sergiyi izleyicinin beğenisine sunuyor. Begüm Güney’in küratörlüğünü üstlendiği sergide sanatçının kendi sesinden masal kayıtlarının da dinlenebileceği bir karekod sistemi de kuruldu. “Hayal-i Alem” 20 Kasım’dan sonra Odeabank’ın internet sitesi üzerinden çevrim içi olarak sergilenmeye devam edecek.

    Sergide yer alan Ahu isimli eser, gül kokuları içerisinde izleyicinin dileklerini gerçekleştirmeyi vaat ederken, 12 metrelik bir yılan izleyicinin korkusunu devasa bir güzelliğe çeviriyor ve hemen karşısında Kokundan Tanırım Seni isimli enstalatif bir yapıt bulunuyor. Bu ve benzeri birbirinden çarpıcı enstalasyon çalışmalarının yer aldığı “Hayal-i Alem”de 71 adet minyatürden oluşan Büyü serisi de ilk defa sergilenecek.

    CANAN sergi hakkında şunları söyledi: “Toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan bir insan ve feminist bir sanatçı olarak masalların farklı analiz edilmesi gerektiğine inanıyorum. ‘Hayal-i Alem’ isimli sergimle masallara farklı bir yorum getirmek istedim. Samimiyetle yorumlanan bir sanatın, karşı tarafa da aynı sıcaklıkla yansıyacağını düşünüyorum. Bu sergide aşk var, kahkaha var, masal var. Ayrıca en önemli ana unsurlardan biri koku var. Dolayısıyla tüm sergi izleyicinin farklı duyularına hitap edecek. Minyatür sanatından ve camaltı resimlerinden, geleneksel el sanatlarından ilham alarak hazırladığım ‘Hayal-i Alem’ sergisi için büyük heyecan duyuyorum ve sanatseverlerin beğenisine sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.” diye konuştu.

    Sergisinin küratörü Begüm Güney ise şunları söyledi: “CANAN, sergisinde hikâyenin en başına dönerek çocuklukta anlatılan masallardan, efsanelerden kurguladığı bir dünyada; kendi dünyasından biriktirdiği her miti ve imgeyi içine yerleştirebildiği, mitolojik karakterlere büründürdüğü bir hayali alem yaratıyor. Kanatlı atlar, bedensiz melekler, yerin altında ve üstünde yaşayan, yarı hayvan yarı insan gerçeküstü yaratıkların yer aldığı bu alemde hayali olan, gerçek olana yansıyor. Parlak kumaşlara ve tüllere incelikle işlenen nakış, pul, payet ve boncuklar, gövdelerinde ve görkemli kanatlarında kullanılan renkli tüyler, süslü metal aksesuarlar ile sağlanan görselliği, geleneksel minyatür estetiğini yücelttiği sembolik bir Doğu mistisizmi taşıyor. Tüm duyuları harekete geçiren müziğin, sesin ve kokunun da dahil edildiği, üç boyutlu minyatür heykel olarak tanımladığımız, kurutulmuş çiçek ve bitkilerin iliştirildiği figürler; mekâna güzel kokular yayarak Canan’ın kahkahalarına, kendi sesinden masallarına karışıyor.”

    ​CANAN’ın “Hayal-i Alem” başlıklı sergisini 20 Kasım’a kadar Akaretler Sıraevler No:55’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1974
  • 07-10-2021

    Eveline Payette'nin kaleme aldığı, Guillaume Perreault'ın resimlediği, okurlarını mamutların evcil ve ROCKçı olduğuna ikna eden kitap Rockçı Mamut, Deniz Aytekin'in çevirisiyle Kırmızı Kedi Çocuk’tan çıktı.

    Louis, öğretmeninin pazartesi günü için verdiği “Seçtiğiniz bir evcil hayvan hakkında araştırma yapın ve bu hayvanı sınıfın önünde tanıtın” ödevi üzerine anlatır: “Merhaba. Bugün size tanıtmak için seçtiğim evcil hayvan, elephas primigerius yani mammuthus. Daha çok bilinen adıyla MAMUT.

