
Bilsart, Ferhat Satıcı’nın “Heykeltraşın Kabusu” başlıklı kişisel sergisini 27 Kasım tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Ferhat Satıcı tarihsel anlatıları merkezine alan anıtsal alegorileri, gündelik yaşam, bilinçaltı ve toplumsal travmalarla yeniden ele alıyor. “Heykeltraşın Kabusu” serisinde sanatçı eseri üreten heykeltıraşın zihni ile eserin zihni arasındaki bağları açığa çıkarıyor. Hareketli imajın üretim süreçleri ile kalıcı ve sabit imgelerin üretilişi arasındaki geçiş alanında imgenin ve duyguların yerinden edildiği bir topografya kurgulayan sergi, toplumsal ve fiziksel travmaların kimi başlangıçlara sebep olabileceği gibi rüyalar ve kabusların da farklı coğrafyalarda farklı anlamlarla tekrar tezahür edebileceğinin altını çiziyor.
Satıcı’nın “Heykeltraşın Kabusu” serisinin üçüncüsü olan Canonica’nın Kabusu başlıklı videosu ilk kez bu sergiyle izleyici karşısına çıkacak. Video üçlemesine eşlik eden çizimler, obje ve heykeller projenin sürecini, katmanlarını ve arka planını açığa çıkaracak detaylar olarak yer alıyor. Sergide abidevi geçmişten, karanlık bir geleceğe yolculuk eden anıt imgesi, zamansız bir coğrafyada izleyici ile tekrar buluşmayı bekliyor.
Ferhat Satıcı’nın “Heykeltraşın Kabusu” başlıklı sergisini 27 Kasım tarihine kadar Bilsart’ta ziyaret edebilirsiniz.
Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin düzenlediği Yazar & Şair Buluşmaları’nın konuğu Birgül Oğuz oluyor.
Zeynep Uysal moderatörlüğünde gerçekleşecek buluşmada Birgül Oğuz ile sekiz dile çevrilen ve 2014 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’nü alan öykü kitabı Hah (2012) ve son kitabı İstasyon üzerine konuşulacak.
Birgül Oğuz’un katılacağı Yazar & Şair Buluşmaları, 18 Kasım Perşembe günü, saat 17:00’de Zoom canlı yayınında gerçekleşecek. Herkesin katılımına açık ve ücretsiz olacak etkinliğe burada kayıt olabilirsiniz.
“Olur, dedim, gelirim. İki saat sonra bavulum hazırdı. Gara vardığımda trenin kalkmasına hâlâ bir saat vardı. Ne ilçeden ayrılmak duygulandırıyordu beni ne başkente gidecek olmak. Yine de vagona yürürken acele ediyordum; bir elde bilet diğerinde bavul etrafa şaşkın şaşkın bakan yolcular beni sinirlendiriyordu ve vagon girişindeki demir kulplara sımsıkı tutunup kendini basamaklardan yukarı çekmeye çalışan kadını sırtından içeri ittirmemek için kendimi zor tutmuştum.” — Birgül Oğuz, İstasyon. Metis Yayınları, 2020.
Fotoğraf: Thomas Langdon
François Y. Doré’nin hayvan davranışı üzerine en güncel bilgi ve araştırmaları, deneyleri ve bunların şaşırtıcı sonuçlarını derlediği çalışması Hayvanların Kafasından Neler Geçiyor?, Başak Bekişli’nin çevirisiyle Alakarga Yayınları’ndan çıktı.
Hayvanların zihinsel davranışları üzerine araştırmalar yapan uluslararası saygınlığa sahip bilim insanlarından biri olan Doré’nin bu araştırması uzun yıllara dayanıyor.
“Ezop ya da La Fontaine’in fablları, Andersen ya da Perrault’nun masalları ve çizgi filmler, onlardan ders çıkarmak veya sadece eğlendirmek amacıyla, hayvanlar için karakteristik şekilde insanlara has olan kişilik özellikleri tasarlar. Bu tasvirlere göre karınca çalışkan, ağustosböceği aylaktır; saksağan geveze, karga ise saftır. Oysa aslında ağustosböceği karınca kadar gayretlidir. Saksağan diğer kuşlardan daha geveze değildir. Karga ise, saf olmak şöyle dursun, en az tilki kadar kurnazdır ve hatta olağanüstü bir zekâya sahiptir.”