    ​Ödevini anlatmak için tahtaya kalkan Louis, aşırı kıllı, soğuğu seven ve çığlıklar atan mamutların rock şarkıcılarının atası olduğunu iddia ediyor. Hatta, nesli tükenen bu hayvanların bir yerlerde saklandığına dair hipotezi bile var. Louis, bir dedektif titizliğiyle yürüttüğü araştırmalarından ve ayrıntılı sunumundan sonra, mamutların evcil ve ROCKçı olduğuna okuru ikna edecek.

    0
    0
    1661
  • 06-10-2021

    DasDas’ın yeni sezonda ev sahipliği yapacağı konserlerin ilk konuğu Büyük Ev Ablukada olacak. “+1 Sunar: Büyük Ev Ablukada Akustik”, 9 Ekim Cumartesi akşamı saat 21.00’de DasDas’ta müzikseverlerle buluşacak.

    “Hoşçakal Kadar”, “Güneş Yerinde” ve “Evren Bozması” şarkılarıyla alternatif müziğin önde gelen gruplarından biri hâline gelen Büyük Ev Ablukada, “+1 Sunar: Büyük Ev Ablukada Akustik” konseriyle sevenleriyle bir araya gelecek. Coşkulu sahne performanslarının yanı sıra akustik konserleriyle de büyük ilgi gören grup, 9 Ekim Cumartesi akşamı saat 21.00’de DasDas’ın sahnesinde olacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1638
  • 06-10-2021

    ISTANBUL’74, 7-10 Ekim tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşecek 16. Contemporary İstanbul’da “Flags For Future / Gelecek İçin Bayraklar” ve Rachel Hayes’in açık hava enstalasyonlarıyla birlikte Burhan Doğançay, Belkıs Balpınar ve José Parlá gibi Türkiye’de ve dünyada önde gelen sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturacak.

    ISTANBUL’74, Contemporary İstanbul’da fuarın galeri alanıyla birlikte açık alandaki iki büyük ölçekli sanat projesiyle yer alacak. Utöpia ortaklığında ve Contemporary İstanbul iş birliğiyle gerçekleştirilen “Flags for Future / Gelecek için Bayraklar”, denizler için sürdürülebilirliğe dikkat çekmeyi amaçlıyor ve 25 sanatçının bayrak tasarımlarından oluşuyor. Haliç kıyısında sergilenecek olan proje ortak değerlerimizi yeniden şekillendiren ve kendi içimizde yeni bağlantılar oluşturmak için farkındalık yaratmanın yolunu açmayı hedefliyor. “Flags for Future / Gelecek için Bayraklar” projesinde okyanuslardan çıkan ileri dönüştürülmüş plastik atıklarından yapılan ve BluProjects iş birliğiyle sınırlı sayıda üretilen 25 sanatçı bayrağı yer alıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilen satışlardan elde edilen gelirler okyanusların korunması için çalışan Parley for the Oceans girişimi ve Türkiye’nin kıyı ve denizlerini korumak için Rahmi M. Koç kurucu başkanlığında başlatılan sivil toplum kuruluşu Turmepa’ya bağışlanacak. Projede, ödüllü mimar Sir David Adjaye, İskoçyalı şair ve heykeltıraş Robert Montgomery, One World Trade Center’ın lobisi için yarattığı duvar resmiyle New York’taki en büyük ölçekli resmin yaratıcısı José Parlá ile Coby Kennedy, Fransız moda tasarımcısı ve sanatçı Jean-Charles de Castelbajac, yarattığı Mr. A karakteriyle ünlü André Saraiva, Türkiye’de çağdaş sanatın önemli isimlerinden Ali Elmacı, ödüllü yönetmen Alphan Eşeli, katmanlı heykelleriyle dünyaca tanınan Seçkin Pirim, çok yönlü kavramsal sanatçı Ahmet Öğüt, spekülatif biyoloji alanında işler yapan multidisipliner sanatçı Pınar Yoldaş, kendi ürettiği fırçalarla üç boyutlu hissedilen eserler üreten multimedya sanatçısı Jamie Nares, ressam, grafiker ve fotoğrafçı Kezban Arca Batıbeki, yapıtlarında kültürel ve toplumsal eleştiriyi mizah ve ironiyle işleyen Ferhat Özgür gibi sanatçıların bayrak tasarımları bulunuyor.

    Amerikalı sanatçı Rachel Hayes’in mekâna özel kurguladığı enstalasyonunda sanatçının kendine has imzasını taşıyan renkli çalışmalarına yer alıyor. Kumaş ve tekstil ürünleri kullanarak büyük ölçekli eserler yaratan Rachel Hayes, eserlerinde hem beşerî hem de doğal ortamları, renk ve farklı formlar katarak zenginleştirmeyi hedefliyor.

    ​ISTANBUL’74’ün galeri alanında ise yarım asır boyunca dünyanın farklı şehirlerinde izlediği duvarları sanat eserlerine entegre etmesiyle tanınan Burhan Doğançay’ın iki eseri, işlerinde geleneksel dokuma teknikleriyle çağdaş temaları birleştiren artkilim akımının dünyadaki öncüsü Belkıs Balpınar ve kaligrafi ile soyut sanatı harmanlayan, duvar resimleriyle ünlü Kübalı-Amerikalı sanatçı José Parlá’nın eserleri sanatseverlerle buluşuyor.

    0
    0
    5149
  • 06-10-2021

    Deneyimli yayıncı Deniz Yüce Başarır, Kent Oyuncuları’nın kurucularından usta tiyatro insanı ve babası Kâmran Yüce’nin arşivini araladığı Perde Kapanmasa Görecektiniz, Kâmran Yüce’nin Arşivinden Kent Oyuncuları’nın Kuruluş Hikâyesi (1959-1986) adlı kitabı okurla buluştu.

    Deniz Yüce Başarır, Kent Oyuncuları’nın, namı diğer Kenter Tiyatrosu’nun tarihini tanıklıklar, belgeler ve fotoğraflarla anlatırken satır aralarında küçük bir kız çocuğunun duygularına da yer veriyor. Başarır’ın hatırladıklarını, kendi çocukluk anılarını da katarak yazmaya koyulduğu kitaba Haldun Dormen, Genco Erkal, Göksel Kortay, Sema Özcan (Sarper), Salih Sarıkaya, Güler Ökten, Candan ve Uğur Say, Gül Onat, Mehmet Birkiye ve Mustafa Alabora’nın anlatıları da eşlik ediyor.

    Perde Kapanmasa Görecektiniz; topluluğun kurucu ekibinde yer alan, oyunculuğunun yanı sıra tiyatronun dergi, afiş, ilan, basınla ilişkiler gibi işlerini de yürüten Kâmran Yüce’nin arşivine dayanıyor. Uzun bir araştırma sürecinin sonucunda ortaya çıkan kitap, adını Yüce’nin Gölge adlı şiirinin bir dizesinden alıyor. Kitap Kent Oyuncuları’nı arşivler, belgeler ve fotoğraflarla olduğu kadar gözlemci bir kız çocuğunun duygularıyla da ortaya koyuyor.

    Perde Kapanmasa Görecektiniz, Kâmran Yüce’nin Arşivinden Kent Oyuncuları’nın Kuruluş Hikâyesi (1959-1986) adlı bu özel çalışmayı İstanbul Kitapçısı’nın mağazalarından ve başta istanbulkitapcisi.com olmak üzere internet satış sitelerinden satın alabilirsiniz.

    0
    0
    5044
  • 06-10-2021

    Tiyatro Alesta, yeni sezonda Murat Uyurkulak’ın Delibo adlı eserini sahneye taşıyor. Yönetmenliğini Orçun Ucal’ın yaptığı ve oyunculuğunu Mehmet Şerif Tozlu’nun üstlendiği Delibo, 6 Ekim Çarşamba günü saat 20:30’da (bu akşam) Moda Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşuyor.