Ferda Art Platform, Eda Soylu’nun “Yetişkinler için Oyun Blokları” başlıklı sergisini 11 Aralık tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Oyun kavramı üzerinden kurgulanan “Yetişkinler için Oyun Blokları” başlıklı sergi, izleyicinin hafıza katmanlarıyla olan ilişkisini yerleştirmeler ve fotoğraflar üzerinden renkli bir biçimde ele alıyor. Sanatçı 2013 yılında Gezi Olayları’ndan artakalan gaz kapsüllerini muhafaza etme amacıyla renkli beton bloklar üretti. Bu bloklar kapsüllere ev sahipliği yaparak, saklama ve koruma görevi görüyor. Bireysel ve kolektif deneyimlerin, geçmişten günümüze yolculuğunu gözler önüne seriyor. Sergi, sanat yazarı Hatice Utkan Özden’in de dediği gibi, izleyiciyi bir yandan eleştirel bir oyun alanına davet ederken, diğer yandan geçmişi yeniden keşfetmelerine olanak sağlıyor.
Eda Soylu’nun “Yetişkinler için Oyun Blokları” başlıklı kişisel sergisini 11 Aralık’a kadar Ferda Art Platform’da ziyaret edebilirsiniz.
DasDas, yeni programı kapsamında Vahşet Tanrısı, Deli Bayramı, Romeo & Juliet ve Westend / Batının Sonu oyunlarının yanı sıra Bir Barda Bir Gece… isimli yeni oyununu da tiyatroseverlerle buluşturacak.
Uzlaşmak için bir araya gelen ebeveynlerin hikâyesini seyirciye komik bir dille aktaran Anadolu Efes Katkılarıyla: Vahşet Tanrısı, 17 Kasım saat 20.30’da DasDas Sahne’de sahnelenecek. Yasmina Reza imzalı oyunun kadrosunda Binnur Kaya, Dolunay Soysert, Güven Kıraç ve Levent Ülgen yer alıyor.
Süpervizörlüğünü Metin Akpınar’ın, yönetmenliğini ise Akpınar ile Mert Fırat’ın birlikte üstlendiği Deli Bayramı 18 Kasım saat 20.30’da DasDas’ta izleyici karşısına çıkacak. Hiciv sanatının önemli bir örneğini sahneye taşıyan oyunun kadrosunda Alper Baytekin, Ayşegül Cengiz, Büşra Alnıtemiz, Cansu Boz, Didem Balçın, Erdi Güçlü, Hande Özkurt, Kadir Burak Baydar, Mert Fırat, Nila Fırat, Özgün Aydın, Tunahan Çilingir ve Volkan Yosunlu yer alıyor.
İmkansızlıklardan doğan büyük bir aşkı anlatan Romeo & Juliet oyunu DasDas’ta 19 Kasım saat 20.30’da yeniden sahnelenecek. Mert Fırat ve Nagihan Gürkan’ın yönetmenliğini üstlendiği oyun, Shakespeare’in kült eserini bambaşka bir zaman diliminde izleyiciye sunuyor. Romeo & Juliet’in oyuncu kadrosunda Ayberk Aladar, Barış Gönenen, Başak Kıvılcım Ertanoğlu, Can Avcı, Ceren Boz, Deniz Can Aktaş, Erdem Akakçe, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Hülya Gülşen, Naz Çağla Irmak, Onur Tanyeri, Sinan Gülşen ve Ümit Erlim yer alıyor.
Alternatif müziğin dikkat çeken gruplarından Büyük Ev Ablukada, “+1 Sunar: Büyük Ev Ablukada - Mutsuz Parti” isimli konseriyle 20 Kasım saat 22.00’de DasDas’ta müzikseverlerle buluşacak.
Moritz Rinke imzalı Anadolu Efes Katkılarıyla: Westend / Batının Sonu oyunu 21 Kasım saat 17.00’de DasDas Sahne’de olacak. Tuğsal Moğul’un yönetmenliğini üstlendiği oyunun kadrosunda Evren Bingöl, Gün Koper, Mert Fırat, Naz Çağla Irmak, Pervin Bağdat ve Tülin Özen gibi birbirinden başarılı oyuncular yer alıyor. Oyun Eduard ile Charlotte çiftinin yeni evlerinde eski bir arkadaşlarını ve komşularını ağırladıkları geceyi merkezine alıyor.
Nagihan Gürkan’ın yönetmenliğindeki, Lulu Raczka imzalı Bir Barda Bir Gece… oyunu 26 Kasım saat 20.30’da DasDas Sahne’de prömiyerini yapacak. Afra Saraçoğlu’nun ilk kez, Nurgül Yeşilçay’ın ise uzun bir aranın ardından tiyatro sahnesine çıkacağı DasDas’ın yeni prodüksiyonu, kadınların her akşam başlayan elektrik kesintileri sırasında kayboldukları bir dünyada arkadaşını bulmak için bir bara giden üniformalı kız ile barın tek çalışanı bir kadının arasındaki gerilimin ve soru işaretlerinin hiç bitmediği, günümüze çok da uzak olmayan distopik bir dünyayı anlatıyor.
DasDas Kasım Ayı Progamı:
17 Kasım Çarşamba 20.30 - Anadolu Efes Katkılarıyla: Vahşet Tanrısı,
18 Kasım Perşembe 20.30 - Deli Bayramı
19 Kasım Cuma 20.30 - Romeo & Juliet
20 Kasım Cumartesi 22.00 - “+1 Sunar: Büyük Ev Ablukada - Mutsuz Parti”
21 Kasım Pazar 17.00 - Anadolu Efes Katkılarıyla: Westend / Batının Sonu
26 Kasım Cuma 20.30 - Bir Barda Bir Gece…
Garanti BBVA tarafından 2011’de kurulan SALT’ın onuncu yıl programları, Türkiye’den altı sanatçının videolarının yer aldığı “Ardışık” gösterimleriyle 19 - 20 Kasım’da Museo Reina Sofía’da (Madrid) devam ediyor.
Fatma Belkıs ve Onur Gökmen’in katılımı ve SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner’in sunumuyla başlayacak iki günlük program kapsamında Türkiye’den altı sanatçının çalışmaları izleyiciyle buluşacak. SALT, Reina Sofía ekibiyle birlikte 2021 Ocak ayında başlayan Ardışık dâhilinde planlanan bağımsız beş sergiden birer çalışma seçti: Barış Doğrusöz’ün Sandstorm and the Oblivion [Kum Fırtınası ve Nisyan] (2017) videosu sömürgeci söylemin anlatı inşası üzerinden kazı politikalarını, Deniz Gül’ün Kartpostal’ı (2017-2020) kavramsal bir oyun olarak dilin kullanımını, Volkan Aslan’ın En İyi Dileklerimle’si (2019) gündelik hayatın şiddetine dair eleştirel bir yaklaşımı, Fatma Belkıs ve Onur Gökmen'in kara komedisi Alakadar (2021) bireyin modernleşmeyle girdiği mücadeleyi ve Aykan Safoğlu’nun Hundsstern steigt ab [Köpek Yıldızı alçalıyor] (2020) videosu kimlik siyasetini irdeliyor. Seçki, sanatçıların pratiklerinde ortaya çıkan kavramsal dağarcık aracılığıyla sembolik iktidar meselesini ele alıyor.
“Ardışık” Museo Reina Sofía’da gerçekleştirilecek gösterim programından sonra L’Internationale üyesi kurumlardan Muzeum Sztuki Nowoczesnej w Warszawie (Varşova) ve M HKA, The Museum of Contemporary Art’ın (Antwerp) 2022 programları kapsamında da sunulacak.