    Delibo, Murat Uyurkulak’ın aynı adlı romanından Mehmet Şerif Tozlu, Nevra Ayşem Savaşçı, Oğuz Gülen ve Orçun Ucal tarafından uyarlandı. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    “Kaybolmuş bir gençlik, unutulmaya çalışılan bir aşk ve bir telefonla geri gelen geçmiş, baba ocağı, hatıralar, dostluklar, kahramanlar ve İzmir... On sekiz yıl önce, on sekiz yaşının ilk dakikasında hayatını mahvedip terk ettiği Bornova’ya bir telefonla dönmeye karar verir Yusuf. Çocukluk kahramanı Delibo kaybolmuştur. Çocukluk aşkı Yasemin’le bir yandan Delibo aranır bir yandan da hasır altı edilen geçmişle hesaplaşılır. ‘Gençlikten başka din yok şu alemde.’”

    0
    0
    1800
  • 06-10-2021

    Nef, fotoğraf sanatçısı ve mimar Sıtkı Kösemen’in 1973-1989 yılları arasında Bodrum’da çektiği fotoğraflardan oluşan ve kentin tüm bileşenlerine tanıklık eden “Dönüşümler” başlıklı sergisi ile Contemporary İstanbul 16. edisyonunda yer alıyor.

    Bihter Sabanoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı ve Nef’in katkılarıyla gerçekleşen “Dönüşümler” sergisi, Sıtkı Kösemen’in 1973-1989 yılları arasında Bodrum’da çektiği 21 fotoğraftan oluşuyor. Nef Reserve projeleriyle Bodrum’u geçmişten geleceğe özünde taşıdığı değerleri ile yaşatmayı önemseyen Nef, sanatın farkındalık gücünü, “Dönüşümler” sergisiyle vurguluyor. Bodrum ve sanat tutkusunu bir araya getiren sergide yer alan geçmişle bugünü buluşturan eserler, Sıtkı Kösemen’in bakış açısıyla zamandan bağımsız bir şekilde ortaya konulan bir Bodrum günlüğünü yansıtıyor.

    Sıtkı Kösemen eserlere konu olan zamanları şu şekilde anlatıyor: “ODTU Mimarlık Fakültesi 1. sınıf öğrencisi iken Bodrum'a âşık olmuştuk. Otobüs ile Ankara'dan yaptığımız yolculuklar 12 saat sürerdi. Plaj olarak en çok vakit geçirilen yer Kale’nin yanındaki beton dalgakıran veya Bardakçı Koyu. O zaman Bardakçı’ya yol yoktu. Küçük motorlar sizi Bardakçı’ya götürürdü. Malum Bardakçı’nın en popüler siması Zeki Müren hep bu güzel koyda denize girerdi.”

    Serginin küratörü Bihter Sabanoğlu şunları söylüyor: “Fotoğraflar bir zamanlar ulaşılması güç, ama terk etmesi daha güç o kentin tüm bileşenleri hakkında bir tanıklık. Bu, kaybedilene bir güzelleme olmaktan çok, sayfalarında anıların, birbirinden alabildiğine farklı insan hayatlarının, doğal ve suni elementlerin, güneşin, kirecin, taşın, ahşabın istiflendiği bir günlük.”

    Ayrıca sergi alanında tasarımcı Sema Topaloğlu’nun Reflective Garden isimli yerleştirmesi yansıma için cam ve aydınlatmadan oluşan bir bahçe ile yer alıyor. Hem ışığı yayan hem de yansıtan cam ve pirinçten bir dizi aydınlatma armatürü ile tasarlanan eserde bitkileri karşılayan bu ışıklar insan yapımı bir “biyolüminesans” oluşturuyor. Bitki ışıkları, Bodrum’un doğal topoğrafyasından etkilenerek Akgöz Peyzaj Tasarım’dan peyzaj mimarı Zeynep Akgöze tarafından tasarlanan sazlık alanda düzenlendi. Bu alanda bir zeytin ağacı ve Türkiye’nin Ege Bölgesi’ne özgü farklı bitki türleri yer alıyor.

    ​“Dönüşümler” sergisi 7 - 10 Ekim tarihleri arasında 16. Contemporary İstanbul’da görülebilir.

    0
    0
    2003
DAHA FAZLA
Geldanlage