Program:
19 - 20 Kasım 2021, 18.00
Sabatini Oditoryumu, Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía (Madrid)
Barış Doğrusöz, Sandstorm and the Oblivion [Kum Fırtınası ve Nisyan], 2017, 8'
Deniz Gül, Kartpostal, 2017–2020, 4.5'
Volkan Aslan, En İyi Dileklerimle, 2019, 9'
Fatma Belkıs & Onur Gökmen, Alakadar, 2021, 23'
Aykan Safoğlu, Hundsstern steigt ab [Köpek Yıldızı alçalıyor], 2020, 12'
Künye:
1. Fatma Belkıs ve Onur Gökmen’in yapım aşamasındaki Alakadar filminden bir kare Sanatçıların izniyle
2. Aykan Safoğlu’nun Hundsstern steigt ab [Köpek Yıldızı alçalıyor] (2020) videosundan bir kare Sanatçı ve The Pill (İstanbul) izniyle
3. Barış Doğrusöz’ün Sandstorm and the Oblivion [Kum Fırtınası ve Nisyan] (2017) videosundan bir kare Sanatçının izniyle
4. Volkan Aslan’ın En İyi Dileklerimle (2019) videosundan bir kare Sanatçının izniyle
5. Deniz Gül’ün Kartpostal video serisinden bir görsel (2017-2020) Sanatçının izniyle
Tuba Kumaş’ın yalnızlık, utangaçlık, suskunluk gibi konuları ele alan altı kısa öyküsünden oluşan Berk Öztürk’ün resimlediği Solo ve Fısıltı, İthaki Çocuk’tan çıktı.
Solo ve Fısıltı, çocukluk çağından başlayarak hayatın her alanında yüzleşebileceğimiz duygularla, okuru içine döndüren bir yolculuğa çıkarıyor. Eşyayla dolu evlerin arasında kendi varlığımızı bulmaya, gülümsemeyi öğrenmeye, yalnız olmadığımızı hissetmeye ve diğer pek çok şeye dair umut aşılayan özlü öyküler anlatıyor.
Arctic Monkeys, PSM Loves Summer kapsamında 9 ve 10 Ağustos’ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Arctic Monkeys 2019 yılında sona eren Tranquility Base Hotel + Casino Tour’un ardından 2022 yılında tekrar sahnelere dönüyor. İngiliz grup 9 ve 10 Ağustos tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek. Arctic Monkey Türkiye’de en son 2013 yılında gerçekleştirilen Rock’n Coke festivalinde dinleyicileriyle buluşmuştu. Bu kez art arda iki konser ile sevenleriyle bir araya gelecek olan Arctic Monkeys’in konser biletleri 24 Kasım tarihinden itibaren Passo üzerinden satın alınabilecek.
The Stay, dijital sohbet buluşmalarının üçüncüsünü Jülide Ateş’in moderatörlüğünde, BASE & Kolekta Kurucu Ortağı Ali Kerem Bilge, Dijital Sanat Küratörü Esra Özkan, GAIA&GINO Kurucu ve Kreatif Direktörü Gaye Çevikel, öğretmen, sanatçı, akademisyen ve Baksı Müzesi kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın katılımıyla gerçekleştirdi.
The Stay Bosphorus’ta gerçekleştirilen The Stay Art Talks’ta yeni nesil sanattan koleksiyonerliğe, dijital sanatlardan tasarım hikâyelerine ve özgün bir bakış açısıyla kurulmuş Baksı Müzesi’ne kadar birçok konu ele alındı.
Jülide Ateş şunları söyledi: “The Stay Bosphorus, Bebek Hotel By Stay, The Stay Nişantaşı ve Alaçatı’daki The Stay Warehouse otellerinin her birinin yaşam alanları, odaları ve duvarları kendi tarzını ve karakterini yansıtan çok özel Türk ve yabancı sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sanat eserlerini adeta bir galeri duruşuyla otellerinde sunan The Stay; Alaçatı’daki Warehouse’da ise yıl boyunca gerçekleştirilen kültür sanat etkinlikleri düzenleyerek sanatın diğer dallarını da misafirleriyle buluşturuyor.” Ayrıca Ateş konuşmasında The Stay sanat koleksiyonunu hem ölümsüz kılmak hem de daha geniş bir kitleye sunmak amacıyla hazırlanan The Stay ArtBook’un müjdesini de verdi.
BASE & Kolekta Kurucu Ortağı Ali Kerem Bilge, Base’in hikâyesini şu sözlerle anlattı: “Türkiye’de her yıl mezun olan binlerce sanatçı ve yaratıcı genç arkadaşımız; tüm Türkiye’de 45-50 şehre yayılan sanat noktaları var. Tüm bu insanların çabalarını sanatseverlerle buluşturmak adına 2017 yılında Base için adımlarımızı attık. 5 yılda 500’ün üzerinde yeni mezuna işlerini gösterme fırsatını sunuyoruz.”
Contemporary İstanbul’un bir parçası olan Plugin’in 2017 yılında dijital sanat küratörlüğünü yapmaya başlayan Esra Özkan, Plugin ve dijital sanatın dinamiklerini şu şekilde açıkladı: “Dijital sanatların temel konulardan biri; insan aklının muhakemesinde bir iz bırakabilmek. Bu hikâyede deneyim olarak adlandırdığımız konu beynimizde bitiyor. Ve bu beyin çalışmalarıyla bilgisayarların ya da yapay makinaların çalışmasıyla gerçekten bir deneyim ortaya çıkıyor ve dijital sanatlarda aslında bu deneyimi ele alıyor. Dijital sanatlar hayatımızın bir parçası.”
Tasarım ve sanat ilişkisini ele alan Gaye Çevikel şunları söyledi: “Koleksiyonluk tasarım eseriyle ile endüstriyel tasarım arasında keskin bir ayırım yapmak çok mümkün değil çünkü her ikisinde de tasarımcı veya sanatçının duyguları, hisleri, şiirselliği var. Aynı zamanda içinde bulundukları zamana sıra dışı bir manifestoyu temsil ederler. Ancak koleksiyonluk tasarım ürünü ile sanat eseri arasındaki tek fark bir fonksiyonu olmasıdır. Tasarım eserinde, bir fonksiyon vardır.”
Baksı Müzesi’nin kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan konuşmasında şunları söyledi: “İnsanların kalbine kulağımızı dayadık, ihtiyaçlarını, kaybettiklerini ve isteklerini göz önünde bulundurarak filizlenen Baksı bir gönüllük merkezidir” ve ekledi: “Bir konferansta bir öğrencim bana kaç yaşında olduğumu sormuştu ve ona ben ‘insanoğlunun öyküsünü öğrenebildiğim kadar eskiden doğdum ve yaptıklarım unutuluncaya kadar da yaşayacağım’ demiştim. İnsana ve uygarlığa da böyle bakıyorum. İnsan böyle baktığı andan itibaren günü birlik yaşantıdan kurtarılmış oluyor. Ben feodal bir aileden geliyorum ve bu bölgenin pozitif taraflarından etkilendim. Çok masal dinledim. Masalların aslında bir ideolojisi vardır; insanları başkaları için kendilerini adanması konusunda yüreklendirir ve bir hayal gücü verir. Kahramanlar hiç yılmaz.”
Üçüncüsü gerçekleşen The Stay Art Talks söyleşini buradan izleyebilirsiniz.
Selim İleri’nin hastane ve hastane sonrası günlerini, yorgun iç dünyasını açıklıkla sunduğu, Burcu Aktaş’ın hazırladığı Düşüşten Sonra, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Alt başlığı “birkaç kişi, gülümseyişleri, ağlayışları, sessizlikleri” olan Düşüşten Sonra’da insanlığın zaafları, acıları, düş bozumları, yitik sevinçleri içtenlikle dile getiriliyor. İleri hastane ve hastane sonrası günlerini en iyi bildiği şeyle, edebiyatla sorguluyor. Tek bir anla değişen küskün, örtük hayatına bakarken kırgınlıklarını, pişmanlıklarını, mutluluklarını, incittiklerini bir bir gözünün önüne getiriyor.
“Akşama az kaldı. Akşam uzun koridorlarda hastalar tek başlarına. Akşamla birlikte yarını bekleyeceğim: Yarın yine gelecekler mi? Hep yarın! Hep yarın olsun! Yarın olsun! Belki yine gelirler...”